… ayârları gelüp bevvâblar ile bu câmi‘-i münevveri gelüp seyr [ü] temâşâ ederken
bevvâb
kayyımlar bu kâfirlerin ayaklar{ına} başka mest geydirüp temâşâsına şürû‘ eyley …
Hattâ bu hakîrin bir kerre manzûru oldu kim on aded Freng keferelerinin ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîde kâmil ve sâhib-ayârları gelüp bevvâblar ile bu câmi‘-i münevveri gelüp seyr [ü] temâşâ ederken bevvâb kayyımlar bu kâfirlerin ayaklar{ına} başka mest geydirüp temâşâsına şürû‘ eyleyüp her ne cânibine nazar etdilerse engüşt ber-dehen edüp ta‘accübâne birer parmakların ısırup hayrân olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… " dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd
bevvâb
iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti ma …
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu ferzende post müstahakdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
bulmayup hemân Ketağaç Paşa dal-kılıç olup zencîre eyle bir satûr-ı Ketağaç uru …
Evsâf-ı ahlâk-ı Ketağaç Paşa (---)(---)(---) perveriş bulmuş Boltakay kabîlesinden Çerkeziyyü'l-asl yarar ve nâmdâr ve şecî‘ ve dilîr bir mîr-livâ idi. Şam-ı Tarabulus hâkinde ekseriyyâ Hama ve Humus sancaklarına mutasarrıf olup Urbânın ol taraflarda ırkın kesmiş bir paşa idi. Âdil ve re‘âyâ-perver, asakir-kes server ve dilâver idi. Ammâ aslâ Türkçe bilmezdi. Hemân kılıç u at ve zırh u mu‘teberât bilirdi. Hattâ Humus hâricinde nehr-i Âsî kenarında Çöl Urbânın kırup hâlâ üstühânları püşte püşte yığılup "Ketağaç Paşa Depesi" nâmıyla ma‘rûf bir kemikden depedir. Ve bu Ketağaç Paşa'nın hânesi Antakiyye şehri içre bir sarây-ı azîmdir. Kapusunda hân zencîri gibi zencîr çekilmiş idi. Bir kerre Antâkıyye hâricinde Urbân geldi derler, hemân atına tevâbi‘leriyle süvâr olup sarâyının kapusunda zencîri küşâde etmeğe bevvâb bulmayup hemân Ketağaç Paşa dal-kılıç olup zencîre eyle bir satûr-ı Ketağaç urur kim hâlâ zencîrin pâreleri bâbının kemeri üzre maslûb durur. Âyende vü revendeye temâşâgâh makdûr-ı beşer değildir. Ve bizimle bu sefer-i zafer-me’ser olan Gönye gazâsında ve Mikrilistân nehb ü gâretinde etdüğü yararlığı bir er etmemişdir. Hudâ cemî‘î murâdât [u] maksûdın hâsıl ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336a ·
metinde göster ·
… etmiş kim evc-i âsumâna ser çekmiş. Hakîr bu sarây-ı balayı temâşâ ederken bir
bevvâb
gelüp "Buyurun, sizi efendi hazretleri ister" dedi. "Efendiniz kimdir" dedim. " …
