… lar ile pes-i perdeden yeniçeri kırup hûn-ı Osmân Gâzî taleb etmeğ içün yemin-i
billâh
ve kasem-i tallâh edüp herkesin taht-ı hükûmetinde olan zorbaları ve eşkıyâ yen …
Ba‘dehu bu ahvâl-i pür melâlim müşâmızda olan mîrimîrânlara dahi ma‘lûm olup anlar dahi yeniçerilerden dilgîrler imiş, cümle mîrimîrânlar ile pes-i perdeden yeniçeri kırup hûn-ı Osmân Gâzî taleb etmeğ içün yemin-i billâh ve kasem-i tallâh edüp herkesin taht-ı hükûmetinde olan zorbaları ve eşkıyâ yeniçerileri kırmağa ahd [ü] emân etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i
billâh
kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında ça …
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu ferzende post müstahakdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… ayup sâhib-i riyâ olur. Hak Celle ve Alâ'nın la‘neti anın üstüne olur. El-iyâzü
billâh
. Pîr oldur kim her muharremât [u] memnû‘âtden müberrâ ve ma‘sûm [u] pâk ola. An …
Eğer bir kimesneye pîr deyü ad kosalar bu bâlâda tahrîr olunan su’âllere cevâb vermese ana pîr demek dürüst değildir ve andan bî‘at câ’iz değildir. Zîrâ kavli fi‘line muvâfık olmayup sâhib-i riyâ olur. Hak Celle ve Alâ'nın la‘neti anın üstüne olur. El-iyâzü billâh. Pîr oldur kim her muharremât [u] memnû‘âtden müberrâ ve ma‘sûm [u] pâk ola. Anın îmânı dürüstdür. Ve eğer sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150a ·
metinde göster ·
… lâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü
billâh
el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri …
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
bunun emsâlî niçe esnâf-ı mühmelât vardır ammâ tahrîr ü tavsîfinde çendân âlem …
Ne‘ûzü billâh bunun emsâlî niçe esnâf-ı mühmelât vardır ammâ tahrîr ü tavsîfinde çendân âlem yokdur. Bunları subaşı bilir, gayrılar {bilmez. Ve bu} tahrîr olunan esnâf-ı cühmel ü mühmel ve mezmûmlar subaşı ile alayda gûnâ-gûn şaka ederek ubûr ederler. Ammâ ne zümreden oldukları ma‘lûm değildir, hemân bir gürûh-ı enbûhdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i
billâh
sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pî …
Sitâyiş-i tekyegâh-ı Urfa: Cümle (---) aded tekye-i dervîşân-ı zî-şândır, ammâ cümleden âsitâne-i Hazret-i İbrâhîm Halîl derûnı kal‘ada, zeyl-i iç hisârda binâ-yı Me’mûn Halîfe Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi Rûm u Arab u Acem'de ve'l-hâsıl cemî‘i memâlik-i İslâmiyye'de meşhûr-ı âfâkdır ki Nemrûd-ı la‘în rübûbiyyet da‘vâsında olup kartal kuşlarıyla göğe urûc edüp hâşâ sümme hâşâ "Gök tanrısı ile ceng ederim", deyü semâya ok atup bi-emri Hudâ oku kanlı yine kartal kuşlarına bağlı sandûkasına yine kanlı ok düşüp hâşâ ve kellâ "İşte gök tanrısın öldürdüm, müstakil yer ve gök tanrısı benim" deyü da‘vâ-yı ulûhiyyet etdikde Cenâb-ı Bârî Hazret-i İbrâhîm'i gönderüp îmâna da‘vet etdükde bu şehr içre Hazret-i İbrâhîm'i kayd-bend ile bir gâr-ı azîmde haps edüp dağlar kadar odunlar yığup bir azîm âteş-i Nemrûd edüp hâlâ âteş-gede-i Nemrûd-ı merdûd meşhûrdur kim Urfa şehri içre Hazret-i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk oldukları mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'de tâk-i Kisrâ ve İsvân şehrinde aynü'l-leben kuruyup Mekke şehrinde Safâ ve Merve mâbeyninde sanemler ser-nigûn