… eyr [ü] temâşâ edüp deverân ederken Terlerdirek nâm bir mahalde bir nûr-ı ilâhî
berk urur
görüp üzerine vardılar, gördiler kim bir nûr-ı ilâhî beyâz vücûd-ı şerîf kıbley …
{Menâkıb-ı Yâvedûd Sultân}: Sultân Mehemmed Ayasofya'yı seyr [ü] temâşâ edüp deverân ederken Terlerdirek nâm bir mahalde bir nûr-ı ilâhî berk urur görüp üzerine vardılar, gördiler kim bir nûr-ı ilâhî beyâz vücûd-ı şerîf kıbleye müteveccih olup yatır. Gördüler kim sadr-ı münevverinde kırmızı et ile Yâvedûd ismi yazılmış, hemân Akşemseddîn ve Sivasî Kara Şemseddîn ve yetmiş aded kibâr-ı evliyâullâh buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
. Ve mihrâbı revzenleri önünde bir ok menzili bir hadîka-i İremezât'dır kim cemî …
Ve bu câmi‘ üzre dâ’imâ nûr berk urur. Ve mihrâbı revzenleri önünde bir ok menzili bir hadîka-i İremezât'dır kim cemî‘i müsmirât-ı gûnâ-gûn ile ârâste bir bâğ-ı İremdir. Mihrâb tarafında sultân-ı mûmâ-ileyh-i cennet-mekânın âşiyân-âsûde olduğu mekân ve merkad-i münevveri enârallâhu mazca‘ahu âsâr-ı meşhed-i zâhiri mermer-i hâm-ı sefîddendir ve rusâs-ı hâs ile pûşîdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42a ·
metinde göster ·
… de olan billûr ve necef ve moran câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr
berk urur
. Ve cümle dîvârlarından ve kubbelerinden bir katre arak cereyân etmez. Ve hevâs …
Ve kubbelerinde olan billûr ve necef ve moran câmların şu‘lesinden derûn-ı hammâmda gûyâ nûr berk urur. Ve cümle dîvârlarından ve kubbelerinden bir katre arak cereyân etmez. Ve hevâsı ol kadar latîfdir kim âdeme harâret vermez. Ve cümle kurnaları beyâz mermer-i hâmdandır. Ve her halvetde altun ve gümüş ve murassa‘ iskemleler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97b ·
metinde göster ·
… pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi
berk urur
. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda si …
Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd kalkanlar vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
Cümle nevâhîsi yüz kırk pâre bâğlı ve bâğçeli ve müte‘addid kurşumlu câmî‘ler ve hân ve hammâm ve imâret ve çârsû-yı bâzâr ile ârâste olmuş cümle kiremit örtülü üçer dörder bin hâneli kasabalardır. Cümleden Boğazköy üç bin 348b hâneli kasabadır. Ve Bağcıköy ve şehrin kıblesinde Doryanköy ve Akdepeköy ve Akörenköy, Hasan Ağa'nındır, Avdanköyü, Hammâmcıoğlu'nundur. Bu zikr olunan yüz kırk pâre kurâlardan kadıya senevî yedi bin guruş hâsıl olur kazâ-yı âlîdir. Ve bir hâkimi, dahi şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Ammâ iç il olmak ile kal‘a dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Lâkin Karayazıcı ve