Sene (---) târîhinde pâdişâh-ı mağfûr İbrâhîm Hân cülûs etdükde Sultân Murâd-ı Râbi' vezîri Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam bulunup hayr-hâh-ı devlet bir vezîr-i dilîr idi. Anı katl edüp cümle musâhibîn ve cüceler ve bî-zebânlar ve tavâşî Arablar ve haseki ve nisvân ve sâhib-i ısyân musâhibeler ve gayrılardan Musâhib Cinci Hoca ve Mülakkab İslâmbol Mollası ve Sadrıa‘zam Tezkireci Ahmed Paşa ve gayrı musâhibler Kara Mustafâ Paşa'dan sonra cümle taraf taraf fürceler bulup ol pâdişâh-ı sâde-dili niçe bin tatlı dil ile urûkuna girüp gûnâ-gûn hevâ [vü] hevese düşürüp ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı ulemâ ve sulehâlardan celb-i mâl içün irtişâya dadandırdılar ve pâdişâhı zinâ sohbetine meyl etdirdiler. Ve Mısr'dan gelen hazîneyi cümle Melekî Bola'ya ve Şekerpâre Bola'ya ve Telli Haseki ve Saçbağı Haseki'lere birer Mısr 370a hazînesi ihsân etdirdiler. Ve bir hazîne-i Mısr dahi Cinci Hoca'ya ve sûr-ı hümâyûnlara ve Ahmed Kolu Çingâne sâzendelerine ve harâb olmuş sarâyların tamîr [ü] termîmine ve semmûr kürk döşeli niçe sarâylar tertîbine ve niçe bî-ma‘nâ yire hazîneler itlâf etdirüp bin elli dörd târîhinde iken cemî‘î hâs harâcları elli sekiz târîhiyle füruht etmeğe başlayup tedâhül olup îrâd yok masrûf-ı bî-ma‘nâ çok olup kula mevâcib çıkmaz olup Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul gulüvv edüp hayli fetret olup bu harekât-ı gulüvden Vezîr ve Cinci ve Kıncı Hocalar ve sâ’ir musâhib ve musâhibeler mücâb olmayup Cezîre-i Girid'de Serdâr Deli Hüseyin Paşa asâkir-i İslâm büryân u giryân u nâlân olup, bre bize imdâd el-amân deyü feryâd etmede. Beri tarafda Cinci Hoca'lar hünkârdan bir ân münfekk olmayup pâdişâh yanında Hoca'dan gayrı mukarreb bir merd-i ferd yok idi. Sadrıa‘zam ve vâlideden tekarrübü ziyâde idi. Padişah hantava ve koçuya ve altı katırlı taht-ı revâna binse, bile süvâr olurdu. Ve her giz nasîhat edenlere Cinci Hoca rîş-hand edüp yüzlerine gülerdi. Ve her sâ‘at ol pâdişâh-ı mazlûmu hoş-âmed kelimâtlar ile mağrûr edüp sû’-i tedbîrler ederdi. Zîrâ umûr-ı devletde bir iş görmüş değil idi. Za‘afrânborlu nâm şehirde Şeyh-zâde nâm bir suhte idi. Âsitâne'ye gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Fil Yokuşu'nda Hâmid Efendi Medresesi'nde Hakîr Ahfeş Efendi'den Molla Câmî tilâvet edüp Kitâb-ı İbn Hâcib Kâfiye'yi i‘râb ederken bu mezkûr Cinci Hoca, Ahfeş Efendi üstâdımızdan Kitâb-ı Izzî okurken hikmet-i azîz ismine mazhar düşüp bir günde izzet bulup sa‘âdetlü pâdişâha Surh-bâd ve Gencü'l-arş ed‘ıyyelerin tilâvet edüp bi-emrillah İbrâhîm Hân hoş-hâl olup Şeyh-zâde'nin ismi Cinci Hoca olup iştihâr buldu. Ammâ Hudâ âlimdir, şerîkimiz olması cihetiyle keyfiyyet-i hâli ma‘lûmumuzdur. İlm-i da‘vetden bir hurûf bilmezdi. Ancak baht [u] tâli‘i bu zamân müsâ‘ade edüp ol dahi fülk-i atlas-ı bukalemûnda pây-bâflık edüp sağa ve sola gûnâ-gûn mekikler atdı. Hattâ hakîr bu seyâhatimizde Erzurûm'dan gelüp gördüm, Civân Kapucıbaşı sarâyına havâle bir sarây-ı azîm binâ etmiş kim evc-i âsumâna ser çekmiş. Hakîr bu sarây-ı balayı temâşâ ederken bir