EÇS I 191a
… lerde beslemek sünnetdir. İmâm Hasan ve imâm Hüseyin içün Hazret-i Alî beyâz ve
bensiz
çatal ibikli ak horos ile kırmızı çatal tepeli ve çakşırlı hümâm beslemişlerdir …
Ve cemî‘i kuşlardan Cenâb-ı Bârî güvercini zeyrek halk etmişdir. Ammâ beslemesi şûm u mezmûmdur. Meğer kırmızı tepeli ve ayağı çakşırlı kut güvercini ola, anı evlerde beslemek sünnetdir. İmâm Hasan ve imâm Hüseyin içün Hazret-i Alî beyâz ve bensiz çatal ibikli ak horos ile kırmızı çatal tepeli ve çakşırlı hümâm beslemişlerdir, deyü yazmışlardır. Ammâ gayrısın beslemek memnû‘dur, zîrâ evlâdları olan başdan kıçdan çıkar, gâyet ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 93b–94a
… ğanızın mâlın alan yine kendiden kaçan Çomar âdemleriymiş. Anlara yetişüp niçün
bensiz
harâmlık edersiz deyü sekizini de pâre pâre edüp ağanıza kölelerin seyishâneler …
deyü bu ebyâtı terennüm edüp niçe ceng edüp niçe amân deyüp niçe firâr edüp niçe girîbânı ele verüp ve niçe Çomar'a gelüp ılgar ile mâlım üzre gidüp hasımlarıma yetişüp niçe Çomarlıyla ceng edüp hasımlarımı pâre pâre etdiğim birbir paşaya takrîr edüp gülmeden karârı kalmayup vâfir safâ edüp "İmdi Evliyâ Çelebi, er oğlusun. Cenâb-ı Bârî kuş cânın halâs etdi. Senin ilm [u] hilmin berekâtiyle ve Çomar'a iyilik edüp Akşehir'den Şâm'da bana getirüp yapışdırup iyiliğin mukâbelesinde Hudâ-yı Bîçûn seni halâs etdi. Ol sâ‘at senin ceng edüp mâl [u] gulâmların gitdiği haberi gelüp dağlara ve bellere ve yollara âdem gönderüp beş sâ‘atden sonra âhâlî-i kurâdan âdemler gelüp "Sultânım sizin ağanız ile Çomar Bölükbaşı gelüp ağanızın mâlın alan yine kendiden kaçan Çomar âdemleriymiş. Anlara yetişüp niçün bensiz harâmlık edersiz deyü sekizini de pâre pâre edüp ağanıza kölelerin seyishânelerin verüp Kızılırmağa doğru gitdi" deyü haber getirdiler. Şimdi bu mahalle gelirken seninle ceng eden harâmîlerin sekizinin dahi leşleri pâre pâre yol üzre yatup bu gice niçe yerlerin kurdlar tilki ve çakallar yemiş. "Evliyâ'nın hışmına uğrayanlardır, şunları bir köşeye defn edin" deyü ahâlî-i karyeye ihsânlar edüp "Bu mahalde seni hamd-i Hudâ selâmet [u] sıhhatde gördük" deyü bu hikâyeyi Murtezâ Paşa efendimiz takrîr edince "Sultânım, Çomar bendeniz mübârek hâk-i pâyınıza yüz sürüp selâmlar eyitdi. 'Ben efendimin garîbi idim. Efendimden Niksâr mâddesi içün Dilâver Ağa beni ayırdı. Allah anı dîn [u] îmânından ayırsın! Ben dahi andan intikâm alup çiftliğin yakup mâl [u] menâlinden ayırdım. Ammâ efendimden ayrıldığıma ağlarım. Hakk cânım anın kapusunda ala' deyü ağlayup cirmim afv edüp beni kapusuna ala" deyü ricâ etdi deyü hakîr Murtezâ Paşa'nın dâmenin bûs etdim. Murtezâ Paşa eydür: "Evliyâ Efendi şimdi biz Âsitâne-i 94a sa‘âdete gideriz, ol gûne mezmûm u müttehem harâmî yanımızda olamaz. Ammâ inşâallah yâ Haleb ve Şâm, Erzurûm, Diyârbekir ve Bağdâd eyâletleri nasîb olursa senin hâtırın içün alalım" deyü ahd edüp andan Kızılırmağı ubûr etmeğe mübâşeret edüp hayli serencâm çekdik. Ammâ bin elli yedide Defterdârzâde ile ubûr etdiğimiz kadar usret çekilmedi. Ancak beş âdem gark olup ba‘zı ağavâtların bârhâneleri yıkılup yine hâlâs olup niçe ağavâtlar Çâşnigîr köprüsü cânibine gitdiler. Paşa efendimizle hamd-i Hudâ selâmetle ırmağı ubûr edüp sâhil-i nehirde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 93b–94a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala