… eşteleri ve bodostomaları kayalara dokunmakdan rahnedâr etdükleri yerler ayân u
beyândır. Ve
Karadeniz'in bir alâmeti dahi cezîre-i Kırım içre Bâğçesarây'a bir merhale karî …
Ol asırda Macaristân'da Salanta sahrâları ve Dobraçin ve Keçkemet ve Gingöş ve Peşte sahrâları ve Sirem ve Semendire vâdîleri serâpâ Karadeniz olup Venedik körfezi sâhilinde Dodoşka vilâyetinde mezkûr Karadeniz Venedik körfezine munsab olduğu yerler hâlâ nümâyândır. Hattâ Silisre eyâletinde Pravadi kal‘ası evc-i semâya ser çekmiş bir kal‘a-i bâlâdır, ol asırda bu kal‘a leb-i deryâda imiş. Hâlâ keştîler bağlamak içün demir halkalar vardır, durur ve zamân-ı kadîmde gemi küpeşteleri ve bodostomaları kayalara dokunmakdan rahnedâr etdükleri yerler ayân u beyândır. Ve Karadeniz'in bir alâmeti dahi cezîre-i Kırım içre Bâğçesarây'a bir merhale karîb Menkûb kal‘ası derler ebr-i nîlgûna ser çekmiş bir kal‘a-i ser-bülenddir, anda dahi keştîler yatacak limanlar ve kayalar üzre keştî bağlamak içün amûd-ı müntehâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9a ·
metinde göster ·
… kurbünde bir gûne beyâz sâ‘at kumu hâsıl olur. Anıniçün Kumburgazı derler. Eyle
beyâz ve
rakîkdir kim kuvvet-i basar fark edemez. İslâmbol'un ve Frengistân'ın kum sâ‘at …
Ma‘âdin-i sânî: İslâmbol'un cânib-i cenûbunda Yedikulle'den nîm merhale Kumburgos nâm kal‘a kurbünde bir gûne beyâz sâ‘at kumu hâsıl olur. Anıniçün Kumburgazı derler. Eyle beyâz ve rakîkdir kim kuvvet-i basar fark edemez. İslâmbol'un ve Frengistân'ın kum sâ‘atcileri ve zergerleri andan rimâl alup isti‘mâl ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
muhammes ü müseddesâtı ve kasâyidi vardır kim dîvânı beyne'ş-şu‘arâ memdûh-ı âl …
Nedîm-i hâslarından Sivrihisârî Cem Şâh Sa‘dîsi defterdârı ve enîs-i gam-güsârı idi. Ve Âşık Haydar dahi nedîm-i hâssı idi. Ve on yedi ban oğlu ban karşusunda eller kavşırup hidmetinde idiler. Dâ’imâ cemî‘i kâfiristânda tevâbi‘ [u] levâhıkıyla seyâhat ederdi. Niçe bin penç beyti ve muhammes ü müseddesâtı ve kasâyidi vardır kim dîvânı beyne'ş-şu‘arâ memdûh-ı âlemdir. Kıt‘a-yı Cem Şâh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
… e âşbâzân ve helvâcıyân ve habbâzân [ve] acemî hasırcıyân ve ağayân-ı tavâşî-yı
beyâz ve
ağayân-ı tavâşî-yı esvedân ve hüddâmân-ı bevvâbân ve mu‘allimân [ve] cellâdân v …
Ve bu tahrîr olunan sarây-ı pâdişâhî içre cümle askeri ve huddâmân-ı gılmândan ve teberdârân-ı hâssa ve âşbâzân ve helvâcıyân ve habbâzân [ve] acemî hasırcıyân ve ağayân-ı tavâşî-yı beyâz ve ağayân-ı tavâşî-yı esvedân ve hüddâmân-ı bevvâbân ve mu‘allimân [ve] cellâdân ve hüddâmân-ı ıstabl-ı hâssa ve on iki bin bostâncıyân-ı hâssa ile cümle bu sarây-ı cedîd içinde kırk bin ma‘dûd nüfûs-ı cân hisâb olunmuşdur kim hâlâ tahrîr ü tavsîfinde lisân kâsır bir sarây-ı ravza-i Rıdvân'dır. Ammerehullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
Gazzetü'l-Hâşim Gazze ve Remle on yedi pâre kal‘aları ile feth olup bir sene Şâ …
Ve feth-i Beytü'l-mukaddes ve Gazzetü'l-Hâşim Gazze ve Remle on yedi pâre kal‘aları ile feth olup bir sene Şâm-ı cennet-meşâmda meştâ edüp andan sene (---)(---) ayında Kâkûn sahrâsında Sultân Gavrî ile ceng-i azîm edüp Gavrî Hân bu gazâda âhiret gavrına erüp şehîd olup cümle asker-i Çerâkis-i nâkes dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyflerin akîbince Selîm Hân Mısır'ı muhâsara edüp kâmil (---) ay ceng-i azîm edüp sene 922 târîhinde Sultân Selîm şivey şivey lafzı târîh olup üç yüz pâre şehriyle ve yedi bin pâre kurâsıyla eyâlet-i Mısır'ı feth edüp Hayrebeği Mısır hâkimi ve Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi'yi kadı‘asker edüp Mekke ve Medîne zabt [u] rabt olunup Selîm Hân hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn olup kılıcı arşa asdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42b ·
metinde göster ·
Sâlyâne ilen zabt olan sancaklar bunlardır: Tedmur ve Sayda ve
Beyrût ve
Kerek-i Nûh. Bu sancaklardan mâ‘adâ Şâm eyâletinde tâ Mekke ve Medîne'[ye] varı …
Sâlyâne ilen zabt olan sancaklar bunlardır: Tedmur ve Sayda ve Beyrût ve Kerek-i Nûh. Bu sancaklardan mâ‘adâ Şâm eyâletinde tâ Mekke ve Medîne'[ye] varınca yetmiş Urbân ümerâları ve meşâyihleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
… i meddâhân ve şâ‘irân ve Tıflî ve Cevrî ve Nef‘î ve Arzî ve Nedîmî ve Nisârî ve
Beyânî ve
Uzletî misilli şu‘arâlar cem‘ olup cân sohbeti olurdu.
Ve ahad gecesi meddâhân ve şâ‘irân ve Tıflî ve Cevrî ve Nef‘î ve Arzî ve Nedîmî ve Nisârî ve Beyânî ve Uzletî misilli şu‘arâlar cem‘ olup cân sohbeti olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… lî Beğ ile hem-ınân şu‘arâ-yı bahâdırân ammâ sâhib-i dîvân değildir. Lâkin penc
beyt ve
müfredâtda lâ-nazîrdir.
Sûzî: Bu dahi Piriznelidir. Mücâhidün fî sebîlillâh olup Mihaloğlu Alî Beğ ile hem-ınân şu‘arâ-yı bahâdırân ammâ sâhib-i dîvân değildir. Lâkin penc beyt ve müfredâtda lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 101b ·
metinde göster ·
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i
beyâbânı ve
130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı El …
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… emdûhâtın beyân eder: Evvelâ hâs ve beyâz pidesi ve kirdesi ve tennûr kebâbı ve
beyâz ve
ter kaymağı ve hora üzümü ve karanfîlli üzüm şerbeti (---)(---)(---) meşhûr-ı …
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtın beyân eder: Evvelâ hâs ve beyâz pidesi ve kirdesi ve tennûr kebâbı ve beyâz ve ter kaymağı ve hora üzümü ve karanfîlli üzüm şerbeti (---)(---)(---) meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144a ·
metinde göster ·
pişkindir, husûsâ Menzile ve Dimyât ve Fereskûr ve Birimbâl nevâhîlerinin pirin …
"Bizim pirincimiz hâsdır ve beyâzdır ve pişkindir, husûsâ Menzile ve Dimyât ve Fereskûr ve Birimbâl nevâhîlerinin pirincleri tereyağıyla pişse misk [u] amber gibi râyiha verir ve Hazret-i Risâlet-penâh'ın mu‘cizesiyle halk olmuşdur. Hazret'den mukaddem gülâb ve pirinc ve mevz ve abdullâvî yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne bâdem şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve] moran câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elvân atlas ve kemhâ ve hârâ ve dârâyîler ile dükkânların zeyn edüp âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b–174a ·
metinde göster ·
… filcân su götürüp yine lezîz pâlûdesi olur. Ammâ Girid ve Boğdan balları hâs u
beyâz ve
lezîz balları olur kim gûyâ beyâz dülbenddir.
