… î olmaz. Garîb ve sırr-ı acîb mutalsamatlardır. {Ba‘zı ulemâ-yı Erdebîl zemînde
ber-karâr olan
çâr-kûşe taş içün Hazret-i Mûsâ'nın sahrâ-yı Tîh'de on iki kerre asâ ile urduğu …
Esrâr-ı hafî-i diğer: Bu taş dâ’imâ sâbite olduğu merkezden cüdâ olunca yerinde bir azîm çâr-kûşe sahre vardır kim seng-i hârâdan nişân verir ve ol seng üzre niçe gûne Süryânî ve İmrânî ve İbrânî hatlar tahrîr olunmuşdur. Ve ol çâr-kûşe taşın on iki deliği vardır. Her delikden birer gûne âb-ı câriye hurûc etmeğe başlar. Ta ki mezkûr müdevver taş bu çâr-kûşe taş üzre gelmeyince suları kaynamadan hâlî olmaz. Garîb ve sırr-ı acîb mutalsamatlardır. {Ba‘zı ulemâ-yı Erdebîl zemînde ber-karâr olan çâr-kûşe taş içün Hazret-i Mûsâ'nın sahrâ-yı Tîh'de on iki kerre asâ ile urduğu taşdır kim on iki uyûn cereyân ederdi kim hakkında sûre-i (---) âyet-i şerîf
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
vezîria‘zam Kara Murâd Paşa, Şâmlı Osmân Ağa'ya sîm rahtı ve sîm rikâbı ve sîm …
Bu mahalde Âsaf-ı Berhıyâ olan vezîria‘zam Kara Murâd Paşa, Şâmlı Osmân Ağa'ya sîm rahtı ve sîm rikâbı ve sîm zeyniyle bir küheylân at ve bir semmûr ve hil‘at-i fâhire ve başına bir çelenk ile Amasiyye sancağı kendüye ta‘ahhüd olunup bu takrîb ile cümle guzât-ı müslimînin kelle ve diri getirenlerine bî-had ihsân [u] in‘âmlar edüp cüyûş-ı muvahhidîni cenge kalındırırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı mastaba-i Süleymân Hân: Bizzât Süleymân Hân sene (---) târîhinde diyâr-ı Alaman serhaddinde kal‘a-i Sigetvâr gazâsına teveccüh etdiklerinde Balı Efendi hazretleri hayâtda olmak ile azîz-i merkûma buluşmak içün korusuna gelüp bu kadar bin asker ile cây-ı emân olan korusuna konup askeri koruyu kırup haymelerin kurup meks ederler. Balı Efendi azîz bu hâli istimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan korumuzu âhir senesinde kırmağa mı geldi?" deyüp seccâdesin alup dağlar içine firâr eder. Süleymân Hân mümkün olup azîze buluşmak müyesser olmayup Süleymân Hân Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi tebdîl-i kıyâfet edüp azîzden istimdâd taleb etmeğe niçe hedâyâlar ile Ebussu‘ûd'u azîze gönderüp vardıkda hemân azîz hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân Ebussu‘ûd azîzin dâmenin bûs etdükde "Molla! Berhurdâr-ı dâreyn olasın. İnkırâzu'd-deverân te’lîfinle ve evlâd [u] ensâbınla ecel-i müsemmânda mü’ebbed olasın. Süleymân âhiret pâdişâhlığı ister, hele varsın, Sigetvâr'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim koruda anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümûz-ı künûz kelimâtlar ile Ebussu‘ûd'u Süleymân Hân'a gönderir. Süleymân Hân-ı Gâzî-i nüktedân eydür: "Hay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" deyü vâfir endîşe-i hâma düşer. Hemân ol sâ‘at Balı Efendi korusu kendüye temlîk olup bir ferd-i âferîde koruyu kırmamak içün hatt-ı şerîf-i hudûdnâmeler tahrîr edüp andan Sigetvâr'a kat‘-ı menâzil ederek varup ol ân muhâsara edüp dağ ve taşın, dıraht-ı azîmlerin kırup Balı Efendi korusundan getürdüğü ağaçlardan Sigetvâr halîçine döküp gölü leb ber-leb, edüp kal‘ayı feth etme sadedinde iken maraz-ı zahîrden merhûm olup karnın Âsaf-ı Berhiya'sı 142a olan (---) paşa, kalb-i Süleymân Hân'ı zemîne alâ tarîki'l-emâne defn edüp na‘ş-ı şerîfin tuzlayup pinhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b–142a ·
