… Medrese köşesinde sizinle ilme meşgûl olduğumuz sebebiyle Cenâb-ı İzzet ilm [u]
berekâtıyla bu
sarây ve Üsküdar'da ve vilâyetimizde ve niçe yerde çiftlikler ve niçe gûne ihsâ …
"Evliyâ Çelebi! Medrese köşesinde sizinle ilme meşgûl olduğumuz sebebiyle Cenâb-ı İzzet ilm [u] berekâtıyla bu sarây ve Üsküdar'da ve vilâyetimizde ve niçe yerde çiftlikler ve niçe gûne ihsân [u] in‘âmlar etdi" deyü bî-had hamd [u] senâ etdi. Hakîr eyitdim "İnşâallah sultânım! İlm tilâvet etmede şerîk idim. İnşâallah devletinizde dahi dünyâlığile şerîk oluruz" dedikde "Vallahi bî-tekellüf olduğundan hazz etdim. Bre hazînedâr gel" deyü hazînedârın kulağına bir güft [ü] gû edüp bir ândan sonra bir kîse guruş ve bir yeşil çukaya kaplu kunduz siyâhı bir semmûr kürk ve bir lokmalı bol kadı haftânı el-hâsıl başdan başa bir kat esvâb ihsân edüp ta‘âm tenâvül edüp destûr deyüp giderken aşağı inüp gördüm, binek taşında bizim at yerine bir fil-i Mahmudîye 370b benzer bir küheylân at, Şâm didiği ve sîm eğerli ve vüzera rahtlı bir küheylan at, "Efendi size ihsân etdi" deyince yine efendi huzûruna çıkup "Sultânım! Bizi hâkden ref‘ eyleyüp piyâde iken atlandırdınız. Hudâ sizden râzî ola" deyüp temennâ edüp yine ata binüp hâneme gelüp sehl istirâhat etdikde ba‘de'l-asr ânî gördüm, bir hây hû ile elli aded hammâl yükü kahve şeker ve şem‘-i asel ve revgan ve asel ve'l-hâsıl gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât ile hâne-i tehim mâl-â-mâl ni‘met-i Rabb-i Rahîm olup cihân cihân hazz edüp gelen âdemine bir şerbetî yağlık verüp gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370a–370b ·
metinde göster ·
… da‘vet etmişdir. Zîrâ peygamberdir demişler ve ihtilâf etmişler. Anların du‘ası
berekâtıyla bu
Sürmeli yayla'da aslâ vebâ olmaz. Ve Gökdepe yaylası, gâyet bâlâ azîm yayladır. …
Cümle yedi aded yaylalardır. Her birinde birer gûne hâssası vardır. Evvelâ Sürmeli yaylada aslâ tâ‘ûn olmaz. Habîb-i Neccâr hazretleri niçe zemân bu yaylada sâkin olup halkı dîne da‘vet etmişdir. Zîrâ peygamberdir demişler ve ihtilâf etmişler. Anların du‘ası berekâtıyla bu Sürmeli yayla'da aslâ vebâ olmaz. Ve Gökdepe yaylası, gâyet bâlâ azîm yayladır. Bunda cemî‘i hayvânâtları aslâ ülker urmaz. Ve Çatalağaç yaylası; anda aslâ ısıtma olmaz. Halkı gâyet tendürüst olur. Ve Fındıklı yaylada aslâ ve kat‘â yılan ve çıyan ve akrep ve gayri zehirli haşerâtlar olmaz. Ve Şolgay yaylası, her giz anda hırsız ve harâmî olmaz. Zira Şolgay Sultân Cüneyd-i Bağdadî hazretlerinin baş halîfesidir. Bu yaylada medfûn olduğundan aslâ harâmî olmaz. Bir kimesne komadığı şey’e el uzatsa eli kurula kalır, mücerreb olduğundan bu yaylada aslâ harâmî ve kuttâ‘u't-tarîk yokdur. Herkesin metâ‘ı meydân-ı muhabbetde âşikâre durur. Bir ferd-i âferîde vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