Bu bâzergânlar ol diyârlardan bal cem‘ edüp Eflak ve Boğdan'dan dahi ziyâde niçe bin fıçı balı Balkapanı'na getirüp Emînönü'nde ve Balkapanı'nda fıçıların kesretinden yollardan geçilmez olur. Ammâ Atina balı gerçi bir neftî elvân baldır. Ammâ müşk ü amber-i hâm râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. Ve bir filcân balı kırk filcân su götürüp yine lezîz pâlûdesi olur. Ammâ Girid ve Boğdan balları hâs u beyâz ve lezîz balları olur kim gûyâ beyâz dülbenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
Bir sınıfı kömür mahzencileridir, müslim ve Ermenî'lerdir. Ve bir fırkası dahi kömür gezdiriciyândır kim bunlar Midilli beygirleri ve inekden doğmuş Kıbrıs cezîresi katırlarıyla çuval çuval kömürleri atlarına tahmîl edüp cümlesi siyâh çerde palâs palâs esbâbları kömü[r] tartarak ve satarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 184a ·
metinde göster ·
… a, anı evlerde beslemek sünnetdir. İmâm Hasan ve imâm Hüseyin içün Hazret-i Alî
beyâz ve
bensiz çatal ibikli ak horos ile kırmızı çatal tepeli ve çakşırlı hümâm beslemi …
Ve cemî‘i kuşlardan Cenâb-ı Bârî güvercini zeyrek halk etmişdir. Ammâ beslemesi şûm u mezmûmdur. Meğer kırmızı tepeli ve ayağı çakşırlı kut güvercini ola, anı evlerde beslemek sünnetdir. İmâm Hasan ve imâm Hüseyin içün Hazret-i Alî beyâz ve bensiz çatal ibikli ak horos ile kırmızı çatal tepeli ve çakşırlı hümâm beslemişlerdir, deyü yazmışlardır. Ammâ gayrısın beslemek memnû‘dur, zîrâ evlâdları olan başdan kıçdan çıkar, gâyet ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… Bunarbaşı'dır kim Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde niçe yerde kayalardan pâk sâfî ve
beyâz ve
rakîk âb-ı nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkay …
Cümleden âb-ı hayât-ı Bunarbaşı'dır kim Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde niçe yerde kayalardan pâk sâfî ve beyâz ve rakîk âb-ı nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkaynakbaşı ve Kepizbaşı ve Naşideresibaşı ve Sobranbaşı ve Ardıçlıbaşı ve Harsudbaşı ve Billur Kaynağı ve Samanlı Kaynak, Yıldırım Hân Keşiş Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan saman döküp bu mahalden saman zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kaynağı ve Selâm Kayası Kaynağı ve Kral Kaynağı ve Murâd Dede Kaynağı, ve'l-hâsıl on yedi aded kaynağ-ı azîmler vardır kim mâh-ı Temmûz'da bunların birine benî Âdem elin sokup üç taş çıkarmağa kâdir değildir, tâ bu mertebe mâ-i bâridlerdir. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup zâlim suyolcuları giceyle su yollarına at fışkısı döküp rahnedâr olan yerleri fışkı ile kapanup su cereyân eder. Ammâ elbette suların lezzeti ve levni müteğayyir olur. Ammâ rûz-ı rûşende fışkı dökmek ihtimâlleri yokdur kim hâkim haklarından gelir. Ammâ sâhib-i tab‘ olan kimesneler mezkûr on yedi kaynaklardan ve niçe yüz pâk çeşmelerden su getirüp nûş edüp safâ ederler. El-hâsıl Bursa demek, sudan ibâret bir kelâmdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… hâlâ fukarâ-yı Bektâşiyânın giydikleri on iki imâm işâretli on iki terkli tâc-ı
beyâz ve
cübbe yenli abâ-yı beyâz hırka idi. Ammâ irşâdı Hoca Yesevî'den görüp Rûm erenl …
Bu takdîrce sâdât-ı Horâsân'ın, Hünkâr hakkında sahîhü'n-neseb olduğuna şübheleri yokdur. Şüphe eden âsim olur, el-ıyâzen billah. Ammâ Tevârih-i Ayn-ı Âlî'de böyle tahrîr eylemiş, lâkin karîne yakındır. Ammâ künye-i ecdâdlarıyla tahrîr eylemiş. Evvelâ Seyyid Muhammed Hacı Bektâş b. Seyyid Mûsâ Nişâbûrî b. Seyyid İshak es-Sâkin-i Râye b. Seyyid İbrâhîm-i Mükerremü'l-Askerî b. Seyyid Mûsâ eş-şehîr bi-Ebî Sebha b. Seyyid İbrâhîm el-Murtazâ el-Asgar b. el-İmâm Mûsâ Kâzım rahmetullahi aleyhim ecma‘în. Fe lâcerem İbrâhîm el-Mücâb Muharrem Sultân-ı Horâsân İmâm-ı Alî b. Mûsâ Rızâ'nın li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir. Zirâ ki imâm-ı velâyet-me’âb İbrâhîm-i Mücâb ve Abbâs ve Kâsım ve Hamza nâm büzürgvârân-ı me‘âlî {cenâb-ı} cümle bir anadan olmağla İmâm Mûsâ'nın otuz yedi evlâdı miyânında memdûh ve mümtâz olmuşlardı. Ya‘nî ki sıfât-ı "Necmetü'n-nübüvve" diye şöhret bulmuşlardı. Pes Hacı Bektâş-ı Velî'nin peder-i azîzi Seyyid Mûsâ-yı Mükerrem, "Nişâbûrî" lakabıyla şöhret bulmuşdur. İmâm Mûsâ Rızâ vefâtından sonra Horâsân vilâyetinden göçüp şehr-i Nişâbûr'da sâkin oldular. Anda Şeyh Ahmed nâm bir azîzin Hateme nâm bir duhterin alup Hacı Bektâş-ı Velî ol kerîmeden tevellüd etdi ve beyne's-sıbyân salâh [u] diyânetle ser-efrâz olup Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'nin halîfelerinden Şeyh Lokmân ki Horâsân erenlerindendir. Vâlid-i büzürgvârı Hacı Bektâş'ı Şeyh Lokmân'a tilâmîzliğe verüp Hacı Bektâş anlardan ulûm-ı zâhire ve bâtınayı tahsîl eyledi. Azîz hazretleri Horâsân'da ulu sultân idi. Hatta İmâm Ca‘fer asrında olmağıla İmâm-ı Ca‘fer mübârek kendü hırka-i şerîfin Bâyezîd-i Bistâmî eliyle mezbûr Şeyh Lokmân hazretlerine giydirdi ve "Bu hırka sâhibi geldikde emânetdir, anlara teslîm eyle" deyü emâneten gönderüp teberrüken Şeyh Lokmân giyüp yine hıfz etdiler. Anlar dahi cemî‘î Horâsân erenleri huzûrunda hırkayı Hacı Bektaş-ı Velî'ye teslîm edüp tevhîd [u] tezkîr ile hırkayı Bektâş-ı Velî giymişlerdir kim hâlâ fukarâ-yı Bektâşiyânın giydikleri on iki imâm işâretli on iki terkli tâc-ı beyâz ve cübbe yenli abâ-yı beyâz hırka idi. Ammâ irşâdı Hoca Yesevî'den görüp Rûm erenlerinden olmağla izin taleb edüp yedi yüz fukarâ ile Seyyid Muhammed-i Buhârî-i Saltık ile Hacı Bektâş'ı Rûm'da Osmâncığa gönderüp Mevlânâ-yı Rûmî ve Hacı Bektâş-ı Velî ve Şems-i Tebrîzî ve Muhyiddîn-i Arabî ve Karaca Ahmed Sultân ve gayrı yetmiş kibâr-ı evliyâullahların bin yirde haşr olup sohbet-i hâs edüp Orhân Gâzî asrında Hacı Bektaş-ı Velî iştihâr bulup yeniden çeri ya‘nî yeni-çeri peyda edüp Rûm diyârların Orhân ile ma‘an feth edüp yedi yüz fukarâlarının cümlesin feth olunan şehrlerde sâhib-i seccâde edüp Muhammed Buhârî Sarı Saltık Bây'ı Kâfiristân'a gönderüp Dobruca ve Eflâk ve Boğdan ve Leh ve Moskov'da çok gazâlar edüp "Saltık" nâmıyla iştihâr verdi. Anınçün hâlâ Rûm'da yedi yüz âsitâne-i Bektaşiyân vardır. 234a Ba‘dehû Hacı Bektâş-ı Velî sene (---) târîhinde yine Orhân hilâfetinde merhûm olup Orhân, cenâze-i Sultân'a hâzır olup Kırşehri'nde defn etdiler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233b–234a ·
