. Ammâ pîr-perver olmadan murâd, dîn-i İslâmı ve îmân 150a[u] i‘tikâdı ve tev …
Pes imdi bî‘atı ve sekeli ve şedd-i fütüvveti bildin. Ammâ pîr-perver olmadan murâd, dîn-i İslâmı ve îmân 150a[u] i‘tikâdı ve tevbe ve Hakkı bilmekdir. Eğer sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b–150a ·
metinde göster ·
mi Melek Ahmed Paşa ne gûne âdemdir kim sizi zabt etmeğe kâdir olmayup böyle be …
Köpürlü eydir: "Bildin mi Melek Ahmed Paşa ne gûne âdemdir kim sizi zabt etmeğe kâdir olmayup böyle bednâmlık olur. Tîz bir aşr-ı Kur’ân-ı azîm tilâvet eyle" dedikde, savt-ı a‘lâ ile sûre (---)Arapça âyetlerin tilâvet etdikde Köpürlü Mehemmed Paşa safâsından buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79b ·
metinde göster ·
… uruşluk mâlı hüccet-i şer‘iyye ile sen götürdün ve ol diyârları sen gördün, sen
bildin
. Yürü mektûblarımla görüp bildiğin gibi Köpürlü Mehemmed Paşa'ya cevâb ver" ded …
"Kapudan sa‘âdetlü pâdişâhın fermânıyla seni seksen yedi bin guruşa halâs etdik. Seni umûr-ı Devlet-i Âl-i Osmân müşâveresiyçün Der-i Devlet'e istemişler. Evliyâm, sen de hâzır ol kapudanın ıtlâkına sen gitdin ve seksen yedi bin guruşluk mâlı hüccet-i şer‘iyye ile sen götürdün ve ol diyârları sen gördün, sen bildin. Yürü mektûblarımla görüp bildiğin gibi Köpürlü Mehemmed Paşa'ya cevâb ver" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 163b ·
metinde göster ·
… ç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın
bildiniz
. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayra …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·