kûh-ı bâlâ üzre teng ü zıyk yol açılmış ammâ yine deve ve katır ve yüklü hımâr …
Leb-i Bahr-i sefîd'de evc-i âsumâna çıkmış peyâz sa‘b kayalardır kim berhevâ tayerân eden mürğ-i zeyrek bu cebel-i bülendin üzerinden pervâz urup geçmede âcizdir. Hattâ cemî‘i müfessirîn sûre-i (---)Arapça âyeti bu Nakura Boğazı hakkına nâzil olmuşdur, derler" Akka kal‘asında medfûn Hazret-i Sâlih'in du‘âsı berekâtıyla bu kûh-ı bâlâ üzre teng ü zıyk yol açılmış ammâ yine deve ve katır ve yüklü hımâr geçmek ihtimâli yokdur, ancak piyâde âdem geçer. Ba‘dehû Melikü't-Tâhir Akka kal‘ası fethine gitdikde sehel yolların tathîr etmiş. Niçe mülûkler dahi bu Nakura Boğazı'n açmışlar, ammâ yine sa‘bdır. Leb-i deryâ tarafına âdem bakmağa cür’et edemez. Zîrâ çâh-ı gayyâdan ve derk-i esfelden ve "veylün" deresinden nişân verir kûh-ı bâlâdır. Hattâ deryâ tarafı evc-i semâyâ ser çekmiş kayalarının altları kûh-ı bî-sütûn gibi boşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
… etleri, ashâb-ı güzînin güzîdesi idi, bu cebelde sâkin olup anların hayr du‘âsı
berekâtiyle bu
cebelde zehirnâk hayvânâtlar olmaz derler. Hâlâ bu cebel-i bülend üzre bâğ-ı Ba …
Bu şehrin hâ’ilinde olan cebel-i Ercîs'de aslâ yılan ve çıyan ve akreb ve mûr [u] mâr ve gayrı mesmûm cânavar haşarâtları yokdur. Bir rivâyetde bu kûh-ı bülend ricâlü'l-gayb makâmı olduğundan yırtıcı cânavar ve mesmûm hayvânâtlar olmaz derler. Rivâyet-i uhrâda Hazret-i Ömer asrındaki fethinde sekiz yüz sene mu‘amer olan Baba Rüten-i Hindî hazretleri, ashâb-ı güzînin güzîdesi idi, bu cebelde sâkin olup anların hayr du‘âsı berekâtiyle bu cebelde zehirnâk hayvânâtlar olmaz derler. Hâlâ bu cebel-i bülend üzre bâğ-ı Baba-yı Rüten derler. Kendi biter ve kendi yeter eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûndur. Zîrâ Baba Rüten bâğbânların pîridir. İsm-i şerîfi Ebû Zeyd-i Hindî Baba Rüten'dir. Ashâb-ı güzînden bu kadar müsinn kimesne olmamışdır, ammâ kemâl-i riyâzât ile mu‘ammer olmuşdur derler. Kabri yine Hindistân'dadır. Hazret huzûrunda Selmân-ı Fâris belin bağladı. Hâlâ Baba Rüten Bâğı Ercîs dağında ma‘lûmdur. Bunların nutk-ı dürer-bârlarıyla bu dağda zehirli hayvân olmaz. Rivâyet-i aharında Hazret-i Yahyâ asrında Kayser Ercîs bu şehri binâ etdikde hükemâ-yı kudemâdan Falaska nâm hakîm bu kûh-ı bülende çıkup yetmiş aded muzırr haşarâtlar eşkâlin birer amûd üzre edüp her birin birer mutalsam edüp anın içün bu dağda aslâ zehirli hayvânât yokdur derler. {Ve bu kûh-ı Ercîs'de ilâ mâşâ'allah harîf ü şitâda selci ve yek-pâre billûru eksik değildir ve âb-ı zülâlde bulunur derler, ammâ manzûrumuz olmadı.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67a ·
metinde göster ·
… uhâsara edüp (---) günde sene (---) târîhinde feth edüp anların du‘â-i hayrları
berekâtıyla bu
Çatalca şehri âbâdân olmadadır.
