… tuç kürsî üzre sâbitdir kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan gördükde âdem engüşt
ber-dehen eder
. Hâlâ temâşâgâh-ı ünâs-ı cihândır.
Ve bu mîlin bir cânibinde dahi bu kadd [ü] kâmetde yüz zirâ‘ seng-i âlîyi ilm-i cerr-i eskâl ile üç yüz nefer âdem ile kâ’im etdüğinin âlât sûretleri ve bocı ırgatları ve felenkleri tasvîrin etmiş. Ve hâlâ evce ser çekmiş on âdem dirâgûş edemez, çâr-kûşe bir amûd-ı müntehâdır kim çâr-kûşesinde birer tuç kürsî üzre sâbitdir kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan gördükde âdem engüşt ber-dehen eder. Hâlâ temâşâgâh-ı ünâs-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17b ·
metinde göster ·
… bir beyâz mermerde bir fîl tasvîri etmişdir kim her gören üstâd-ı kâmil engüşt
ber-dehen eder
. Bir acîb ü garîb fîl sûretidir kim gûyâ zî-rûhdur.
Ancak bir hammâmı var, ol dahi gâyet küçükdür. Ammâ hammâm içre bir kurnası üzre üstâd-ı mermer-bür arz-ı kemâl eyleyüp bir beyâz mermerde bir fîl tasvîri etmişdir kim her gören üstâd-ı kâmil engüşt ber-dehen eder. Bir acîb ü garîb fîl sûretidir kim gûyâ zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
. Bu câmi‘in bir pesendîde san‘atı dahi üstâd-ı russâsı bu câmi‘in cemî‘i kıbâbl …
deyüp engüşt ber-dehen eder. Bu câmi‘in bir pesendîde san‘atı dahi üstâd-ı russâsı bu câmi‘in cemî‘i kıbâbların eyle rasâs-ı hâs ile sihr-âsâr örtmüşdür kim her bir kıbâb-ı nîlgûn üzre perkâr ursan bir tahta kurşuma bir tahtadan ser-i mû hâric değildir. Tâ bu mertebe hemvâr-ı mestûr olmuş kıbâb-ı ibret-nümâ-yı hübâblardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt
ber-dehen eder
. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt- …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
… d-i Hudâ bir vüzerâ asrında olmayup sa‘âdetlü pâdişâh ol kadar hazz edüp engüşt
ber-dehen eder
. Cümle mukarrebîn ve masâhibîn-i nüdemâ-yı şehriyârîler der kim "Pâdişâhım bu g …
Hamd-i Hudâ bir vüzerâ asrında olmayup sa‘âdetlü pâdişâh ol kadar hazz edüp engüşt ber-dehen eder. Cümle mukarrebîn ve masâhibîn-i nüdemâ-yı şehriyârîler der kim "Pâdişâhım bu gûne alayın tertîbin ibtidâ müj[d]e ile pâdişâhım huzûruna gelen Evliyâ etmişdir" derler. Hakkâ ki yine öyle idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b ·
metinde göster ·
… eden haberdâr olan bu câmi‘in esâs-ı binâsı ve san‘at-ı mi‘mârîsin görüp engüşt
ber-dehen eder
. Cümle âsâr-ı binâları ve kubâb-ı ser-nigûnları serâpâ kurşum ile mestûr bir ma …
Sitâyiş-i câmi‘-i Tavâşî Mesîh Paşa: Selîm Hân vüzerâlarındandır, ammâ câmi‘i hakkâ ki câmi‘-i vüzerâdır. Kendüleri Mısır vezîri olmağile bu câmi‘in mi‘mâr ve mühendis ve bennâların cümle Mısır'dan getirüp bir câmi‘-i mahbûb ve bir tarz [u] tarh-ı mergûb etmiş kim ilm-i hendeseden haberdâr olan bu câmi‘in esâs-ı binâsı ve san‘at-ı mi‘mârîsin görüp engüşt ber-dehen eder. Cümle âsâr-ı binâları ve kubâb-ı ser-nigûnları serâpâ kurşum ile mestûr bir ma‘bedgâh-ı ma‘mûrdur ve bir tabakalı bir nâzük serâmed minâre-i mevzûna mâlikdir. Bunun da kıble kapusu üzre târîh-i müzehhebi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95a ·
metinde göster ·
… rda oturup im‘ân-ı nazar ile nazar eden "Subhâne'l-hallâku'l-bâkî" deyüp engüşt
ber-dehen eder
.