metinde göster ·
… rmi aded kubbe-i ser-nigûnların derûnunda olan nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn-ı
ber-kubbe olan
bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân boyala …
Ve yigirmi aded kubbe-i ser-nigûnların derûnunda olan nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn-ı ber-kubbe olan bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân boyaları birer kubbede başka başka gûne resm olunmuşdur. Bir acâ’îb dahi oldur kim üç yüz altmış yıldan berü Edirne şehrinin şiddet-i şitâsından ve kemâl-i harâretinden ile'l-ân bu kadar elvân boyaların rengâmîzlerine tagayyür gelmemişdir. Gûyâ henim Nakkâş-ı Ezel destinden çıkmışdır. Cemî‘i musavvirân-ı nakkâşın sûretinde nûr yokdur, ammâ bu kıbâblar serâpâ pür-nûr olup şükûfe-i bukalemûnu gûyâ zî-rûhdur. Âyîne-vâr bir gûne mücellâdır kim şa‘şa‘ası temâşâ edenlerin rûyine pertev urur. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında olan pencereler üzre gûnâ-gûn ibret-nümûn hatlar ile kasâ’idler tahrîr olunmuşdur. Bu harem-i dil-küşâ eyle ruhâm-ı mermer-i hâm ile mefrûşdur kim her seng-i hurdenin imtizâcına âdem hayrân kalup gûyâ yekpâre der. Bir seng-i ma‘kûk bir gayr-i hacer-i mahkûkdan bir mûr-ı pâ farkı yokdur. Gûyâ cümle hacerât-ı kesîre yek-pâre olup eyle mücellâdır kim cümle benî Âdem'in reng-i rûları nümâyândır. Yine bu haremin tâ vasatında cemâ‘at-i kesîreye tecdîd-i vuzû’ etmek içün bir havz-ı Hanefîsi var, âb-ı hayât fevvârelerinden pertâb edüp revâne olmadadır. Cümle tâlibân-ı salât andan tecdîd-i vuzû’ edüp tâ‘at-i Sübhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… ısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı
Berhiyâsı olan
Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa serdârıyla gidüp (---) günde Kamaniçse kal‘asın em …
Ba‘dehû {Sene 1021} Ahmed Hân kasrı, andan Murâd Hân-ı Râbi‘ kasrı ma‘mûrdur. Lâkin sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ sayd [u] şikâra mâ’il olmağıla ekseriyyâ evkâtları bu şehr-i Edirne'de mürûr edüp memâlik-i Erdel'i ve diyâr-ı Alaman'da kal‘a-i Uyvar'ı ve cezîre-i Girid'de kal‘a-i Kandiye'yi bu Edirne şehrinden serdâr-ı mu‘azzamlar gönderüp feth ederdi. Bâ-husûs sene (---) târîhinde Leh diyârının hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı Berhiyâsı olan Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa serdârıyla gidüp (---) günde Kamaniçse kal‘asın emân vermeyüp feth etdi. Ve cânib-i erba‘aya serdârlar ta‘yîn edüp kal‘a-i İlvov ve kal‘a-i Çehriniçse ve kal‘a-i Omaniçe ve kal‘a-i İççeriz bu kal‘a-i Lubinye ve kal‘a-i Horodok, bunun emsâli yetmiş altı pâre kal‘a-i gevher-nigûnları feth edüp niçe bin aded bikr-i nâ-şüküfte üsârâ ve gılmânlar ve niçe kerre yüz bin lâ-yu‘ad mâl-ı firâvânlar ile yine şehr-i Edirne'ye dâhil olup gazâ mâlıyla bu Edirne bâğçesin ve Akbınar nâm mesîregâhın ve Hıdırlık nâm teferrücgâhın ve'l-hâsıl yetmiş aded bâğ-ı İremezâtları bu gazâ mâllarıyla imâr edüp Edirne bâğçesi eyle oldu kim hâlâ bu edîm-i arzda eyle bir ürdibehişt yokdur. Meğer Alaman diyârında Nemse çesarının Peşpehil şehri bâğı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa Hıdırlık tekyesin harâb edüp anın bakır âvânî sah …
