Evvelâ zemîni mukaddemâ Ebü'l-feth binâ etdiği Sarây-ı Atîk'in nısfın bölüp Süleymân Hân bu câmi‘i deryâya nâzır bir kûh-ı bülend üzre bir câmi‘-i bî-mânend binâ etdi. Cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'da ne kadar bin üstâd-ı kâmil mi‘mâr u bennâ vü ummâl u seng-trâş ve mermer-bür var ise cem‘ edüp üç sene kâmil üç bin pây-beste forsa pâyzen temelin ka‘r-ı zemîne endirüp kûhkenlerin darb-ı tîşeleri sadâsın ka‘r-ı zemînde hamele-i dünyâ olan sevr istimâ‘ ederdi. Tâ bu mertebe ka‘r-ı zemîne varınca hafr edüp andan esâsına rıhtım binâ ile üç senede vech-i arza esâs binâ çıkup zâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… r-beyân-ı sebîl-i cân-sitân: Cümle bin kırk aded sebîlhaneleri var kim mükellef
binâlar ile
mebnîdir. Cümleden Gül Rüstem Hân sebîli ve Şâh İsmâ‘îl sebîli ve Kör Hudâbende …
Der-beyân-ı sebîl-i cân-sitân: Cümle bin kırk aded sebîlhaneleri var kim mükellef binâlar ile mebnîdir. Cümleden Gül Rüstem Hân sebîli ve Şâh İsmâ‘îl sebîli ve Kör Hudâbende sebîli ve Hoca Şâh sebîli ve Rızâ sebîli ve Yâr Alî sebîli meşhûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… ünden sonra Gürcîstân'ın âsî olan yerlerinden üç yüz esîr-i mûğ-bece gılmân [u]
bintânlar ile
sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kars'a dâhil oldu. Böyle bir Rüstem-resân, Sam-akrân …
Ammâ Bâkî Paşa Husrevânî kûp-misâl sâhib-i şikem idi. Ammâ bu dahi silâhşör ve cündî idi. Lâkin kendüye değme bir at tahammül edemezdi. Ammâ yine çâpük süvâr, sebük-rûh 334b idi kim gûyâ rûh-ı Mesîh idi. Ve mudhıkâne şütür-kürbe-gûne evzâ‘ [u] etvârları hadden efzûn idi. Ammâ gâzî ve mücâhidû fî-sebîlillahdır. Hattâ kendüleri Kars hâkimiyken Revân hânları ve Acem Sultânları ve Gürcîstân beğleri elinden ve dilinden zâr-ı zebûn olmuşlardı. Hattâ bir kerre nısfu'l-leylde kal‘a-i Karsdan üç yüz yiğit ile gâ’ib olup üç günden sonra Gürcîstân'ın âsî olan yerlerinden üç yüz esîr-i mûğ-bece gılmân [u] bintânlar ile sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kars'a dâhil oldu. Böyle bir Rüstem-resân, Sam-akrân-ı zamândır. Bu Bâkî Paşa'nın Seydî Ahmed Paşa ile Şuşik kal‘ası cenginde etdiklerini ne Sâm u Nerimân ve ne Zâl-ı Köstehem etmemişdir. Gerçi bu gûne şütür-kürbe etvârları var idi ammâ re‘âyâ vü berâyâya adl [u] insâfı adl-i Ömer-misâl idi. Ve ilm u fazîletde gûyâ musannif ve mü‘ellif Teftazânî hazretleri idi. Sehâ ve keremi Hâtem-i Tay'da yok idi. Bu hasletler ile kimesnede ola "el-İlmu ve'l-mâlu yesturâni kulle aybin" mazmûnunca cümle evzâ‘ u etvâr-ı ahlâk-ı zemîmesin ilm ü sehâ setr eder. Husûsan şecâ‘ati ile cihân-ârâ bir er [ü] server idi. Ammâ bu gûne şütür-kürbe şakaları tenhâsında sikadan olan nüdemâları beyninde ederdi. Yohsa dîvân-ı pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş değildi. Hulâsa-i kelâm Bâkî Paşa'nın hilkati böyle idi. Âyet: Arapça .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a–334b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Ankara: Evvelâ bir kûh-ı bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında dörd kat beyâz seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâ, hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir hisâr-ı Kahkahâ-vâr-ı sûr-üstüvârdır. Her katı biri birinden âlî vâkı‘ olmuşdur. Her tabakasının mâbeyni birbirinden üç yüz adımdır ve her katı dîvârının kaddi altmışar arşın âlî dîvârdır ve her dîvârın vüs‘ati onar zirâ‘-ı melikî arîzdir. Esâslarının altı dâiren-mâdâr kemer binâlar ile boşdur, derler ammâ görmedim. Zîrâ hîn-i muhâsarada düşman zîr-i kal‘aya girüp lağım atmasın deyü kal‘anın temeli altı boşdur. Ve bu iç kal‘a kıbleden tarafa yanbükü durup şarkdan garba tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. Cânib-i garba dörd kat birbirinden geçme demir kapulardır kim bir kal‘ada bu gûne hadîd bâb-ı kavîler yokdur. Ve her kapu mâbeyninde asma demir kafesler âmâde olup demir zincirler