metinde göster ·
Şehzâde Mûsâ Çelebi ve Şehzâde İsâ Çelebi ibn Yıldırım Bâyezîd Hân'dırlar. Bunl …
Çelebi Süleymân Bey ve Şehzâde Mûsâ Çelebi ve Şehzâde İsâ Çelebi ibn Yıldırım Bâyezîd Hân'dırlar. Bunların üçü de pederleri Yıldırım Bâyezîd Hân, Timur hâdisesinde merhûm olıcak üçü de Rûmeli'nde birer ikişer sene tavâ‘if-i mülûk şeklinde halîfe olup üç birâderi dahi Çelebî Sultân Mehemmed Hân birer takrîb ile katl edüp na‘şların (---)(---) âsitânesinde defn eyleyüp müstakil pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237a ·
metinde göster ·
… bu câmi‘in der-i dîvârlarının bir sıra taşları mücellâ senglerdir ve bir saffı
beyâz ve
musaykal hucerâtlar ile inşâ olunmuşdur. Târîh-i câmi‘ budur:
Ve garb tarafındaki rabtda Câmi‘-i Hâtûniyye: Selîm Hân-ı Evvel, bu Tarabuzun'da mütevellid olmağile vâlide-i mükerremesi binâ etmişdir bir câmi‘-i rûşendir. Sâfî (---) mestûr bir minâreli câmi‘u'n-nûrdur. Gâyet metîn evkâfı vardır. Hatta Polata Bâzârı nâmıyla ma‘rûf olan kasaba bu Hâtûniyye evkâfıdır ve niçe ma‘mûr kurâları dahı vardır. Yekpâre kubbe-i mînâsı içre her şeb kanâdîller ile müzeyyen olup cemî‘î cemâ‘at ibâdet ederler. Ve bir tabaka minâre-i musanna‘ı serv-i bâlâ-misâl eflâke ser çekmişdir. Ve bu câmi‘in der-i dîvârlarının bir sıra taşları mücellâ senglerdir ve bir saffı beyâz ve musaykal hucerâtlar ile inşâ olunmuşdur. Târîh-i câmi‘ budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251a ·
metinde göster ·
… çîn ile ârâste ve evce ser çekmiş kıbâblar ile pîrâste ve cümle der-i dîvârları
beyâz ve
musaykal ve mücellâ Hıtayî kâğız-misâldir. Beyz-âsâ câmi‘-i zîbâdır kim içinden …
Andan şâh-ı İrân-zemîn Câmi‘-i cihân Şâh Emîn: Azamet-i Hudâ tâk-i kisrâdan nişân verir bir binâ-yı âlîdir kim gûyâ Mısır'da Tahir Baybars Câmi‘idir. Bir minâreli ve harem-i zîbâlı Kâşî çîn ile ârâste ve evce ser çekmiş kıbâblar ile pîrâste ve cümle der-i dîvârları beyâz ve musaykal ve mücellâ Hıtayî kâğız-misâldir. Beyz-âsâ câmi‘-i zîbâdır kim içinden incinenlerin çıkacağı gelmez ammâ Şi‘îlerin gireceği gelmez. Zîrâ mihrâbı önünde bir hıyâbân-ı İremi var kim felekde mislin Melek Ahmed Paşa görmemişdir. Gûnâ-gûn şükûfesinin râyihâ-i tayyibesi cemâ‘atin dimâğın mu‘attar 299a eder. Ve tuyûr-ı hoş-elhânların esvât hazînleri mahzûn cemâ‘ati handân eder. Diyâr-ı Acem'de bu imâretin nâmına Heşt-behişt derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298b–299a ·
metinde göster ·
… ri yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkının reng-i rûyları gâyet
beyâzdır. Ve
mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur. Ve ba‘zı müverrih âlimler bu şehre T …
Evsâf-ı kal‘a-i Hoy-ı dilcûy: (ve) Şehr-i hûb-hûydır ve Menend'e mânend şehr-i İrem'dir, Azerbaycân hâkinde başka sultânlıkdır kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Kadı ve müftî ve nakîbi ve münşî ve kelenter darûgası ve korucusu ve diz çökenleri ve mihmândârları vardır. Ve bu şehr-i Hoy-ı hûb, Menend'in cânib-i garbı tarafındadır ve mâbeynehümâsı on fersah yerdir. Kal‘ası bir düz sahrâda vâkı‘ olmuş şekl-i murabba‘ seng-binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâiren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır. Cânib-i erba‘asında handakı ol kadar amîk değildir. İki dervezesi var, biri cânib-i cenûba Bâb-ı Tebrîz, biri cânib-i garba Bâb-ı Menend. İçinde yüz aded hâne ve bir câmi‘i var. Bânî-i kal‘a Ferhâd Paşa'dır. Ammâ şehr-i kadîminin bânîsi Şah Haydar-ı Kerrârdır. Niçe kerre harâb u âbâdân olmuşdur. Taşra şehri yedi bin hâk-ı amber-i pâk ile mestûr hâne-i pür-nûrlardır. Ve cümle yetmiş mihrâb ve on bir cum‘adır ve iki hammâm ve yedi hân ve bin aded esvâk-ı sultân ve cânib-i erba‘ası bâğ u bostân ile müzeyyen bir hûb-huy ve mahbûb ve mahbûbesi dilcûy, şehri-i müşk-bûydur. Bu şehr-i azîmin devri kâmil on üç bin hatve ile, gulâmlarımız adımlamışdır. Murâd-ı Gâzî harâb idelden berü henüz âbâdân olmadadır. Ve cümle sahrâsında mahsûlâtı dânedâr pirinci hâsıl olduğundan hevâsı harârete mâ’ildir ve pembesi ve âbdâr engûrü olur. Ve nehri Kûh-ı Selmâs'dan cem‘ olup nehr-i Araz'a rîzân olur. Bâğistân, bûsitân [u] gülistânı meşhûrdur. Ve müsmirrâtından 307b memdûhî peygamber emrûdu, şîrîn ve âbdâr-ı hoş-hordur kim nazîri yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkının reng-i rûyları gâyet beyâzdır. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur. Ve ba‘zı müverrih âlimler bu şehre Türkistân, Avşaristân, İrânistân derler. Şehr-i kadîm ve bender-i azîmdir ve cümle nevâhîleri yüz seksen pâre avadân kend [ü] büldânları var. Ve ekseriyyâ halkı Şâfi‘î-Sünnî mezheblerdir. Şâh İsmâ‘îl bu kavmden tûl-i sakal harâcı alırmış. Hâlâ Şâh Safî'den berü mu‘âflardır. Sakalların uzadup sakal harâcı vermezler. Ve mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a–307b ·
metinde göster ·
… hbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve
beyâzî ve
âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve ho …
