İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

bilüp

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
155
isabet
153 cümle/beyitte
57,4
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
1
farklı biçim
34 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi15362,5
Dede Korkut Kitabı261,7

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 155

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“bilüp” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 9b … ] cünbüş [ü] harekâtın tecessüs ederken Hikmet-i Hudâ İskender'i Kaydefâ askeri bilüp kayd [u] bend ile Kaydefâ huzûrına getirüp mukaddemâ Kaydefâ İskender'in sûreti …
EÇS I 20a … iddet-i şitâlar dahi gelüp Akdeniz'in telattumun cümle mellâhân [u] keştîbânlar bilüp askere haber etdiler. Asker içre bir güft [u] gû olup kal‘a fethinden ferâgât e …
EÇS I 26a vasf-ı hâlleri idiğin bilüp tekur-ı dil-gûra serzeniş etmeğe başlayup yigirminci günde kal‘ayı teslîm edeli …
EÇS I 26b … Zindânî hazretlerinin ecdâdıdır. Zindânkapusu içre medfûn olduğun Şeyh Zindânî bilüp Ebü'l-feth ile Edirne'den gelüp üç bin sâdât-ı kirâm ile amân vermeyüp Zindânka …
EÇS I 69a … sinn-i sâlimiz yigirmi seneye bâliğ gâyet necîb ü reşîd idim ve âdâb-ı meclisi bilüp niçe vüzerâ ve vükelâ ve şeyhülislâmlar huzûrunda aşr-ı şerîf ve na‘t-ı şerîf t …
EÇS I 72a İşte merhûm Murâd Hân tüvânâ yiğit olmağile mezkûr fünûnların çoğunu bilüp icrâ edüp elbette hasmın bir fen ile zahrın yere getirirdi. Tâ bu mertebe gürbü …
EÇS I 76a … ıa‘zam olup âhir-i kâr hasûd-ı nüdemâ-yı şehriyârî ığvâları ile katl olunacağın bilüp Hâs bâğçeden sarâyına firâr edüp der-akab tebdîl-i câme sarâyından taşrada Mûsâ …
EÇS I 148a … bâtınen şer‘-i Resûl-i mübîne tâbi‘ olmakdır. Tarîkat mezheb [u] dîn [u] îmânın bilüp müslim olmakdır. Hakîkat cemî‘i mâsivallâhdan müberrâ olmakdır. Ma‘rifet, ma‘ri …
EÇS I 150a … kendüyi bilen Tanrısın bilir demekdir. Bilgil kim yüz yetmiş tarîk içre kendüyi bilüp Rabbisin bilür cânlar vardır kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, ammâ kimi ümenâ ve …
EÇS I 151a Ya‘nî bu su’âllerden murâd, tarîk-i Hakk'ı bilüp mürşid-i kâmile ermekdir. Zîrâ silsile-i fütüvvet birbirinden bî‘at ile tâ Hazr …
EÇS I 151a–151b … nın bir ma‘nâsı fakr biri fakıd biri fenâdır. Fakıd oldur kim kendü vücûdun yok bilüp fenâfillâh ola." Ebyât-ı lafz-ı sofî:
EÇS I 155a … e al derler. Ammâ ne aceb ayyâr-ı cihân kavmdirler kim anlar dahi kürek erbâbın bilüp işsiz güçsüz âdeme böyle edüp küreğe korlar ve acâyib kâr ederler.