ile maslûbdur. Her kafesin demirleri bazu kalınlığı kadar vardır. Hîn-ı muhâsarada kal‘a dîvârı içinden aşağı kapular önüne bırağup siper ederler. Ve bu kal‘ada olan atebe-i âlî ve atebe-i süflî seng-i ahmer-gûnları bir kal‘ada görülmemişdir. Ve en taşra kapu kim Atbâzârı yerine nâzırdır kim cânib-i garba mekşûfdur, atebe-i âlîsi kemeri üzre selef pehlivânlarının gürzleri ve ibret-nümâ mâhî üstühânları ve niçe acâ’ibâtlar maslûbdur. Şeb [u] rûz bu kal‘a kapusu dâhilinde ve hâricinde kal‘a neferâtları şeb [u] rûz pâsbânlık ederler. Ve kal‘a dizdârı bu kal‘adan taşra çıksa katl eylerler yâhûd azl edüp nefy ederler. Zîra cemî‘î düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş verüp yüz bin savaş etmeğe cân-baş oynadır. Hattâ sene (---) târîhinde Erzurûm'da Abaza Paşa celâlî oldukda yüz bin askerle bu kal‘ayı muhâsara edüp aşağı varoş hisâra istîlâ edüp bu iç hisâra sarılmak sadedinde iken Abaza Paşa sarâyında otururken kal‘adan üstâd-ı top-bâz Abaza'ya bir gülle niçe urursa Abaza'nın kıçı sınup mecrûhen hâ’ib ü hâsir yine Erzurûm'a gitdi. Ol zamandan berü kal‘a dizdârı kal‘a kapusu önünden mesâfe-i ba‘îdeye gitmek memnû‘dur. Ve şeb [u] rûz kal‘a neferâtları derûn-ı kal‘adan münfekk olmayup her şeb "Allah yekdir yek" deyü nigâhbânlık ederler. Gerçi bu yukaru iç kal‘anın etrâfında handakı yokdur ammâ cânib-i etrâfı yalçın kanâre kayalardır. Bir cânibden zafer mümkün değildir. Ve lağım işlemek hod aslâ sehl değildir. Zîrâ kat-ender-kat cümle üç yüz altmış altı kullelerdir. Birbirine nâzır olup korudur. Bir tarz-ı garîb hendese üzre tarh [u] tarz olunmuşdur. Ve cümle dörd katında bin sekiz yüz dendân-ı bedendir. Ve dâiren-mâdâr bu iç hisâ[r] dörd bin adımdır. Cânib-i şarka Hıdırlık nâm bir püşte üzre ziyâretgâh vardır. Sehl bu kal‘aya havâledir. Ammâ aslâ andan zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ kal‘a ile bu Hıdırlık dağının mâbeyni bir top-ı dırâz menzilidir. Aşağısı gayyâ ve derk-i esfel ve câh-ı cahîmden nişân verüp andan kal‘aya urûc etmek emr-i asîrdir. Ve bu iç kal‘ada cümle sağîr u kebîr seksen altı pâre topları vardır, amma balyemez topları yokdur. Şâhî ve tarabzen ve kolomborna topları çokdur. Ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve âlât-ı silâhı vardır. Ve bu kal‘a içre bâğsız ve bâğçesiz cümle altıyüz hâne-i zîbâlardır. Ve (---) câmi‘i andadır. Kadîm-i evvelde deyrden vely olunmuş câmi‘-i kadîmdir. Ve cümle hâneleri ve imâretleri serâpâ türâb-ı pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. El-hâsıl bu iç kal‘a binâ cihetinde ve şîrînkârlık ve mühendislik fenninde vâcibü's-seyr bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Ammâ aşağı kal‘a sene (---) târîhinde celâlî havfinden Cenâbî Ahmed Paşa i‘ânet-i âhâlî-i eyâlet ile bir kat bir sûr-ı muhkemât binâ etmişdir. 357a Dörd kapusu vardır. Ve dâiren-mâdâr üç tarafı altı bin adımdır. Bir tarafında yukaru iç kal‘adır kim anı ihâta etmiş aşağı hisârdır. Bu hisârın cânib-i şarkîsinde yukaru hisârdan kayalar içre Hızırlık deresine nüzûl olunur. Kayalar içre su yolları vardı. Ve iç kal‘ada su sarnıçları ve buğday anbârları vardır. Ammâ bu aşağı hisârda âb-ı revânları firâvân olmağıla su sarnıçları yokdur. Cümle yüz yetmiş çeşme-i mâ’-i zülâldir ve üç bin çâh-ı mâ vardır. Ve kal‘a etrâfında olan kapuları evvelâ Cânib-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b–357a ·
metinde göster ·
… dadır ve bu şehre selef hulefâları nehr-i Âsî'den bir ark kesüp Horâsânî kârgîr
binâ ile
âb-ı sâfı şehre gelüp reyy eder. Gerçi suyu Âsî'den gelir ammâ gûyâ hammâm suyu …
