… Yıldırım Hân'ı kendi murâdı üzre demir kafes içre koyup azm-i râh edüp giderken
beride
hilâfet Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân'a müyesser olup derhâl yetmiş b …
"Gönlünde âşık gönlündeki" deyüp tîz bir demir kafes getirüp Yıldırım Hân'ı kendi murâdı üzre demir kafes içre koyup azm-i râh edüp giderken beride hilâfet Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân'a müyesser olup derhâl yetmiş bin pür-silâh asker ile Timur'un akîbinden ılgar edüp (---) nâm mahalde Timur'a yetişüp bir sâtûr-ı Muhammedî urdu kim hâlâ dillerde dâstân-ı dostân olup mâl-ı ganâyimleri ile asker-i İslâm muğtenim olup ba‘zı guzât-ı müslimîn Yıldırım Hân inhizâmında mâl [u] menâlden ayrıldıkları dâğ-ı derûnlarından Timur askerinin dendân-ı tîğdan geçenlerinin derilerini yüzüp şiddet-i hârda ol sahrâ-yı bi-pâyân içre üzerlerine âdem derisinden sâyebânlar edüp zıllında sâyedâr oldular. Anıniçün ol sahrâya hâlâ Taşak Ovası deyü bir yâvece ismiyle mülakkab bir fezâdır. Ammâ takdîr-i Hudâ ol gece Yıldırım Hân kafes içre gayretinden hummâ-yı muhrikden merhûm olmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24a ·
metinde göster ·
… yâd eder. Feryâd u vâveylâ çe fâ’ide. Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza sipâhîdir.
Beride
bizimle gelen sipâhî, sipâha kılıç çeker mi? Ancak bir küme sipâh haşerâtı bizi …
Ammâ hamd-i Hudâ tarafeynde aslâ dahi tüfenk atılmayup herkes merd-i meydânlığın ızhâra başlayup herkesin cür’et damarları hareket etti. Ammâ Hudâ âlimdir, onlar gafletde iken basılup bu kadar ceng-i Alî etdiler kim bizim askere galebe etmek sadedinde iken şems-i âteş-tâb kulle-i felekden bir cıda kaddi nümâyân olunca girüden Bektâş Ağa ve yeniçeri 100b ağası askerleri Hak belâ versin kimi at kolanı ve kimi tapkur çekmek ve kimi sabâh namâzı kılmak bahânesiyle cümle gerüde kalup atları yorgun ve durgun cümle gayret edüp anlar da bir kerre Hanîfîliye sûr salup bir yaylım kurşum atmağa başlayınca meğer Hanîfîli de orman içre üç yüz piyâde seg-pây-ı segbân pây-ı taban dayayup eyle kurşum urdular kim Melekliden ve Bektâşlı ve Kara Çavuşludan yetmiş altı âdem hâke düşüp mecrûh u şehîd oldular. Henüz ceng kızışup hemân Serdâr Abdullah Paşa bizimle gelen sipâh askerine "Bre koman kurdlarım!" deyü feryâd eder. Feryâd u vâveylâ çe fâ’ide. Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza sipâhîdir. Beride bizimle gelen sipâhî, sipâha kılıç çeker mi? Ancak bir küme sipâh haşerâtı bizimle gelüp cemadan gibi dururlar. Serdâr anlara "Bre koman gâzîler" dedikçe anlar âlet-i mülâhıza bir kerre at sıçradup kırmızı ve sarı bayrağile girü döner.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100a–100b ·
metinde göster ·
… olundukda cânib-i erba‘aya çeteciler ve karavullar gidüp pusulara girdiler. Biz
beride
asker-i İslâm ile ol gün kazanlar asup ta‘âmlar pişürüp safâlar etdik ve bu Orh …
Sahrâsında cümle hayme vü hargâhları tınâb tınâba çıt-a-çıt kurup meks olundukda cânib-i erba‘aya çeteciler ve karavullar gidüp pusulara girdiler. Biz beride asker-i İslâm ile ol gün kazanlar asup ta‘âmlar pişürüp safâlar etdik ve bu Orhay nâhiyesi evvel ve âhir Boğdan kâfirinin vilâyetinin gâyet ma‘mûr yeridir kim nehr-i Turla kenârına vâki‘ olmuş imâristândır, lâkin kâhîce nehr-i Turla karşusunda Durujunka Kazağı bu Orhay cânibine geçüp harâb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38b ·
metinde göster ·
"Ol gelen imdâdlara fişengler ucunda mektûblar atup haberdâr edelim kim biz