Sa‘îd Arab nâmân celâlîler bu şehrden hâsıl olup Eğre gazâsında münhedim olup firâr etdiklerinden celâlî olup bu şehri anlardan halâs içün taş kal‘aya muttasıl bir kat toprak kal‘a binâ edüp iki kal‘a olmuşdur. İki kal‘a cümle dörd kapudur. Ammâ cümle çârsû-yı bâzâr taşra varoşdadır. Ve bu şehr-i Köprü'nün enderûn [u] bîrûnunda cümle altı bin aded kiremitli tahtânî ve fevkânî aşağısı kârgîr binâ bâlâsı mişe tahta ile mebnîdir. Tahtanın için ve taşrasın keserle çendüp üzerine beyâz kireç sıvayup incü-misâl berk urur bir şehr-i müzeyyendir. Zemistân kânı olmağıla cümle hânelerinin bacaları beyâz minâre gibi serâmed ve külahlı ocağ-ı dûdkeşleri var kim bir diyârda eyle musanna‘ bahîrîler (?) ve bacalar yokdur. Şehre gâyet zîb u ziynet vermiş cümle kıp kırmızı kiremitler ile mestûr bir şehr-i ma‘mûr sarây-ı müzeyyenlerdir. Evvelâ Taş kal‘ada el-Hacı Yûsuf Ağa sarâyı kim Köprülü Mehemmed Paşa'nın (---)(---) sidir. Ve Köprülü Mehemmed Paşa sarâyı ve Mü’ezzinzâde sarâyı ve Küçük Mehemmed Ağa sarâyı ve Hasan Ağa sarâyı ve Kıbleli sarâyı ve Durak Çavuş sarâyı cümle yetmiş sarâydır. Lâkin ma‘lûmum olan bu hammâmlı sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a–348b ·
metinde göster ·
… zîmdir kim bir fersah yerden mâvî kurşumlarının şa‘şa‘ası temavvüc-i deryâ gibi
berk urur
.
Ziyâret-i Gizlice Baba Sultân: Bu er tâ Horâsân'dan yetmiş vakıyye nemed-pûşu ve hırka-i peşmînesiyle piyâdece gelüp bu âsitâneye kadem basdıkda kemâl-i muhabbet [ü] aşkından Seydî Battâl Gâzî'nin eşiği mermerin bûs ederken dendân urup ısırdıkda be-kuvvet-i Gizlice Baba mermeri koparup hûn-ı sirişkin atebe-i âliyeye döker. Ba‘dehû ol diş ile rahnedâr taşı eşiğinde kal‘ edüp Gizlice Baba Türbesi'nin dîvârında durur. Dişlerinin te’sîr etdüğü yerler âşikâre. Bu ziyâret-i Gizlice Baba dahi bu âsitâneye yokuş yukarı hareme çıkarken kapu arasındadır. Bu âsitâne serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr âsitâne-i azîmdir kim bir fersah yerden mâvî kurşumlarının şa‘şa‘ası temavvüc-i deryâ gibi berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 8a ·
metinde göster ·
… mişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı
berk urur
. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. C …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
… ubbe-i serâmedlerdir kim ol diyârlarda misli yokdur. Altun ile mutallâ alemleri
berk urur
. Cânib-i şarka nâzır harem ve matbah u kilâr tarafına mekşûf türbe-i pür-envârı …