Eşkâl-i kal‘a-i Hımıs : Nehr-i Âsî'den kâmil beşbin adım cânib-i şarka ba‘îd bir çölde bir amelî yığma püşte üzre seng-trâş ile mebnî bir kal‘a-i savaş-ı perhâşdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cânib-i garba mekşûf bir bâb-ı meftûhu var, demir kanatları vardır. Cânib-i erba‘asında handakı yokdur. Vech-i dîvârında münakkaş taşlar ile derûn-ı hisârda cümle (---) aded hâk-i amber-i pâk ile mestûr hânelerdir. Kal‘a dizdârı ve neferâtları vardır. Kifâyet mikdârı topları vardır. Paşa bu şehre dâhil olunca acâyip top şâdımânları etdiler. Hayli yüksek kal‘a-i bâlâdır. Bu Arabistân'da böyle amelî yığma depe üzre bu Hımıs ve Hamâ ve Haleb kal‘asıdır (---)(---). Ammâ aşağı varoşda cümle (---) aded hâne-i zîbâlardır. Bâğ u bâğçeleri yokdur. Câ-be-câ hadîkaları nehr-i Âsî kenarındadır ve bu şehre selef hulefâları nehr-i Âsî'den bir ark kesüp Horâsânî kârgîr binâ ile âb-ı sâfı şehre gelüp reyy eder. Gerçi suyu Âsî'den gelir ammâ gûyâ hammâm suyu gibi germâ olur ve aşağı varoşu etrâfında rıbât olmamağla Urbândan gâyet havf ederler. Ve cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ yukaru iç kal‘ada câmi‘-i Sultân (---) ol kadar vâsi‘ câmi‘ değildir Ammâ nazargâh-ı kadîm olmağıla rûhâniyyet vardır ve Hazret-i Osmân'ın kûfî hatt ile Kelâm-ı İzzet'i bu câmi‘dedir kim Hazret-i Osmân Medîne-i Münevvere'de bu Kelâ[m]-ı İzzet'de tilâvet-i Kur’ân ederken yevm-i Ramazân'da şehîd edüp bu Kelâm-ı İzzet'de sûre-i (---)Arapça âyet-i şerîfi üzre hâlâ kan bulaşmış âsârı vardır. Ve câmi‘-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27a ·
metinde göster ·
… -selâm: Bir bayır dibinde yüz yetmiş adım kabr-i tavîldir. Üzerinde yine kârgîr
binâ ile
mebnî hâk-i pâk ile mestûr âsitâne-i azîmdir. Yine ser-i sa‘âdetleri Kudüs câni …
Ziyâret-i Hazret-i Şîs ve Hazret-i Âdem Safî aleyhimâ's-selâm: Bir bayır dibinde yüz yetmiş adım kabr-i tavîldir. Üzerinde yine kârgîr binâ ile mebnî hâk-i pâk ile mestûr âsitâne-i azîmdir. Yine ser-i sa‘âdetleri Kudüs cânibindedir. Yetmiş-seksen mikdârı Hindî Özbek'i ve fukarâ-yı Urbân ile memlû bir âsitâne-i azîmdir. Ammâ etrâfında kurâ ve kasabâtdan imâr olmamağile ehl-i züvvârı azdır, ammâ acâyib rûhâniyyet vardır. Kabr-i şerîfine âdem girince vücûdına lerze müstevlî olur. Hazret-i Âdem hayâtda iken bu Hazret-i Şît'e kırk yaşında nübüvvet gelüp çulhalık ile kifâf-ı nefs ederdi. Sene (---) mu‘ammer olup pederi Âdem Safî'den sonra merhûm olup bu mahalde defn etdiler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk, Hazret-i Şît'den vilâdet-i Seyyidi'l-Kevneyn ve's-sakaleyn'e gelince sene 6750 olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
mebnî olup kurşum ile mestûr imiş. Niçe kerre ihrâk vâki‘ olup kurşumu kâl olup …
Ba‘dehû ana karîb Küçük Arasta, böyle kârgîr binâ haffâfhâne değildir, ammâ müzeyyen sûk-ı latîfdir. Bu bâlâda tahrîr olunan (---) aded bâzâr-ı sultânîler cümle esnâfıyla birer semte vâki‘ olup şeyhleri ve nakîbleri [ve] yiğitbaşıları ve kethüdâları ve çavuşlarıyla mazbût ehl-i hıreflerdir. Ekseriyyâ bu mezkûr çârsû-yı bâzârların dekâkînleri selef pâdişâhları asrında tertîb üzre binâ olunup her dükkânın önlerinde taş amûdlar üzre kemerlerdir kim şehre ziynet vermiş hemvâr esvâk-ı sultânîlerdir. Zamân-ı kudemâda cümle sûk-ı sultânî saçakları kârgîr binâ ile mebnî olup kurşum ile mestûr imiş. Niçe kerre ihrâk vâki‘ olup kurşumu kâl olup hâlâ bu hâl üzre hâlî kalmış bâzâr-ı müzeyyenlerdir. Bunlardan gayri kırk bir yerde dahi niçe sûk-ı sultânîler ve niçe bâzârgâhlar vardır kim (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
mebnî olan dâr-ı şifânın zikr olunan hücrelerinde gûnâ-gûn emrâz-ı muhtelifeye …
Bu gûne âsâr-ı binâ ile mebnî olan dâr-ı şifânın zikr olunan hücrelerinde gûnâ-gûn emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olan bây [u] gedâ ve pîr [ü] cüvân cümle hücrelerde mâl-â-mâldır ve ba‘zı odalarda hastaların tabî‘atlerine münâsib kış eyyâmında âteşler yakup pupla döşekler ve serâser yorkanlar ve harîr girde-bâlişlere marîzler dayanup nâlişler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b ·
metinde göster ·
… kûmetlerin geşt ü güzâr etdiğimiz gibi inşâallah her bir mâ-i câriyeleri âsâr-ı
binâları ile
seyecîi tahrîr olunur.