İbret-nümâ-yı garîbe oldur kim bu nehr-i Pileve kal‘anın eşiğinden akduğu kayaların altı serâpâ mağârâlardır ve ol gârlar içinde niçe göz su değirmenleri vardır kim bu kayaların üstünden delikler delüp değirmenlerin suları cümle nehr-i Pileve'den gelir bir gûne mudhik değirmenlerdir kim bu dahi aslâ bir diyârda yokdur. Ve bu değirmenlerin üstündeki kayalardan nehr-i Pileve akduğun temâşâ etmek içün değirmenler önünde çemenzâr soffalar üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın sun‘unu müşâhede etmek içün seyyâhân-ı berr u bihâr ve ârifân-ı dâr [u] diyâr bu mastabalarda oturup nehr-i Pileve'nin deryâ gibi üzerlerinden geçdiğin seyr [ü] temâşâ ederler. Bu nehr-i azîm gûyâ değirmen kayalarından aşağı atıldıkda gûyâ benî Âdem üzre Âl-i Osmân otağı gibi pâk billûr gibi nehr-i kebîr cereyân etdikde nehrin altında niçe yüz âdem soffalarda oturup im‘ân-ı nazar ile nazar eden "Subhâne'l-hallâku'l-bâkî" deyüp engüşt ber-dehen eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
, zîrâ bu kubbe-i âlînin sekiz aded tâkleri ve kâse-i nîlgûnu hurde münakkaş zî- …
Temâşâhâ-yı câmi‘-i Sultân Hortaç kuddise sırruhu: Bu câmi‘-i pür-envâr bir müdevver dîvâr üzre sekiz aded tâk-i Kisrâ-misâl kemerlerdir kim her biri birer kavs-ı kuzahdan nişân verir gûyâ kudret kemeri üzre kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kâsesi İslâmbol'da olan Ayasofya-i Kebîre'nin kubbesinden beş ayak küçükdür, deyü mi‘mârârân-ı hısârân eyle nakl etdiler. Eyle bir kubbe-i bâlâdır kim âdem ibret nazarıyla nigerân etdikde dembeste vü hayrân olup merdüm-i dîdeleri hîrelenüp engüşt ber-dehen eder, zîrâ bu kubbe-i âlînin sekiz aded tâkleri ve kâse-i nîlgûnu hurde münakkaş zî-kıymet ahcârlar ile nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn olup üstâdân-ı selef var makdûrun sarf edüp bu kubbe-i mînâya eyle tasarruflar etmiş kim bu atlâs-ı felek-gerdûnda eyle bir kârgerliği Şeddâd'ın bâğ-ı İrem'inde bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… birer âb-ı nâb cereyân edüp her gören bu sûretleri vâlih [ü] hayrân olup engüşt
ber-dehen eder
kalır.
Der-temdîh-i çeşme-sâr-ı dil-i cân: Hamusu on aded çeşme-i hayvândır, ammâ cümleden çârsû içindeki meydânda kral çeşmesi 287a bir vâcibü's-seyr aynu'l-hayâtdır kim üstâd-ı mermer-bür Freng hakkâk beyâz mermerden gûnâ-gûn tasvîrler edüp her gûne timsâllerin ağızlarından ve burunlarından ve zekerlerinden birer âb-ı nâb cereyân edüp her gören bu sûretleri vâlih [ü] hayrân olup engüşt ber-dehen eder kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286b–287a ·
metinde göster ·
. Sebeb-i harâbiyyeti zamân-ı kadîmde Ikrît kralı ya‘nî Girid'i amâr eden Ikrît …
Ve iki konak yerden bu şehr-i azîme niçe bin kemerler ile âb-ı hayât sular getirmişler. Bu şehr-i harâbistânın seyr [ü] temâşâsında âdem âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen eder. Sebeb-i harâbiyyeti zamân-ı kadîmde Ikrît kralı ya‘nî Girid'i amâr eden Ikrît kralın oğlu Rûm pâdişâhı olan putperest Martin-i pelîd nâm kral-ı dâll Karlıeli kralı üzre bin pâre gemilerle gelüp bu şehir Karlıeli kralı Markonton nâm kralın tahtı iken Karlıeli kralını Girid kralı Martin putperest katl edüp yedi ayda bu şehr-i Pireveze-i azîmi harâb [u] yebâb niçe bin Îsevî Rûmların esîr-i kebâb hânelerin türâb edüp hâlâ böyle kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·
… ine benî âdem girdikde dehşet-âlûd olup dem-beste ve hayrân olarak ol ân engüşt
ber-dehen eder
. Bir beyâz mermer döşeli sahrânın vasatında bir kasr-ı Havernak-misâl bir câmi‘ …