olup İskenderiyye'de amûdu'l-hayt münhedim olup Tarabefzûn'da tılsım-ı semek amûdu gark olup Makedon-ı Kostantiniyye'de berren u bahren üç yüz altmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘în Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşe atup tâ derûn-ı âteşe hevâdan tayerân ederek meyân-ı âteşe düşünce Cenâb-ı Bârî sûre-i (---)(---)Arapça emriyle nâra ferman-ı Hudâ olunca ol ân İbrâhîm'e nâr gülzâr-ı gül‘izâr olup âteş içinden bir aynü'l-hayât tulû‘ edüp Rabbü'l-izzet kudret-i hikmetin ızhâr içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve andelîb-i hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine etrâfında âteş-i Nemrûd yanmada. Bu hikâye cümle tefâsir ve gayri kütüb-i mu‘teberelerde u mastûr ve muşarrahdır. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ammâ hâlâ mezkûr âteş-i Nemrûd içinden zâhir ü bâhir olan âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin cevâmi‘leri ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden ol âb-ı hayvân-ı uyûn-ı Halîlü'r-rahmân'dır kim içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Bağdâd fethine giderken bu âsitâne ziyâretine gelüp temâşâ ederken iki aded mâhî sayd etdirüp gûşlarına birer altun mengûş geçirmişlerdir. Hulâsa-yı kelâm acîb u garîb âsitâne-i teferrücgâhdır kim medhinde lisân kâsırdır. Müte‘addid kâ‘alar ve gül-i gülistânlı hücreler ve kilâr ve matbah ile ârâste ve gûnâ-gûn müsâfirhâneler ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i billâh sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pîşvâ-yı tarîk, âmil-i sıddîk, âlim-i tahkîk kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
… ı ve sâ’ir imâreti ma‘mûr âsitâne-i Kâdirî'dir. Her rûz-ı cum‘a niçe bin ârif-i
billâh
cem‘ olup tevhîd [ü] tezkîr edüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle uşşâka ni‘meti me …
Tekye-i eş-Şeyh Hazret-i Abdülkâdir Cîlânî: Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbunda Cîlân nâm bir büleyde-i benâmdan tulû‘ edüp şeyh-i hümâm olup Rûm u Hindistân'da velvele-ârâ kutb-ı Rabbânî ve ârif-i Samedânî eş-Şeyh Hazret-i Abdülkâdir Cîlânî'dir. Yohsa diyâr-ı Acem'de Gîlân'dan değildir. Bu tekye-i makâm-ı tevhîd-i erre onların rûhâniyyeti sebebiyle imâr olmuşdur. Kurd Bayırı nâm mahalde cânib-i cenûba nâzır bir mürtefi‘ zemînde bir ulu âsitâne-i sa‘âdetdir kim âşıkân-ı sâdıkândan bin aded fukarâ-yı ehl-i tevhîd olur bir tevhîd meydânıyla ârâste ü müte‘addid hücreler ile pîrâste olmuş matbahı ve kilârı ve sâ’ir imâreti ma‘mûr âsitâne-i Kâdirî'dir. Her rûz-ı cum‘a niçe bin ârif-i billâh cem‘ olup tevhîd [ü] tezkîr edüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle uşşâka ni‘meti mebzûldür. Niçe kerre ehl-i şer‘ "Tevhîd ve raks harâmdır" deyü bu tâ’ifeye seng-sâr-ı ta‘n-ı ağyâr etdiler. Bunlar cümle hâmûş-bâş olup aslâ âyînlerin bozmayıp âyet Arapça nassı ile âyet-i şerif
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… rafdan aşağı şehre bakmağa benî Âdem tahammül edemeyüp zehresi çâk olur, ne‘ûzü
billâh
.}