Ba‘dehû Ebü'l-feth Gâzî bu Çatalca şehrinde niçe bin yük bâr-ı sakîli Mihaloğlu Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet etdim" deyü du‘â edüp kendüler İslâmbol'u muhâsara edüp (---) günde sene (---) târîhinde feth edüp anların du‘â-i hayrları berekâtıyla bu Çatalca şehri âbâdân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
… şehir bir burun ucunda kalup emn [u] amân olmuş. Ba‘dehû Süleymân Hân'ın du‘âsı
berekâtıyla bu
şehir amâr oldukça ol handak-ı mezbûrun niçe yeri şehir içinde ve niçe yeri bâğ …
Bu varoş-ı azîm kal‘a-i Belgrad'ın şimâli ve şarkı ve kıblesi ve cenûbu ve garbı tarafların ihâta etmiş bir varoş-ı mu‘azzamdır. Ancak yıldız rüzgârı ve batı garb tarafı nehr-i Sava ve nehr-i Tuna'dır. Mâ‘adâsı sevâd-ı mu‘azzam Bosnasarây şehri gibi kat-ender-kat belde-i kebîrdir, lâkin cânib-i muhammesinde aslâ kal‘a-i rabât yokdur. Zamân-ı kadîmde Abaza Paşa köşkü nâm mahalde hâlâ niçe yerde râyegândır. Nehr-i Sava'dan nehr-i Tuna'ya varınca bir handak-ı amîk kesüp bu şehir bir burun ucunda kalup emn [u] amân olmuş. Ba‘dehû Süleymân Hân'ın du‘âsı berekâtıyla bu şehir amâr oldukça ol handak-ı mezbûrun niçe yeri şehir içinde ve niçe yeri bâğlar içinde kalmışdır. Hattâ Çinili Hammâm nâm imâret ol handak içinde binâ olmuşdur. Anıniçün hâlâ bu varoş etrâfında sûr ve handak yokdur. Ve böyle bir bender-i azîmdir kim hîn-i ma‘rekede on bin aded güzîde pür-silâh asker müheyyâ çıkar gâyet ulu şehirdir kim nehr-i Sava ile nehr-i Tuna mâbeyni şehir taşrasından kâmil üç bin beş yüz adımdır. Eğer kal‘a ile Sava ve Tuna kenârında olan evler kenâr ile adımlanup hisâb olunsa belki yigirmi bin adım cirmi ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113b ·
metinde göster ·
… c-i uzletde neye mâlik olup bu kadar hayrât ede. Elbette kîmyâ-yı iksîr-i a‘zam
berekâtıyla bu
kadar âsâr-ı binâlar etmiş kim bir pâdişâh mâlik değildir. Ve imâret-i dârü'z-z …
Netîce-i merâm bu şehir içre ta‘rîf u tavsîf etdiğimiz hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzâr ve havz u şazrevân ve bezzâzistân ve cüsûrlar cümle bu büyük şeyh Emîr Sultân'ın hayrât [u] hasenâtlarıdır kim bu şehri ol azîz ism-i "Yâ Azîz"e mazhar düşüp amâr etmişdir. İşte devlet-i Âl-i Osmân'da bu pîşvâ-yı tarîk şeyh-i azîz ve bir de Fâtih-i Yemen Sinân Paşa kîmyâya mâlik olup bu kadar hayrât [u] hasenât etmişlerdir. Hakkâ ki bir şeyh künc-i uzletde neye mâlik olup bu kadar hayrât ede. Elbette kîmyâ-yı iksîr-i a‘zam berekâtıyla bu kadar âsâr-ı binâlar etmiş kim bir pâdişâh mâlik değildir. Ve imâret-i dârü'z-ziyâfe dahi Emîr Efendi'nindir kim ni‘meti {bay u gedâya mebzûldur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ selâmetle ol nehr-i Vak-ı âkı bu yüzden min indillâh bilâ-şübhe ricâlü'l-gayb ile beri cânibe selâmet geçdim ve bildim ki Hazret-i Hızır ol sûrete temessül edüp vesîle oldu ve dahi ziyâde bildim ki Cenâb-ı Bârî'nin inâyeti ve Server-i Kâ’inât'ın mu‘cizâtı ve kırk yıldan {berü} ekâlîm-i seb‘ada ziyâret eyleyüp âşinâlık ve rûşinâlık kisb etdiğim ûlû'l-azm enbiyâların ve gayri mürsellerin ve niçe bin kibâr-ı evliyâullâhların rûhâniyyetleri ve himmetleri berekâtlarıyla bu varta-i girdâbdan halâs oldum deyü hamd-i bî-hadd ve senâ-yı bî-add edüp cânib-i Uyvar'a giderken meğer bu taraflarda ormanlar içre bizim münhezim olmuş âdemler hakîri görüp "Yoldaş gerüde ve ileride kâfir var mı?" deyü sorduklarında hakîr "Bir şey yokdur" {dedim}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
… yetü'l-gâye çokdur. Hattâ Sultân Bâyezîd-i Velî bu şehre gelüp anın hayr du‘âsı
berekâtlarıyla bu
şehir halkının sağîr ü kebîri İslâmbol'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdetde hidmet-i pâd …
Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc ağası ve pandur ağası, ya‘nî şehri bekleyen sekbân ağası ve şehir kethudâsı ve a‘yân [u] eşrâfı gâyetü'l-gâye çokdur. Hattâ Sultân Bâyezîd-i Velî bu şehre gelüp anın hayr du‘âsı berekâtlarıyla bu şehir halkının sağîr ü kebîri İslâmbol'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdetde hidmet-i pâdişâhîde neşv ü nemâ bulup Koca Defterdâr ki {ayağından} sinirinden maslûb Mustafâ Paşa gibi ve Defterdâr Ömer Paşa gibi ve Lübzâde gibi ve Sultân Murâd Hân'ın rûznâmecisi İbrâhîm Efendi gibi ve birâderi Ali Efendi gibi ve Sadrıa‘zam İbrâhîm Hân vezîri Sâlih Paşa ve karındaşı Murtazâ Paşa ve yine karındaşı Zülfikâr Ağa ve Sâlih Paşa kethudâsı Hazînedâr İbrâhîm Paşa ve niçe bin bunun emsâli vüzerâ ve vükelâlar bu Nevesin şehrinden hâsıl olmuşlar, bir 149a şehr-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b–149a ·
metinde göster ·
… nşâallâh Hazret-i Süleymân'ın himmetiyle oğlu Melik Rac‘îm pâdişâhımızın du‘âsı
berekâtıyla bu
Makedonya şehri etrâfına ben bir Makedonya-yı kebîr ederim ki içinde bin pâre m …
"İnşâallâh Hazret-i Süleymân'ın himmetiyle oğlu Melik Rac‘îm pâdişâhımızın du‘âsı berekâtıyla bu Makedonya şehri etrâfına ben bir Makedonya-yı kebîr ederim ki içinde bin pâre mu‘a[zza]m kend ola ve etrâfı üçer kat handak ve üçer kat dîvâr ola" dedikde Yanvan Kral eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… â’ifesi olur. Ammâ keferesi cümle harâcdır. Ammâ mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ
berekâtıyla bu
cezîreyi hıfz [u] hırâset edüp dururlar. Bunlardan mâ‘adâ Freng [ve] Rûm ve Yah …
Ammâ yerli müselmân ancak iki bin askerî tâ’ifesi olur. Ammâ keferesi cümle harâcdır. Ammâ mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla bu cezîreyi hıfz [u] hırâset edüp dururlar. Bunlardan mâ‘adâ Freng [ve] Rûm ve Yahûdî ile mâl-â-mâl bir şehirdir. Ammâ Ermeni ve Çingane yokdur ve gelse dahi mu‘ammer olmaz. El-hâsıl kefere deryâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61a ·
metinde göster ·
Ve Helvâcıyân çârsûsu dahi başka bir lezîz şâhrâh-ı azîzdir kim Helvâyî Ömer
berekâtiyle bu
hiref "yâ Azîz" ismine mazhar düşmüşlerdir kim gâyet pâk râhdır. Helvâ-fürûş cü …
Ve Helvâcıyân çârsûsu dahi başka bir lezîz şâhrâh-ı azîzdir kim Helvâyî Ömer berekâtiyle bu hiref "yâ Azîz" ismine mazhar düşmüşlerdir kim gâyet pâk râhdır. Helvâ-fürûş cüvânlarına âşıklardan râci‘ olan bir râhdır. Zîrâ cemî‘i seyyâhân-ı Rûm ve Arab ve Acem içinde Güzelhisârın helvâcıyân cüvânânları meşhûr-ı âfâkdır, zîrâ pîrleri Ömer Helvâyî hayır du‘â etmişdir kim "Tatlı ballı ve şekerli yağlı ve lâübâli söyleşin" buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76b ·
metinde göster ·
mahalle karîb ubûr edüp alay-ı azîm ile paşa kethudâsı Heykelzâde (---) Ağa'yı …
Ba‘dehu Hüseyin Paşa ve Şerîf Berekât bu mahalle karîb ubûr edüp alay-ı azîm ile paşa kethudâsı Heykelzâde (---) Ağa'yı şerîf hazretlerine koşup anlar alay-ı azîm ile Şerîf Berekât'ı Mekke-i Mükerreme'de hânesine götürüp bir yaylım top u tüfeng şâdumânı olup derhâl şerîf Beyt-i Şerîf'e varup tavâf-ı ziyâret eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y329b ·
metinde göster ·
şehrin bu kadar bin bâğları var iken bi-emrillâhi ta‘âlâ üzümü şarâb olmaz. Zîr …
Ve mu‘cize-i Yûsuf Nebî berekâtiyle Q 349aP 343a bu şehrin bu kadar bin bâğları var iken bi-emrillâhi ta‘âlâ üzümü şarâb olmaz. Zîrâ bu şehirde mazanne-i kerâme mecâzibûndan ve ulemâ-yı müfessirîn ü muhaddisîn ü musannifînden ve hâfız hamele-i Kur’ân'dan niçe bin e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ recül-i sâlihler vardır. Ve kavm-i necâyîb ya‘nî kibâr-ı nücebâ bu diyârda me’mûrlardır. Ve meşâyihi gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·