Bu hakîr otuz sekiz sene on yedi pâdişâhlık yer seyâhat etdim, temâşâ etdiğim binâlarda böyle mânend-i ürd-ı behişt-i heşt görmedim. İçine benî âdem girdikde dehşet-âlûd olup dem-beste ve hayrân olarak ol ân engüşt ber-dehen eder. Bir beyâz mermer döşeli sahrânın vasatında bir kasr-ı Havernak-misâl bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve taşrasından Y 212b haremi dâ’iren-mâdâr üç yüz adımdır. Ve şekl-i müsemmendir ve taşrası üç âdem kaddi ebrî ve sommâkî ve yeşim harakânî mermerler kaplıdır. Ve herbir parça mermerlerde niçe bin sun‘-ı Hudâ nümâyândır. Ve bu mermerlerden yukarusu tâ kubbe saçağına varınca münakkaş ve musanna‘ kâşî-i Çîn ve şekl-i nîlgûn ile bir gûne tezyîn olmuşdur kim pesendîde-i P 91b âlem-bîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212a–Y212b ·
metinde göster ·
. Zîrâ bu dağların kimisi servi gibi serâmed kimi evc-i semâya ser çekmiş ve kim …
Ve bu harâbe şehirlerin sahrâsı etrâfında sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ kayalar var kim misli ne Kürdistân'da ne Hakkâri ve Nahcivân'da ve ne Manya ve Alman'da böyle bir sun‘-ı aceb ibret-nümâ-yı garîb dağlar görmedim. (---)(---)(---) "Sübhâne'l-Hallâk" deyü engüşt ber-dehen eder. Zîrâ bu dağların kimisi servi gibi serâmed kimi evc-i semâya ser çekmiş ve kimi surâhî kabak-misâl ve kimi burc [u] bârûlu kal‘a-misâl ba‘zısı aşağı sernigûndur, âdem bakmağa havf eder kim (---)(---) görenler yanından acele ile güzer ederler. Ve ba‘zıları ejderhâ-misâl ve kimi esed-misâl ve kimi keştî ve niçesi kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş asker geçer ammâ âdemin aklı gider. Gûyâ bir mu‘allak sahra-i mu‘allâkdır. Ve kimi hücre hücre ve kimi göz göz Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Ve ba‘zısı fîl hortumu gibi birbirlerine uzanmış ammâ mâbeynlerinde bir vâsi‘ fezâ var, altından ubûr eder. Hâsıl-ı kelâm bu kûh-ı ibret- Y 271b nümûnlara im‘ân-ı nazarile nazar eylesen Hallâk-ı (...) âlî âlem ne idüğin fehm ederdin. Ve bu cibâllerin zemîni sâfî sâ‘at kumudur Q 113a ve gâyet rakîkdir. Hikmet-i Hudâ bu rimâl içre deryâya müta‘allık olan hayvânâtlardan balık kemikleri ve yengeç ve kerevit ve pağurya ve ıstakoz ve midye ve istiridye kabukları vardır. Bu ecnâs-ı mahlûkât ise deryâda olur. Bundan anlanan oldur kim zamân-ı kadîmde bu mahaller deryâ imiş. Hattâ hakîr bir tevârîh-i Yûnâniyân'da gördüm İskender-i Zülkarneyn Sebte boğazın açmazdan evvel bu şâm ve Mekke ve Medîne çölleri cümle deryâ imiş. İskender Sebte boğazın kat‘ edicek Bahr-i Rûm Bahr-i Muhît'e akup bu mahaller çölistân olmuşdur. Ve akla mülâyimdir kim bu kayalara temevvüc-i deryâ ura ura hâk-i amber-fâmı gidüp yalçın kayalar kalduğu deryâ tellatumu alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
… î san‘atı bir diyârda yokdur, temâşâ edenin çeşm-i ibreti hîrelenüp âdem engüşt
ber-dehen eder
. Ve minberi sindiyân ve santa ve ceviz ve servi levhalarındandır, âdemin dimağı …
Ve mihrâbında olan sadefkârî san‘atı bir diyârda yokdur, temâşâ edenin çeşm-i ibreti hîrelenüp âdem engüşt ber-dehen eder. Ve minberi sindiyân ve santa ve ceviz ve servi levhalarındandır, âdemin dimağı mu‘attar olur. Ve üstâd ressâm bu minbere ol kadar himmet sarf edüp gûnâ-gûn kitâbe ve mutahhıllar Y 322b içre pîç-ender-pîç kirişmeli rûmîler ve islimîler ve sadberk güller ve elvân elvân dalkırma şükûfeler oyup arz-ı ma‘rifet etmişdir kim cümle ressâm ve ehl-i ma‘ârif temâşâsına hayrân olur. Sihr-i i‘câz bir minber-i serâmeddir. Ve bu minberin kapusu üzre Kûfî Hafza hattiyle halkârî Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322a–Y322b ·
metinde göster ·