Eşkâl-i kal‘a-i Tiflis: Evvelâ nehr-i Kür kenarında yalçın kayalar üzre birbirine mukâbil iki kal‘a-i Betlis-i Tiflis'dir kim mâbeyne-hümâsından nehr-i Kür cereyân edüp bir kayadan bir kayaya cisr-i azîm ile kal‘adan kal‘aya ubûr olunur. Kal‘a-i kebîr, nehr-i Kür'ün cânib-i cenûbundadır. Ve küçük kal‘a nehr-i Kür'ün şimâlindedir. Ve nehr-i Kür büyük kal‘anın sahrâya nâzır tarafında küçük kal‘aya açılan kapusu önünden nehr-i Kür kal‘a dîvârına dokunarak cereyân ederek yedinci konakda Bakü kal‘asıyla Gîlân şehri mâbeyninde Bahr-i Haraz'a mahlût olur. İbtidâ matla‘ı vilâyet-i Çıldır'da (---) dağlarından hurûc edüp tâ Kara Ardahân'dan ve kal‘a-i Ahıska'ya ve kal‘a-i Azgur'a uğrayup Tiflis içinden geçüp Bahr-i Haraz'a munsab olur. Bir nehr-i azîmdir kim müverrihân-ı İrân-zemîn, "Bu nehr-i Kür'e bin altmış uyûn-ı câriye rîzân olur" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki nehr-i Furât'dan sonra nehr-i Kür azîm sudur. Bu nehr kenarında yalçın kaya üzre Betlis'in binâ etdiği kal‘a-i kebîrin dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır ammâ binâ-yı atîkdir. Dîvârının kaddi altmış zirâ‘ ve yetmiş burc ve üç bin bedendir. Ve bir cisr bâbı var, handakı yokdur. Nehr-i Kür üzre suluk kullesi var. Hîn-ı muhâsarada andan def‘-i atşân ederler. Derûn-ı hisârda altı yüz bâğsız ve bâğçesiz hâne-i hâk-i mestûrı var ve Hân sarâyı bu kal‘adadır. Câmi‘i ve hân [ve] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve küçük kal‘a sonradan Yezdcir[d] Şâh binâ etmişdir, bir yalçın püşte üzre sad-ribâz-misâl bir seng-âbâd şekl-i murabba‘ küçük kal‘adır. Cisr başına ancak bir dervezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret yokdur. Bu kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden metîndir. Bu kal‘aların cümle üç bin nigehbânları vardır. Her şeb-i muzlimde kal‘ayı meş‘aller ile çerâğân edüp dîdebânlar "Hudâ hûb" deyü feryâd ederek nigehbânlık ederler. Gerçi Acem diyârıdır, ammâ ekseriyyâ ahâlîsi Osmânlı zamânından berü Sünnî ve Hanefî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb bî-hisâb kimesneleri vardır ve ulemâsı ve mahbûb ve mahbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve beyâzî ve âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve hoş-hordur. Zîrâ Gürcî zenâneleri bâğında hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur. Pembesi ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara aslâ fâ’ide (yarkıdde) yokdur. Cümle bârân-ı rahmet ile hayr [u] berekât mütekâsirdir. Nehr-i Kür'ün tulû‘undan gurûbuna varınca yüz elli pâre şehre uğrayup aslâ bu kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtlarına fâ’ide olmaduğundan nehr-i Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ lezîz âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde ılıcalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319b–320a ·
metinde göster ·
… rdır. Tuzla emîni bunda hâkimdir. (---) yük akçe tahsîl olur iltizâmdır. Kardan
beyâz ve
Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan lezîz tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. Cemî‘î Kürdistân …
Karye-i Kömür: Yedi yüz müselmân ve Ermeni hâneleri vardır. Tuzla emîni bunda hâkimdir. (---) yük akçe tahsîl olur iltizâmdır. Kardan beyâz ve Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan lezîz tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. Cemî‘î Kürdistân ve Türkmenistân'dan Bingöl yaylasına çıkan benî Âdemler cümle milhü ücâc-ı sâhib-ihtiyâc bu Kemâh tuzun alırlar, meşhûr-ı âfâk tuzdur. Ve bu şehrin bir memdûhu dahi bunda olan rakîk ve kavî çadır bezi bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Rûmeli'nde Dırama bezinden a‘lâ ve nusîf pembe bezi olur. Hattâ elsine-i nâsda "Kemâh'ın bezi, Erzincân'ın kozu ve Bâyburd'ın kızı" deyü elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuşdur. Bu mezkûr karye-i Kömür içindeki bâğlar içre cereyân eden nehr-i Kömür, Cercanis dağlarından gelüp kal‘a-i Kemâh dibinde bir göz cisr dibinde Sultân Melîk Gâzî Efendi tekyesi kurbunda nehr-i Furât'a munsab olur. Ve buna karîb mukâbelesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b ·
metinde göster ·
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve
beyâz ve
lezîz tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyl …
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve beyâz ve lezîz tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyle peynir görülmemişdir. Midilli'nin lor peyniri ve Şâm-ı Şerîf'in kerîşe peynirinden ter ü lezîz ve serî‘u'l-hazm peynirdir. Ve memdûhâtından biri dahi hikmet-i Hudâ mevsim-i rebî‘de bu şehrin dağlarına düşer menn [ü] selvâ nâm bir tuyûr-ı İsâ gelüp kûh-ı bülendlerine ve ba‘zı besâtîn ve kendlerine gelüp konar. Kemâh halkı anın mevsimin bilüp cümle tuyûru sayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül ederler. Gâyet lezîz tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından halâs olan tuyûrun cümlesi sâ’ir asâfîr gibi cânib-i sevâhile göçüp giderler. Kemâh halkına Cenâb-ı Bârî böyle bir mâ’ide-i gûne ihsân etmişdir. (---)(---)(---)(---)(---)340b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a–340b ·
metinde göster ·
… gömülmüş avnik üzümü getirdiler. Ve zerdâlüsü ve emrûd kurusu ve dud kurusunun
beyâzı ve
sarısı ve moru ve siyâh dudu meşhurdur. Çârsû-yı bâzârında dud kurusı bey‘ edüp …
Ve memdûhâtından, bâğ u bâğçesi içre âb-ı hayât uyûn-ı câriyeleri vâfir ve sahrâlarda hayrât [u] berekâtları mütekâsir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr her hubûbâtı firâvân bir şehr-i Erzincân-ı âbâdândır. Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından yetmiş gûne âbdâr emrûdu sicill-i şer‘-i mübînde mestûrdur. Hattâ bu şehri temâşâ etdiğimiz Kâsım'dan kırk gün mürûr edüp şiddet-i şitâ idi. Paşa'ya on yedi elvân âbdâr emrûd-ı gûnâ-gûn hedâyâ getirdiler. Ve bâğ tepeğinde yapraklarıyla hâk-i amber-i pâkde gömülmüş avnik üzümü getirdiler. Ve zerdâlüsü ve emrûd kurusu ve dud kurusunun beyâzı ve sarısı ve moru ve siyâh dudu meşhurdur. Çârsû-yı bâzârında dud kurusı bey‘ edüp niçe bin diyâra dud kurusu yük yük götürürler, başka tüccârı vardır. Ve dud bekmezinin gûnâ-gûnunu bahâr ile terbiye edüp bir kâse nûş edene hayât [u] cân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
… a somunundan sonra Lâdik şehrinin memecik ekmeği rub‘-ı meskûnda pembe-misâl ve
beyâz ve
hâs olması sebebiyle meşhûr-ı âfâkdır. Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla ü …
