İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

bende*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
616
isabet
515 cümle/beyitte
228,3
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
39 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi611249,6
Dede Korkut Kitabı5154,1

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 616

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“bende*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 10b–11a … ûr belde-i âbâdândır. Ol asırda bu dahi İslâmbol kal‘asına muttasıl bir kal‘a-i bender ve derbend-i calender sevâd-ı mu‘azzam idiğinin hâlâ asâr-ı esâsları nümâyândır …
EÇS I 11a "Mühimmât [u] levâzımâtların benden alın ve şu resm-i musanna‘ üzre vaz‘-ı esâs eylen" deyü Hazret-i Hızır ta‘lîmiy …
EÇS I 33b–34a "Bu câmi‘in cemî‘i mühimmât [u] levâzımât masârıfın benden alın ve bu resme bir câmi‘ binâ edin" deyü Ayasofya'nın vaz‘-ı esâsın ta‘lîm {e …
EÇS I 36a … de Ayasofya kubbesi top [u] çevgân-misâl galtân olup fenâ bulmaya. Ta‘mîr etmek benden feth etmek senden ola. Ve sana bir minâre yeri inşâ edüp anda du‘â etdim. Hemân …
EÇS I 37b "Bire var âdem, sen ma‘tûh olmuşsun, ben senin dediğin âdem değilim, var benden şerrin def‘ eyle" deyüp bilâhire Gülâbî Ağa'ya bir kötek çeker kim fakîr ihtiyâ …
EÇS I 37b–38a … r kaç kerre tecrübe içün itâb [ü] şitâb edüp kulûbuna 38a dokundum, ammâ yine benden rû-gerdân olmayup i‘tikâd-ı tâm ile eteğimden ayrılmadın. Ammâ seni bir pîre gö …
EÇS I 46a … addinde kal‘a-i Segedin ve Seğitvar'da kal‘a-i Türbe ve Özi serhaddinde kal‘a-i Bender ve Edirne'de bir mâ’-i zülâl cârî etdi ve Edirne kurbünde Mustafâ Paşa cisri ka …
EÇS I 47b … şa: Beyâz tavâşî olup Harem'den Şâm, andan Mısır andan donanma ile Hindistân'da bender-i Dîv-âbâdı ve Ahmed-âbâdı ve niçe kılâ‘ları Freng-i Portakal'dan feth edüp Hind …
EÇS I 47b … Portakal'dan feth edüp Hind râyına hibe edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle Yemen'de bender-i Adeni feth edüp Özdemir Beğ ile Habeş'i feth edüp Âsitâne'de vezîr-i a‘zam oldu …
EÇS I 50a–50b … -i Sağ-kol, livâ-i Sol-kol. {Ammâ} livâ-i Silisre ve Nigebolı ve Kırk Kilise ve Bender ve Akkirman ve Özi ve Kılburun sancakları Rûmeli'nden ifrâz olup Karadeniz sâhi …
EÇS I 51a … ır: Evvelâ livâ-i Nigebolı ve Çirmen [ve] Vize ve Kırkkilise ve Bucak Tatarı ve Bender ve Akkirman ve Özi ve Kılburun ve livâ-i cedîd-i Doğan. Livâ-i Silisre paşa san …
EÇS I 52b Cidde paşası ile Mekke şerîfi iştirâk-i sevî üzre zabt edüp benderlerden hâsıl olan mahsûlâtları hissedâr olurlar, gayrı kârları yokdur. Bir alay du‘âcı …
EÇS I 57a … lâyet-i Yemen ve kal‘a-i Aden ve azîmet-i tonanma-yı hümâyûn be-cânib-i Hind ve Bender-i Dîv ve bender-i feth-i kal‘a-i Dimen(?) ve feth-i Habeş. Merkûm kal‘alar cümle …
EÇS I 57a … kal‘a-i Aden ve azîmet-i tonanma-yı hümâyûn be-cânib-i Hind ve Bender-i Dîv ve bender-i feth-i kal‘a-i Dimen(?) ve feth-i Habeş. Merkûm kal‘alar cümle 940 târîhinde be …
EÇS I 71a … p Aşere kırâ’atine başladı. Bu içeride seferde ve hazerde hevâ-yı hevese düşer, bende neşv [ü] nemâ bulup tahsîl-i ulûm etdikden sonra yine pâdişâhımın hidmetinde ol …
EÇS I 74b "Bahr-i Sefîd'in cemî‘i bender [u] iskeleleri ve cezâyirâtları elden gitdi ve Mısır yoluna tüccâr ve huccâc ve …
EÇS I 84a … etiyle ve aşağı dörd bölük sipâhiyle Melek Ahmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp Bender nâm kal‘aya Melek Paşa ağır asker ve cebehâne ile sefere varınca zamân ubûr edü …
EÇS I 90b … yân-ı kibâr ve kılâ‘hâ-yı Mekke ve Medîne ve Kudüs ve Şâm ve Segedin ve kal‘a-i Bender misilli binâlara mühendis [ü] bânî olmuşdur.
EÇS I 94b "Dilen benden ne dilersiz" dedükde
EÇS I 103a "Selîmler ömrünüz az olsun ve gazânız çok olsun ve hilâfeti benden Çorlu'da aldınız yine Çorlu'da veresiz" dedikleri müsbetdir kim ser-i kârda ola …
EÇS I 133b–134a … ır. Gerçi bezzâsteni yokdur ammâ yine her zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Zîrâ 134a bender şehirdir. Gûnâ-gûn meyve fürûht eden bâzârcı dükkânları ile meşhûrdur. Zîrâ bu …
EÇS I 135a … keri bu Beşiktaş'dan karşu tarafa niçe bin gemilerle Üsküdar'a ubûr ederler bir bender iskeledir.
EÇS I 141a İki yüz altmış beşinci fasıl / Şehr-i azîm ve bilâd-ı kadîm bender-i âbâdân Üsküdar'ın câmi‘ ü medâris ve hân ü hammâmları ve gayrı âsâr-ı binâların …
EÇS I 141b … Anatolu ve Arab u Acem ve Hind ü Sind diyârlarının memerr-i nâsı olmağile gâyet bender şehr-i mu‘azzamdır. İslâmbol'dan altı mîldir. Ammâ Karadeniz akındısı şiddet üz …
EÇS I 148b "Yâ Alî, sen benden nice cihâz-ı fakrı kabûl edüp bî‘at etdinse benim huzûrumda sana tâbi‘ olanlara …
EÇS I 150b İhrâm taşımak, her yerde mahrem-i râzım ve meclis benden emânetdir ve hac edüp ihrâma girdim demekdir.
EÇS I 152a … e dâr-ı adâlet ve emn [ü] emân ve âb [u] hevâsı memdûh-ı halk-ı cihân böyle bir bender-i azîm görmedik dediler. Hakkâ ki pâdişâhım yine böyle bir şehr-i azîm yokdur" de …
EÇS I 158b–159a … e ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra at …
EÇS I 176b Anatolu câniblerinde taht olup ve gümüş ma‘âdini olup sikke kesilen şehir benderlerdir kim zikr olundu.
EÇS I 178b " Bende yük yokdur" deyü yemîn etdikde,
EÇS I 181a … zırhcıların silsilesi ana müntehîdir. Seksen sene mu‘ammer olup kabri Yemen'de bender-i (---) (---).
