Ve celâlîlerin müte‘addid kimesnelerinden olanları i‘zâzen otak-ı nüh-tak içinde huzûrunda söylede söylede perrân-ı kelle etdirüp niçe kerre pâdişâhın üzerine kan sıçrayup hûnkârlığı icrâ ederdi. Serâperde-i Süleymânî önü hûn-ı benî Âdem'le tâ bu mertebe oldu kim birkaç günden cemî‘i çemenzâr lâle erguvân-vâr humret üzre olup hûn-ı benî Âdem koyun kanarasında akar gibi cereyân-ı seyl-i revân olduğundan bir müte‘affin bed râyiha hâsıl olup cümle hayme vü hargâhlarında sâkin olan erbâb-ı dîvânlar muztarib olduklarından mâ‘adâ bilâ-had ü lâ-add sinekler hûn-ı insân üzre megesler meks edüp hûn-âlûd oldukda haymelerde âsâyiş edenlerin üzerlerine sinekler konup herkesin esvâbı ve destârı münakkaş-ı hûn olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
… nda bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Tekyesi ve şeyhi ve fukarâları vardır. Ve
bilâ-had
ve lâ-gâyet tîr ü kemân-ı bî-gümân mâl-â-mâldir. Înân kabrinde, sandûkaları var …
Ve bunların hakîr bir âsitânesin dahi ziyâret etdim. şâm ile Kudüs mâbeyninde Cisr-i Ya‘kûb kurbunda bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Tekyesi ve şeyhi ve fukarâları vardır. Ve bilâ-had ve lâ-gâyet tîr ü kemân-ı bî-gümân mâl-â-mâldir. Înân kabrinde, sandûkaları var. Ammâ Allâhu a‘lem seyâhatde iken makâmları ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a ·
metinde göster ·
… örülmüşdür, içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan
bilâ-had
ve lâ-ad remmâ remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubû …
Ammâ niçe bin mülûk elinden girüp çıkup gûnâ-gûn tarza girmişdir. Ammâ esâs binâsı evvelki zemîndir. Hâlâ eşkâl-i binâsı şekl-i murabba‘ birbirine mukâbil iki kal‘adır. Ve aceb ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir yerdir kim dillerde dâsitândır. Dîvârlarının kaddi kırkar zirâ‘ âlîdir ve Sedd-i İskender-misâl kırmızı tula binâlardır. Dahi fevkında kamışdan kafes örülmüşdür, içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad remmâ remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül edüp yine gürûh gürûh tayerân etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143a ·
metinde göster ·
… kerrûbiyânı ve yerde perîzâdı ve âdemîzâdları mest [ü] medhûş eder. Ve bu sahrâ
bilâ-had
ü ad niçe kerre yüz bin kanâdîller ve meş‘aller ile müzeyyen olduğundan her şeb …
Ve niçe bin yerde mevlûd-ı şerîfler tilâvet olunup na‘t-ı şerîfleri hoş-elhân ile zâkirân [u] şâkirânlar tilâvet etdükde sadâ-yı na‘t-ı Resûl-i mübîn evc-i semâda kerrûbiyânı ve yerde perîzâdı ve âdemîzâdları mest [ü] medhûş eder. Ve bu sahrâ bilâ-had ü ad niçe kerre yüz bin kanâdîller ve meş‘aller ile müzeyyen olduğundan her şebi meh-i çârdehden nişân verüp rûz-ı rûşen-misâl olur. Netîce-i merâm bu gecelerde herkes bir şey ile âlûdedir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293b ·
metinde göster ·
… ve gavgâsı içine düşüp kara çadır ve ihrâm derim ile mezkûr sahrâ pür olmuş. Ve
bilâ-had
ve lâ-nihâye harbe ve oklu ve yaylı zemberekli ve kemân küreli(?) ve sapan ve m …
Hemân hakîr de mektûbları alup anlar ile ılgar edüp bu hâmûn içre üç sâ‘at gidüp bir âdem deryâsı ve deve gavgâsı içine düşüp kara çadır ve ihrâm derim ile mezkûr sahrâ pür olmuş. Ve bilâ-had ve lâ-nihâye harbe ve oklu ve yaylı zemberekli ve kemân küreli(?) ve sapan ve mızraklı kavmin hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y398b ·
metinde göster ·