Hulâsa-i kelâm bu İmâdiyye ve Akra ve Cizre dağlarından doksan üç aded sağîr ü kebîr nühûrlar tulû‘ edüp cümlesi Şattu'l-Arab'a mahlût olur, ammâ Van diyârı seyâhatin etdiğimizde vilâyet-i Hakkarî'nin kal‘a-i Çölümerik'inde ve kal‘a-i Pîzân'dan ve kal‘a-i Şatah'dan ve (---)(---)(---)(---) ve vilâyet-i Kesân'da ve vilâyet-i Şirvân'da ve vilâyet-i Kelerni'de ve vilâyet-i Pesân'da ve vilâyet-i Müksân'da ve vilâyet-i Hizân'da ve vilâyet-i Espir'de ve vilâyet-i Zırıkı'da ve'l-hâsıl Van diyârının otuz altı pâre sancakları ve hükûmetlerin geşt ü güzâr etdiğimiz gibi inşâallah her bir mâ-i câriyeleri âsâr-ı binâları ile seyecîi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
… varoş-ı kal‘ada Hüsrev Paşa çârsûsu, iki başı demir kapulu serâpâ kârgîr kemer
binâlar ile
mebnî çârsû-yı ma‘mûrdur kim gûyâ Bursa'nın Gelincik bâzârıdır ve yine bir a‘lâ …
Der-beyân-ı çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân: Cümle bin iki yüz dükkândır. Cümleden mükellef ve mükemmel aşağı varoş-ı kal‘ada Hüsrev Paşa çârsûsu, iki başı demir kapulu serâpâ kârgîr kemer binâlar ile mebnî çârsû-yı ma‘mûrdur kim gûyâ Bursa'nın Gelincik bâzârıdır ve yine bir a‘lâ kârgîr binâ bezzâzistânı vardır ve iki yerde debbâğhâne çârsûsu vardır kim bu Bitlîs'de işlenen elvân sahtiyân ve gûnâ-gûn danedâr sağrı rub‘-ı meskûnda yokdur ve boyahânesi kezâlik üstâd-ı sabbâğlardır kim İspir'in neftî boyası bir diyâra mahsûs değildir. Cümle boyahâneleri hânlıkdır, bir merd ü zen müdâhale edemezler. 225a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224b–225a ·
metinde göster ·
… amberân: Her câmi‘de ilm-i hadîs ders-i âmları vardır ammâ Rûm'daki gibi kârgîr
binâ ile
mebnî dârü'l-hadîsleri yokdur ve müfessirîn ü muhaddisînleri gâyet çokdur. Hatt …
Der-vasf-ı dârü'l-hadîs-i Peygamberân: Her câmi‘de ilm-i hadîs ders-i âmları vardır ammâ Rûm'daki gibi kârgîr binâ ile mebnî dârü'l-hadîsleri yokdur ve müfessirîn ü muhaddisînleri gâyet çokdur. Hatta Müslim ü Buhârî hadîslerin hıfz eyler âlimleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256b ·
metinde göster ·
Hatta Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir vezîr-i hümâm deryâdan tarafa kârgîr
binâ ile
bir korkuluk sedd idem ve dağdan tarafa kûhkenlere kesdirüp şâhrâh-ı vâsi‘ idem …
Hatta Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir vezîr-i hümâm deryâdan tarafa kârgîr binâ ile bir korkuluk sedd idem ve dağdan tarafa kûhkenlere kesdirüp şâhrâh-ı vâsi‘ idem deyü himmet etmişken Kızılbaş vilâyetimize âsân vech ile gelmeğe yol olur, deyü mâni‘ olmuşlar. Lafzen eyle demişler ammâ ma‘nen Osmânlı'dan kendi diyârların halâs içün eyle demişler. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b ·
metinde göster ·
Çomar-ı fakîr ıslak çıplak ve şallak u mellak ve silâhdan bî-gallak neylesin, kâh atıyla ve kâh piyâde çomar cengi ederek bir kerre atına süvâr olur. Görse at beş altı yerde yaralanmış, bu kerre atda aslâ dermân kalmamış. Âhir atdan me’yûs olup hemân Çomar yine Rüstemâne piyâdece dal satûr olup cengleşerek leb-i deryâda Süren Baba nâm bir ziyârete girüp ceng ederken bir pencere deliğinden biri Çomar'a bir kurşumu alnından urunca şehîd edüp başın Hakkarî hânına getirirler. Ba‘dehû "Yigitdir" deyü başını cesedi yanına götürüp ol Süren Baba cenbinde medfûndur. Hâlâ ziyâretgâh-ı inâsdır. Hatta Melek Ahmed Paşa efendimize ol cengde hâzır olup Çomar kılıcından kurtulanlar bu sergüzeşt-i Çomar'ı böyle nakl edüp paşa dahi ziyâret eyledi. Hâlâ eyâlet-i Van-ı Şirvân'da ve mâbeyn-i gâzîyânda Çomar'ın sergüzeşti dâstân-ı dûstândır. Hatta bir gâzî yiğit Çomar'ın kabrini kârgîr bina ile imâr edüp Çomar kendüyi deryâya atup uçduğu kayaya Çomar'ın târîhin taşa yazmışdır. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282b ·
metinde göster ·
… nî Abbâsiyân'dan bir kal‘a inşâ etmişler ammâ mürûr-ı eyyâm ile bu kal‘a kerpiç
binâ ile
inşâ olunduğundan berbâd olur. Ammâ sene 995 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis …
Mukaddemâ zemîninde hulefâ-yı Benî Abbâsiyân'dan bir kal‘a inşâ etmişler ammâ mürûr-ı eyyâm ile bu kal‘a kerpiç binâ ile inşâ olunduğundan berbâd olur. Ammâ sene 995 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalzâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile diyâr-ı Bağdâd'a gelüp andan deryâ-misâl asker ile Cem-cemâl yoluyla vilâyet-i Âzerbaycân'da şehr-i Tebrîz-i dilâvîze atf-ı inân etdikde şehr-i Rey ve şehr-i Kum ve şehr-i Kâşân ve şehr-i Dergezîn ve şehr-i Hemedân ve şehr-i Mihribân ve şehr-i Bâğ-ı cinân ve şehrü'l-Lusûs ve şehr-i Gazvîn ve şehr-i Cem-cenâb ve kal‘a-i Şehribân ve kal‘a-i Kinkur ve kal‘a-i Nihâvend ve kal‘a-i Sehend ve kal‘a-i Erdebil ve kal‘a-i Serâh ve kal‘a-i Kehrevân ve kal‘a-i Merâğa ve kal‘a-i Karakan ve kal‘a-i Sultâniyye ve şehr-i Tebrîz'e varınca mezkûr kılâ‘ları ve şehr-i azîmeleri nehb ü gâret etmeğe ahd-i amân etmişdi. Zîrâ zikri sebkat eden kal‘a-i Serâv altında Cığalazâde bir gûne münhezim olmuşdu kim devlet-i Âl-i Osmân'da eyle bir serdâr münhezim olmayup bed-nâmlık olduğu intikâmın Acem'den almak içün {Cığalzâde Sinân Paşa} dârü'l-hilâfe olan Bağdâd-i bî-dâddan leşker-keş olup niyyetü'l-gazâ diyerek ibtidâ kal‘a-i Cem-cemâl'den niçe gün kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Pilever'e andan kal‘a-i Denâver'e andan kal‘a-i Despol'a andan kal‘a-i Sorhbîd-i Rûsipîd'e andan ibret-nümâ olan kûh-ı Bî-sütûn'a bir kal‘a-i müfîd binâ edüp andan kat‘-ı menâzil ederek kûh-ı Demâvend'e geldikde gördü kim Bağdâd ile Hemedân ve Tebrîz yolları üzre bir cây-ı menâs olacak kal‘a yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a ·
metinde göster ·
Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve mükemmel câmi‘-i selef-i selâtîn kal‘a içinde Hân Sarâyı kurbünde Ulucâmi‘, sene (---) târîhinde (---)(---) binâsıdır. Bundan ulu câmi‘ yokdur. Cümle amûdlar üzre kârgîr kemerler ile toloz binâlı câmi‘-i kadîmdir. Lâkin kurşum örtülü değildir. Serâpâ Horasânî kireç binâ ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Mezheb-i Şâfi‘î'de cum‘a namâzı sahîh olsun içün bu câmi‘de salât-ı cum‘a edâ olunur câmi‘-i azîmdir. Ammâ sâ’ir diyârın cevâmi‘leri gibi maslûbât âvîzeler ile ve harîr halıçalar ile döşenüp müzeyyen değildir. Ammâ gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve ancak bir minâresi var imiş, zelzeleden münhedim olup nısfı kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… evha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgîr
binâ ile
mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kelek gemileri mezkûr pül …
Yine şehr-i Medâyinli "Musul harâb ola!" deyü du‘â ederlermiş. Ve Şatt nehrinin yemîn [ü] yesârında imâristân [u] bostânları saky etmeğiçün yetmiş bin aded âsiyâb-ı mâları var imiş kim her biri Hamâ dollâbı gibi üç fersah yerden sadâları istimâ‘ olunurmuş ve nehr-i Şatt üzre haşeb-i tavîlden ve levha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgîr binâ ile mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kelek gemileri mezkûr püllerün Şatt içre pâyelerinden havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu ma …
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
… n-ı pâdişâhîyle Piyâle Paşa donanma-yı hümâyûn ile gelüp bu kal‘ayı şeddadî taş
binâ ile
inşâ edüp yukaru eski kal‘aya ilhâk edüp on kulleli bir hısn-ı hasîn ve sedd-i …
Ba‘dehû sene 1036 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında fermân-ı pâdişâhîyle Piyâle Paşa donanma-yı hümâyûn ile gelüp bu kal‘ayı şeddadî taş binâ ile inşâ edüp yukaru eski kal‘aya ilhâk edüp on kulleli bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
… hamd-i Hudâ bu şehre on aded pençe-i âfitâb esîr gulâm ile ve dörd aded pâkîze
bintân ile
ve on yedi re’s at ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle selâmet dahil olup Ahmed Ağa efe …
Andan yine şarka giderken yeni Boğdan beğimiz mehterhânesin çalarak bu kadar bin askeriyle Kalga Sultân'ımıza karşu çıkup "Gazânız mübârek ola" deyü Kalga Sultân'a bir semmûr kürk ve beline bir mücevher kılıç kuşadup yalı ağasına bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve sâ’ir iş erlerine birer çuka çekman ve tonlar geydirüp cümle asker-i İslâm ile kırk birinci günde şehr-i Yaş'a dahil olup velî-ni‘am Gazzâzzâde Ahmed Ağa efendimizle ve Fazlî Paşalı Kemânkeş Ahmed Paşa efendimizle ve niçe yüz aded ahibbâ ve dostânlar ile müşerref olup hamd-i Hudâ bu şehre on aded pençe-i âfitâb esîr gulâm ile ve dörd aded pâkîze bintân ile ve on yedi re’s at ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle selâmet dahil olup Ahmed Ağa efendimize hedâyâlar verüp andan ve beğden ve gayrıdan ihsânlar alup konağımızda sâkin olup taht-ı Boğdan olan Yaş şehrinin evsâfın tahrîr etmeğe iltizâm-ı mâlâ-yelzem eyleyüp şehrin enderûn [u] bîrûnını gezüp seyr [ü] temâşâ ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104b ·