beride
ceng ederken üç bin yiğit ve Nigebolı ve Kırkkilise ve Silisre sancağı askerler …
"Ol gelen imdâdlara fişengler ucunda mektûblar atup haberdâr edelim kim biz beride ceng ederken üç bin yiğit ve Nigebolı ve Kırkkilise ve Silisre sancağı askerleri dahi atlarıyla ve kendüleri getirebildikleri kadar zahîre ile kal‘a kapusu önüne geleler. Olmaya illâ hayr" dediğimde niçesi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… Aydıncık arası bir boğaz olup Kapudağı ve Bandırma bir cezîrede kalup Aydıncık
beride
kaldı. Ol zamândan berü harâb olup ba‘dehû Kütâhiyye sâhibleri Germiyânoğlu amâ …
Der-sebeb-i harâbât-ı şehr-i Aydıncık: Oldur kim, kaçan emr-i Hakk ile İskender-i Zülkarneyn sedd-i Ye’cûc'ü yapup avdetde Karadeniz boğazın kesüp, bahr-i Rûm'a Karadeniz'i karışdırdıkda Eski İslâmbol ve Kaydefa şehirleri gark olup bu Aydıncık da bir burunda vâki‘ olmağile gark olup Kapudağı burnu ile bu Aydıncık arası bir boğaz olup Kapudağı ve Bandırma bir cezîrede kalup Aydıncık beride kaldı. Ol zamândan berü harâb olup ba‘dehû Kütâhiyye sâhibleri Germiyânoğlu amâr edüp sene (---) târîhinde Timur Hân İzmir'i âteşe urup Balat şehrin ve Ayasuluğ şehrin ve Melas şehrin harâb etdiği sene bu Aydıncığı da harâb etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Latin'de bu kal‘anın (---)(---) ndir ve bânîsi Sırf krallarından Destpot Kral'dır, ammâ fâtihi sene 788 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'dır, be-dest-i Timurtaş Paşa feth edüp bu nehr-i Vardar üzre bir cisr-i kavî inşâ etmeğile bu şehir ol cisir ismiyle müsemmâ olup şehr-i Köpürlü derler. Kal‘ası şehirden nısf sâ‘at aşağı ba‘îd bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsında bir vîrân küçük kal‘acıkdır, ammâ gâyet sa‘b püşte-i âlî üzredir. Sehel mâl ile amâr olsa bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a olurdu, zîrâ bir tarafda havâlesi yokdur, ammâ şehri beride nehr-i Vardar'ın iki cânibinde yalçın kayalar üzre kat-ender-kat nehre nâzır kârgîr binâ kiremit ve kayagan örtülü ma‘mûr kasabadır kim mezkûr cisir ile beri şehirden karşu kıble tarafındaki bâzârlı tarafına geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175b ·
metinde göster ·
… fında ormanlar içre karâr etdiler, ammâ iri kurşumları ve topları ve muşkatları
beride
asker-i İslâm üzre yağmur gibi yağdırırlardı ve beri bizim tarafımızdan iki ade …
"Eğer biz de suyu karşu geçersek biz de Türk gibi suya gark oluruz" deyü cümle küffâr suyun karşu tarafında ormanlar içre karâr etdiler, ammâ iri kurşumları ve topları ve muşkatları beride asker-i İslâm üzre yağmur gibi yağdırırlardı ve beri bizim tarafımızdan iki aded topumuzu küffâr serîka edüp su içinden karşuya geçirüp götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
bizim asâkir-i nusret-me’ser tarafından bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup taraf tar …
âyet-i şerîfi mazmûnu üzre gemileri ihrâk bi'n-nâr olup cümle küffârları gark-ı âb olup küffâr-ı bed-kâr içre gemilerinde bir vâveylâ ve vâveledâlar sadâsı kopup karârları firâra mübeddel olup cümle küffâr gemileri leb-i deryâdan alarka olunca hemân beride bizim asâkir-i nusret-me’ser tarafından bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup taraf taraf ve kol kol cemî‘i guzât-ı müslimînin gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp kal‘anın münhedim olan yerlerinden kemendbâzlık ve kemândârlık ve şemşîrbâzlık ve şehbâz u şehnâzlık ederek enderûn-ı kal‘adan ve Yeni dîvâr