İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

beras*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
16
isabet
16 cümle/beyitte
5,9
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
2
farklı biçim
25 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi166,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–16 / 16

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“beras*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS II 283a … . Aslâ kükürd râyihası yokdur. Âdemin vücûdunda suyu yâğ gibi kayar. Cüzzâma ve berasa ve nikrîse ve cerebe nâfi‘ olduğundan cânib-i erba‘a büleydelerinden her sene m …
EÇS II 339a … bi râyihalıdır. Ammâ Ziyâeddîn kal‘ası germâbından nâfi‘ suyu vardır. Cerebe ve beras zahmına nafi‘ olup niçe emrâz-ı muhtelifeleri izâle eder. Andan 5 sâ‘atde yine …
EÇS III 140a–140b {Hâssa-i âb-ı bana}: Yedi gün nûş edüp gasl eden emrâz-ı cüzzâm ve beras ve kuba ve cereb ve yerakân ve hafakân-ı dâ’i's-sa‘lîden 140b bi-hikmet-i Hak …
EÇS V 174a Bu şehir halkının aslâ hammâm masrûfu yokdur ve cereb ve cüzâm ve beras ve Firengî zahmeti aslâ yokdur, zîrâ bu diyârda olan yenâbi‘-i kesîre bir diyâr …
EÇS VI 38b … âdem bu germâların suyundan içseler yedi günde cereb ve harâretleri ve behak ve beras marazları gidüp ten-dürüst olur.
EÇS VI 58b … Gâyet nâfi‘ suyu vardır. Cereb zahmetine ve dâü's-sa‘leb marazına ve behaka ve berasa bi-emrillâh bire bir devâdır. Bu hummalardan gayri bu rabtada hammâm yokdur. Et …
EÇS VI 85a … yetîm-misâl pâk olur. Hattâ kırk gün bu germâba girüp âb-ı hummasından nûş eden bera[s] zahmeti ve Fireng zahmetinin yedi gûne emrâz-ı muhtelifelerinden halâs olur, am …
EÇS VII 160b … et mu‘tedil olduğundan aslâ hastalık ve humma ve sara zahmeti ve gayri cüzâm ve beras ve behak ve hunâm ve hunâk ve freng zahmeti misilli emrâz-ı muhtelifeli âdem yo …
EÇS VIII 222a … a ve sâ’ir kavza ve gayri hummalar gibi pek ıssı değildir, ammâ gâyet nâfi‘dir. Beras ve cüzâm zahmetine gâyet nâfi‘dir. Sâhibü'l-hayrât-ı selef bu mâ-i germâ üzre k …
EÇS IX Y14a–Y14b … u germâba girüp tendürüst olurlar. Yetmiş gûne hâsıyyeti vardır. Hattâ cüzâm ve beras ve dâ‘ü's-sa‘leb emrâzlarına dahi nâfi‘ ılıcadır. Sultân Keyhusrev üzerine bir …
EÇS IX Y197a Ayn-ı Râdim: Nikrîse ve istiskâya ve berasa ve yerekâna enfa‘dır. Ve,
EÇS IX Y220a … a ta‘âmı turşdur. Sirke yerine isti‘mâl ederler. Vakt-i gurûbda gûyâ bir âbdır. Beras ve behak ve cüzâm ve temreği ve cereb bu makûle emrâz-ı muhtelifeye bi-iznillâh …
EÇS X Y123a "Vallâhi Hindistân'da emrâz-ı cüzâm ve behak ve beras misilli marîzler gâyet çokdur, anın âb [u] hevâsına bu yağ gâyet nâfi‘dir. Bir …
EÇS X Y126b … mâlik olmuş olur. Her ne emrâz-ı muhtelife içün yese şifâ bulur. Evvelâ cüzâma, berasa ve bunların emsâli emrâz-ı mühmeleye birer miskâl yiyen bi-iznillâh bedeninden …
EÇS X Y271b … d-ı tâm ile nûş etmek gerek. Hattâ dem-i fâsidi vücûdda olan ahlâtı ve ra‘şe ve beras ve cüzâmı def‘ eder. Mezkûr ayn sene-i âtiyeye varınca bayağı turna gözü âb-ı l …
EÇS X Y416b … n ve zâtülcenb ve felc ve ra‘şe-i vücûd ve cüzâm ve sil ve şîrpençe ve âkile ve beras ve kuba ve hummâ ve'l-hâsıl tâ‘ûn dahi nedir bilmezler.