… e vefâ edüp âlem ağyârdan bî-haber sohbet ederler. Kardan cereyân eder bir âb-ı
berdi
vardır. Ve,
Mesîregâh-ı Hasan Karlığı: Bir vâsi‘ dere içre ok atmak içün mastabalar binâ olmuşdur. Herkes yârânıyla ol câ-yı ma‘hûdda ahdlerine vefâ edüp âlem ağyârdan bî-haber sohbet ederler. Kardan cereyân eder bir âb-ı berdi vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
… det-i şitâda on yedi gün ve on yedi gice aşup yortup hikmet-i Hudâ bir gice bir
berd-i
cahîm oldu kim yedi yüz esîr dondu ve bin mikdârı Tatarın eli ayağı düşdü. Ol s …
Hikâye-i hakîr: "Benim efendim! Sene (---) târîhinde Kırım hânlarından İslâm Girây Hân ile cezîre-i Kırım'dan diyâr-ı Moskov'a gidüp bilâ-hisâb mâl-ı ganâyim alup avdet mahalline kalınca erba‘în ve zemherîr oldu. Bu kadar mâl-ı hazâyin ile geldiğimiz yoldan dönmeğe havf edüp bi'z-zarûrî Heyhât sahrâsına ol şiddet-i şitâda on yedi gün ve on yedi gice aşup yortup hikmet-i Hudâ bir gice bir berd-i cahîm oldu kim yedi yüz esîr dondu ve bin mikdârı Tatarın eli ayağı düşdü. Ol sabah hakîre dahi felek, sovuk cehennemi rûzgâr-ı zorkârın gösterüp gûyâ ki elîm-i A‘râf'ı gördük. Yedi sâ‘at kâmil taban-keşlik edüp bî-tâb u bî-me‘âl kaldıkda esb-i sabâ-sür‘atime süvâr 53a oldum. Hikmet-i Hudâ dördüncü sâ‘atde altı yerden şems-i âteş-tâb zâhir oldu. Cümle Tatar kartları âlem-i hayretde kaldılar. Ammâ âdetullah oldur kim güneş cânib-i şarkdan tulû‘ eder. Kâmil dörd sâ‘at olunca ol tarafdan tulû‘ etmeyüp altı aded güneşin biri Heyhât'ın kıble cânibi, Çerâkise vilâyetidir, andan nümâyûn oldu. Bir güneş Heyhât'ın cenûb tarafıdır kim cezîre-i Kırım'da Kefe kal‘asıdır, ol cânibden tulû‘ etdi. Biri garb cânibidir ki Alaman vilâyetidir ki ondan hurûc etdi. Biri Leh cânibinden hurûc etdi. Beşincisi şimâl tarafında Kırako vilâyeti tarafından tulû‘ etdi. Altıncısı yine Heyhât'ın yıldız tarafında Moskov'un Görlef kal‘ası câniblerinden zuhûr edüp bu altı güneşin her biri asıl güneşin pertevinden ziyâde nümâyân idi ve altısı da semâdan zemîne balık ağzı gibi yâhûd Tûbâ şeceri gibi baş aşağı zemîne nüzûl etmişdi. Zîrâ asıl güneşin cânib-i şarkı gâyetü'l-gâye şiddet-i şitâ olmağıla pertevi donup ba‘zı sevâhil olan ekâlîm-i seb‘alardan pertev urup nümâyân olurdu" deyü bu hikâyeyi nakl etdiğimizde cümlesi Arapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ yürîdü bi-izzetihi, deyü cümle tahkîkdır, dediler. Ve cümle müdâhaneciler ve orancıların hâtırları mütesellî oldu. Ammâ Hudâ âlimdir, böyle olmuşdur. Müdâhaneciler bu hikâyeden fürce bulup "İşte ol sene Erzurûm'da eyle bulutlar dahi on ay dutulup vech-i semâda müncemid-vâr ber-karâr idi" deyü hâmuş-bâş oldular. Ol zamân bildim ki cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve erbâb-ı devlet huzûrında müdâhane ve hoş-âmed kelâm lâzım imiş. Ammâ bizim efendimiz Melek Ahmed Paşa huzûrunda bir kimesnenin cânı yok idi kim zemm u nemm u gıybet ve mesâvî ve sû’-i zan ve müdâhane ve hoş-âmed söyleyeler idi. Anı meclisinden reddederdi ve derhâl "Çık taşra bre hannâs!" deyü ana hannâs lakab kordu. Ve bir kimesne anın yanıda bir kizb kelâm söylese ol âdemden gayri nefret ederdi. Ammâ ne