Me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] masnû‘âtının memdûhâtından evvelâ gök sulu emrûdu ol kadar âbdâr [ve] hoş-hârdır kim Malatıyye ve Acem diyârının Tesuy ve Ordubâr ve Hoy ve Merend şehirlerinde olmaz. Ve Karamân emrûdu dahi hem-çünân meşhûr-ı âfâkdır. Ve gûnâ-gûn âbdâr kirazı, cihân-ârâdır. Ve memecik ekmeği memâlik-i Âl-i Osmân'da Sabanca somunundan sonra Lâdik şehrinin memecik ekmeği rub‘-ı meskûnda pembe-misâl ve beyâz ve hâs olması sebebiyle meşhûr-ı âfâkdır. Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla üzümü ve kavunu ve karpuzu ve inciri ve zeytûnu ve narı olmaz. Amma memdûh-ı cihân-ârâ Akdağ balı nâmıyla mevsûf bir gûne asel-i musaffâsı var kim edîm-i arzda ne Girid balına benzer ve Adana balına benzer, ne Sıgla balına benzer, müşk-i amber-i hâm râyihalı sun‘-ı Hudâ bir aseldir kim niçe bin kutu ile İslâmbol a‘yânına hedâyâ gider. Ve kâr-ı memdûhundan Akdağ'ın beyâz sâdelik pembe bezi Acem'in Lekfûrî ve Musul bezinden rakîk ve beyâz bezi olur. Ma‘lûmumuz olan memdûhâtları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… pliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliği
bey‘ ve
şirâ olunur. Lâkin sofî olmaz. Ammâ lâtif muhayyeri olur. Bâzâr-ı azîmde her ha …
Ahvâl-i pür-me’âl-i Bebekbâzârı: İbtidâ bânisi ma‘lûmum değildir. Lâkin ibtidâ fâtihi Kütâhiyye pâdişâhlarından Germiyânoğlu Ya‘kûb Şâh'ın vezîri Dinar Hezâr feth etmeğile Germiyân Hezârı derler. Ammâ şehrinin ulemâ ve zurefâları şehr-i Bebekbâzârı derler. Amma lisân-ı Etrâk'da Beğbâzarı derler. Hakkâ ki haftada bir gün güzel müzeyyen bâzârı durup cemî‘î zî-kıymet [ü] bî-kıymet bulunur. Ammâ cümle halkının kâr [u] kesbleri tiftik keçisi olmağıla sûf ipliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliği bey‘ ve şirâ olunur. Lâkin sofî olmaz. Ammâ lâtif muhayyeri olur. Bâzâr-ı azîmde her hafta etrâf kurâlardan on bin âdem cem‘ olur. Hâlâ bu şehr Anadolu eyâleti hâkinde Engürü sancağı hudûdunda Âsitâne-i sa‘âdetde her kim şeyhülislâm ise anların hâssıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunup müftî tarafından subaşısı hâkimdir ve yüz elli akçe ile sadaka olunur kazâdır. Senevî kadısına yedi kîse hâsıl olur şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded kurâları vardır. Ve damga emîni ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Lâkin dizdârı ve kal‘a neferâtları yokdur. Zirâ kal‘ası bir kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî ilhaf taş dîvârlı bir ince kal‘a olmak ile ma‘mûr olmayup neferâtı yokdur. Kal‘a kayası bir dere içine vâkı‘ olmuş kal‘anın iki cânibi balık arkası gibi bir sırtlı kaya üzre kal‘acıkdır. Cirmi ne mikdâr olduğu ma‘lûmum değildir. Aşağıda şehri iki dere-i vâsi‘ içinde cümle yigirmi mahalle ve kırk bir mihrâbdır. Lâkin selâtîn câmi‘leri gibi mükellef câmi‘leri yokdur. Evvelâ çârsû içinde (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
… lûk ve dervîş-nihâd âdemleri vardır. Ve me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından
beyâz ve
hâs ekmeği ve yaylasında pişi lavaşa yufka ekmeği ve üzümü ve inciri ve turuncu …
Sebeb-i tesmiyyesi kûh-ı Beyaz'dan galat Payas derler bir yaylağ-ı azîmdir kim ol etrâflarda olan Türkmân ve Urbânlardan iki kerre yüz bin âdem on kerre yüz bin koyunlarıyla Kuyruk yıldızı ya‘nî Ülker yıldızı doğunca altı ay bu yaylalarda kesb-i hevâ ve kesb-i tarâvetler edüp döl döş sâhibi olurlar. Niçe bin âb-ı hayâtdan nişân verir uyûn-ı câriyeleri vardır kim her biri hayât-efzâ-yı cân-fezâ yaylağ u âb-ı zülâllerdir. Ve bu şehrin halkı; gâyet garîb-dost Oğuz tâ’ifesi vardır ve gâyet musallî ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i sülûk ve dervîş-nihâd âdemleri vardır. Ve me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz ve hâs ekmeği ve yaylasında pişi lavaşa yufka ekmeği ve üzümü ve inciri ve turuncu (---)(---) memdûhdur ammâ yaylalarında kışa karîb bir üzümü olur, bir diyâra mahsûs değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
… ] cüvân : Gâyet şiddet-i hâr şehir olmağıla halkı sehel buğday anlu ve niçeleri
beyâzu'l-vech ve
niçeleri ahmerü'l-levn nahîf ü sâhib-i şeyb pîrleri olur kim kuvvet-i kuvâdan b …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı pîr [u] cüvân : Gâyet şiddet-i hâr şehir olmağıla halkı sehel buğday anlu ve niçeleri beyâzu'l-vech ve niçeleri ahmerü'l-levn nahîf ü sâhib-i şeyb pîrleri olur kim kuvvet-i kuvâdan bîtâb kalup niçe müstecâbü'd-da‘ve âdemleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25b ·
metinde göster ·
… meleri ve Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları ism [u] resimleriyle ve Hazret-i Ya‘kûb'ın
Beytü'l-hazen'i ve
kabr-i Sâm ve beyt-i Hazret-i Efrâyîm ibn Hazret-i Yûsuf ve beyt-i Hazret-i İsh …
İbtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Hazret-i Ya‘kûb'a gelince bu şehir ol kadar ma‘mûr oldu kim şehr-i Askalân ve şehr-i Hâsân ve şehr-i Filistîn, şehr-i Taberistân ve şehr-i Kudüs ve şehr-i Zağzağa bu Sıfet şehri gibi ma‘mûr değil idi. Zîrâ cemî‘i Benî İsrâ’îlî bu şehr-i Sıfet'den 44b zuhûr etmeğile ma‘bed-i kadîmleri olup bilâ teşbîh, ilâ hâze'l-ân Benî İsrâ’îlî olan Yahûda kavmine bu şehir ka‘beleri olmuşdur. Bu şehri Selîm Hân sene 922 târîhinde Mısır Çerâkisesi Sultân Gavrî destinden feth etdükde Tavâşî Sinân Paşa tahrîriyle altı kerre yüz bin Yahûdî harâcı tahrîr olunmuşdu. Hâlâ yine yetmiş seksen bin Yahûdî mevcûddur kim kat-ender-kat Yahûdî evleridir. Ve ömründe bir Yahûdî bu şehri ziyâret etmese eğer iktidârı yoğise türâbından sürünmese, yâ suyundan içmese veyâ şecerlerinin berk-i hazânından kendüye dütsi vermese zu‘m-ı bâtılları üzre Yahûdî olmayup kara-yı cuhûd olur. Bu şehrin ibtidâ bânîsi ve taht-ı Yahûd olması ve ziyâretgâh-ı Yahûd olması ve cemî‘i ibret-nümâ binâları ve cümle hayrât [u] hasenâtları târîhleriyle yazılmışdır. Ve cümle ziyâretgâhlarında Hazret-i Ya‘kûb evlâdları ve kerîmeleri ve Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları ism [u] resimleriyle ve Hazret-i Ya‘kûb'ın Beytü'l-hazen'i ve kabr-i Sâm ve beyt-i Hazret-i Efrâyîm ibn Hazret-i Yûsuf ve beyt-i Hazret-i İshâk ve beyt-i Hazret-i İsmâ‘îl ve beyt-i Hazret-i Eyyûb ve niçe gûne evsâfı, cümle hacc-ı şerîfe gitdiğimiz sene seyâhatnâmemizin cild-i (---) de gâyet mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu sene seyâhatimizde seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan kimesnelere her lisândan bilmek elzem-i levâzımından olmağın bu mahalle lisân-ı Tevrât üzre Yahûdî lisânı tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a–44b ·
