İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

berdehen

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
95
isabet
94 cümle/beyitte
35,2
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
20 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi9538,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 95

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“berdehen” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 17b … tuç kürsî üzre sâbitdir kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan gördükde âdem engüşt ber-dehen eder. Hâlâ temâşâgâh-ı ünâs-ı cihândır.
EÇS I 35a … gayrı âdemiyân sûretleri etmişdir kim hâlâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp cümle eşkâlleri zî-rûh zan ederler.
EÇS I 42b–43a "Koca Mi‘mâr Sinân yed-i tûlâsını ayân etmiş" deyü engüşt ber-dehen edüp hayrân olurlar. Hakkâ ki çâr-dîvâr üzre atlas-ı felekde böyle bir vâcibü's …
EÇS I 45b … a mest geydirüp temâşâsına şürû‘ eyleyüp her ne cânibine nazar etdilerse engüşt ber-dehen edüp ta‘accübâne birer parmakların ısırup hayrân olurlardı.
EÇS I 45b Kâmil bir sâ‘at-i nücûmî dikkat üzre bu kemerleri ve derûn-ı câmi‘i engüşt ber-dehen ederek temâşâ edüp taşra hareme çıkup çâr-minâreyi ve çâr-rüknü ve şeş-bâb-ı mu …
EÇS I 68a … mıyla iştihâr bulan bâğ-ı hıyâbânı bizzât Murâd Hân seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen edüp fermânları üzre tarfetü'l-ayn içre asker-i deryâ-misâl bu bâğa girüp cümle …
EÇS I 71b … hisse verdi. Cümle asker ol yalçın dağlara at bırağup urûc etdiğin görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kaldılar. Hakkâ ki pehlivânlıkdır.
EÇS I 139b … ve Erjeng, Bihzâd, Velîcân-misâl nakkâş-ı cân gelüp seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen ederler kim bu kadar seneden berü leb-i deryâ hevâsından cemî‘i nukûş-ı garîbe …
EÇS I 140a … bir beyâz mermerde bir fîl tasvîri etmişdir kim her gören üstâd-ı kâmil engüşt ber-dehen eder. Bir acîb ü garîb fîl sûretidir kim gûyâ zî-rûhdur.
EÇS I 150b Kulaklarında olan menkûşeler, isyân tarafından kaçup Hak cevâba engüşt ber-dehen etmekdir.
EÇS I 178b–179a … arh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim Zühre engüşt ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük emîni ve tershâne …
EÇS II 246b … âdân-ı hezâr-kâr-ı zevi'l-iktidâr olanlar bu minber-i ibret-nümûnu görüp engüşt ber-dehen edüp "Bu makdur-ı beşer kârından değildir. Ancak bir kibâr-ı evliyâullahın ızhâ …
EÇS II 261b–262a … kt-i gurûb karîb olunca bir ceng-i sultânî olmuşdur kim felekde melekler engüşt ber-dehen edüp hayrân olmuşlardı. Ba‘dehû kol kol alay çavuşları "Dönün gerü gâzîler, des …
EÇS II 290a–290b … te olup top u tüfenk velvelesinden sît u sadâ-yı top ayyûka çıkup elçi engüşt-i ber-dehen olup "Hey kayser-zemîn şahı! Aceb kal‘a-i Hasan-âbâd'a mâliksin" dedi. Ba‘dehû …
EÇS III 75a … yyede eyle bir dâr-ı ulûm ne binâ olunmuşdur veyâ olunur. Timur gördükde engüşt ber-dehen edüp binâsına hayrân kalmışdır. Kal‘a kapusu gibi bir bâb-ı mu‘allâsı var. Göre …
EÇS III 144b–145a … yri huzzâr-ı meclis kimesneler paşanın bu vâkı‘ayı böyle ta‘bîr etdüğüne engüşt ber-dehen ederek "Âferîn, sad hezârân âferîn yâ Melek Ahmed Paşa sad-lek tahsîn ola. Hakk …
EÇS III 155b deyüp engüşt ber-dehen eder. Bu câmi‘in bir pesendîde san‘atı dahi üstâd-ı russâsı bu câmi‘in cemî‘i k …
EÇS III 174b–175a … uçurmazlar. Bu dervîş ü dilrîş ne takrîb ile dâhil-i savma‘a oldu?" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb etdik. Ammâ hakîr bu dervîşe im‘an-ı nazar ile nazar etdim. (Selâ …
EÇS IV 214b … rhâş etdiler kim semâdaki kerrûbiyânlar bu zemîn Melek Paşasının cengine engüşt ber-dehen etdiler. Ol arbede içre yedi yüz yiğit hâke düşüp câm-ı memâtı nûş edüp üç bin …
EÇS IV 231b … rıyla yine meydân-ı muhabbetde cem‘ oldular. Paşa "Sübhânallah!" diyerek engüşt ber-dehen edüp hayrân kaldı. Ol mahalde hân arkasından semmûr kürkün Monlâ Muhammed'e ihs …
EÇS IV 246b Paşa görmeden engüşt ber-dehen edüp huzzâr-ı meclisler cümle eyle şehâdet etdiler. Bâlâdaki kurânın üçü dahi V …
EÇS IV 251b … ir gârda birer gûne san‘at-ı usret ile toplar çıkarmış kim âdem gördükde engüşt ber-dehen edüp dem-beste ve hayrân olur. Bir sıra böyle balyemez topları kürsi gibi düşma …
EÇS IV 309b … ûhun türâbın sahrâ-yı Hemedân'a çekdirüp kayanın altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ …
EÇS IV 346b … rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve …
EÇS IV 378a … misâl serâmed serv dırahtları var kim her gören "Sübhânu'l-Hallâk!" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb eder. Ve bu bâğçe kurbünde seng-i hârâdan Sultân Hüseyin İmâdiyye …
EÇS V 33a … bîr etdikde cümle huzzâr-ı meclisin sağîr ü kebîri âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen etdiler ve,
EÇS V 64b … d-i Hudâ bir vüzerâ asrında olmayup sa‘âdetlü pâdişâh ol kadar hazz edüp engüşt ber-dehen eder. Cümle mukarrebîn ve masâhibîn-i nüdemâ-yı şehriyârîler der kim "Pâdişâhım …
EÇS V 75a–75b … Hümâyûn önünde galtân olunca "Yâ baht [u] tâli‘-i meymûn Köpürlü" deyüp engüşt ber-dehen etdiler.
EÇS V 83a … assı yassı olup, pâdişâh ve cümle huzzâr-ı meclis musâhib-i şehriyârîler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldılar.
EÇS V 83a … u ahvâle cemî‘i erbâb-ı dîvân ve ordu-yı pâdişâhî âdemleri ta‘accüb edüp engüşt ber-dehen ederek âlem-i hayretde kaldılar. Meğer mezkûr Itâkî Emîr Çelebi Kalenderî Mehem …
EÇS V 95a … eden haberdâr olan bu câmi‘in esâs-ı binâsı ve san‘at-ı mi‘mârîsin görüp engüşt ber-dehen eder. Cümle âsâr-ı binâları ve kubâb-ı ser-nigûnları serâpâ kurşum ile mestûr b …
EÇS V 96a … le istimâ‘ eden âşıkân-ı sâdıkan kesb-i safâlarından sermest medhûş olup engüşt ber-dehen ederler. Ol ân şeyh Takî hazretleri Muhammediyye sâhibini Mehemmed Efendi'nin m …
EÇS V 100b … z u şazrevân ve fıskıyye fevvâreleri pertâb etdikçe görenler bî-tâb olup engüşt ber-dehen ederler. Ve bunda olan sâyedâr dıraht-ı müntehâlar bir bâğ-ı İremde yokdur, meğ …
EÇS V 106b … ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı ibret-nümâlara nazar edüp engüşt ber-dehen etdim, ammâ cümleden ziyâde temâşâsında haz etdiğim tasvîr oldur kim şeytân ale …
EÇS V 126b … bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
EÇS V 151b … rda oturup im‘ân-ı nazar ile nazar eden "Subhâne'l-hallâku'l-bâkî" deyüp engüşt ber-dehen eder.
EÇS VI 18a … zîrâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden zî-akıl ve zû-fünûn bu sarâyı gördükde engüşt ber-dehen ve nâhun der-dehen edüp mebhût [u] mütehayyir kalır. Ve bu sarây kurbunda asâki …
EÇS VI 19a Bu siyâseti gören asker-i İslâm ibret alup engüşt ber-dehen edüp çârsû-yı bâzârda bey‘ u şirâlar edüp mukaddemâ alınan üsârâlardan niçe bin …
EÇS VI 48b … ve Nasûh Paşazâde Ömer Beğ ve Re’îsü'l-küttâbımız Gınâî Efendiler cümle engüşt ber-dehen edüp tuğrâ-yı Melek'e engüşt ber-dehen olurlardı.
EÇS VI 48b … -küttâbımız Gınâî Efendiler cümle engüşt ber-dehen edüp tuğrâ-yı Melek'e engüşt ber-dehen olurlardı.
EÇS VI 63b–64a … iki tuğlu idi. Cümle asâkir-i İslâm bu alayımızı görüp "Bârekallâh" deyü engüşt ber-dehen edüp pesend etdiler.
EÇS VI 67b … ahcârlar ile ruhâm olmuş der [ü] dîvârlar var kim gören erbâb-ı ma‘ârif engüşt ber-dehen edüp vâlih olur.
EÇS VI 67b … rza la‘l-gûn kiremit döşemiş kim üç bin yıldan berü sâbite olup görenler engüşt ber-dehen etmeleri mukarrerdir. Ve haremi evsâfında diller bî-zebân ve kalemler tahrîr et …
EÇS VI 73b … sarâyın tarz [u] tarh-ı tavrın ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnun görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalup bu sarâyın nâmına "Kızıl[elma] sarâyı" deyü nâm kodu …
EÇS VI 95a … bu câmi‘-i pür-envârda olan tasnî‘ât ve tasvîrât ve temâsilâtları görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih ü hayrân olur.
EÇS VI 95a Benî âdemin erbâb-ı ma‘ârifi bu secdegâh-ı pâdişâhîyi görüp engüşt ber-dehen olup hayrân olur. Gerçi zî-kıymet ve mutallâ ve müzehheb değildir, ammâ bunda o …
EÇS VI 97a … duk. Hattâ Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa bizim gibi bu temâşâyı edüp engüşt ber-dehen etdikde babaya elli altun ve on akçe terakkî ihsân eder.
EÇS VI 108a … llâh el-azametullâh deyüp cümle gâziyân-ı Âl-i Osmân'a hayr du‘âlar edüp engüşt ber-dehen ederek azm-i serâperde ederek çetr-i mülemma‘ına geldiği dem huzûruna Koca Serd …
EÇS VI 114a … -i Osmân'ı görmemişler ve işitmemişlerdi. Cemî‘isi âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen ve nâhun der-dehen etdiler, ammâ niçesinin atları topların sâ‘ikalarından kuyru …
EÇS VI 132a … p niçe vüzerâlar ile seyr [ü] temâşâ etdikde cümle âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen edüp cümle mühimmât [u] levâzımâtları sâ’ir vüzerâların yanlarında firâdâ firâd …