Andan bu kal‘anın cânib-i kıblesinde ve cenûbunda aşağı şehre nâzır mahalde asla kal‘a dîvârları yokdur. Cümle yalçın kayalar üzre sarây-ı âlîlerin ve yeniçeri ağasının ve başçavuşun ve kâtibinin ve kethudâsının sarâyları ve sâ’ir yeniçerilerin ve topçu ve cebecilerin odaları dîvârları ve şâhnişînleri vardır, yohsa kal‘a dîvârları yokdur. {Bu tarafdan aşağı şehre bakmağa benî Âdem tahammül edemeyüp zehresi çâk olur, ne‘ûzü billâh.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… ç bildiğim mümtâz iç gulâmlarıyla cümle tuğ u tabl ve alemin alam" deyü yemîn-i
billâh
ve kasem-i tallâh etdikde cümle huzzâr-ı meclis taraf taraf "Ma‘kul eydirsiz hâ …
"İnşâ’llâh bu kışda ve kıyâmetde Van'dan ma‘zûldür. Erzurûm üzre bu şitâda gidemez. Sevâhil diyârdır, deyü elbette Diyârbekir üzre giderken bu Bitlis deresinden geçer. İnşâ’llâh Koca Melek'i bu dere içre tâ Eşekderesi'ne varınca topa tutulmuş maymuna döndürüp eşek gibi bar bar bağırdup ve cümle tevâbi‘lerin zâr zâr anırdup üryân ü büryân u giryân edüp Boynueğri Mehemmed Paşa'ya etdiğim gibi Melek'in başına yesteh-i bârânzede hâvrûzı döküp necâsetle yüzleri ve gözleri mutellâ ve münecces ola ve birkaç bildiğim mümtâz iç gulâmlarıyla cümle tuğ u tabl ve alemin alam" deyü yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh etdikde cümle huzzâr-ı meclis taraf taraf "Ma‘kul eydirsiz hânım" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… eri ot ağaları ve cümle kart kişiler ile keneş, ya‘nî müşâvere edüp cümle yemîn
billâh
ile çapul civerecek olup Leh ve Kazak askeri salt olup atlar ile ve arabalar il …
Andan bir sâ‘at ileri varup sahrâ-yı Boraj'da bir handak tabur yeri gördük kim dörd kat handak-ı azîm kim handakının umkuna âdem bakamaz. Meğer Rakofçi kral üç gün mukaddem konup kazup kalkup İlvov kal‘ası altına gitmiş. Hemân Nûreddîn Sultân hazretleri ot ağaları ve cümle kart kişiler ile keneş, ya‘nî müşâvere edüp cümle yemîn billâh ile çapul civerecek olup Leh ve Kazak askeri salt olup atlar ile ve arabalar ile anlar dahi seğirdecek olup Fâtiha tilâvet oldukda el-azametullâh cümle koş atlı sadaklı ve savatlı zor-batır yiğitler koşkol atların kollarına alup Kazaklanmış ağırmak atlarına süvâr olup "Tevekkülen-alallâh niyyetü'l-gazâ" deyüp seksen yedi bin Kırım ve Bucak Tatarı iki kerre yüz bin atlar ile bir kerre yortup gird-i siyâh evc-i âsumâna peyveste olup at ayağı altına râst gelen ağaç kökleri sofî misvâkı gibi tiftik tiftik olup Allâhümme âfinâ bir âdem atdan tökezlense ol âdemin âhirete ulaklık ile gidişidir, zîrâ bu çapul civerildiği mahalde Tatarın mahşerden nişân verir bir günüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a ·
metinde göster ·
… âsî ümerâlar ile cümle öpüşüp görüşüp ba‘de'l-kahve meclisi emânet edüp yemîn-i
billâh
ve kasem-i tallâh ile meşverete âğâze etdiklerinde,
Evvelâ Vâlî-i vilâyet-i Haleb Dutsak Alî Paşa ve muhâfızlardan Kara Murtazâ Paşa ve vâlî-i Erzurûm Gürcî Mustafâ Paşa ve şâm Vâlîsi Kadrî Paşa ve Musul Paşası Musli Paşa ve Kıbleli Paşa ve Çetrefilzâde Ahmed Paşa (---) ve Haleb mollası ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmları ve nakîbüleşrâf ve cümle a‘yân [u] eşrâf, Haleb paşası sarâyına cem‘ olup cümlesi Hasan Paşa ile ve ma‘an olan vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve sâ’ir âsî ümerâlar ile cümle öpüşüp görüşüp ba‘de'l-kahve meclisi emânet edüp yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh ile meşverete âğâze etdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71b ·