metinde göster ·
rakîkdir ve bir çift pâpûş ve mest on beş akçeyedir. Ve içi al boğası kaplı ağa …
Evsâf-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Evvelâ pembe bezi gâyet beyâz ve rakîkdir ve bir çift pâpûş ve mest on beş akçeyedir. Ve içi al boğası kaplı ağavât çizmesi otuz akçeye ve latîf yorkan yüzleri ve basma münakkaş perdeler birer rub‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
hâs ekmeği ve çöreği ve böreği ve bâğlarında hezârî nâm bir gûne elma'sı olur k …
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ beyâz ve hâs ekmeği ve çöreği ve böreği ve bâğlarında hezârî nâm bir gûne elma'sı olur kim ve râhin ruh râhin mesel-i tüffâh-misâli bu elma hakkındadır. Lezzetde gûyâ İslâmbol kurbunda Kocaeli sancağında misket elması gibi râyiha-i tayyibeli bir müdevver tüffâhdır. Dâ’imâ tenâvül eden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden felâh bulur. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur ve hadîkalarında Agırbinik üzümü Şâm'ın Zeynî üzümünden ter ü lezîz engûrdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
… basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli
beyâz ve
kebûd sünbülleri olur. Ve kırk elli elvân yigirmişer hâneli müşk-bû zerrînleri …
Cemî‘i kehhâller bu tûtyâları cem‘ edüp vec‘-ı ayne mübtelâ olanların ayneynine vesme edüp bi-emrillâh kuvvet-i basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli beyâz ve kebûd sünbülleri olur. Ve kırk elli elvân yigirmişer hâneli müşk-bû zerrînleri olur ve zambak-ı ebyaz ve asfer ve ahmer levnî ve gûnâ-gûn fûlü ve benefşe ve reyhânı ve fülfül ve erguvânı ve rîbâsı ve merîsî ve gülleri içinde gûnâ-gûn nîlûferleri ve meyve-i çileği olur kim her dânesi Arabkîr dudu kadar lezîz olur ve gûnâ-gûn yergülü ve kengeri ve evşesi ve râvendi yebrûhu's-sanemi ve sünbül-i Rûmîsi ve usfûru ve nergisi ve'l-hâsıl cemî‘i hükemâlara lâyık ahsâbâtlar olur kim hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… râ ve Irâk'da âteş-gede-i Nemrûd ve Ayasofya ve Kızılelma ve Kudüs'de kamâme ve
Beytü'l-lahm ve
Budin Kızılelmasında Makbûl İbrâhîm Paşa'nın câmi‘ etdiği deyr-i azîm ve Üstürg …
Ve bu şehirde bir deyr-i mu‘azzam var idi, gûyâ Ayasofya idi. Anda Andire Yoroz nâmında bıtrîk ü kıssîs papa ve ladika ve ruhbânlar var idi. Ol ser-çeşme-i palas pûşân-ı sâhib-i nâr-ı zünnâr Andire mel‘ûn ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibi olmağıla Hazret-i Resûl-i Hudâ, Muhammedü'l-Mustafâ'nın Mekke'de zuhûr edeceğin ve cemî‘i kamâme ve düyûr mutalsamâtların münhedim olacağın ta‘ayyün-i yevm, sâ‘at, derîce, dakîka ile demiş idi. Ve ol gün bu Avganda deyri yıkılır derken hikmet-i Hudâ Mekke'de Hazret-i Mustafâ vücûda geldikde Bağdâd'da tâk-i Kisrâ ve Irâk'da âteş-gede-i Nemrûd ve Ayasofya ve Kızılelma ve Kudüs'de kamâme ve Beytü'l-lahm ve Budin Kızılelmasında Makbûl İbrâhîm Paşa'nın câmi‘ etdiği deyr-i azîm ve Üstürgon deyri kubbesi ve Üstolni-Belgrad kubbesi ve Tarabefzûn'da ve Kostantiniyye'de Sarâyburnu'nda balık dalyanı tılsımâtları ve Mısır İskenderiyyesi'nde Âyine-i İskender ve Mısır'da Ehrâm dağları dibinde taşdan Ebü'l-hevl kellesi söylemez olup ve'l-hâsıl yedi bin aded tahrîr olunan kıbâb u âteş-gedeler cümle Hazret-i Risâlet rahm-i mâderden müştak olduğu leyle-i mübârekede cümlesi kudûm-i Resûl edîm-i arza kadem basınca cümlesi münhedim olunca cemî‘i millet-i Mesîhiyye bildiler kim Muhammed-i Arabî rûy-ı arza kadem basdı. Hemân ol sâ‘at bu Zağra şehrindeki Avganda deyrinde olan mezkûr papas Andire Yoros "İşte bugün Muhammed dünyâya gelir" deyü müterakkib iken bir zelzele-i azîm zâhir olup deyr-i Avganda münhedim olup içinde Papa Andire mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a ·
metinde göster ·
… kdur. Zirâ kâr mahallidir. Ve gazzâz ve derzileri gâyet üstâd-ı kâmillerdir. Ve
beyâz ve
siyâh elvân u rakîk şıh abası olur kim bir diyâra mahsûs değildir. (---)(---)
Sitâyiş-i sanâyi‘-i memdûhât : Bâğ ve bâğçesi ve ak akçesi gâyet çokdur. Zirâ kâr mahallidir. Ve gazzâz ve derzileri gâyet üstâd-ı kâmillerdir. Ve beyâz ve siyâh elvân u rakîk şıh abası olur kim bir diyâra mahsûs değildir. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
… Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve
beyâz ve
siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i ay …
Bu kıble kapusundan tâ mihrâba varınca derûn-ı câmi‘ tûlen yüz kademdir. Ve arzen iki yüz elli ayakdır. Ve cümle amelî (---) aded amûd-ı sitte üzre beş aded kubbe-i nîl-gûn-ı ibret-nümûnlardır kim her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Bu beş aded kubbe-i acîbe ve garîbenin derûnuna üstâd-ı nakkaş niçe bin elvân la‘lî ve siylû ve lacüverd ve semâyî ve sebz-gûn ve asfer-gûn boyalar ile eyle nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn etmiş kim im‘ân-nazar ile temâşâ eder ma‘ârif-şinâs engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân dem-beste ve ser-gerdân olur. Gûyâ bu beş aded kubbe-i azîmlerin nakşını Nakkâş-ı ezel yed-i kudret ile resm etmişdir. Behzâd ve Mânî bir ser-i mû kilk-i cevâhir-i nisârın çekmede âcizlerdir. Erbâb-ı ma‘ârife nihân u pinhân değildir. Ve bu genc-i kubbe içre olan nakş-ı ibret-nümâlar bir kubbede olan boyalar ve bir kubbede olan keyfiyyet-i tarh-ı mersûmlar bir kubbe-i nîl-gûnda yokdur. Ve bu kıbâb-ı ibret-nümâlar pes-pâye olmağıla gâyetü'l-gâye {latîf} seyr olunur. Ve mihrâb [u] minberinde envâ‘-ı gûn fusûs-ı mukavvim mahkûk gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn ruhâm-ı ma‘kûk-ı ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve mehâfil-i mü’ezzinân-ı eczâhân kürsîleri köşe be-köşe umk-ı mencûklar ile ve beyâz ve siyâh, ahmer-gûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile ârâste ve seng-i aynu'l-hûr ve aynu'l-hirre mânendi hurda taşlar ile münakkaş-ı pîrâste olmuş makâm-ı meşâyihân-ı hümâm kürsîleridir. Ve bu câmi‘in sol tarafında olan kürsî üzre bir kelâm-ı kadîm vardır. Zamânemiz hattâtları ol gûne kalem-i kelâm-ı kudreti yazmağa iktidârları 152b yokdur. Ve eyle kelâmullah-ı kebîrdir kim bu kürsî ancak anın içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a–152b ·
