yanarım içinden çıkmam" deyü ol âteş-i Nemrûd içinde kalup na‘lıncı yonkaların …
"Benim dedem dükkânıdır, ben bunda yanarım içinden çıkmam" deyü ol âteş-i Nemrûd içinde kalup na‘lıncı yonkaların dükkândan taşra atarken câ-be-câ esbâbı ve sakalı yanardı. Bi-emrillâh Unkapanı'ndan tâ Vefâ Meydânına varınca âteş-i azabdan bir sahrâ-yı bî-pâyân olup bu dükkân meydân-ı mahabbetde kalup cümle halk temâşâsına gelüp âlem-i hayretde kalırdı. Mezkûr Hüseyin Çelebi gûyâ ihrâk görmemiş gibi ol şiddet-i hârda ve ol kesret-i gubârda dükkânda oturup na‘lın işlerdi. Su’âl edenlere,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 111a ·
metinde göster ·
… ıtlâk edüp paşa huzuruna getirüp zemin bûs etdikde "Tîz Mahmûd Ağa, on güne dek
ben bunda
iken beytü'l-mâl-i müslimîne deynin edâ edüp deynin halâs eyle. Yohsa sen bilür …
Derhâl Mahmûd Ağa'yı hapisden ıtlâk edüp paşa huzuruna getirüp zemin bûs etdikde "Tîz Mahmûd Ağa, on güne dek ben bunda iken beytü'l-mâl-i müslimîne deynin edâ edüp deynin halâs eyle. Yohsa sen bilürsün" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
"Sultânım, bu dediğin masrûfât [u] müsrifâtları cümle alınız. Bir dahi
ben bunda
gelirsem Hak Ta‘âlâ cânım alsın" deyüp taşra çıkdım ve sizinle sabâh namâzın tâ …
"Sultânım, bu dediğin masrûfât [u] müsrifâtları cümle alınız. Bir dahi ben bunda gelirsem Hak Ta‘âlâ cânım alsın" deyüp taşra çıkdım ve sizinle sabâh namâzın tâ işâ âbdestiyle kılup işte bu makâma gelüp hamd-i Hudâ du‘âmız 44b kabûl oldu. Estağfirullâh bir dahi ben Fâtıma Sultân sarâyına varmam ve inşâallâh artık yüzün dahi görmem" deyü bükâ ederek Sultân ile geçen mâcerâ-yı serencâmın Dershâne bâğçesinde hakîre nakîr ü kıtmîr takrîr edüp andan yine kayığa binüp Bâğçekapusu iskelesinde atına süvâr olup doğru Köpürlüzâde Vezîria‘zam Ahmed Paşa'ya varup vezîria‘zam ikrâmlar edüp "Zifâflar mübârek ola" deyüp Melek Paşa ile sa‘âdetlü pâdişâha gidüp buluşdukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a–44b ·
metinde göster ·
… verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize hakâret ederseniz
ben bunda
on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dî …
Eğer kânûnımız üzre beş yüz altmış aded âdemlerime birer kıyye ekmek ve birer vukıyye et ve beş yüz re’s atlarıma birer yem ve gayri harc-ı ma‘kûlâtlarımızı verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize hakâret ederseniz ben bunda on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum ve siz bana iltifât etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yerine komayup rağbet ü iltifât ü i‘tibâr etmeyüp Galata'da meyhâneler içre pağurya ve yengeç ve kerevit ve sağorine ve midye ve istiridye nâm müzahrafâtları ve sümüklü böcekleri ve kaplıbağa ve ıhtapot balıkları yesin", deyüp hemân paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
"Evliyâm! Aşıkmasana benimle bunda birkaç yıl tursana, sana
ben bunda
bâğlı ve bâğçeli mülk emlâkler ve bânû perî-misâl Çerkes kızları ve pençe-i âfi …
"Evliyâm! Aşıkmasana benimle bunda birkaç yıl tursana, sana ben bunda bâğlı ve bâğçeli mülk emlâkler ve bânû perî-misâl Çerkes kızları ve pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâblar hâzırladım. Elbette kalmak gereksin" dedikde yine Hân'a baş urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165b ·
metinde göster ·