metinde göster ·
… ibret-nümâ-yı sânî nehr-i Sava kenârında bir mürtefi‘ zemîn üzre şeddadî kârgîr
binâlar ile
mebnî mîrî anbârların ikisi dahi birbirine müşâbih anbâr-ı gılâldır kim tûlleri …
Andan ibret-nümâ-yı sânî nehr-i Sava kenârında bir mürtefi‘ zemîn üzre şeddadî kârgîr binâlar ile mebnî mîrî anbârların ikisi dahi birbirine müşâbih anbâr-ı gılâldır kim tûlleri kâmil üç yüz germe adımdır. Bunların içinde olan bal ve yağ ve pirinç ve buğday ve arpa ve beksumat ve dakîk ve neft ve katrân top gülleleri ve sâ’ir mühimmât levâzımâtların hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… -i muhtelifede birer gûne ismi vardır, ammâ bu Köstendil'de on iki yerde kârgîr
binâlar ile
müstahkem kubâb-ı âlîli ve müte‘addid havuz ve kurnalı ve müte‘addid halvetli k …
Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede birer gûne ismi vardır, ammâ bu Köstendil'de on iki yerde kârgîr binâlar ile müstahkem kubâb-ı âlîli ve müte‘addid havuz ve kurnalı ve müte‘addid halvetli köstenler vardır. Cümleden Beğ kösteni ve Alaybeği ılısı ve Koca Murâd Hân kavzası mükelleflerdir ve her birinde birer camekân ve dârü'l-gusullerde kurnalar var ve pâk ü pâkîze futa ve havlı makramalar ile dellâklar hidmet ederler, ammâ her birinde birer gûne menâfi‘-i kesîreler var, zîrâ cümlesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş hâtemi altun gibi zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın suları ol kadar suhûniyet üzre halk olunmuşdur kim âb-ı bârid karışdırmasalar çimmek mümkün değildir. Hattâ niçesinde baş ve paça ütülenüp yumurta bişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
… banalar, ya‘nî ılıcalar vardır, lâkin gayri diyâr germâbları gibi ma‘mûr kârgîr
binâlar ile
inşâ olunmamışdır, ammâ hassaları çokdur.
Ve bu mahalle karîb nice yerlerde aceb ü garâ’ib banalar, ya‘nî ılıcalar vardır, lâkin gayri diyâr germâbları gibi ma‘mûr kârgîr binâlar ile inşâ olunmamışdır, ammâ hassaları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
… bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr
binâ ile
mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu v …
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… r ve ancak bir yolu var, gâyet sarp yol olmağile yolun yemîn ü yesârına Şeddâdî
binâ ile
korkuluk binâ etmişler, zîrâ bu yolda niçe kerre atların ve âdemlerin ayakları …
Ve kal‘a hâricinde bir su sarnıcı var ve ancak bir yolu var, gâyet sarp yol olmağile yolun yemîn ü yesârına Şeddâdî binâ ile korkuluk binâ etmişler, zîrâ bu yolda niçe kerre atların ve âdemlerin ayakları sıyrılup niçe yüz hayvânâtlar hezâr-pâre olmuşlardır. Ol ecilden yolun tarafeynine korkuluk yapmışlardır. Bu yoldan âdem geçerken aşağı nazar etse zehresi çâk olur. Üç bin adım aşağısı gayyâ ve derk-i esfel deresinden nehr-i Yadra sâ‘ika gibi gürleyüp cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… ler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş
binâ ile
ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Ve kal‘a dîvârı handakdan yukaru kırk mi‘mâr arşını bâlâ ve on arşın enli Şeddâdî tula bina ve yigirmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre dahi on arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın temelinden yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal taş ile mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında bu kal‘a-i Varat'ı Saturcu (---) Paşa beş ay döğe döğe yere berâber etdi, ammâ cemî‘i asker Varat'ın yedi aded bâğ-ı İrem-misâl varoşlarında zevk u safâ etmede, beşinci ayda berf [ü] bârânın vefretinden ve bârân-ı rahmetin kesretinden ve şiddet-i şitânın tekaddümünden el ayak dutmayup derûn-ı askerde kaht [u] galâ olup Tatar Hân dahi Saturcu Paşa'ya dilgîr olup Kırım'a gitdiğinden hemân asker-i İslâm serdâr üzre gulû edüp cümle asker-i İslâm kal‘a-i Varat altından bî-feth hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol şiddet-i şitâda bârgâh [u] büngâh [ve] cebehâne ve hazâ’in-i Âl-i Osmân ile selâmet kal‘a-i Tımışvar'a çıkup meştâ verdiler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş binâ ile ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… koyup sandûka bir seng-i hârâ içine koyup bu mahalde defn edüp üzerine bir azîm
binâlar ile
âsitâneler edüp mihmânsarâylar etmişler.