deyü merkûmdur. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri tuğyân-ı nehr-i selâseden rahnedâr olup sene (---) târîhinde saltanat-ı İbrâhîm Hân tâbe serâhu ve ce‘ale'l-cennetü masvâhu merhûmun fermân-ı şerîfiyle âsaf-ı Berhıyâsı olan Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa Hıdırlık tekyesin harâb edüp anın bakır âvânî sahûn u tencere u kazganlar bahâsıyla ve dahi niçe yüz kise kendi mâlıyla bu sırât-ı Mihal'i muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp gûyâ sedd-i Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu. Bu termîmine târîhi mezkûr teferrücgâh kubbesinde müzehheb celî hat ile mastûr olmuş, târîh-i musanna‘dır, mısra‘-ı âhiri:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… cümle eyâletin sancağı askeri ile ve birden bine ve binden yüz bine varınca eli
berâtlı olan
askerimle mükellef ü mükemmel kapun askeriyle Leh seferine gidüp Leh kralına im …
"Sen ki Melek Ahmed Paşa lalamsın, hatt-ı şerîf-i sa‘âdet makrûnum vusûl buldukda bir ân durmayup Leh memleketine Tatar Hân Mehemmed Giray ile serdâr-ı mu‘azzamım olup cümle eyâletin sancağı askeri ile ve birden bine ve binden yüz bine varınca eli berâtlı olan askerimle mükellef ü mükemmel kapun askeriyle Leh seferine gidüp Leh kralına imdâd edüp Rakofçi nâm la‘înin hakkından gelmek içün fermân-ı hümâyûnum sâdır olup bir semmûr kürk ve bir kılıç ve haftân ve sorguc-ı pâdişâhî ve cebehâne-i âmiremden iki bin tüfeng ve bin aded şemşîr ve bin aded mızrak ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar ile yüz katar deve ve yüz katar katır ve on tavla at ve yigirmi oda kapukulum yeniçerilerinden ve sağ ve sol gurebâların dörd aded aşağı bayrak sipâhîleriyle bir otağ-ı pâdişâhî irsâl etmişim. Gerekdir kim bir ân durmayup Leh kralı imdâdına Tatar Hân ile haberleşüp yetişesin" deyü hatt-ı şerîf ve emr-i pâdişâhî ve Köpürlü Paşa mektûbları kırâ’at olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34a ·
metinde göster ·
Bu lağım mahallinde cümle guzât-ı muvahhidîni serdâr-ı âkıbet-endîş âgâh edüp cümle guzâta cebehâne-i âmireden niçe bin aded tîğ ve teber ve siper ve tîr ü kemân ve harbe ve bunduk ve cidâlar tevzî‘ olunup terakkîler va‘de olundukda cümle guzât içre bir sürûr ü şâdumân olup birbirlerin savaş-ı perhâşa terğîb edüp rûz-ı rûşenleri rûz-ı ıyd-ı adhâ ve şeb-i zulmânîleri leyle-i Kadr mâh-ı çârdeh olup mâbeynlerinde bir garîb ayş u işret ve zevk u şevk ve sürûr ü şâdumân olup cümle guzât gusüller ile hâcet namâzları kılınup birbirleriyle öpüşüp görüşüp vasiyyetler edince lağım mahalli tamâm olunca ceng tablına turralar urulup cengî harbîler çalınırken hemân bir kerre zemîn ü âsumân lerzân olup