… yetişir. Hemân sultânım ocak ağaları köprü başın zabt u rabt edüp öte tarafdan
beriye
baş ve dil ile ve sâ’ir hidmet ile geçenleri beri geçirsinler, ammâ Allâhümme â …
"Hemân tedbîr oldur kim karşuya geçen asker şimden gerü yetişir. Hemân sultânım ocak ağaları köprü başın zabt u rabt edüp öte tarafdan beriye baş ve dil ile ve sâ’ir hidmet ile geçenleri beri geçirsinler, ammâ Allâhümme âfinâ karşu tarafda yine bir inhizâm olursa firâr eden askeri geçirmesinler ve cümlesin vursunlar ve el kaldıranları kırsınlar" dediklerinde hemân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a ·
metinde göster ·
… ı âmâde dururlar. Ve her gece kal‘a kapuların sedd edüp beriden öteye ve öteden
beriye
bir kuş ancak uçar. Yohsa âdem âdemî-zâd kuş olsa geçemez.
Ve karşu karşuya iki kal‘ada dahi müstev[fâ] cebehâneler ve şâhî zarbuzan toplar ve gûnâ-gûn muşkatlar ile ârâste ve üç aded dirsekli ebrâclar ile pîrâste olup cümle dendân-ı bedenleriyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kuğu gibi münevver kal‘acıklar, ammâ sâ’ir kılâ‘lar gibi tabyalı ve handaklı kal‘alar değildir. Ancak cisir başın korutmak içün amâr olunmuş kal‘alardır. Gerçi kal‘a ikidir, ammâ dizdârı birdir, lâkin her birinde seksener aded pür-silâh ve âmâde neferâtları kapu arasındaki soffalarda oturup dîdebânlık ederler, zîrâ intihâ-i serhad yerdir. Belki Loboşka tarafından düşman olan uskuk kâfirleri Tabahâne kasabasından gelüp beri şehre kal‘alardan geçüp şehri düşman gâret etmesin içün dâ’imâ merdüm-i hisârları âmâde dururlar. Ve her gece kal‘a kapuların sedd edüp beriden öteye ve öteden beriye bir kuş ancak uçar. Yohsa âdem âdemî-zâd kuş olsa geçemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu (ba‘dehu) gemilerle ve sallarla ve potlar ile karşu tarafa geçmeğe mübâşeret olundu. Hattâ ol gün vâfir asker geçüp beri tarafda asker az kaldı. Allâhümme âfinâ tarafeynden bir düşman zâhir olsa beriden öteye ve öteden beriye aslâ imdâd olamaz. Hemân hakîrin cân başıma sıçrayup cümle esbâbları bir çırnık kayığa koyup Tatar tarzı atları suya urup yaldadılar. Cümle serhad gâzîleri âlem-i hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171a ·
metinde göster ·
varup gelüp tarafeynin elçilerini orta mile getirüp iki elçi birbirlerine yakın …
Ve ba‘zı odabaşılar ve tercümânlar öteye beriye varup gelüp tarafeynin elçilerini orta mile getirüp iki elçi birbirlerine yakın gelüp el ele olup "Akd-i sulh ola" deyü çalışırlar, zîrâ bir elçiden bir elçiye varınca mâ-beynleri yüz adımdır kim ortasındaki milün iki tarafı ellişer adımdır ve ale't-tertîb dizilmiş millerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… tarafa gelüp paşaya geldi ve cümle piyâde olan askerler beriden öteye ve öteden
beriye
geçmeğe başladılar. Ammâ buz henüz kâğız kadar kalın olup benî âdemler buz üzre …
Hemân Kalmık eydir: "Ya karşu tarafa geçmeseniz ya!" deyüp hemân Kalmık ibtidâ kendi buz üstünden seğirde seğirde geçüp yine bizim tarafa gelüp paşaya geldi ve cümle piyâde olan askerler beriden öteye ve öteden beriye geçmeğe başladılar. Ammâ buz henüz kâğız kadar kalın olup benî âdemler buz üzre geçdiklerince Hudâ âlimdir, buz âdemlerin ayakları altında sofra kadar (sofra kadar) çukur çukur olup çıtır çıtır buz öterdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… ından kadırga geçemez. Ve bu cisr üzre bir teferrücgâh köşkü var. Cisr altından
beriye
ve öteye akan tılısmât suyun tarfetü'l-ayn içre nice akup nice değirmenlerin de …
Ve bu cisr iki yerdendir. Biri değirmenler olan cisr-i azîmdir, birisi kulle cisridir. Ammâ kulleye girecek cisr Rûmeli tarafından gelüp geçilen küçük cisrdir kim anın altından kadırga geçemez. Ve bu cisr üzre bir teferrücgâh köşkü var. Cisr altından beriye ve öteye akan tılısmât suyun tarfetü'l-ayn içre nice akup nice değirmenlerin deverân etdikleri bu kasrdan temâşâ olunup bir ârâmgâh-ı müsâfirîn ü mücâvirîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… aç kapu vardır. Her gece bu cisir kapusun pâsbân bevvâbânlar mesdûd edüp öteden
beriye
ve beriden öteye bir âdem ubûr edemez, zîrâ her gece bu cisir kapusu üzre tâ sa …
Bu sarây ortasında cisr üzre bir ağaç kapu vardır. Her gece bu cisir kapusun pâsbân bevvâbânlar mesdûd edüp öteden beriye ve beriden öteye bir âdem ubûr edemez, zîrâ her gece bu cisir kapusu üzre tâ sabâha dek kırk elli aded pür-silâh dîdebânlar câsûsluk edüp keşik ya‘nî nevbet beklerler, zîrâ kaçkın köleler ve harâmîler ve kanlılar ve balık uğrıları ubûr etmesin maslahatiyçün bu cisir üzre bu sarây kapusu binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368b ·
metinde göster ·