… mmâ hakîr ol asırda beş yaşında idim. Akşemseddîn, hakîre ta‘lîm-i İslâm edince
bilâ-tereddüd
hamd-i Hudâ İslâm ile müşerref olup pederimizi dergâh-ı âlî kapucıbaşları zümre …
"Bizim pederimiz Fransa kıralı (---) nâm kıralın oğlu idi. Ol zamân kim Fransa kıralı pederimizin hemşîresin İslâmbol tekuruna vermeğe ta‘ahhüd edüp mâl-ı cihâzın tedârük etmek içün altı yüz pâre gemiyle {kal‘a-i} Akka câniblerin nehb ü gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle ve bu kadar esîr [ve] esîre ile vilâyetimiz olan taht-ı kadîm Paris'e gelüp şâdumânlar ederler. Ol gelen ganâyim esîrelerden kıral pederime bir seyyide câriye verir. Hakîr ol seyyideden müştak olup üç yaşında iken pederimizi kıral dedemiz hemşîresiyle İslâmbol'a girirken bu kadar mâl-ı firâvân ile Sarâyburnu'nda bizi Osmânlı alup Tershâne bâğçesinde bizi Sultân Mehemmed'e teslîm edüp ba‘de'l-feth pederimiz Sultân Mehemmed huzûrunda Akşemseddîn hazretleri telkîniyle İslâm ile müşerref olup pederimizin hemşîresin cümle guzât-ı müslimîn Sultân Mehemmed'e hibe edüp ana dahi Akşems[eddîn] telkîn-i İslâm etdükde tereddüd edüp İslâm kabûl etmeyince {Sultân Mehemmed Hân} biz anı hüsn-i terbiyeye koruz deyü ibrâm [u] ilhâh-ı tâm [u] ihtimâm etmediler. Ammâ hakîr ol asırda beş yaşında idim. Akşemseddîn, hakîre ta‘lîm-i İslâm edince bilâ-tereddüd hamd-i Hudâ İslâm ile müşerref olup pederimizi dergâh-ı âlî kapucıbaşları zümresine ilhâk edüp hakîr Sarây-ı Hâs'da pederimiz hemşîresi halamızın yanında olurdum" deyü nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28b ·
metinde göster ·
… ‘allendi ise ol cereyân eden çeşmesârdan su alup nûş edemez. Eğer pâk-dâmen ise
bilâ-tereddüd
âb-ı hayâtından nûş edüp safâ vü sürûr eder. Nûş edemeyen halkdan hicâb eder. H …
Şefî‘î Çelebi eydür "Dinlen ey ihvân-ı vefâ! Bu çeşme ol ayn-ı zülâldir kim ömründe kan etmişse ve âlem-i sabâvetinden terü tâzeliğinde yef‘allendi ise ol cereyân eden çeşmesârdan su alup nûş edemez. Eğer pâk-dâmen ise bilâ-tereddüd âb-ı hayâtından nûş edüp safâ vü sürûr eder. Nûş edemeyen halkdan hicâb eder. Halk arasında mezmûm-ı âlem ve bednâm-ı âmm olur. Böyle çeşmeye gitmek câ’iz mi?" dedikde niçe yârân eyitdi "Şefî‘î Çelebi, kırk gündür hâne-berdûş olup vatan-ı aslîsine varup cum‘a giceleri deynini kazâ edüp cemâl oynatsa gerek" dediklerinde Şefî‘î Çelebi'ye bu gûne kelâm-ı ta‘n-âmiz bâr-ı sakîl gelüp "Doğuran kısrak utansın, gitmeyen zen-i fertûte olsun. Yürü baba yürük yürü, bize yol göster" diyerek azm-i râh-ı çeşme-i tâli‘ deyüp gitmedeyiz, ammâ yârânların çoğu, "Yolları sa‘b imiş ve hayli tûl-ı dırâz yol imiş" demeğe başladılar. Âhir ol cây-ı ma‘hûd-ı aynu'l-hayâta varup hıyâbân içre atlardan nüzûl edüp meks eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b ·
metinde göster ·
nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cü …
