Andan medrese-i Seyyid Hân, buna medrese-i Nev derler, ya‘nî yeni medresedir. Sene (---) karîbü'l-ahd binâ olunmağile binâsı ve evkâf akârâtı ma‘mûrdur. Bu medrese kurbünde bir yalçın kaya vardır kim aşağısı çâh-ı sa‘îrdir. Vâcibü'l-katl olan kişileri hâkimü'l-vakt ol kayalardan aşağı atdırup ol mücrim âdem pâre pâre olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bir kerre bir âdemi mücrim deyü sicinden çıkarup bu kayadan aşağı atarlar. Hemân ol âdem murg-ı zeyrek gibi ber-hevâ tayerân ederken bi-emri Hâfızullah on aded ukâb kuşları İmâdiyye kayalarındaki âşiyânelerinden pervâz urup mezkûr mücrim herîfi minkâr u nâhunlarıyla kapup alâ melei'n-nâs Seyyid Murâd Hân'ın huzûruna müttehem {zann etdikleri} âdemi koyup yine ber-hevâ pervâz edüp âşiyânlarına giderler. Bu hâli cümle ahâlî-i İmâdiyye görüp âlem-i hayretde kalırlar. Hemân Murâd Hân herîf-i zarîfin kaydbendlerin küşâde edüp eydür: "Ey âdem doğru söyle, sen ne gûne teshîre mâliksin, dürûğ deme, dürüst söyle. Seni rehâ idem!" der. Herîf-i mazlûm eydür: "Vallah hânım ahşam vâkı‘amda Hazret-i Yûsuf'u gördüm. Safâ geldin benim yâr-ı gâr-ı refîkim, benim dayf-ı mükerremim. Gam yeme ale's-seher biz seni Cenâb-ı Kibriyâ'nın on aded melâyikesine bi-emri Hayy-ı Kadîr ısmarlarım. Benim gibi sana bu sicinden zarar isâbet etmeyüp halâs olursun. Gam yeme Arapça deyüp cemî‘i vücûdum üçer kerre sığayup gâ’ib oldu. Hakîr dahi hâbdan bîdâr ve zevk-i derûndan huşyâr olup gördüm ki cümle kaydbendlerim ve kıfl-ı hadîdlerim şeşilmiş yerde yatır gördüm. Hemân siccânların havfinden yine bendlerim kendime bend edüp salât-ı fecri edâ ederken anı gördüm, beni cellâd-ı bî-amânlar huzûruna getirüp bilâ tevakkuf ne cürümde idiğüm benden su‘âl etmeyüp beni yalçın kayadan aşağı ilkâ etmeği fermân etdikde beni atdılar. Bir kerre hırz-ı cân ile "Yâ Allah" dedim, anı gördüm, on dane melâ'ike gökden nüzûl edüp beni kapdılar. İşte kendim huzûrunda kodular ve gâib oldular." deyü herîf-i mazlûm sergüzeşt [ü] serencâmın nakl edince Murâd Hân herîfin destin bûs edüp helâllık dileyüp âzâd edüp üç bin altun ihsân edüp ehl [ü] ıyâlinin rûz-merre ma‘ûnâtın ta‘yîn eder. Bu ahvâle vâkıf olmuş âdemlerden istimâ‘ edüp bu sergüzeşt-i ibret tahrîr olunmuşdur. Hâlâ bu medrese bu kayası kenârında niçe sâhib-i sülûklar gelüp ibâdet ederler ve niçeler sicn-i Yûsuf'da teberrüken girüp ibâdet ederler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378b ·
metinde göster ·