kadar latîfe-âmiz kelimâtlar söylense şakadan hazz ederdi. Ammâ hâlâ zamânımızın a‘yân [u] kibârı ve vüzerâ ve mülûkları böyle hoş-âmede ve müdâhaneye mâyil olup bî-garaz ve ehl-i ırz kimesnelere taşra umûrların sormadıkları ecilden Devlet-i Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler gelmededir. Hudâ Devlet-i Âl-i Osmân'ı ilâ inkırâzı'd-devrân mü’ebbed ede, âmîn, yâ Mu‘în. Ammâ devlet [ü] dîn-i mübîni sıyânet eden kimesnelerden ba‘zı şu‘arâlar Sultân Ahmed Hân'a verdikleri kasîde-i belîğu'l-beyândır kim bu mahalle tahrîr olundu. Güfte-i Şeyhî Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52b–53a ·
metinde göster ·
… çeşme-i cân-perverler vardır kim her biri mâh-ı Temmûz'da buz pâresi gibi mâ-i
berd-i
ayn-ı revâkdır, ammâ aceb hikmet-i Bârî'dir kim bu kûh-ı bâlâdan bâlâ kurbunda …
Bu kal‘ada Sultân Mehemmed câmi‘i dibinde iki aded âb-ı zülâl çeşme-i cân-perverler vardır kim her biri mâh-ı Temmûz'da buz pâresi gibi mâ-i berd-i ayn-ı revâkdır, ammâ aceb hikmet-i Bârî'dir kim bu kûh-ı bâlâdan bâlâ kurbunda dağlar yokdur kim andan bu kal‘aya sular gele diyesin. Hemân Arapça dir, âmennâ ve saddaknâ. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
… bân altından üçer lüle çeşmelerdir. Her bir aynı âdem bâzûsı kadar cereyân eder
berd-i
hâlis mâ-i tâhirdir. Ve bu hareme dahi eyle iki tarafdan on beşer kademe taş ne …
Ve bu haremden câmi‘ye iki tarafdan dîvânhâne nerdübânları gibi taş nerdübân ile câmi‘e urûc olunur. Ve mezkûr âb-ı hayât çeşme nerdübân altından üçer lüle çeşmelerdir. Her bir aynı âdem bâzûsı kadar cereyân eder berd-i hâlis mâ-i tâhirdir. Ve bu hareme dahi eyle iki tarafdan on beşer kademe taş nerdübân ile urûc olunur. El-hâsıl mecma‘-ı zurefâ ve yârân-ı bâ-vefâ yeri bir nazargâh haremdir. Ve cümle binâları serâpâ kurşum ile mestûr Y 35b bir câmi‘-i meşhûrdur. Ve kıble kapusu üzre terkîm olunan târîhi böyledir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y35a–Y35b ·
metinde göster ·
şitâ olup bir dipi ve boranlı serçe başı kar yağdı kim sovukdan iki yüz mikdârı …
Hikmet-i Hudâ ol gece bir berd-i şitâ olup bir dipi ve boranlı serçe başı kar yağdı kim sovukdan iki yüz mikdârı deve ve yetmiş seksen Urbân-ı uryân rûh-ı revân oldu. Ve ol gece şiddet-i şitâdan niçe bin at ve katır pâybendi ve kösdeğin sürüyerek bu çöl içre rûzgâr-ı zorkâra kıçın verüp belîdelere gidüp sığındılar. Sabâh olup gördüler kim kimin atı ve kiminin katırı ve ba‘zısının hımârı gâyib olmuş. Hamd-i Hudâ biri zâyi‘ olmayup Hüseyin Paşa havfinden cemî‘i devâbbâtları sâhiblerine teslîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… ihrâm kemerinde, ba‘zı mahalde vakt-i asrda uryân dahi dursun. Şiddet-i hârı ve
berd-i
bârı mü’essir değildir. Âdem dâ’imâ tendürüst durur. Ve rûz-merre birkaç kerre …
Ve gerçi şiddet-i hârdan âdem esvâb geyemez, ancak bir beyâz ihrâm eyninde ve bir ihrâm kemerinde, ba‘zı mahalde vakt-i asrda uryân dahi dursun. Şiddet-i hârı ve berd-i bârı mü’essir değildir. Âdem dâ’imâ tendürüst durur. Ve rûz-merre birkaç kerre cimâ‘ edüp deryâya girsen aslâ zarar isâbet etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·