metinde göster ·
… ve Haleb mollası (---) zâde efendi ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmları yemîn-i
billâh
ve kasem-i tallâh ile nân u nemeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup ahd [ü] …
Hemân Kara Murtazâ Paşa eydir: "Tîz tuz, ekmek ve kılıç ve bir Kelâm-ı İzzet getirin" dedikde, fi'l-hâl getirüp Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Kıbleli Paşa ve Çetrefil oğlu Hüseyin Paşa ve Dutsak Alî Paşa ve Haleb mollası (---) zâde efendi ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmları yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh ile nân u nemeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup ahd [ü] amân ile yemîn-i mugallaza edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72a ·
metinde göster ·
"Bu sırr-ı hafî burada kala" deyü nân ü nemeğe ve Kur’ân-ı azîme yemîn-i
billâh
ve kasem-i tallâh edüp birbirlerinden emîn olup "Meclis emânetdir" deyü müşâver …
"Bu sırr-ı hafî burada kala" deyü nân ü nemeğe ve Kur’ân-ı azîme yemîn-i billâh ve kasem-i tallâh edüp birbirlerinden emîn olup "Meclis emânetdir" deyü müşâvereye başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
ile istimâletler verüp sizin sırdaş haldaşlarınızdan cümle iç ağaları ve sâ’ir …
Koca Sarban Hacı Alî Ağa eydir: "İnşâ’allâhu Te‘âlâ yarın cum‘a namâzı mahallinde âdetimiz üzre Haleb kapuları kapanır. Hemân mukaddem cümle hâne sâhiblerine yemîn-i billâh ile istimâletler verüp sizin sırdaş haldaşlarınızdan cümle iç ağaları ve sâ’ir fetâlar pür-silâh âmâde olup cümle halk cum‘a namâzın kılarken anlar cümle konaklarında otururken kal‘adan bir balyemez top-ı şâhî atılınca hemân herkes konağında olanları katl edüp bir âdemi halâs eden hâne sâhibini "Kanı müsâfirinin başı" deyü yerine ev sâhibin baş edüp kal‘a kapuları mesdûd bir celâlî kande gidebilir? Ân-ı vâhidde nefîr-i âm ile baş olup Haleb şehri değil cümle cihân halkı şûr-ı şerr-i celâlîden halâs olup şâdumân-ı çereğân ederler" deyince hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
edüp ağladı. Paşa kendü hazînedârına dahi işkence edüp aslâ bir şey demeyüp, yi …
Sabâhısı işitdik, "Altun gâ’ib oldu" dediler. Yemîn billâh edüp ağladı. Paşa kendü hazînedârına dahi işkence edüp aslâ bir şey demeyüp, yine Mehemmed Beğ'e işkenceler edüp hapse verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165a ·
metinde göster ·
… ve Sarıgöl kazâsı ve Karayek İçi nâhiyesi cümle top-keşân Yörükânıdır. El-iyâzü
billâh
akûr ve zeber-dest kavimdirler. Cümle on bin asker olur.
"Bu kazâ Fâtıma Sultân hâssıdır ve bir küçük kazâdır ve cümlemiz hâlâ Erdel seferinde top çekmeğe me’mûr bir alay tâ’ife-i Yörükânız, lutf eylen" deyü ricâ ve minnet ederek on beş bin akçe zahîre-bahâ içün paşaya ve bir o kadar dahi bize hidmet edüp kabûl etdik ve bu Eğribucak kazâsı ve Cum‘aâbâd kazâsı ve Sarıgöl kazâsı ve Karayek İçi nâhiyesi cümle top-keşân Yörükânıdır. El-iyâzü billâh akûr ve zeber-dest kavimdirler. Cümle on bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… azîmler olurdu, zîrâ bu kal‘anın kıble tarafı sâfî batak ve çatakdır. El-İyâzu
billâh
fîl-i Mengerusî girse rehâ bulmayup gark olur, ammâ bu şehirin âb [u] hevâsı ve …