bevvâb gelüp "Buyurun, sizi efendi hazretleri ister" dedi. "Efendiniz kimdir" dedim. "Hünkâr hocası bu sarây sâhibi ister" dedi. Hakîr nerdübândan urûc edüp dîvânhâne-i âlîsine çıkup gördüm. Yetmiş seksen semmûr kürklü huddâmân-ı mümtâz civân miyân-beste olup dururlar. Hakîr gördüm, sadr-ı âlîde bir küçük destâr-ı ulemâ ile ber-karâr siyâh sakallı bir çelebi kimesne oturur. Ammâ sâhib-i hâne kankısı idüğü ma‘lûmım değil. Hemân levendâne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Şeyh-zâde hakîrin şerîki karındaşım, cânım" deyüp ayâğ üzre kalkup hakîrin elin eline alup öpüşüp kucaştık. Ammâ alimallah bilemedim. "A benim cânım! Dağ âdemi olup levend olmuşsun. Ne bu bizimle bîgâne âşinâlık?" dedikde ol mahalde bile düşüp "Sultânım, yâr-ı kadîmim, ömrüm, cânım, şerîkim ve çelebim Şeyhzâde azîzimsin" dedim. "Safâ geldin, hoş geldin! Kahve içmez, şerbet getirin" dedi. "Nedir bu sarây, ne temâşâ ederdin sultânım?" "Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile bu şehirden gideli iki buçuk sene oldu. Bu imâristânı görmemişdim. Hamd-i Hudâ güzel imâr olmuş. Hudâ mübârek eyleye" dedikde {Târîh-i Sarây-ı Cinci Hoca:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b–370a ·
metinde göster ·
… elikli ve ahurlu ve haremli kal‘a-misâl demir kapulu kârbânsarâydır kim her şeb
bevvâb
ve pâsbânları kapusunda davul çalup kapuyu sedd edüp açarlar ve bu kapu üzre tâ …
Der-vasf-ı mihmân-sarây-ı kârbân: Altı aded kân-ı âyende vü revendegândır. Cümle[den] Büyük Çârsû içinde Sokollu şehîd Mehemmed Paşa kârbânsarâyı yüz altmış aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ develikli ve ahurlu ve haremli kal‘a-misâl demir kapulu kârbânsarâydır kim her şeb bevvâb ve pâsbânları kapusunda davul çalup kapuyu sedd edüp açarlar ve bu kapu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
nâtüvân kefereler vardır, anlara pâypûşları teslîm edüp girilir. Haremine bile …
Ve bu deyrin yanında bevvâb nâtüvân kefereler vardır, anlara pâypûşları teslîm edüp girilir. Haremine bile pabuc ile basmağa komazlar, gâyet pâkdir. Ve bu harem kapusu üzre kemer zeylinde bir kıt‘a beyâz mermer kitâbe üzre bu târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224b ·
metinde göster ·
Ve bu kapudan içeri aslâ pâypûş ile girilmez. Bevvâb fukarâları nigehbânlık edüp hıfz ederler. Gâyet mücellâ beyâz mermer-i hâm döşeli bir harem-i pâkdir. Ve cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl kırk arşın bâlâ dîvârdır. Ve harem içinde her taş cüssesi hammâm kubbesi kadar olduğu nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228b ·
metinde göster ·
… eder. şâm bu tertîb üzre mazbûtdur yohsa bir vech ile zabtı mümkin değildir. Bu
bevvâb
ve pâsbânlara ahâlî-i mahalle evkâflarından ulûfe verirler.
