… ve Selânik ve Eski Cezâyir ve Felâra ve Islatına işleri gibi niçe meşhûr-ı âfâk
bildiğimiz
kılıçlar ile dükkânların zeyn edüp ba‘zı üstâdlar kılıçları mücellâ ederek ba‘z …
Neferâtları tahtırevânlar üzre ve seyishâneler üzre dükkânların Sahâbe-i güzîn ve çâr-yâr-ı mu‘în kılıçları ve şeyhânî ve ma‘arrâvî ve seyf-i zülyezenî ve seyf-i zülfeccâmî ve hoşkadem ve sunkur ve esed ve zivzik ve demir delisi işleri ve selâme işi ve kârhâne işi ve Mısırlı Alî Berkûk işi ve Şâmlı Müstakîm işi ve Hindî Halkân işi ve Alaman ve Selânik ve Eski Cezâyir ve Felâra ve Islatına işleri gibi niçe meşhûr-ı âfâk bildiğimiz kılıçlar ile dükkânların zeyn edüp ba‘zı üstâdlar kılıçları mücellâ ederek ba‘zısı zağlıyarak güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a ·
metinde göster ·
… b, bu dahi şecî‘ ü dilîr, yetmiş yedi bendi itmâm etmiş matrakbâz idi. Eğer her
bildiğimiz
bu gûne tahrîr etsek seyâhatimize mâni‘ olup ihtisârı evlâdır.
Ve Baba Arab, bu dahi şecî‘ ü dilîr, yetmiş yedi bendi itmâm etmiş matrakbâz idi. Eğer her bildiğimiz bu gûne tahrîr etsek seyâhatimize mâni‘ olup ihtisârı evlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
Sâzendegân-ı çeşdeciyân: Neferât 300, mü’ellifi Selânikli Benekli Şâh'dır. Bu dahi çöğür gibi beş kirişli sâzdır. Ammâ karnı küçük ve müdevver ve kolu kısa ve perdeleri gâyet sıkdır, ammâ şakrak sâzdır. Ekseriyyâ İslâmbol'da Balat Çingâneleri kayış ile boğazlarına asup Eyyûb'da ve Kâğızhâne ve gayrı teferrüc ehillerine çeşde çalarlar. Müntehâ üstâdları Deli Hüsâm, Kemâl Çingâne, Zorlu Receb. Bildiğimiz bu üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
… hammâm [ve] Aşağı hammâm yektâdır. Yalı hammâmı dahi yektâdır. Bunlardan mâ‘adâ
bildiğimiz
hammâmlar yokdur. Ve gâyet âb u hevâsı ve binâsı latîf, hûb u merğûb hammâm-ı d …
Evsâf-ı hammâmât : Evvelâ Yukaru Bâzâr'da Çifte hammâm [ve] Aşağı hammâm yektâdır. Yalı hammâmı dahi yektâdır. Bunlardan mâ‘adâ bildiğimiz hammâmlar yokdur. Ve gâyet âb u hevâsı ve binâsı latîf, hûb u merğûb hammâm-ı dil-küşâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246b ·
metinde göster ·
câmi‘ler bunlardır. Ma‘adâ kâr-ı kadîm mesâcidlerdir. Ve bu şehir dereli ve dep …
Bildiğimiz câmi‘ler bunlardır. Ma‘adâ kâr-ı kadîm mesâcidlerdir. Ve bu şehir dereli ve depeli ve taşlı yerlerde kat-ender-kat cümle iki bin yedi yüz kiremitli ve toprak örtülü me‘mûr u müzeyyen kâr-ı kadîm hânelerdir. Ve cümle üç hammâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
… ancağı hâkinde mukaddemâ yetmiş altı pâre kılâ‘-ı metîneler var idi. Hâlâ görüp
bildiğimiz
bunlardır kim tahrîr olundu ve hâlâ sancağında cümle (---) kazâ yerdir. (---) ( …
Me’âl-i kelâm oldur kim bu Tımışvâr sancağı hâkinde mukaddemâ yetmiş altı pâre kılâ‘-ı metîneler var idi. Hâlâ görüp bildiğimiz bunlardır kim tahrîr olundu ve hâlâ sancağında cümle (---) kazâ yerdir. (---)(---)(---) ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… âliyle ve feth [u] fütûh edeceği vilâyetleri her pâdişâhın başı ucuna yazmış ve