Ezîn-cânib tetimme-i âsâr-ı binâ-i ziyâretgâh-ı Sarı Saltık Sultân: Çünki Sultân Bâyezîd-i Velî, sultân-ı fukarâ Saltık Bay rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp himmet-i azîz ile cemî‘i âsitâne ve hân u imâret ve medrese ü kârbânsarây [u] esvâk-ı sultân tamâm olup Kırım Hânı olan Menkli Girây Hân'ı Sultân Bâyezîd-i Velî bu imâretlere nâzır-ı nuzzâr nasb edüp cemî‘i levâzımâtların görmeğe me’mûr edüp fukarâ-yı Bektâşiyân'dan Kademli Dede Sultân hayâtda idi. Anlar Hacı Bektâş-ı Velî ile Horâsân'dan bile gelmiş, Sultân Bâyezîd'e ermiş bir pîr-i nâtüvân er idi kim iki yüz yedi yaşında idi, anları Saltık Bay Sultân üzre ser-çeşme-i Bektâşiyân, sâhib-i seccâde-i sultân edüp türbedâr oldu. Ve izn-i şer‘ ile cümle evkâfın bir temessükâtın ana ve bir temessükât-ı hudûdnâmelerin Menkli Girây Hân'a verüp Bâyezîd Hân Rûm'a revâne oldukda ol gice Saltık Sultân Kademli Dede'nin ve Menkli Girây Hân'ın vâkı‘asına girüp "Benim üzerimde olan kurşumlu kârgîr kubbeyi ref‘ edüp tahta kubbe edin" buyururlar. Ale's-sabâh iki sultânın gördükleri menâm birbirlerine muvâfık gelüp kârgîr kubbeyi münhedim edüp hâlâ kârgîr çâr-kûşe dîvâr üzre eflâke ser çekmiş bir gûne musanna‘ şındıra tahta örtülü kubbe-i serâmedlerdir kim ol diyârlarda misli yokdur. Altun ile mutallâ alemleri berk urur. Cânib-i şarka nâzır harem ve matbah u kilâr tarafına mekşûf türbe-i pür-envârın bâb-ı sâ‘âdetinin atebe-i ulyâsı üzre çâr-kûşe mermerde celî hat ile bu târîh mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 128b ·
metinde göster ·
… zî-rûh kısmı ve ıssı ta‘âm yememiş niçe yüz âdemler vardır kim yüzlerinden nûr
berk urur
.
Ammâ bu şehir içre niçe yüz âdemler bu harâbistânın içinde sâkin olurlar. Ma‘mûr bâğlı u bâğçeli ve âb-ı cân sulu hâneleri vardır. Emn ü emân diyâr olmağile niçe bin âdemlerin maskat-ı re’sleri olup irs ile kendülere intikâl etmeğile ferâğat idemeyüp her biri birbirinden birer mîl ba‘îd hânelerde sâkin olurlar, ammâ gâyetü'l-gâye sulehâ-yı ümmetden hâl sâhibi âdemler vardır. Hatta 240b mezkûr gâr-ı yetîmânlarda kırk elli seneden berü sâkin olmuş künc-i mihnetde bir bûriyâ üzre bî-riyâ âdemler var kim kırk elli seneden berü zî-rûh kısmı ve ıssı ta‘âm yememiş niçe yüz âdemler vardır kim yüzlerinden nûr berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240a–240b ·
metinde göster ·
… ıyallahu Ta‘âlâ anh, bir kubbe-i âlîdir ve bir ziyâret-i pür-envârdır kim nûr-ı
berk urur
.
Evvelâ âsitâne-i Hazret-i İmâm Hüseyin Ebî Abdîllah-ı Seyyidü'ş-şühedâ radıyallahu Ta‘âlâ anh, bir kubbe-i âlîdir ve bir ziyâret-i pür-envârdır kim nûr-ı berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348b ·
metinde göster ·
… rında şehîd olan guzât-ı müslimîn cümle bu meşhedde âsûdedirler kim her bâr nûr
berk urur
. Cânib-i erba‘ası çepçevre dîvârlı ve bir kapulu bir cebbâne meşheddir.