Ol zamândan berü yine varoşu Erdel kâfirleri imâr edüp ol dahi şimdi âteşe urulup berbâd oldu, ammâ bu kal‘a-i Belgrad kâfiri cenge âmâde olsalar hayli analar ağlayup ceng-i azîmler olurdu, zîrâ bu kal‘anın kıble tarafı sâfî batak ve çatakdır. El-İyâzu billâh fîl-i Mengerusî girse rehâ bulmayup gark olur, ammâ bu şehirin âb [u] hevâsı ve bâğ u bâğçesi latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5a ·
metinde göster ·
… a bir meydân-ı vâsi‘ vardır anda bir siyâsetgâh ve dârağaçları var kim el-iyâzu
billâh
bu dâr-ı menhûsda kaçan keferelere işkence taleb-i siyâset etdiklerinde gören â …
Ve bu şehrin ortasında bir meydân-ı vâsi‘ vardır anda bir siyâsetgâh ve dârağaçları var kim el-iyâzu billâh bu dâr-ı menhûsda kaçan keferelere işkence taleb-i siyâset etdiklerinde gören âdemin zehresi çâk olur. Hattâ asâkir-i İslâmdan bir Rûmeli gâzîsinin bir atı bir kefere evinde bulunup atı asker izdihâmı içre serîka ederken yaralandığından ma‘lûm olup ol kâfir-i bedkâra ol kadar işkenceler etdiler kim diyâr-ı Acem'de ve Dağıstân'da ve Arabistân'da eyle gûnâ-gûn işkenceler görmedim. Eğer her birin takrîr etsek tatvîl-i kitâbet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19a ·
metinde göster ·
… e birov ve irşekleri meydân-ı siyâsete getirüp cellâdların eline verüp el-iyâzu
billâh
her birlerine eyle şikence etdiler kim âh [u] enînleri eflâke çıkup niçesi şike …
Andan serdâr-ı mu‘azzam adâlet edüp elçilik ile kal‘aya giden Hüsâm Ağa'nın başın yarup gözün çıkaran kal‘a kapudanının gözün Hüsâm Ağa'ya çıkardup yetmiş aded birov ve irşek ve nemeşleri cümle üç bin yedi yüz esîrlerin gözleri önünde bu kapdanı ve birov ve irşekleri meydân-ı siyâsete getirüp cellâdların eline verüp el-iyâzu billâh her birlerine eyle şikence etdiler kim âh [u] enînleri eflâke çıkup niçesi şikence altında mürd olup bu şikenceleri gören esîrlerin niçesi dahi mât olup lâşe-i murdârın sürüdüler, ammâ kapudana 23b Ebü'l-müslîm-i Mervî elinde Âl-i Emeviyyûn'dan Mervân-ı Himâr'a olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a–23b ·
metinde göster ·
… bâhir idi. Bu mahalde beş dirhem ekmek bir akçeye sicille kayd olundu. El-iyâzu
billâh
. Andan yine cânib-i cenûba 6 sâ‘atde,
şehr-i Sazvaroş: Bir kal‘ası bu nâhiyenin nihâyetinde bir bayırlı yerde nümâyân idi, ammâ bu kadar esîr mâl [u] menâlim derdinden gidüp temâşâ etmedim, ammâ şîrîn ve ma‘mûr kal‘a zâhir [ü] bâhir idi. Bu mahalde beş dirhem ekmek bir akçeye sicille kayd olundu. El-iyâzu billâh. Andan yine cânib-i cenûba 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… a‘b ve metîn etmiş. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘ası eyle uçurumdur kim el-iyâzu
billâh
âdem aşağı bakmağa cür’et edemez.
Ve bu kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsındaki burcu üzre tâ Hersek sancağı dağları nümâyândır. Ve Gâzî Porça bu kal‘ayı kırk yiğit ile feth edüp bu kal‘a taşrasına bir kat dîvâr-ı üstüvâr çekmiş ve bu dîvâra kıbleye nâzır bir kat demir kapu dahi edüp gâyet sa‘b ve metîn etmiş. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘ası eyle uçurumdur kim el-iyâzu billâh âdem aşağı bakmağa cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
… ertebe her husûsda Melek Paşa pâk-dâmen idiler ve her husûsda alimallâh ve kefâ
billâh
pâk idiler.
deyüp Silihdâr Mustafâ Beğcüğezin yüzüne bakup "Bu söze ne dersin Mustafâ?" dedikde Silihdâr hacâletinden sîm[â]ları la‘l-gûn olup ol ân Melek'e ve Silihdâr'a birer semmûr hil‘at ihsân ederler, ya‘nî ol mertebe her husûsda Melek Paşa pâk-dâmen idiler ve her husûsda alimallâh ve kefâ billâh pâk idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Karışdıran: Çorlu ile Burgaz kasabaları mâbeyninde bir çamur deryâsı içinde bir mürtefi‘ yerde seksen sekiz hâneli ma‘mûr kasabacıkdır, ammâ el-iyâzu billâh eyyâm-ı şitâda çamurun fîl-i Menkerûsî geçemez. Sehel bârân-ı rahmet yağsa niçe yârân ve niçe bin hayvân gark olur. Sâhibü'l-hayrâtlardan mülûk-ı selef kaldırımlar döşemişler, ammâ zemîni oynak olmak ile kaldırım taşları da gark olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51b ·
metinde göster ·
ile cümle ale'l-ittifâk bir yere cem‘ olup aşağı dereler ardından kâfirlerin ol …
deyüp kasem billâh ile cümle ale'l-ittifâk bir yere cem‘ olup aşağı dereler ardından kâfirlerin olduğu bayırlara havâle dağlara çıkup cümle tüfenglere avucumuzla saçma doldurup hemân bir uğurdan teper aşağı "Allâh" deyüp hücûm edince şikâr derdine düşmüş kâfire bir yaylım beş yüz tüfeng kurşumu girince niçe küffâr silâha el edüp ceng etmeğe âğâze etdi, ammâ gayri küffâr silâhlanınca be-emri Hudâ küffâr-ı bed-girdâr târumâr olunca biz dahi şîrînleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… rasında çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir bir zindânı var kim el-iyâzu
billâh
cümle mücrimleri ve cümle kanlıları ve cümle şehir a‘yânlarının üsârâların bund …
Ve bu iç kal‘anın iki kapusu arasında çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir bir zindânı var kim el-iyâzu billâh cümle mücrimleri ve cümle kanlıları ve cümle şehir a‘yânlarının üsârâların bunda haps ederler. Her sabâh yine lâzım olan üsârâları ve salb u katl olunacak kâtil ve harâmîleri kemend ve dollâblar ile sicinden çeküp esîrleri sâhiblerine ve kâtilleri cellâdlara teslîm edüp cellâdlar da kâtilleri teslîm-i rûh etdirirler. Cemî‘i serhadlerin sicinlerinde Budin sicni gibi amîk ve muzlim ve seccânları gibi zâlim ve gaddâr ve bî-rahm ve bî-amân kâtı‘u'r-rahm zindânbânlar yokdur. Ve cümle paşa cellâdları da bunda sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
bir server er imiş. Semendire sancağı kurbunda Bana kasabasından bir dilâver gâ …
Tekye-i cihân-nümâ Hazret-i Gâzî Gerz İlyâs Baba: Bu sultân ne Bektaşî ve ne Halvetî ve ne Kalenderî ve ne Kümeylî ve ne Yesevî üç yüz yetmiş aded tarîkin birinden değil illâ mezheb-i A‘zamî'den mücâhidün fî-sebîlillâh Gâzî Gerz İlyâs-ı ârif-i billâh bir server er imiş. Semendire sancağı kurbunda Bana kasabasından bir dilâver gâzî server-i hünerver er yiğit imiş. Niçe sene bu kâfiristânı korudup ve ümmet-i Muhammed'i korudup âhir küffâr bir hîle ile bir kemîngâhdan Gâzî Gerz İlyâs'ı şehîd edüp yine küffâr bu gâzîye mahabbetinden bu cebel-i müntehâ üzre defn ederler. Hâlâ kal‘ası içinde bir küçük tekye ve birkaç fukarâları var, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86b ·
metinde göster ·
ile âzâd edüp cemî‘i kefereleri Çatrapatra Ali Paşa'ya teslîm olunup ol gece cü …
"Nitekim bu kal‘a altında bu su vardır, siz bu kal‘ayı feth etmek değil yanına varamazsız. Bu suyu cümle biz etdik ve biz yolların biliriz ve yine biz keselim, cümle sahrâ kuru olsun. Andan iş görüp kal‘ayı feth edin" dediklerinde hemân sadr-ı âlîcâh bu kâfirlere hâh-nâ-hâh amân verüp cümlesin kasem billâh ile âzâd edüp cemî‘i kefereleri Çatrapatra Ali Paşa'ya teslîm olunup ol gece cümle küffâr ile Ali Paşa yine çıplak ve şallak mallak askeriyle gidüp nısfu'l-leylde bir sâ‘ıka ve bir gürüldü sâika istimâ‘ oldu kim cümle guzât şeb-hûn olup küffâr basdı zann etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109a ·
metinde göster ·
… mu tahta'l-kahve yiyen uçmağı bulur. Tâ bu mertebe kal‘a-i bî-amândır, el-iyâzu
billâh
. Hattâ bu mahallerde kal‘anın fethi mümted olup hakîrin zahîresi kalmayup,
Ammâ kal‘aya bir vecih ile yürüyüş mümkün değil, zîrâ handak içi(ni) bir buheyre-misâl fecc-i amîk leb-ber-leb su içinde kalmış. Handakda kadırga ve kalyonlar gezse yerim dar demez ve altı aded tabya-i azîmin makas topları derdinden yanına varılmaz. Ve mazgal deliklerinde olan tüfeng-endâz Nemse kurşumu havfinden rûy-ı dîvâra bakılmaz. Yürüyüş etmek evlâ bi't-tarîk kanda kalır ve yanına yakın varanlar elbette zahmdâr olup ölür. Ve eşek sidiğiyle zağlanmış ve ağılanmış kurşumu var, bir kerre ol kurşumu tahta'l-kahve yiyen uçmağı bulur. Tâ bu mertebe kal‘a-i bî-amândır, el-iyâzu billâh. Hattâ bu mahallerde kal‘anın fethi mümted olup hakîrin zahîresi kalmayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b ·
metinde göster ·
yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ Yeleç dağın selâmetle aşup küffârın kemîng …
Andan bu kasaba gâzîleri ellerimizde olan emr-i pâdişâhîler mûcebince hakîre elli aded pür-silâh piyâde tüfeng-endâz Hırvat yiğitleri refîk verüp andan cânib-i garba 4 sâ‘at gidüp el-iyâzu billâh yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ Yeleç dağın selâmetle aşup küffârın kemîngâh pusu yerlerin bulup ve egimleri(?) ve çarıkları ve rokla ihrâmların alup yine sarp dağlara girüp bi'z-zarûrî hakîr de ve hüddâmlarım da atlardan enüp etek der-miyân ve tilâvet-i Kur’ân ederek piyâde 4 sâ‘at yürüyüp andan Âh ormanı nâm bir sarp ağaçlı dağı çıkup bir çemenzâr yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… olup bundan elli nefer pandur yiğitlerinden refîkler alup cânib-i cenûba ne‘ûzü
billâh
ol mahûf u muhâtara Uskok yatağı ve harâmîler durağı olan (---) dağı yüz bin re …
Menzil-i kasaba-i Nevesin: Bâlâda mevsûfdur. Yine bir gece mihmân olup bundan elli nefer pandur yiğitlerinden refîkler alup cânib-i cenûba ne‘ûzü billâh ol mahûf u muhâtara Uskok yatağı ve harâmîler durağı olan (---) dağı yüz bin renc [ü] anâ ile ol şiddet-i hârda ol sa‘b sengistânı aşarken âhir bir su sarnıcında sehel istirâhat edüp andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… ûne re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın merhûm olduğundan ve'l-hâsıl bir ârifün
billâh
vakıf-ı esrâr olamadılar. Ol gün ki cemî‘i asâkir-i İslâm şehr-i Belgrad'a dâhi …
Bu gûne re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın merhûm olduğundan ve'l-hâsıl bir ârifün billâh vakıf-ı esrâr olamadılar. Ol gün ki cemî‘i asâkir-i İslâm şehr-i Belgrad'a dâhil olunca gördüler kim Selîm Hân otağa gelüp sandal-nişîn-i pâdişâh olup cemî‘i erkân-ı devlet tecdîd-i bî‘at edüp Sokollu vezîr yine müstakil sadrıa‘zam olup Süleymân Hân'ın cesed-i şerîfin gasl edüp serâperde önünde namâzın cemâ‘at-ı kesîre ile Hâmid Efendi kılup 175b andan Vezîr Ahmed Paşa ve Kuzu Ali Ağa ve Selîm Hân-ı Evvel'in Matbah Emîni Abdi Efendi ve Şeyh Nûreddînzâde Efendi ve bu hakîrin pederi Ser-zergerân-ı dergâh-ı âlî Dervîş Mehemmed Zıllî ve Şeyh Ömer-i Gülşenî, bu nedîmân-ı Süleymân Hân refîk-i na‘şe olup vücûd-ı Süleymân Hân'ı İslâmbol'a götürüp câmi‘inin mihrâbı önündeki kubbe-i mehbıt-ı pür-envârda defn etmek fermân olunup revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175a–175b ·
metinde göster ·
… ine yere düşer ve niçe yüzlerinin henüz kanları nehr-vâr cereyân ederdi. Ne‘ûzü
billâh
bir mahûf u muhâtara yer imiş.