Çavuşzâde Mehemmed Paşa kolundan tekrâr bir dahi elli arşın mikdârı kal‘a dîvârı ender havâ mu‘allâkest olup dîvâr üzre ber-karâr olan küffârın karârları dârü'l-bevâr olup gird-i siyâh-ı bârût âfitâb-ı âlem-tâbı şeb-i zulmânî etdikde hemân guzât-ı cüyûş-ı muvahhidîn kol kol kollarında siperlerin yüzlerine alup gülbâng-ı Muhammedîye rehâ buldurup yürüyüş edüp baş almada ve baş verüp savaş-ı perhâş etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… z ve medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ olan Atine şehrine varınca kenâr-ı bahrde ve
berrde olan
cemî‘i şehr-i azîmlerden yedi yüz yetmiş pâre şehirleri nehb ü gâret edüp hisâb …
Hikmet-i Hudâ ol sene nehr-i Turla ve nehr-i Tuna dörder ay müncemid olup Bereket Hân iki kerre yüz bin asker ile nehr-i Tuna'yı öte Edirne tarafına ötüp evvelâ İslâmbol tekûru olan Keştantış kralın elin vilâyetin tâ İdrivne ya‘nî Edirne ve Filibe ve Sofya-i sâfiye ve Kavala ve Selânik ve Serez ve Zihne ve Tırhala ve Yanya ve Kesendire ve Koloz ve medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ olan Atine şehrine varınca kenâr-ı bahrde ve berrde olan cemî‘i şehr-i azîmlerden yedi yüz yetmiş pâre şehirleri nehb ü gâret edüp hisâbın Allâh bilür ol kadar mâl-ı ganâ’im ve niçe kerre yüz bin mahbûb üsârâlar ve bî-hadd ü bî-hatm behâ’imler alup cemî‘i şehirleri yaka yıka ihrâk bi'n-nâr ederek yedi ayda yine nehr-i Tuna kenârına gelüp niçe bin pâre gemilerle Akkirmân tarafına Tuna'dan ubûr edüp ve nehr-i Turla'yı dahi ubûr edüp mansûr selâmet Kırım'a dâhil olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198b ·
metinde göster ·
… re cânib-i cenûbdan taraf-ı şimâle tûlânîce vâki‘ olmuşdur kim bu evc-i âsımâna
berâber olan
iç kal‘a kapusu cânib-i kıbleye nâzırdır. Bunda dizdâr sâkin olup cemî‘i cebehâ …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Kavala: Akdeniz kenârında Rûmeli kıyısında iki cânibi depeli bir sivri burun üzre sivri bir yalçın kara kayada Şeddâdî seng-i mutarraş binâ bir hisâr-ı üstüvâr-ı ra‘nâ metîn ve müstahkem Feylekos hakîm tahtı olup şekl-i bâdemî vâki‘ olup iç kal‘ası kaya üzre dâ’iren-mâdâr kâmil üç bin adım ihâta eder bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i ibret-nümâdır, ammâ bu sûr-ı zîbâ bu kaya üzre cânib-i cenûbdan taraf-ı şimâle tûlânîce vâki‘ olmuşdur kim bu evc-i âsımâna berâber olan iç kal‘a kapusu cânib-i kıbleye nâzırdır. Bunda dizdâr sâkin olup cemî‘i cebehâne ve mühimmât ve levâzımât bu iç kal‘ada olup her gece bunda mehterhâne-i pâdişâhî faslı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216a ·
metinde göster ·
… ara ve bayırlara matar-ı rahmet yağsa rûy-ı arzda olan nebâtâtın ve dırahtların
be[r]klerinde(?) olan
lâdenlerin ve niçe kerre yüz bin elvân ezhârâtların râyiha-i tayyibeleri insânı …