EÇS I 184b … îrleri Zeyd-i Hindî'dir. Selmân-ı Pâk nazar-gerdesidir. Kabri yine Hindistân'da Bender-i Dîv-âbâd'dadır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların kıfl-ı kavîler ile bezeyüp …
EÇS I 195a "Dilen benden ne dilersiz" der, anlar eydir:
EÇS I 211a Ger hod {heme aybhâ bedîn bende derest} / Her aybki sultân be-pesended hünerest
EÇS I 212b … , Leh diyârından hurûc edüp tâ Daniska iskelesi, kim Bahr-i Muhît kenârında bir bender-i şehr-i azîmdir, elli bir târîhinde manzûrumuz olduğu inşâ’allâh tahrîr olunur, …
EÇS II 221a–221b … İzzet'e hamd [u] senâ edüp şehr[i] temâşâya mübâşeret etdik. Leb-i deryâda bir bender iskele-i Bursa'dır. Âyende vü revende keştîler içün emîn-i emân bir limân-ı kud …
EÇS II 223a Evsâf-ı hâkimân-ı bender-i Bursa
EÇS II 233a–233b … dülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir ", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir …
EÇS II 236b–237a … [u] safâlar edüp şeb [u] rûz huzûrunda on sekiz ban oğlu ban el kavşırup çâker bendesi gibi hizmetinde olurlardı. Âhir bu ahvâl Cem Şâh karındaşı Sultân Bâyezîd'e mün …
EÇS II 240b Zamân-ı kadîmde ma‘mûr ve bender iskele imiş, bir bî-emân girdâb-ı bî-bâd burunda vâkı‘ olmağıla cemî‘î âyende v …
EÇS II 242b … hta iki akçeye olup cümle İzmit gemileri tâ Düzce bâzâra varup yanaşup ol mahal bender [u] iskele olurdu. Ez-în-cânib bu İzmit kal‘ası İslâmbol Rûmu keferesi elinde i …
EÇS II 243a … in guruş olur. Ma‘mûr [u] âbâdân bir şehr-i mu‘azzamdır. Ve iskelesi gûyâ Mısır benderidir ve ankâ bâzargânlar vardır. Yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve müftîsi ve …
EÇS II 257a … hi Layoş derler. Bunda dahi gemiler kışlayamaz. Ancak altı ay yatar. Ammâ gâyet bender iskeledir. Cânib-i şimâlde azîm dağlar içinde,
EÇS II 259a–259b … hldir. Zîrâ Çerkezistân'da olan Nogay dahi yağları metâ‘ların bu limana getirüp bender-i azîm olup gümrük hâsıl olurdu. Bir cây-ı menâs liman-ı azîmdir. Hakîr bu Anapa …
EÇS II 266a–267a … uca Kral görüp hâk-i pây-i şeyhe düşüp şehâdet parmağın kaldırup derûn-ı dilden bende-i Sübhân olup ta‘allukâtından ol sâ‘at yedi bin âdem ile İslâm'a geldiler. İslâm' …
EÇS II 292a … r-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara hulvü'l-lisân ile ve sâ‘ir guzâtı ihsânlar ile bende edüp bizzât kendileri atın dermiyân edüp dörd pâre tavîl şâhîleri kal‘anın câni …
EÇS II 298a … âyet-i İrân, taht-ı Azerbaycân, türâb-ı kûh-ı Ûcân şehr-i azîm ve kal‘a-i kadîm bender-i kal‘a-i Tebrîz-i Dil-âvîz
EÇS II 299b … der-mahalle-i Emîrekız ve sarây-ı Rüstem Hân, der-mahalle-i Rey ve sarây-ı Şâh Bende Hân, diğer mahalle-i Rey ve sarây-ı Pîr Budak Hân, derveze-i Rey ve hânlara mah …
EÇS II 299b … ı hâcegân: Cümle yetmiş aded hân-ı sevdâgerândır. Ca‘fer Paşa hânı ve hân-ı Şâh Bende Hân der-bâzâr-ı külâh-dûzân Beğim hânı ve kârbân-sarây-ı Baba Hakkı (---) (---) …
EÇS II 301a … , kurâ-i Esfah, Kend-i Sa‘îd-âbâd, bu zikr olunan kendlerin üçü dahi şehr-misâl benderlerdir . Müte‘addid câmi‘leri ve hânları ve hammâmları ve esvâk-ı muhtasarları ve bâğ u …