Bu hakîr bu harâb-âbâd kal‘adan kalkup cânib-i cenûba Kanlı Kavak yolu üzre giderken âdem âdem leşi üzre bir çemenzâr ve dırahtistân içre yatırlardı. Gûyâ her dırahtın altı Şecere-i Vakvâk dibine dönmüş. Kimisi dahi sağ, küffâr bunları bir hoş kesmemiş, kimisi henüz cân çekişüp ölmemiş, kimisi ayağ üzre kalkup yine yere düşer ve niçe yüzlerinin henüz kanları nehr-vâr cereyân ederdi. Ne‘ûzü billâh bir mahûf u muhâtara yer imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177a ·
metinde göster ·
… lavuzlarımız vesîle olup yine cânib-i garba ağaçlık ve çamurluk azâbın el-ıyâzu
billâh
çekerek yağmurdan halâs olup ale's-seher oldu.
Andan nısfu'l-leylde mâhitâb olunca kalkup kulavuzlarımız vesîle olup yine cânib-i garba ağaçlık ve çamurluk azâbın el-ıyâzu billâh çekerek yağmurdan halâs olup ale's-seher oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
… bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırılınca ceng ederiz" deyü yemîn
billâh
ve kasem tallâh edüp tuza ve etmeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup cümle …
"Bire âdemler dahi kâfir görmedik ve bir elbeşti kadar ceng etmedik ve asker-i İslâm yakın iken bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırılınca ceng ederiz" deyü yemîn billâh ve kasem tallâh edüp tuza ve etmeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup cümle heybelerimizi ve terkide yağmurluk ve esvâblarımızı cümle bir yere yığup birez atı kalmış âdemler ile hakîrin gulâmların koyup cümle bin dörd yüz 8a aded salt atlı gâzîler cümle atlarımızın zîr-i zeber tenklerin berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve balta ve külüng ve tüfeng-i Frengî ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol olup bir kolu pusuda saklı koyup bizler dahi âheste âheste giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b–8a ·
metinde göster ·
Yedi nefer küffâr-ı hâksâr serdâra çıkup emân-ı Âl-i Osmân ile yemîn billâh kasem tallâh edüp derûn-ı kal‘aya küffârlar girmeden serdâr yanında rehin kalup cümle guzât kal‘aya duhûl edüp cebehâne ve hazîne-i pâdişâhî zabt olup ol gün cümle küffâr kal‘adan bir merhale yer Polata kal‘alarına salt u sebükbâr ve bî-silâh piyâde üç bin kadar {küffârı} Budin askeri bunları götürüp Polatalarına vâsıl edüp gelirler. Hamd-i Hudâ sene 1011 târîhinden berü dest-i İslâmda durur. Niçe kerre küffâr gelüp dolaşır, ammâ hâ’ib ü hâsir olup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b ·
metinde göster ·
… n karye-i Çapa, andan karye-i Piyeçel, bu Macar köylerin ubûr edüp andan ne‘ûzü
billâh
Değirmenderesi nâm bir benâm boğaz boğaz(?) sazlı ve bataklı ve çataklı mel‘ûn …
Nehr-i Rakoş kenârında üç yüz hâneli ve üç kenîseli Budin'in Macar re‘âyâsı köyüdür ve nehr-i Rakoş yıldız cânibinde Orta Macaristân'ın Filek kal‘ası dağlarından gelüp bu mahalden ubûr edüp Vaç kal‘ası ile Peşte kal‘ası arasında nehr-i Tuna'ya böyle mahlût, andan yine şark tarafına meyyâl gidüp karye-i Tarçay, andan karye-i Kırıştoş, ya‘nî Allâh köyü, andan karye-i Çapa, andan karye-i Piyeçel, bu Macar köylerin ubûr edüp andan ne‘ûzü billâh Değirmenderesi nâm bir benâm boğaz boğaz(?) sazlı ve bataklı ve çataklı mel‘ûn kâfirlerin cümle pusu yerleridir kim cümle Macaristân'da kal‘a-i Seçan ve Germat ve Hollok ve Buyak ve Filek ve Külvare ve Semendire küffârları cümle bu Değirmenlik deresi nâm mahal memerr-i nâs olmak ile cümle ibâdullâhları küffâr bu mahalde basup esîr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34a ·
metinde göster ·