Ve bu deyr etrâfındaki dağlara ve bayırlara matar-ı rahmet yağsa rûy-ı arzda olan nebâtâtın ve dırahtların be[r]klerinde(?) olan lâdenlerin ve niçe kerre yüz bin elvân ezhârâtların râyiha-i tayyibeleri insânın demâğların mu‘attar eder. Anıniçün Koçbaşı manastırı balı meşhûrdur. Hazret-i Şem‘ûn balının arılarına du‘â edüp ilâ hâze'l-ân ol asel-i zenbûrlar inkırâz bulmayup cihânı arı dutmuşdur, zîrâ Şem‘ûn balı pek sevdiklerinden kendiler bal kovanları beslermişler. Bir acâ’ib ü garâ’ib neftî reng balı olur kim bir fincân asel-i musaffâ mürevvakına kırk filcan su kosan a‘lâ lezîz şerbet olup pâlûde bir dahi olur. Tâ bu mertebe kuvvetli neftî reng balı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
iki kerre yüz bin aded eşekleri 289b arhonda ve milotanın defterleriyle cümle …
Çün kim beri tarafda Sadrıa‘zama Kapudan Paşanın mektûblarıyla zahâ’ir defterleri ve imdâd gelen asâkir-i İslâm haberleri varınca hemân sâhib-i devlet ve kesîrü'l-mürüvvet âkıbet-endîş re’y-i tedbîr edüp ordu-yı İslâm içinde dellâllar nidâ etdirüp ne kadar kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr var ise kol kol tenbîh te’kîdler olunup bu kadar gılâl ve cebehânenin Çanak limanından ordu-yı İslâma nakl olunmasına mübâşir-i mu‘temedün aleyh âdemler ta‘yîn olunup ve cümle Girid adasındaki re‘âyâ vü berâyâlarda olan iki kerre yüz bin aded eşekleri 289b arhonda ve milotanın defterleriyle cümle hımârlar re‘âyâlarıyla gelüp bir hafta içinde Çanak limanından bu kadar me’kûlât [u] meşrûbât cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtlar bu kadar bin mahlûk-ı Hudâ taşıyup ordu-yı İslâm içine getirdikleri gibi cemî‘i asâkir-i İslâm içinde eyle ganîmet-i azîm oldu kim cümle guzât tâze cân bulup cân [u] gönülden cenge âheng edüp meterislere henüz girmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a–289b ·
metinde göster ·
… -ı İzzetleri bir gûne rahleler üzre hâlâ hâzırdır. Ve rahleler dahi ol zamândan
berü olan
rahledir derler. Ve bu kubbe gûnâ-gûn hâlîçe-i ibrîşim ile mefrûşdur.
Ve bu havlının cânib-i kıblesinde bir soffa üzre mescidi var, kâr-ı kadîm mihrâbı var. Bu mescid dahi kireç ile mesturdur. Ammâ minâresi yokdur. Ve kubbe-i âlînin birinde İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn tilâvet-i Kur’ân etdikleri Kelâm-ı İzzetleri bir gûne rahleler üzre hâlâ hâzırdır. Ve rahleler dahi ol zamândan berü olan rahledir derler. Ve bu kubbe gûnâ-gûn hâlîçe-i ibrîşim ile mefrûşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352b ·
metinde göster ·
… kim Berberistân ve Alevistân ve Dumbistân vilâyetlerine uğrayup gece ve gündüz
berâber olan
yerlere hatt-ı istivâ derler kim iklîm-i evveldir. Ammâ bu vilâyet-i Sûdân hatt …
Evvelâ hatt-ı istivâ iklîm-i evvelde bulunmuşdur kim Berberistân ve Alevistân ve Dumbistân vilâyetlerine uğrayup gece ve gündüz berâber olan yerlere hatt-ı istivâ derler kim iklîm-i evveldir. Ammâ bu vilâyet-i Sûdân hatt-ı istivâ'dan içeri cenûba otuz bir merhalede vardık kim medâr-ı cedi hükmündedir. Bu medâra Hakîm Batlîmûs iklîm-i evvel demişler, hatt-ı istivâ iklîm-i sânîdedir, demişler. Ammâ Fûncistân ve gece ve gündüz berâber olduğu diyârlardan otuz konak cenûba gidüp irtifâ‘ ile verâ-yı istivâ'yı ubûr edüp on altı derece ve yigirmi beş dakîka bulduk, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417a ·
metinde göster ·