metinde göster ·
… edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve
beyâz ve
sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. B …
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… zdârıdır ve yetmiş dördüncü rûznâmeci Hüseyin Efendi'dir ve yetmiş beşinci paşa
beytü'l-mâlcısıdır ve
yetmiş altıncı şehir voyvodasıdır ve yetmiş yedinci hâkim muhtesib ağadır ve ye …
Yetmiş birinci hâkim sipâh kethudâyeridir. Yetmiş ikinci yeniçeri serdârıdır ve yetmiş üçüncü kal‘a dizdârıdır ve yetmiş dördüncü rûznâmeci Hüseyin Efendi'dir ve yetmiş beşinci paşa beytü'l-mâlcısıdır ve yetmiş altıncı şehir voyvodasıdır ve yetmiş yedinci hâkim muhtesib ağadır ve yetmiş sekizinci zâbit gümrük bâcdârıdır. Ve yetmiş tokuzuncu muhassıl-ı harâcî ağadır. Ve sekseninci hâkim hâne avârızcısıdır ve seksenbirinci hâkim şâhbenderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199b ·
metinde göster ·
… havâlesiz bir sûr-ı muhkemdir. Cümle halkı darı ekmeği tenâvül ederler ve gâyet
beyâz ve
mümessek balı olur. Ve bu kal‘a kal‘a-i Nasîbîn'in taraf-ı cenûbundadır ve kal‘ …
Bu tahrîr olunandan mâ‘adâ bir câmi‘ ve bir medresesinden gayrı hân u câmi‘ ve imâret ü hammâm ve çârsû-yı bâzâr dahi (---)(---). Ammâ ol sengistân içre bâğları var kim gûyâ Ayntâb diyârının bâğları gibi mahsûldâr ve lezîz ü âbdâr üzümü olur. Bu kal‘a cezîre-i Dicle'nin vasatında bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmuşdur kim elbette vilâyetine bilâd-ı rebî‘ derler. Sahrâ-yı Hâmûn'dur kim cümle Kîş ve kabîle-i Tay ve kabîle-i (---)(---)(---) Urbânları sâkin olurlar, bir vâdî-i bî-pâyândır. Bu sahrâ-yı Tîh'in vasatında havâlesiz bir sûr-ı muhkemdir. Cümle halkı darı ekmeği tenâvül ederler ve gâyet beyâz ve mümessek balı olur. Ve bu kal‘a kal‘a-i Nasîbîn'in taraf-ı cenûbundadır ve kal‘a-i Musul'a iki günde sür‘atle ve üç günde râhatla varılır. Ammâ kal‘a-i Sincâr bu kal‘a-i Musul'un cânib-i garbîsindedir ve kal‘a-i Musul, kal‘a-i Sincâr'ın cihet-i şarkındadır. İnşâallah bu müsevveddâtımız hey’et üzre kal‘asının eşkâliyle ve sahrâları ve âb-ı revânlarıyla atlas kitâbı tahrîr etdiğimizde böyle tasvîr oluna. Ve bu cebel-i Sincâr'ın cânib-i etrâfı zeylinde kayalardan yetmiş seksen aded uyûn-ı câriyeler tulû‘ edüp bilâd-ı rebî‘i reyy ederek cânib-i garba cereyân ederek nehr-i Furât'a munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213b ·
metinde göster ·
… yaturlar. Birisi de türâb içre medfûn değiller. Niçesinin vücûdları pembe-misâl
beyâz ve
nermdir. Niçesi kurumuş, kadîd olmuşdur ammâ üzerlerinde esvâbları mukarrerdir. …
{Bu bâlâda tahrîr olunan Âl-i Osmân ecdâdları kıbâblar içre serîrler ve mastabalar üzre katîfe eyvânlarıyla ve niçesi beyâz kefenleriyle saçları ve sakallarıyla cümle vücûdları ter ü tâze durup serîr üzre pâdişâhâne yaturlar. Birisi de türâb içre medfûn değiller. Niçesinin vücûdları pembe-misâl beyâz ve nermdir. Niçesi kurumuş, kadîd olmuşdur ammâ üzerlerinde esvâbları mukarrerdir. Kadd [ü] kâmetde tavîl ü cesîm âdemler ammâ cümlesi kubbe-i âliyesinin zîr-i zemîn-i muzlimde yaturlar. Hatta bir Zengi-çehre bir gulâmı elinde asasıyla ayağ üzre dîdebân gibi dîvâra dayanup durur. Ammâ gâyet mehîb ve mahûf çehredir. Türbedârları yokdur. Kapular yine fâtih-i Revân Murâd Hân ziyâret ideli mesdûdlardır. Cümle on bir aded kubbe-i âlîlerdir kim her biri eflâke ser çekmiş kubbe içre mermer sandûkaları etrâfında ve kapuları üzre esmâları mastûr olmağile tahrîr edüp pencere deliklerinden ipler ile zîr-i zemînlere inüp ziyâret etdim ve bu ebyâtı tahrîr etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… âr oldukları atları eğerli ve uyanlı aslan u kaplan ve bebr ü peleng ve câmûs-ı
beyâbânî ve
esb-i hâmûnî ve sığın-ı kûhî ve ejderhâ ve evren-i su‘bânî bu makûle hayvânâtla …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bu diyâr dest-i Ermen'de iken bir harâbe zemîn-i bî-hâsıl idi. Bir gün bir kabîle-i Ermenî bu mahalden ubûr ederlerken görseler kim bir alây-ı azîm asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Bu tâ’ife-i Ermenî bunların mâbeynlerine girüp ba‘zı haymelerde meks ederler. Görseler kim bir alây yüzü münevver âdemler, ammâ kimisinin gerdeninden kiminin kolundan ve gayrı vücûdlarından kanlar cereyân eder ve cümle süvâr oldukları atları eğerli ve uyanlı aslan u kaplan ve bebr ü peleng ve câmûs-ı beyâbânî ve esb-i hâmûnî ve sığın-ı kûhî ve ejderhâ ve evren-i su‘bânî bu makûle hayvânâtları bu kabâ’il-i Ermenîler gördüklerinde içlerinden biri su‘âl edüp eydür: "Sultânım siz kimlersiz" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b ·
metinde göster ·
Evvelâ Van deryâsı kenârında bir alçak kayalı zemîn püşt üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her taşı fil cüssesi kadar var ve dürr-i yektâ gibi beyâz ve müzeyyen bir kal‘a-i münevverdir. Cümle (---) aded kullelerdir ammâ çâr rükninde olan kulleler gâyet sedd-i metîn ebrâclardır kim her biri birer sedd-i Kahkahâ'dan nişân verir kulle-i metînelerdir. Ammâ havâlesiz bir kal‘a olmağile dîvârı ol kadar âlî değildir. Ammâ gâyet arîz dîvârlardır kim üzerinde atlı cirid oynasa mümkindir ve etrâfında asla handakı yokdur. Hatta ba‘zı sene Van deryâsı eyyâm-ı bahârda cûş [u] hurûşa gelüp yedi sekiz ay bu kal‘a deryâ içre kalup ancak Âdilcevâz tarafında bir incecik yolu kalır ve cümle iki kapusu vardır. Cânib-i garba nâzır Âdilcevâz kapusu, büyük kapudur ve cânib-i (---)(---) kapudur. Ve bu kal‘a dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Bu cirmde olan sûr-ı kavî içre cümle bâğsız ve bâğçesiz tahtânî ve fevkânî hâk-i amber-pâk ile mestûr bin elli aded hâne-i ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a ·