Andan ziyâret-i Aşağı şehîdlik. Ebü'l-feth zamânında ve Süleymân Hân asrında şehîd olan guzât-ı müslimîn cümle bu meşhedde âsûdedirler kim her bâr nûr berk urur. Cânib-i erba‘ası çepçevre dîvârlı ve bir kapulu bir cebbâne meşheddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116b ·
metinde göster ·
… meşrûbâtları var, ammâ gingöşiyye nâm bir gûne sarı yâkût renginde billûr-misâl
berk urur
bir hamr-ı harâmı olur kim Bozcaada'da ve cezîre-i Ankon'da olmaz. Hattâ humârı …
Der-envâ‘-ı meşrûbât-ı cân-perver erbâb-ı hâcât: Bu şehr-i Budun'un harâbât erenlerine gûnâ-gûn müskirât şekilli meşrûbâtları var, ammâ gingöşiyye nâm bir gûne sarı yâkût renginde billûr-misâl berk urur bir hamr-ı harâmı olur kim Bozcaada'da ve cezîre-i Ankon'da olmaz. Hattâ humârı dahi olmaz, derler. Müsellesi ve vişnâbı memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 88a ·
metinde göster ·
… ar, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gibi
berk urur
. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi tenâvül …
Ve servî gibi dalları ve budakları ve yaprakları var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gibi berk urur. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi tenâvül olunmaz, lâkin yağın çıkarup cemî‘i cerebden hâsıl olan emrâz-ı muhtelifelere mübtelâ olan kimesneler cereblerine ve cüzâm yerlerine ve hattâ fireng zahmetine mübtelâ olanların illetli yerlerine dürterler, bi-emrillâh şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… ve cümle düyûrlarının nâkûs kullelerinin altun haç alemlerinin şu‘lesi nûr gibi
berk urur
ve şehri bir kûh-ı ser-bülendin zeylinde vâkı‘ olmağile cemî‘i uyûn-ı câriyeler …
Evvel ve âhir Nemse çâsârının tahtıdır, ammâ bu sefer-i meserretde seyr [ü] temâşâ etdiğimiz büldânlardan bu medyen-i azîm ma‘mûr u müzeyyen ve âsâr-ı binâları kat-ender-kat bir belde-i medyendir kim bir merhale yerden nümâyân oldukda cemî‘i kubâb-ı nîlgûnlarının ve cümle düyûrlarının nâkûs kullelerinin altun haç alemlerinin şu‘lesi nûr gibi berk urur ve şehri bir kûh-ı ser-bülendin zeylinde vâkı‘ olmağile cemî‘i uyûn-ı câriyelerin selsebîl-âsâ şehir içinde cereyân etdikleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
… de halk olunmuşdur kim gûyâ her nihâl-i sun‘-ı Hudâsı birer gûne rûha mâlik nûr
berk urur
ağaçdır. İm‘ân-ı nazar eden bu dırahtı zî-rûh zann eder.
Hattâ bu hakîr ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeğiçün bu şecere-i bâlânın bir dalı gölgesini vakt-i zuhurda adımladım. Üç bin kırk beş adım yere bu dırahtın sâyesi çemenzâr u lâlezâr yere düşmüş idi. Her tarafındaki dallarına zıll-ı himâyeleri hemçünân dahi ziyâde yere düşmedi. Ve dahi bi-emrillâhi te‘âlâ bu dıraht-ı azîm eyle bir eşkâl-i garîbede halk olunmuşdur kim gûyâ her nihâl-i sun‘-ı Hudâsı birer gûne rûha mâlik nûr berk urur ağaçdır. İm‘ân-ı nazar eden bu dırahtı zî-rûh zann eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
… e gark olup yüzünün nûru ka‘benin dörd aded pencerelerinden taşra üzerimize nûr
berk urur
, dediler.
Bu sandûka dahi bir büyük polad-ı Nahşevânî, ya‘nî d[emir] sandûk üstünde la‘l sandûk mu‘allak durur. Aslâ bir tarafda ne bağı ve ne badrığı ve ne cânib-i etrâfında zencîr var. Hemân kubbe-i âlînin ortasında yerden dörd âdem boyu yüksek mu‘allak durur. Biri la‘l-i Bedahşân[î]den ve bir polad-ı Nahşevânîden sandûkalardır kim mu‘allak maslûb durur. Bu sandûkanın altında bir melek oturur, ammâ kanatları yokdur, yine âdem sûretindedir. Lâkin omuzları yerinde siyâ[h] saçları ve başında mergûle ve mergûle geysûları var. Vücûdu la‘l yâkût cevâhire gark olup yüzünün nûru ka‘benin dörd aded pencerelerinden taşra üzerimize nûr berk urur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
… İslâmbol'dan gelmiş sihr-i helâ[l] câmlardır kim güneş pertev urdukça gûyâ nûr
berk urur
.