kal‘asının domuz hânelerinden koca kırçıl domuzların kellelerin galtân edüp alâ mele’i'n-nâs azîm yüz aklıkları olup iki yüz kelle ve yetmiş nefer yüzbaşı nâm kâfirleri başbuğuyla huzûr-ı sadr-ı Âsafa getirüp cümle serbâzânlara beleğan mâ-belağ surre ve atiyyeler ihsân [u] in‘âm olunup hulûs-ı hâl ile sûre-i Nebe'de Arapça mekâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı dûzah-karârın i‘timâd eyledikleri kal‘alarından derûn-ı dilden ve cân u gönülden henüz meyûs olup içerden taşra küffâr dahi ziyâde gürûh gürûh dilber kapudanzâdeleri çıkmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
Ahmed Paşa fursat ganîmetdir, Mısır'a müstakil pâdişâh olmak sevdâsına düşüp bi …
Bu zikr olunan üç bölme kal‘a Yûsuf Salâhaddîn'indir. Ammâ Sultân Selîm Hân asrında ibtidâ Mısır'a vezîr olan Hayre Beğ sene 923 P 186b târîhinde idi, beş sene ve iki ay ve yigirmi iki gün hükûmet edüp Süleymân Hân asrında merhûm olup vezâret-i Mısır Pılak Mustafâ Paşa'ya ihsân olunup andan Hâyin Ahmed Paşa'ya ihsân olundukda Süleymân Hân Engürüs seferi câniblerine mukayyed olmağile beride Ahmed Paşa fursat ganîmetdir, Mısır'a müstakil pâdişâh olmak sevdâsına düşüp bir alay bakıyyetü's-süyûf Çerâkes-i nâkesi başına cem‘ eyleyüp Mısır'da velvele-ârâ olup isyân etdi. Süleymân Hân'a mün‘akis olunca berren ve bahren deryâ-misâl askeri Mısır üzre gönderüp donanma-yı hümâyûn ile Makbûl iken Maktûl Vezîr-i a‘zam İbrâhîm Paşa'yı üç yüz pâre kadırga ile Mısır'a gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y78a ·
metinde göster ·
… ayalardan oyulmuş bir cebel üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl, bir kaya üzre Mîkâ’îl ve
beride
İsrâfîl ve beride Hazret-i Azrâ’îl timsâlleri var. Elsiz ve ayaksız ve başsız b …
Hikmet-i Hudâ bu sahrânın nihâyetinde iki dere ağzında dörd aded evce münkalib olmuş yalçın mermer kaya üzre yine kayalardan oyulmuş bir cebel üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl, bir kaya üzre Mîkâ’îl ve beride İsrâfîl ve beride Hazret-i Azrâ’îl timsâlleri var. Elsiz ve ayaksız ve başsız bir vücûddur, ammâ a‘zâ-yı cevârihden bir şey yokdur, illâ bir münevver yüz var. Cânib-i erba‘asında dörd çatal kanatdır ve iki çatal kuyruk mesâbesinde yine kayaya muttasıl perr [ü] bâllerin açup dururlar. Dördü dahi bir eşkâldedir, kanatları kûh-ı bâlânın tâ zirvesinden tâ süflîsine dek bir nakş-ı bûkalemûnlardır kim sihr-i i‘câzdır. Anları temâşâ edüp bunlara karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428b ·
metinde göster ·
… bir cebel üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl, bir kaya üzre Mîkâ’îl ve beride İsrâfîl ve
beride
Hazret-i Azrâ’îl timsâlleri var. Elsiz ve ayaksız ve başsız bir vücûddur, ammâ …
Hikmet-i Hudâ bu sahrânın nihâyetinde iki dere ağzında dörd aded evce münkalib olmuş yalçın mermer kaya üzre yine kayalardan oyulmuş bir cebel üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl, bir kaya üzre Mîkâ’îl ve beride İsrâfîl ve beride Hazret-i Azrâ’îl timsâlleri var. Elsiz ve ayaksız ve başsız bir vücûddur, ammâ a‘zâ-yı cevârihden bir şey yokdur, illâ bir münevver yüz var. Cânib-i erba‘asında dörd çatal kanatdır ve iki çatal kuyruk mesâbesinde yine kayaya muttasıl perr [ü] bâllerin açup dururlar. Dördü dahi bir eşkâldedir, kanatları kûh-ı bâlânın tâ zirvesinden tâ süflîsine dek bir nakş-ı bûkalemûnlardır kim sihr-i i‘câzdır. Anları temâşâ edüp bunlara karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428b ·
metinde göster ·