EÇS I 156b âyeti tefsîrin bilüp evkât-ı hamseyi bilmek içün bu ulûmu râyegân eyledi. Kabr-i şerîfi Kûfe'dedir k …
EÇS I 174b Esnâf-ı sıpkıncıyân: Bunlar dâ’imâ balık geçitlerin bilüp anda kayıklar ile ellerinde harbe ve sıpkınlar ile levrek ve palamid ve alakerd …
EÇS I 174b … ri pereme kadar. Ve bir iki gün mukaddem Üsküdar kayığı kadar balıkları yatağın bilüp Adalar arasında dutup arabalar üzre tahmîl edüp yetmiş seksener çift câmûslar a …
EÇS I 179a "Dünyâ kârıyçün bir sûsâm dânesinden ne kadar yağ çıkduğun bilüp bu mesâ’il-i şer‘iyyeleri niçün bilmezsin" deyince Ebü'l-me’men eyitdi:
EÇS I 205b … m-i hendese ile dağları yetmiş seksen kulaç kazup anda âb-ı hayât su var idiğin bilüp ka‘r-ı zemînde dörd beş konak yerler kazup yüzer adımda bir kuyu ağzı menfez aç …
EÇS II 227a … ın ve yürek oynamasın def‘ eder. Ammâ bu ılıcaya girmenin ibtidâ hâssa-i şartın bilüp giren şifâ bulup, bilmeyüp girene zâtü'l-cenb marazına mübtelâ olup bir gün füc …
EÇS II 227b … yuz olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bilüp uyuzlukdan haberdâr olmuşlardır. Anlar cereb olan âdemlere pâk kîseler sürüp kü …
EÇS II 227b … îr [u] pîre-zen içün, her birinde birer gûne hâssa-i azîm olduğun ahâlî-i Bursa bilüp ehl [u] iyâlleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelüp beşer onar gün âşinâlarını …
EÇS II 251a … mestûr (---) kapusu ve içeriden mebnî bir minâre-i mevzûnu var. Ve bu şehr içre bilüp ibâdet etdiğimiz câmi‘ [u] ma‘bed-i kadîmler bu tahrîr olunan câmi‘-i selâtîn [ …
EÇS II 259a … zarar u nef‘ geleceğin fehm edüp kendüye nân-pâre ve vesîle peydâ edecek kadar bilüp seyâhatde râhat ola. Zîrâ "kellimu'n-nâs(e) alâ-kadari ukûlihim" buyurmuşlar. E …
EÇS II 266a–267a … bruca kralı ricâ edince Sarı Saltık Sultân eydür "İmdi kral, Muhammed dînin hak bilüp İslâm ile müşerref olursan senin kerîmelerin ol böcüğün gıdâsı olmadan bi-emril …
EÇS II 313a–313b … ri beyâz pembe-misâl çürümeyüp ter ü tâze durur. Cümle huddâmları azîzi hayâtda bilüp şeb [u] rûz hizmetinde olup çârûb-keşlik edüp âsitâne-i sa‘âdetin pâk edüp her …
EÇS II 318b–319a … îş olanlar meşveret edüp asker-i İslâm'ın muhâsarasına tâkat getiremeyeceklerin bilüp bir gice cümlesi firâr ve terk-i diyâr edüp kal‘a hâlî üzre bırağırlar. Bu ahvâ …
EÇS II 319a–319b … elâm-ı hezeyân ile kal‘ayı istediler. Guzât-ı müslimîn çoğdan helâk olacakların bilüp kal‘a vermediler. Hattâ Alî Subaşı'nın kelbi yedi bin akçeye satılup yediler. H …
EÇS II 340a–340b … endlerine ve ba‘zı besâtîn ve kendlerine gelüp konar. Kemâh halkı anın mevsimin bilüp cümle tuyûru sayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül …
EÇS III 29a … ği kelâmı fehm edüp gâfil olmamak içün her ne gûne lisân olursa yüz kırk lisânı bilüp seyyâh-ı âlem ve âmil ve kâmil ola. Zîrâ her şey’in cehlinden ilmi yeğdir. Evve …
EÇS III 63b … agu Hân elinde helâk olduğun kayâsire-i fecereleri istimâ‘ edüp fırsatı ganîmet bilüp yine Kayseriyye'ye istîlâ edüp tâ (---) sene târîhine gelince dest-i küffârda k …
EÇS III 173b–174a … pşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden …
EÇS III 176a … ldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz …
EÇS IV 192b … yedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir …
EÇS IV 215a … e püşte zâhir ü bâhir idi. Bu ahvâl-i pür-melâli hod Melek Ahmed Paşa efendimiz bilüp cân başına düşüp cümle asker-i İslâm'ı aşağı sahrâdan göçürüp cebel-i Sincâr üs …
EÇS IV 216a–216b … mlerin eşbehlerine beşer vukiyye harîr verdiler, ammâ 216b niçeleri bu hakîri bilüp bir kızıl katır yükü harîr ve bir katır yükü üzüm ve incir, niçe şeyler verüp o …
EÇS IV 232b … si‘ meydân edüp kum dökmüşlerdi. Meğer Pehlivân Zengüzer arz-ı mahâret ideceğin bilüp ol kayaları kırdırup Hân'ın sarâyı üstüne bir çuval fışkı ile memlû türâb komuş …
EÇS IV 249b … ada mütehassın olan kavm-i Acem salâbet-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyeceklerin bilüp havflerinden amân ile kal‘anın miftâhların Serdâr Makbûl İbrâhîm Paşa'ya {sene …
EÇS IV 251b … a döğüleceğin ve kal‘adan atılan toplar düşmana ne yüzden zarar isâbet ideceğin bilüp Van kal‘asının ta zirve-i a‘lâsına yigirmişer karış ve otuzar kırkar karış baly …
EÇS IV 260b–261a … rın derûnunda cilve-ger olan mel‘anetini ilhâm-ı Rabbânî ile azharu mine'ş-şems bilüp on gün hânende pinhân olup Rahova nâm mahalde haymen içre tek ü tenhâda sana pe …
EÇS IV 261a–261b … cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müse …
EÇS IV 281b … onra "Gel birâder seni Şâm'da Murtezâ Paşa'ya götüreyim." dedikde cânına minnet bilüp âheste âheste kat‘-ı menâzil ederek Şâm'a vardıkda bu Çomar Bölükbaşıı[yı] Murt …
EÇS IV 293a … varman’ deyü İpşir'den bu haber-i meserret Pinyaniş'e geldikde cânlarına minnet bilüp bir alây aklı gözünde kavm-i Ekrâd gelüp Rûmiyye'den hırsızlık ile başlar alup …
EÇS IV 301b … a oturan hâne sâhibi gelen müsâfire selâm verir. Hakîr dahi evvelden kânûnların bilüp "Ve aleykümüsselâm hân-ı âlîşânım!" dedim. Ardı sıra Murtezâ Paşa ağası geldikd …
EÇS IV 312a … azvîn dest-i Acem'de kaldığına şükrâne bu kal‘a-i Dergezîn'in kadr [ü] kıymetin bilüp hânlık eder. Bağdâd'dan Murâd Hân'a emân ile çıkan Halef Hân'ın bürâder-i cân-b …
EÇS IV 333b … m-i Bağdâd Emîr-i Kebîr Yâr Beğ Hân şâhın cengine mukâvemete kâdir olamayacağın bilüp Uzun Hasan evlâdlarından Sultân Murâd ibn Ya‘kûb ile Bağdâd çölünden Ane kal‘as …
EÇS IV 352a–352b … en derûn-ı Hille'de olan asâkir-i İslâm kavm-i Acem'e mukâvemet idemeyeceklerin bilüp bu kadar cebehâne ve bu kadar mâl-ı erzâklarıyla hemân bir gice Hille kal‘asın …
EÇS IV 400a … ‘ olmasın içün Hazret-i İdrîs aleyhi's-selâm emr-i Hak ile Tûfân-ı Nûh olacağın bilüp Surîd Hâkim-i Mekik'e emr edüp bu Heremeyn cebellerin inşâ etdirüp cümle kitâbl …
EÇS V 49b … zlerin yazmak ayıbdır, ammâ seyyâh-ı âlem olanlara lâzımdır kim şetm etdiklerin bilüp ihtirâz üzre olasın.
EÇS V 53b–54a … p değme âdemi bu Otyarık'dan değme hâl ile almazlar, ammâ ulakları ve yolcuları bilüp âteş yakdıklarından bilüp alırlar. Anıniçün bu mahalle Otyarık dirler. Bâyezîd …
EÇS V 53b–54a … an değme hâl ile almazlar, ammâ ulakları ve yolcuları bilüp âteş yakdıklarından bilüp alırlar. Anıniçün bu mahalle Otyarık dirler. Bâyezîd Hân-ı Velî Akkirmân'ı feth …
EÇS V 59b … l‘aya girirken taşra çıkan keçilerden iki yüz adedi sağ bulup anları da ganîmet bilüp derûn-ı kal‘aya sâlimîn ü gânimîn vâsıl olup bir top u tüfeng ve fişeng ve gülb …