Ve bu şâm'ın subaşısı paşa ağalarından bir a‘lâ hükûmetdir. Yedi kîse hâsıl olup iki yüz kavvâs ve levendât ile şeb [ü] rûz şâm'ın enderûn [u] bîrûnunda olan yetmiş beş şâhrâh-ı tavîlde ve üç bin sekiz yüz râh-ı kasîrde kol dolaşup hıfz [u] hirâset üzre olup niçe sayd [u] şikârlar basup haklarından gelüp şehri âsûde-hâl eder. Zîrâ bu şâm içre milel-i kesîre ve ecnâs-ı vefîre vardır. Anıniçün her kûçe ve puça başında birer tedribe bâbları vardır ve birer bevvâbı ve ikişer pâsbânı vardır ki cümle tokuz bin âdem olur. Cümlesi subaşının kabza-i destindedir. Bir mahallede bir kan ve yâhûd bir hâne gâret olunsa subaşıdan su’âl olunup ol dahi bevvâbân [ve] pâsbânândan su’âl edüp anlara örf eder. şâm bu tertîb üzre mazbûtdur yohsa bir vech ile zabtı mümkin değildir. Bu bevvâb ve pâsbânlara ahâlî-i mahalle evkâflarından ulûfe verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247b ·
metinde göster ·
… ardır, bevvâbları her gece sed ederler. Kapuları hûrmâ levhasındandır. Her gece
bevvâb
pâsbânları sed ederle, zîrâ çöl Urbânından havf ederler. Ammâ hakkâ ki bevvâbla …
Bu şehrin P 337b kal‘ası yokdur, ammâ cânib-i erba‘ası kal‘adan metîn çalaşdan ve koçaşdan handaklı sûru vardır. Ve cânib-i erba‘asında yedi yerde tedribe kapuları vardır, bevvâbları her gece sed ederler. Kapuları hûrmâ levhasındandır. Her gece bevvâb pâsbânları sed ederle, zîrâ çöl Urbânından havf ederler. Ammâ hakkâ ki bevvâbları yahşı nigâhbânlardır. Hattâ Mısır sarâyının bevvâbları ve kethudâ ve şehir havâlesi ve kapucular kethudâsı ve dîvân efendisi ve sarây kal‘asının taşra kapuları ve'l-hâsıl yetmiş yedi kapunun bevvâbları tâ âl-i Kıbtiyân'dan berü bu Elvâhât kavmi sarây bevvâblarıdır. Hattâ Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı feth edüp yine bevvâbânlığı bunlara ihsân eder, tâ fâtih-i Mısır Selîm Hân'a gelince.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b ·
metinde göster ·
… nde tuğra-yı garrâ ile Selîm Hân'ın yarlığ-ı belîğleri vardır kim kadîm ezelden
bevvâb
olageldikleri üzre bevvâb olup keyfe mâ-yeşâ evlâd evlâda mutasarrıf olup ta‘yî …
Hâlâ bu Elvâh kavmi bevvâblarının ellerinde tuğra-yı garrâ ile Selîm Hân'ın yarlığ-ı belîğleri vardır kim kadîm ezelden bevvâb olageldikleri üzre bevvâb olup keyfe mâ-yeşâ evlâd evlâda mutasarrıf olup ta‘yînât vazîfelerin ve hâliyetü'l-hâliye hizmetlerin ve cümle erbâb-ı dîvândan ve a‘yân-ı Mısır'dan avâyidlerin ve Elvâh kâşiflerinden fevâyidlerin alup tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem olalar, deyü ellerinde kânûn-ı Selîmnâme ve ahidnâmeleri vardır. İlâ hâze'l-ân ol seyr üzre hizmet edüp altı ayda bir Elvâh'dan yeni bevvâblar gelüp eskiler gider. İlâ-yevminâ böyle hizmet ederler. Müstakîm dîndâr u musallî ehl-i ırz âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y448a ·
metinde göster ·
… îm Hân'ın yarlığ-ı belîğleri vardır kim kadîm ezelden bevvâb olageldikleri üzre
bevvâb
olup keyfe mâ-yeşâ evlâd evlâda mutasarrıf olup ta‘yînât vazîfelerin ve hâliyet …
Hâlâ bu Elvâh kavmi bevvâblarının ellerinde tuğra-yı garrâ ile Selîm Hân'ın yarlığ-ı belîğleri vardır kim kadîm ezelden bevvâb olageldikleri üzre bevvâb olup keyfe mâ-yeşâ evlâd evlâda mutasarrıf olup ta‘yînât vazîfelerin ve hâliyetü'l-hâliye hizmetlerin ve cümle erbâb-ı dîvândan ve a‘yân-ı Mısır'dan avâyidlerin ve Elvâh kâşiflerinden fevâyidlerin alup tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem olalar, deyü ellerinde kânûn-ı Selîmnâme ve ahidnâmeleri vardır. İlâ hâze'l-ân ol seyr üzre hizmet edüp altı ayda bir Elvâh'dan yeni bevvâblar gelüp eskiler gider. İlâ-yevminâ böyle hizmet ederler. Müstakîm dîndâr u musallî ehl-i ırz âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y448a ·
metinde göster ·