Ziyâretgâh-ı imâm-ı şehîdân sâhib-i sadr u hümâm-ı alî-kadr ve şeyh-i millet ve kutb-ı devlet ve zübde-i evliyâ ve umde-i asfiyâ ve makâm-ı nazargâh-ı (---), ya‘nî ziyâret-i Hazret-i Penç Hasan radıyallâhu anhu'nun makâm-ı şerîfleridir. Kendüleri bu mahall-i mübârekeye gelmemişlerdir, ammâ zamân-ı sa‘âdetlerinde Dağıstân ve Kumuk ve Kaytak kavimlerin dîne da‘vet etmeğe elçi irsâl eylediklerinde mübârek yed-i yümnâsının resmini mürekkeble bir kâğıza basup yarlığ-ı belîğ-i şâhî olmak üzre Kumuk ve Kaytak kavimlerine gönderüp anlar dahi "Sem‘an ve tâ‘aten" deyü cümle İslâm ile müşerref olup pençe-i şerîfin resmini bu mahalde demir sandûka içre koyup sandûka bir seng-i hârâ içine koyup bu mahalde defn edüp üzerine bir azîm binâlar ile âsitâneler edüp mihmânsarâylar etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
ârâste ve revzen ve şâhnişîn ve maksûreler ile pîrâste bir şîrîn bir şehr-i müz …
Ve cümle sütûhları la‘l-gûn kiremit örtülü olup kapularının atebe-i ulyâları serâpâ kemer binâlar ile ârâste ve revzen ve şâhnişîn ve maksûreler ile pîrâste bir şîrîn bir şehr-i müzeyyen olup cümle şâhrâhları pâk kaldırım döşelidir kim hâr-ı hâşâk mezbeleden nişân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b ·
metinde göster ·
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr
binâ ile
amâr ederdim ve seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ …
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr binâ ile amâr ederdim ve seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ alâmeti etdim. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
… ın ka‘r-ı zemînin yarup kehrîz yolların tâ liman kapusu hâricine varınca kârgîr
binâ ile
edüp henüz pâk ü pâkîze bir şehr-i tâhir oldu.
Ve'l-hâsıl cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar niçe bin hayrât [u] hasenâtlar inşâ edüp şehr-i Kandiye gül gibi olup güldü. Ve kâfir zamânı bu şehir içre aslâ kehrîz olmamak ile Sadrıa‘zam fermân edüp tâ Vâlide câmi‘i önünden yokuş aşağı tarîk-i âmmın ka‘r-ı zemînin yarup kehrîz yolların tâ liman kapusu hâricine varınca kârgîr binâ ile edüp henüz pâk ü pâkîze bir şehr-i tâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… gelince altı kat hisâr dîvârın geçüp kâmil bin adımdır. Ve limanı hisâr içinde
binâ ile
yapılmış amelî bir küçük limandır kim ığrib kayıkları ve firkateleri bunda yatı …
Ve cümle yedi kat bölme bölme hisârdır. Her bölmelerin dîvârlarında bir kapuları mukarrerdir. Ve dahi tâ dağ başında dağlara havâle iç kal‘adır ammâ gâyet metîndir. Ve iç hisârdan aşağı tâ Yalı kapusuna gelince altı kat hisâr dîvârın geçüp kâmil bin adımdır. Ve limanı hisâr içinde binâ ile yapılmış amelî bir küçük limandır kim ığrib kayıkları ve firkateleri bunda yatırlar. Kadırgalar taşra büyük liman içinde lenger bırağup yatırlar, ammâ büyük barça kalyonları limana karşu körfez denizinde yatırlar. Ve limanının kenârında bir yerlü kaya içinde bir âb-ı hayât su akar. Ammâ liman tarafında kal‘a dîvârları alçakdır, lâkin enlidir. Ve ebrâcları çokdur. Bu cirmde olan kal‘anın içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b ·
metinde göster ·
… kim iki araba yan yana gider. Ve deryâ taraflarına korkuluk dîvârlarını kârgîr
binâlar ile
inşâ etdirüp iki sâ‘atlik sarp dağları sâfî kaldırım döşeyüp bir hayrât-ı azîm …
Evvelâ Kakiskala dağından yokuş aşağı cânib-i garba enerken el-ıyâzen billâh âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Hudâ-yı Müte’âl rahmet eyleye şehîd ü gâzî Durak Paşa İnebahtı beği iken bu Kakiskala dağına niçe bin re‘âyâ vü berâyâları üşürüp ve kendü kadırga forsa esîrler bu dağa döküp eyle tathîr etmiş kim iki araba yan yana gider. Ve deryâ taraflarına korkuluk dîvârlarını kârgîr binâlar ile inşâ etdirüp iki sâ‘atlik sarp dağları sâfî kaldırım döşeyüp bir hayrât-ı azîm etmiş kim ta‘bîr ü tavsîf olunma[z]. Anı refâhiyyet ile ubûr edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340b ·
metinde göster ·
… iz minvâl üzre bu kal‘a beş bölme hisârdır. Ammâ limanı yed-i Kudret'dir, amelî
binâ ile
