… hânları metâ‘-ı gûnâ-gûnlar ile memlûdur ve bu kal‘a-i ibret-nümâ binâ olalı bu
bendere
ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu rabta-i me‘mûrun suyu leb-i Tuna'dır. …
Nehr-i Tuna tur’asıyla Karadeniz sâhilinde bir çemenzâr düz yerde şekl-i murabbâ‘ seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. İçinde ancak yigirmi aded hânesi vardır. Her şeb tabl u nakkâre ve sûr u kerrenây döğüp "Allah yekdir yek" sadâsı evce ser çeker serhad calındırdır. Ammâ leb-i deryâda olmağıla handakı yokdur. Zemîne bir Ferhâdî külünk ursan su çıkar. Bu dahi Silisre eyâletinde Babadağı kazâsı nâhiyesidir. Nâ’ib hükûmet eder. Gümrük emîni vardır. Ammâ sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve nakîbi yokdur. Cümle üç yüz aded kiremitli ve şındıra tahta örtülü bâğsız ve bâğçesiz ve hân u hammâmsız bir kasabacıkdır. Ancak iskele başında bir câmi‘i ve yetmiş seksen aded tüccâr hânları metâ‘-ı gûnâ-gûnlar ile memlûdur ve bu kal‘a-i ibret-nümâ binâ olalı bu bendere ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu rabta-i me‘mûrun suyu leb-i Tuna'dır. Ammâ hevâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… km-i eyâletinde üç yüz kırk beş kend-i azîme mâlikdir kim her biri birer şehr-i
bendere
mânend kend-i derbende mâlikdir. Ve monlâsı ve müftîsi ve nakîbi'l-eşrâfı vardı …
Evvelâ Kazvîn Irâk-ı Acem'de ve hâk-i pâk-i Bağdâd'a müşâ bir mu‘azzam hânlıkdır kim bu mahalde hânı Şâh Safî Kulı Cığalı Alî Hân idi. Hâk-i Hürmüz'den sâhib-kelâm bir hân-ı benâm idi kim Bağdâd'a karîb olmağile yedi bin çöreğin yer nökere mâlikdir. Ve on iki hâkimi dahi kânûn-ı İrân-zemîn üzre taht-ı hükûmetinde anlar da hâkimdir. Ve hükm-i eyâletinde üç yüz kırk beş kend-i azîme mâlikdir kim her biri birer şehr-i bendere mânend kend-i derbende mâlikdir. Ve monlâsı ve müftîsi ve nakîbi'l-eşrâfı vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b ·
metinde göster ·
"Ey Kırım eyeleri ve atalıkları ve iş erleri kocalaklar, her kansı
bendere
ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kazakdaş kardaş sırdaş hâldaş seferdaş yoldaşı …
"Ey Kırım eyeleri ve atalıkları ve iş erleri kocalaklar, her kansı bendere ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kazakdaş kardaş sırdaş hâldaş seferdaş yoldaşım kart kazakım Evliyâ Efendi her kanda barırsa özümün hâtırıyçün ihsân [u] in‘âmlar edüp geydirüp kuşadup kızılga altun harçlıklar berüp mu‘temed yoldaşlar koşup vilâyetim temâşâ edüp atlarına ve kendüye ve refîklerine ri‘âyet edüp azıkların veresiz. Ve sen ki Gözlev kal‘ası ağası Ahmed Ağa'sın, Evliyâ Çelebi karandaşım sana bardıkda bir sarâya kondurup cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtıın berüp her gün birer kızılga altun harçlık berüp gideceği(m) zamân bir semmûr ton ve yüz kızılga altun veresin ve ne cânibe azîmet ederse mu‘temed yoldaşlar koşasın, ve’s-selâm" deyü kâğızları alup Hân ile vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… eği ve nısfın şerîf hazretleri alır. Fâtih-i Yemen Sinân Paşa'dan berü şerîfler
bendere
müdâhale etmek kânûn olmuşdur. Ammâ senevî ber-vech-i adâlet bin beş yüz kîse h …
Ve leb-i deryâda gümrüğüne hurde derler. Paşa tarafından bir ağa, şerîf hazretleri tarafından bir şerîf mâl-ı gümrüğü refâkat üzre tahsîl edüp nısfın Cidde beği ve nısfın şerîf hazretleri alır. Fâtih-i Yemen Sinân Paşa'dan berü şerîfler bendere müdâhale etmek kânûn olmuşdur. Ammâ senevî ber-vech-i adâlet bin beş yüz kîse hâsıl olur azîm benderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366a ·
metinde göster ·
… ân ta‘accüb eder. Hakîkatü'l-hâl Mısır benderlerinde hâlâ kebûter ile benderden
bendere
kâğıd uçururlar.
Ve Mısır'dan Şâm'a kanadı nâmeli güvercinler gelüp Cânberdi'ye vâsıl olup Cânberdi dahi kâğıdları Selîm Şâh huzûruna güvercinler ile götürüp kanatlarından kâğıdları çıkarup kırâat olundukda eyle tahrîr etmiş kim Sultân Gavrî askeriyle Merc-i Dâbık'da münhezim olup firâr edenlerin cümle heccânları ve atları Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölünde ac susuz helâk olup halâs olanı Urbân-ı uryân kırmış. Ancak Gavrî altmış âdemle Mısır'a yetmiş. Hâlâ Tumanbay'ı serdâr edüp asker yazmadadır, deyü mektûbu sabâh yazup Mısır'dan Şâm'a vakt-i asrda gelüp Selîm Hân ta‘accüb eder. Hakîkatü'l-hâl Mısır benderlerinde hâlâ kebûter ile benderden bendere kâğıd uçururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49a ·
metinde göster ·