Ve mihrâb ve minberi ve mahâfilleri ve mihrâb üzre elvân hurde münakkaş câmları cümle gemiler ile İslâmbol'dan gelmiş sihr-i helâ[l] câmlardır kim güneş pertev urdukça gûyâ nûr berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45b ·
metinde göster ·
… eyâz mücellâ mermer döşeli harem-i azîmin tâ vasatında bir kasr-ı müşeyyed gibi
berk urur
gördükde bu du‘âyı tilâvet edeler. Du‘â:
Mezkûr Mescid-i Aksâ'dan şimâl cânibine çemenzâr üzre andan Süleymân Hân'ın binâsı beyâz mermer-i hâm üzre kâmil iki yüz adım gidüp andan Süleymân Hân vâkı‘asında görüp ale's-sabâh kendü ta‘lîmleri ile inşâ olunan yek pâre mermer-i azîm bir havz-ı müdevverdir kim vech-i arzda misli yokdur. Bu harem-i azîmin Y 212a ortasına vâki‘ olmuş ibret-nümâ bir sun‘-ı Hudâ havz-ı ra‘nâdır. Anı ubûr edüp yine şimâle on iki adım gidüp Sahra-i şerîfin haremi nerdübânına kadem kadem sâhib-i ikdâm olup basılır, yigirmi iki ayak beyâz mermer nerdübândır. Ve yigirmi arşın vâsi‘dir. Bir yerden bin âdem çıksa izdihâm olmaz. Anı çıkup Sahra-i şerîf nümâyân olup bir beyâz mücellâ mermer döşeli harem-i azîmin tâ vasatında bir kasr-ı müşeyyed gibi berk urur gördükde bu du‘âyı tilâvet edeler. Du‘â:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b–Y212a ·
metinde göster ·
… Şâfi‘î'ye ve cebel-i Cûşî'ye nâzırdır kim ol cânibe Garâfe-i kübrâ derler. Nûr
berk urur
azîm mezâristândır. Ve cümle üç yüz altmış musanna‘ ve münakkaş müte‘addid hücr …
Cümle hâneleri cenûb cânibe İmâm Şâfi‘î'ye ve cebel-i Cûşî'ye nâzırdır kim ol cânibe Garâfe-i kübrâ derler. Nûr berk urur azîm mezâristândır. Ve cümle üç yüz altmış musanna‘ ve münakkaş müte‘addid hücrelerdir kim her biri bir vezîrin ve bir mülûk pâdişâhlarının âsârıdır. Eğer her birinin evsâfın beyân etsek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y81b ·
metinde göster ·
… da ervâh-ı Resûlullâh hâzır, derler. Zîrâ ol mevlûd mahallinde câmi‘ içinde nûr
berk urur
. Gayrı câmi‘lere mahsûs değildir, illâ Ömer ibnü'l-Fârız câmi‘ine mahsûsdur.
Mısır'ın cânib-i cenûbunda cebel-i Cûşî dâmeninde bir âsitâne-i azîmdir. Yılda bir kerre mevlûd olup iki yüz bin âdem cem‘ olur. Ulemâ-yı Mısır'ın cümlesi bu kavle müttefiklerdir kim ol gün anda ervâh-ı Resûlullâh hâzır, derler. Zîrâ ol mevlûd mahallinde câmi‘ içinde nûr berk urur. Gayrı câmi‘lere mahsûs değildir, illâ Ömer ibnü'l-Fârız câmi‘ine mahsûsdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y222a ·
metinde göster ·
… " derler. Zîrâ bir gârda makâmı vardır, ziyâretgâh-ı ünâsdır, kehfin içinde nûr
berk urur
bir makâmdır. Ve bu Okut ulemâsı kavillerince,
"Biz Hazret-i Şemu’îl'in evlâdlarındanız" derler. Zîrâ bir gârda makâmı vardır, ziyâretgâh-ı ünâsdır, kehfin içinde nûr berk urur bir makâmdır. Ve bu Okut ulemâsı kavillerince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·