metinde göster ·
… î-kıyâs kayaları gemi yelkeni gibi çâr-kûşe ve şekl-i müselles ve şekl-i bademî
beyâz ve
mücellâ kayalardır. Niçe yerleri deve ve katır ve fil ve câmûs gibi mefret ü me …
Ve bu kal‘a kayaları bir acâ’ib turfe eşkâlde görünür kim niçe yerinde kayalar ejderhâ gibi aşağı sarkmış şehre hâ’il durur. Bi-emrillah başları ve gerdânları ve pençeleri âşikâredir. İm‘ân-ı nazar ile nazar eden bilür ve niçe yerleri esed-hey’et kayalar görünür. Ve niçe sahrâları balık ve neheng-i evreng gibi nümâyândır ve ba‘zı hacerler gemi gibi zâhirdir ve çok sengi ukâb kuşu gibi oturmış kayalardır ve bî-kıyâs kayaları gemi yelkeni gibi çâr-kûşe ve şekl-i müselles ve şekl-i bademî beyâz ve mücellâ kayalardır. Niçe yerleri deve ve katır ve fil ve câmûs gibi mefret ü mehîb kayalardır. Ve niçe yerleri gemi gibi ve kalyon gibi ve kadırga gibi ve hammâm kubbesi gibi ve soffa-i âlî gibi gûnâ-gûn kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… abba‘âtlar mezkûr kavanoz ve hokkalar mâl-â-mâl iken mezâd-ı sultânîde gezerken
beyyâ‘lar ve
bâyi‘ler "Ayâ bu nedir çaşni helâl midir?" deyü herkes yeye yeye cümle hamlar b …
Ve yigirmi katır bârı keçeli sandûkalar içre cümle sekiz yüz aded fağfûr-ı Çîn kâseler ve gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ve mertebânîler ve münebbet kâseler ve elvân çârgül fincânlar ve balğamî tabaklar ve bî-hisâb musanna‘ u münakkaş kâse ve tabak-ı İznik-i Rûm çînîler ve içerisi ve taşrası münebbet Portukalî kâse ve tabaklar ve yüz elli aded balğamî ve Hüsrevânî küpler kim her biri gûnâ-gûn me‘âcin-i mümessek ü zî-kıymetler ile memlû küpler idi. Bu yüz elli aded münakkaş Acemî ve kâr-ı Kudüs ve şuğl-i Kütahiyyevî ve amel-i İznik kavanoz ve hokkalar içre mu‘amber reçellerin envâ‘ından reçel-i Kepat u Emlec ü Kâbilî ve âlû-yı Belhî ve âlû-yı Buhârî ve âlû-yı Horasânî vü tüffâhî ve murabba‘-ı zencîl ve murabba‘-ı cevz-i bevvâ ve murabba‘-ı cevz-i Hindî ve murabba‘-ı cevz-i Rûmî ve murabba‘-ı hıyârşember ve murabba‘-ı riyâs ve murabba‘-ı ışkın ve murabba‘-ı temer-i Habeşî misilli murabba‘âtlar mezkûr kavanoz ve hokkalar mâl-â-mâl iken mezâd-ı sultânîde gezerken beyyâ‘lar ve bâyi‘ler "Ayâ bu nedir çaşni helâl midir?" deyü herkes yeye yeye cümle hamlar boş kalup dellâllar bâr-ı sakîlden halâs olup ancak tehî küpler fürûht-ı bî-bahâ olundu. Ammâ ol gün cümle ahâlî-i ordu hulviyyât ve mümessek ta‘âm-ı zülbiyyât yediklerinden birbirleriyle tatlu ve ballu söyleşüp geçindiler ve insâf edenler hân-ı firârîye hayr du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… e Peymâne ve Kendîde ve Hurreme ve Sirâhbân ve Servboy ve Dırahşân ve Şehbâz ve
Bey‘ana ve
Cân-ı cihân.
Ve cevârîlerinin isimleri böyledir: Çekecân ve Cedârlı ve Zanbaka ve Sünbüle ve Feddene ve Hannâse ve Sünnete ve Yemâme ve Peymâne ve Kendîde ve Hurreme ve Sirâhbân ve Servboy ve Dırahşân ve Şehbâz ve Bey‘ana ve Cân-ı cihân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… âvâna bir merd-i âferîde dest-dırâzlık etmeyüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtı ve
beyzası ve
pişmiş tavuğu ve çobrası ve pilavı ve herîsesi cümle vezn-i Alî ile fürûht olun …
Birisi oldur kim bu şehirde cümle halkı askerîdir kim bir şey’e muhtâc değillerdir. Bir de zabt u rabt ve narh-ı cârîlerine aşk olsun. Her şeb cümle dükkânçeleri küşâde kalup herkes hâne-i bî-minnetine bî-bâk ü bî-pervâ yatup pâsbânlar tâ vakt-i sehere dek dîdebân u nigehbân u keşikbânlık ederler. Ol kadar mazbût şehirdir kim me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi eşyâlara seg-i dirende dahi dehân-dırâzlık etmezler. Ve çârsû-yı şâhîde metâ‘-ı firâvâna bir merd-i âferîde dest-dırâzlık etmeyüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtı ve beyzası ve pişmiş tavuğu ve çobrası ve pilavı ve herîsesi cümle vezn-i Alî ile fürûht olunur, aslâ ve kat‘â kelek ve şinik ve gülbe ve peymâne yokdur. Ammâ halkının ahd [ü] peymânları vardır. Eyle ganîmetdir kim bir kez gendüm-i danedâr nîm abbâsîye yarar. Ve bin menn-i hâs ve beyâz nân-ı cân bir kazbekî-i Tiflisîyedir. Ve bir vusak tereyağı kehribâ-vâr üç Kazbekiyyedir. Tâ bu mertebede ganîmet şehr-i Sâve'dir. Ve cümle halkı müdekkik-i âlem olduklarından gâyet hisâbîlerdir kim kâr [u] kisb içinde bir dangı hisâb ederler ve kânûn-ı Şeyh Safî'dir deyü narh-ı şâhîleri üzre cân verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b ·
metinde göster ·
tula-i feyyâz ve kireç ve cibir ve kec ve cıbıs ve Horasânî ile mebnî bir kal‘a …
Evvelâ kal‘a-i Bağdâd-ı İremezât-ı hâk-i Irâk'ın çöl [ü] çölistân berr [ü] beyâbânı içre Kamerü'l-Kum çölü gibi ve Deşt-i Kıpçak hâmûnu gibi bir vâdî-i tepe içre vâki‘ olmuş Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde sâhil-i Şatt'da 340a şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ seng-i beyâz ve tula-i feyyâz ve kireç ve cibir ve kec ve cıbıs ve Horasânî ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir sûr-ı üstüvârdır kim bu kevn-i kec-rev-i gerdûn-ı devvâr-ı kec-reftârda eyle bir sedd-i İskender-vâr ve bir rabât-ı mu‘azzam hisâr-ı üstüvâr bu felek-i rûy-ı zemînde deyyâr görülmemişdir. Niçe yüz sa‘b püşteler üzre evc-i semâya müntehî kal‘a-i serâmedler vardır. Ammâ bu bir pest sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pest zemînde böyle bir kirmân ve bunun gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülmemişdir kim sedd-i Irâk-ı Dâdyân'dır ve cânib-i erba‘asında birer merhale yer mesâfe-i ba‘îdeden bu kal‘a-i Bağdâd'a nazar olunsa bi-emrillahi Ta‘âlâ bir mehâbet ü salâbet üzre nümâyişli bir kirmen-i kirmândır kim bi'l-mehâbe gören düşmanların zehresi çâk olur ve harâb etmeğe sa‘y edenlerin vücûdu hâk olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın nazargâh-ı bâtınîsidir kim hayr du‘âları berekâtıyla {Bağdâd} imâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b–340a ·
metinde göster ·