tulû‘ edüp şeyh-i hümâm olup Rûm u Hindistân'da velvele-ârâ kutb-ı Rabbânî ve â …
Tekye-i eş-Şeyh Hazret-i Abdülkâdir Cîlânî: Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbunda Cîlân nâm bir büleyde-i benâmdan tulû‘ edüp şeyh-i hümâm olup Rûm u Hindistân'da velvele-ârâ kutb-ı Rabbânî ve ârif-i Samedânî eş-Şeyh Hazret-i Abdülkâdir Cîlânî'dir. Yohsa diyâr-ı Acem'de Gîlân'dan değildir. Bu tekye-i makâm-ı tevhîd-i erre onların rûhâniyyeti sebebiyle imâr olmuşdur. Kurd Bayırı nâm mahalde cânib-i cenûba nâzır bir mürtefi‘ zemînde bir ulu âsitâne-i sa‘âdetdir kim âşıkân-ı sâdıkândan bin aded fukarâ-yı ehl-i tevhîd olur bir tevhîd meydânıyla ârâste ü müte‘addid hücreler ile pîrâste olmuş matbahı ve kilârı ve sâ’ir imâreti ma‘mûr âsitâne-i Kâdirî'dir. Her rûz-ı cum‘a niçe bin ârif-i billâh cem‘ olup tevhîd [ü] tezkîr edüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle uşşâka ni‘meti mebzûldür. Niçe kerre ehl-i şer‘ "Tevhîd ve raks harâmdır" deyü bu tâ’ifeye seng-sâr-ı ta‘n-ı ağyâr etdiler. Bunlar cümle hâmûş-bâş olup aslâ âyînlerin bozmayıp âyet Arapça nassı ile âyet-i şerif
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… metânet ve istihkâm ve bunda olan hendese-i zerâfet ve nezâfet-i tâm bir cisr-i
benâmda
yokdur. İmdi ey ihvân-ı vefâ Hudâ âlimdir, bu ömr-i girân-mâyeyi hâlâ seyâhatde …
Üstâd-ı bennâ "Bu nehr-i mecnûn üzre bir göz cisr olmakdan gayrı ilâç yokdur", deyüp bu cisrin tarafeynine ol kadar metânet üzre vâsi‘ ve arîz rıhtım ve ıskara esâslar bırağup bir tarafdan bir tarafa tâk-i Kisrâ'dan nişân verir bir göz inşâ etmişdir kim mesâfe-i ba‘îdeden zıhgîr gibi nümâyândır. Cisrin bir çenesinden bir çenesine varınca kâmil yüz yetmiş üç adımdır. Gerçi diyâr-ı Hersek'de Mostar köprüsü de bir gözdür ammâ bu cisr-i Batmân hendese-i batmanda gâyet ağır mosta[r]dır. Zîrâ bunda olan metânet ve istihkâm ve bunda olan hendese-i zerâfet ve nezâfet-i tâm bir cisr-i benâmda yokdur. İmdi ey ihvân-ı vefâ Hudâ âlimdir, bu ömr-i girân-mâyeyi hâlâ seyâhatde ifnâ etmedeyiz, ammâ böyle bir mehîb u mahûf kantara görmedim. Hey’et ve hikmet okuyan ihtimâlci yârânlar bu cisrden geçmek ihtimâli yokdur. Niçesi tulumlar ile kelek ve pot yapdırup ubûr eder. Zîrâ ta zirve-i a‘lâsına çıkdıkça cisrin kendiri bâr-ı sakîl olmasın içün üstâd-ı bennâ cisrin zirvesin incecik etmiş. Ol mahalden aşağı âdem bakmağa cür’et idemez, ammâ aşağıları gâyet vâsi‘dir ve iki tarafında kal‘a kapuları gibi demir kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… olup Mekke-i Mükerreme hâricinde cânib-i şimâlde Bâb-ı Mu‘allâ nâm bir makâm-ı
benâmda
kıbâbı içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyh. Andan,
Bânî-i sâlisi, Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melikü'l-Devânîkî tevsî‘ etdi ve gâyet ma‘mûr etdi. Bu Mansûr-ı Devânıkî gâyet hasîs ü le‘îm ü nekes kes olup hisset denâ’etinden bir dankı hisâb etdiğiyçün Mansûr-ı Devânıkî derlerdi. Gerçi gaddâr halk eyle derler ammâ Âl-i Emeviyyûn'dan eyle bir sâhib-i kerem ve sâhibü'l-hayrât gelmemişdir. Bu Bağdâd kal‘asın tevsî‘ etdikden sonra Mekke-i mükerreme'ye varup Harem-i Mekke'yi ve cemî‘i kıbâbların müceddeden tevsî‘ edüp ve iki aded minâre-i serâmed inşâ edüp hâlâ Harem-i şerîf etrâfında yedi aded minâre-i âlî olmışdır kim her biri beşer ve dörder şerîfeli minâre-i bâlâlardır. Ba‘dehû Devânıkî Hazret-i Resûl'i vâkı‘asında görüp "Yâ Mansûr, benim şefâ‘time gel!" derler. Hikmet-i Hudâ ertesi Mansûr-ı Devânıkî merhûm olup Mekke-i Mükerreme hâricinde cânib-i şimâlde Bâb-ı Mu‘allâ nâm bir makâm-ı benâmda kıbâbı içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a ·
metinde göster ·
… şiddeti vezîria‘zam kolunda handakın yeri yüzünde Yassı Tabya nâm bir mel‘ûn-ı
benâmda
beş bin kadar küffâr-ı dûzah-karâr kapanup neberd-i azîm ol tabyada idi, zîrâ b …
Ammâ ceng-i azîmin kesret ü vefreti ve şiddeti vezîria‘zam kolunda handakın yeri yüzünde Yassı Tabya nâm bir mel‘ûn-ı benâmda beş bin kadar küffâr-ı dûzah-karâr kapanup neberd-i azîm ol tabyada idi, zîrâ bu tabya-i mel‘ûn handak hâricinde bir alçak yerde olup sarp Macar tüfenglileri olmağile bizim meterislerimizde bir merd-i âferîde baş gösterüp kâfirden bir baş almağa kâdir olmayup subh u mesâ mesâfe-i ba‘îdeden tüfengleşirlerdi, zîrâ ıhrâk olan varoşlardan içeri kal‘anın handak ve kenârları ve bu mezkûr Yassı Tabya başka kal‘a-misâl handakları etrâfı çet-a-çet beşer ve altışar kat kalın direklerden parmaklık sık ormanlık gibi kat-ender-kat şarampavlar edüp bu kadar bin küffâr bu parmaklıkların ardlarında meterislenüp leyle'l-işâ ceng [ü] cidâl olup dahi bir şarampav dîvârı alınmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… gün bir gulâmım esîr oldu. Hâlâ ol kölem Komaran'da Ziçişvan nâm bir kapudan-ı
benâmda
esîr olup niçe kerre gulâmımın Üstürgonlularla kâğızları geldi. Benim oğlanıma …
"Biz Uyvar altında kal‘a muhâsarasında iken Gürcî Mehemmed Paşa kethudâsıyla Komaran kal‘ası altında küffâr ile ceng edüp anda münhezim olduğumuz gün bir gulâmım esîr oldu. Hâlâ ol kölem Komaran'da Ziçişvan nâm bir kapudan-ı benâmda esîr olup niçe kerre gulâmımın Üstürgonlularla kâğızları geldi. Benim oğlanıma bedel yüzbaşı veririm, gulâmım Ziçişvan'dan halâs etsin ve bu kapdanzâde içün beş bin gümüş riyâl isterim. Olursa hoş, olmazsa bunları İslâmbol'a götürüp küreğe korum" dedim. Kâfirler eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
Ve bu iç kal‘anın şark tarafı köşesinde Yıldırım kullesi nâm bir kulle-i
benâmdan
cümle Mora cezîresi ve Girid cezîresi ve Manya burnu ve Çuka cezîreleri ve Akde …
Ve bu iç kal‘anın şark tarafı köşesinde Yıldırım kullesi nâm bir kulle-i benâmdan cümle Mora cezîresi ve Girid cezîresi ve Manya burnu ve Çuka cezîreleri ve Akdeniz içre yetmiş aded Cezâyirler dahi bu Yıldırım kullesinden 282a nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281b–282a ·
metinde göster ·