bildiğimiz
(pâdişâh) pâdişâhlardan Sultân Ahmed ve oğlu Sultân Osmân'ı ve Ahmed Hân karınd …
Hulâsa-i kelâm "Âl-i Osmâncık'dan tâ Sultân Korkud'a gelince elli pâdişâh gele" deyü her pâdişâhı eşkâliyle ve feth [u] fütûh edeceği vilâyetleri her pâdişâhın başı ucuna yazmış ve bildiğimiz (pâdişâh) pâdişâhlardan Sultân Ahmed ve oğlu Sultân Osmân'ı ve Ahmed Hân karındaşı Sultân Mustafâ'yı iki kerre pâdişâh olacağın ve Sultân Murâd H[ân]'ın zorbaları kıracağın ve Revân'ı ve Bağdâd'ı alacağın ve Sultân İbrâhîm Azağ'ı ve Girid'i alacağın ve Kilis'i ve Dirniş'i kâfire vereceğin ve zekerin eline alup şehîd olacağın ve İbrâhîm oğlu Yûsuf-sıfat dilîr Mehemmed Hân'ın elinde bâzı ve doğanı ile Yanova'yı ve kal‘a-i Varat'ı ve Erdel'i ve Uyvar'ı ve Kandiye'yi feth edüp Alaman'da ve Boğdan'da bî-hâsıl serdârları ceng edeceğin ve "Velekad" isimli pâdişâh olacağın ve Esvedü's-safâ nâm bir vezîri olacağın cümle vakt-i sâ‘atleriyle yazmış, hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
… lar} atlarımız açdır, hidmetkârlarımız aşa ekmeğe muhtâcdır. Bu kâfir diyârında
bildiğimiz
yer yok ve yol bilir kulağızımız yok. Kanda gideriz, arpamızı düğdük, biz döner …
Hakîr eyitdim "Vallâhi {kardaşlar} atlarımız açdır, hidmetkârlarımız aşa ekmeğe muhtâcdır. Bu kâfir diyârında bildiğimiz yer yok ve yol bilir kulağızımız yok. Kanda gideriz, arpamızı düğdük, biz döner orduya gideriz" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98b ·
metinde göster ·
… i ve Karşu mahalle ve Aşağı mahalle ve Yukaru mahalle ve Dere mahallesi, meşhûr
bildiğimiz
mahallâtlar bunlardır.
Ve bu şehir cümle beş müselmân mahallesi ve üç kefere mahallesidir. Evvelâ Sinân Paşa mahallesi [ve] Türbe mahallesi [ve] İmâret mahallesi ve Karşu mahalle ve Aşağı mahalle ve Yukaru mahalle ve Dere mahallesi, meşhûr bildiğimiz mahallâtlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
ilm üzre yine bizim Yûnâniyân pâdişâhlarından Aleksandıra, ya‘nî İskender nâm c …
"Behey birâder! Melik Rac‘îm pâdişâhımızdan bildiğimiz ilm üzre yine bizim Yûnâniyân pâdişâhlarından Aleksandıra, ya‘nî İskender nâm cihângîr bir ulu pâdişâhımız Hazret-i Muhammed geleceğinden sekiz yüz seksen bir yıl evvel gelüp Karadeniz boğazın kesüp Karadeniz'i Akdeniz'e akıdırken bu seng binâ edeceğin Makedonya şehrin ve Kaydefâne kızı krale şehrin Karadeniz suyu harâb edecekdir, deyü Süleymân Nebî oğlu Rac‘îm kral efendimden istimâ‘ etdim" dedikde Yanko ibn Madyan eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… m, eğer bu kavm-i Kılmağın envâ‘ın ve üç kerre Maskov diyârın nehb ü gâret edüp
bildiğimiz
ve anladığımız mertebe bu iki kavmin ahvâlâtların mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek …
Ammâ ihvân-ı bâ-safâ-yı müstemi‘îne şöyle ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim, eğer bu kavm-i Kılmağın envâ‘ın ve üç kerre Maskov diyârın nehb ü gâret edüp bildiğimiz ve anladığımız mertebe bu iki kavmin ahvâlâtların mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek Hudâ'ya ayândır mecmû‘a-i nâ-matbû‘amız başka bir mücelled kitâb olur. Bu kadarca tahrîrât ile iktifâ edüp elçi beğ ile Azak vilâyeti tarafına çıkmağa sa‘y ederken Taysı Şâh Kalmığ'ın sefere gidenleri bî-hisâb mâl-ı ganâ’imler ile gelüp cümle Kalmık sürûrlarından [e]lçiye destûr verüp azm-i râh mahallinde bu hakîre Taysı Şâh ve oğlu Moyinçak Şâh ikişer at ve ikişer sığın yavruları derisinden Hıtâyî kâğız gibi mücellâ ve rakîk kürkler ve ikişer aded Noğay ve Heşdek esîri gulâmları ihsân etdi. Ve refîklerime de hem-çünân birer ton sığın derisi kürkleri ve birer re’s atlar verdi. Ve elçi bana "Es'sehî mâ melek" deyüp on bin koyun ve beş bin sığır verdi, zîrâ anlarda akçe pul ve gayri metâ‘ aslâ yokdur. Yedikleri et, geydikleri etin derileridir. Hattâ gömlekleri ve donları bile deridir, ammâ ne deridir, gûyâ beyâz Hıtâyî kâğızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
ahvâlâtları firâden firâdâ tahrîr eylesem bir mücelled kitâb olur, ammâ bu seyâ …
Eğer bu cümle girüp bildiğimiz ahvâlâtları firâden firâdâ tahrîr eylesem bir mücelled kitâb olur, ammâ bu seyâhatde tahrîr etmeğe aslâ liyâkatim olmayup bu kadarca ile iktifâ olundu, zîrâ cemî‘i vekâyi‘âtların terkîm etmek makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
… sola perîşân olmuş lağım yolları içre geze geze bî-tâb ü bî-mecâl kalup "Meded
bildiğimiz
yolları gâ’ib etmeyelim" deyüp gerüye dönüp niçe lağım kuyularına ve niçe bağlı …
Bu iki tarafda lağımları ve yolların add edüp bu mezkûr yolların her birinden niçe gûne sağa sola perîşân olmuş lağım yolları içre geze geze bî-tâb ü bî-mecâl kalup "Meded bildiğimiz yolları gâ’ib etmeyelim" deyüp gerüye dönüp niçe lağım kuyularına ve niçe bağlı lağım yollarına uğradık. Meğer dahi bârûtları içinde imiş. Ve niçe bârûd hazînelerin ve niçe kerre yüz bin lağım yolların sedd etmeğe keraste direkleri ve taşları ve sâ’ir âlât-ı lağım mühimmâtların seyr [ü] temâşâ ederek selâmetle serâsime taşra çıkup sehel güneş görüp kesb-i hevâ edüp râhat-ı cân bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… ardır. Eğer bu sultânlar ile ihtilât edüp herbirinden birer şemme gördüğümüz ve
bildiğimiz
mertebe keşf ü kerâmetlerin ale't-tafsîl tahrîr eylesek Hudâ hakkıyçün on mücel …
Ve bu bâlâda tahrîr olunan ulemâ ve sulehâların içinde fuzalâyu'd-dehrden tekmîl-i fünûn etmiş niçe bin zû-fünûn kimesneler vardır. Eğer bu sultânlar ile ihtilât edüp herbirinden birer şemme gördüğümüz ve bildiğimiz mertebe keşf ü kerâmetlerin ale't-tafsîl tahrîr eylesek Hudâ hakkıyçün on mücelled kitâb olur. Ancak arz-ı ma‘rifet olmasın içün gayrı seyâhat etdiğimiz memâlik-i mahrûseler evsâfı ve ta‘rîfi gibi alâ-kadri't-tâka tahrîr olundu, kusûruna nazar olunmaya. Ammâ meşâyih-i kibârında keşf ü kerâmât mukarrerdir. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y249b ·
metinde göster ·