Andan Resmî Çelebi Bismillah ile varup bilâ-tereddüd nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cümle yârân bir netîce-i kelâm veremediler. Andan bizim bir gulâmımız varup bî-bâk u bî-pervâ nûş etdi. Hemân cümle yârân teveccüh-i asâyı hakîre dikdiler. Elbette siz de içersiz, deyü ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ yutâk etdiler. Hakîr eyitdim "Bre âşıkân-ı sâdıkân, biz bu gûne âlüfte ve âşüfte hezâr âşinâ seyyâh-ı âlemiz. Bu hakîre bu teklîfi etmen" deyü ricâ etdikçe cümle yârân gülerek musırr olup "Elbette bizim mâhiyyetimize vâkıf oldun. Bir de seni görelim" deyü cebr-i mübrem-i kesîr etdiler. Hakîr dahi kendi hâlimden haberdârım ammâ yine derûnumda bir havf eseri idi. Hemân ecdâd-ı nâmım Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp Bismillah ile keşkülü ele alup mâ-i tâhirden 143a bu hakîr-i pür-taksîr tâhir sudan nûş etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, benim tâli‘im yokdur. Belki su kesile" sevdâsında olup vardıkda alamayup ana dahi gülüşüp "Bre koca sen de mef‘ûl imişsin" deyü vâfir şakalar etdiler. Netîce-i merâm bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş aded kimesne su içmeğe kasd edüp ancak beş kimesne nûş edüp gayriye müyesser olmadı. Bir garâ’ib ve acâ’ib mutalsam-ı ayn-ı câriyedir. Kimesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün Sofya'ya dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı binâlar var kim âdemin aklı gider. Hatta bir ibret-nümâ binâ-yı kadîm var, cemî‘i mülûk anı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra Sofya'da sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Latin ol zu‘mdadır. Ammâ diyâr-ı Rûm'da ve eyâlet-i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı serbülend ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b–143a ·
metinde göster ·
… p şemmâs'a yetmiş deve mâl-ı hazâyin ihsân eyleyüp şemmâs'ı dîne da‘vet eyleyüp
bilâ-tereddüd
şemmâs dîn-i İslâm ile müşerref oldu.
Bu kerre Hazret-i Serdâr-ı ekrem Amr ibnü'l-Âs zamân-ı cehâletde Kudüs'den İskenderiyye'ye gelüp Hâce şemmâs'ın hânesine müsâfir olup Çevgân meydânında Amr'ın başına Y 16a çevgân topu konmuş idi. Amr'ın hâtırına gelüp doğru şemmâs'a varup şemmâs'ı sâhib-firâş buldu. Birkaç gün mu‘âlece etdirüp şemmâs tâze cân bulup şemmâs'a yetmiş deve mâl-ı hazâyin ihsân eyleyüp şemmâs'ı dîne da‘vet eyleyüp bilâ-tereddüd şemmâs dîn-i İslâm ile müşerref oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15b–Y16a ·
metinde göster ·
… Bunlar subaşı hükmündedir. Eyle âdemlerin cebinden ve koynundan bî-te’essüf ve
bilâ-tereddüd
kîselerin ve bıçak ve hançerlerin uğurlarlar. Cümle üç yüz neferdir. İzdihâm ye …
Esnâf-ı neşşâller ya‘nî hemyânkesiciler: Bunlar subaşı hükmündedir. Eyle âdemlerin cebinden ve koynundan bî-te’essüf ve bilâ-tereddüd kîselerin ve bıçak ve hançerlerin uğurlarlar. Cümle üç yüz neferdir. İzdihâm yerlerde bunlardan pek ihtirâz lâzımdır. Böyle üstâdlardır kim sürmeden gözü çalarlar, sürme yerinde kalır. Bu mertebe hayyâl üstâdlardır. Başka şeyhleri vardır. Subaşı murâd edinse serîka olunan eşyâyı ol sâ‘at Y 179a bulur. Zîrâ cemî‘i neşşâl ve hırsızlar anın defterindedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178b–Y179a ·
metinde göster ·