değildir. Şark cânibine vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmdir. Lodosdan ve keşişlemed …
Ve bu takrîr ve tahrîr etdiğimiz minvâl üzre bu kal‘a beş bölme hisârdır. Ammâ limanı yed-i Kudret'dir, amelî binâ ile değildir. Şark cânibine vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmdir. Lodosdan ve keşişlemeden ve garb rûzgârlarından emîn olur. Ne cânibe demir bıraksa bir vâsi‘ a‘lâ yataklı limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139b ·
metinde göster ·
inşâ olmuşdur kim misli bir diyârda yokdur. Cümle taşı gûyâ kerpiç gibi bir kâl …
Ve dîvârı bir gûne beyâz taş binâ ile inşâ olmuşdur kim misli bir diyârda yokdur. Cümle taşı gûyâ kerpiç gibi bir kâlıbda kesilmiş serâpâ yassı taşlardır. Ve üstâd mühendis taşların birbirlerine eyle imtizâcın kasd etmiş kim bir taş kıl kadar sâ’ir taşdan hâric değildir. Ve gerçi yalın kat dîvâr-ı bâlâdır. Ammâ beş arşın kalın ve on beş arşın âlî ve gâyet metîn ve müstahkem dîvâr-ı musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y144a ·
metinde göster ·
… en kal‘anın cenûbî tarafında azîm mağâralardır. Ve içinde bir mescidi var, ammâ
binâ ile
değildir. Mihrâbı Kudüs-i şerîfe doğrudur, ammâ iklîm hisâbı üzre yine Ka‘be-i …
Evvelâ âsitâne-i makâm-ı Hazret-i Ya‘kûb, Hazret-i Yûsuf'un firâkından kapanup uzlet-nişîn olduğu Gâr-ı Beytü'l-hazen kal‘anın cenûbî tarafında azîm mağâralardır. Ve içinde bir mescidi var, ammâ binâ ile değildir. Mihrâbı Kudüs-i şerîfe doğrudur, ammâ iklîm hisâbı üzre yine Ka‘be-i şerîfe doğrudur. Zîrâ bu Sıfed'den Kâ‘be'ye giden kimesne rah-i müstakîm Kudüs'e vara. Andan Mısır Akabesi'ne, andan Bahr-i Kulzüm sâhili ile Mekke-i Mükerreme'ye doğrudur. Ol ecilden Beytü'l-hazen'in dahi kayadan oyma mihrâbı Kudüs'e müteveccihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
… iki yüz evli bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr belîdedir. Ve bu karye âsâr-ı
binâları ile
gûyâ kal‘adır. Ve halkı gâyet mün‘im âdemlerdir. Anda,
Karye-i şemûyil: Bir alçak cebel-i sağîre üzre iki yüz evli bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr belîdedir. Ve bu karye âsâr-ı binâları ile gûyâ kal‘adır. Ve halkı gâyet mün‘im âdemlerdir. Anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207b ·
metinde göster ·
… n kapusuna bâb-ı Serdâb derler. Taşra harem altından yolu vardır, ammâ kâ[r]gîr
binâ ile
mesdûddur. Buhtu'n-nasr-ı ahmak cesed-i Hazret-i İbrâhîm'i ve gayri enbiyâların …
Be-kavl-i ibn Abbâs, bu gârın kapusuna bâb-ı Serdâb derler. Taşra harem altından yolu vardır, ammâ kâ[r]gîr binâ ile mesdûddur. Buhtu'n-nasr-ı ahmak cesed-i Hazret-i İbrâhîm'i ve gayri enbiyâların na‘ş-ı şerîflerin çıkarmağa sa‘y-i ihtimâm murâd edindikde niçe bin ummâlleri helâk olup ferâgat etmiş. Ammâ câmi‘ içre âsitâne-i Halîl dibinde bir menfez yeri vardır. Destâr ile bir âdem kellesi sığar bir mevzi‘dir. Ve fevkında iki nahîf mermer-i nazîf üzre bir küçücük kubbeciği vardır. Ve iki rakîk sütûn-ı mermer dahi dîvâra muttasıldır. Bu çâr sütûn üzre mebnî kubbe içre ancak Serdâb türbedârı sığar ve andan gayri bir merd oturmağa kâdir değildir. Zîrâ bu azîz hasîb ü nesîbdir. Bunların zürriyyetine mahsûs bir hidmetdir. Ve bu türbedârın başı ucunda üç dâne murassa‘ ve mücevher kanâdîller maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229b ·
metinde göster ·
sed edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘ …
Ba‘dehu taşra çıkup yine zîr-i zemîni kârgîr binâ ile sed edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘mîr [ü] termîm etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b ·
metinde göster ·
Ve bu Hazret-i Resûl'ün ibtidâ inşâ etdüği câmi‘in dâhili ve Hazret-i Osmân'ın ana ilhâk etdüği câmi‘in cümle içindeki sütûnları tâ Bâb-ı Selâm'a varınca ol sütûnlar birer âdem kaddi kadar sebz-gûn kâşî-i Çîn kaplıdır. Ammâ harem etrâfında olan soffa sütûnları cümle sâde amûd-ı mücellâlardır. Ve Hazret-i Osmân zamm eyledüğü binâ ile Hazret-i Risâlet'in câmi‘-i kadîmi mâbeyni tâ Bâb-ı Selâm'a varınca amûdlar mâbeyni gûnâ-gûn musanna‘ şebekelerdir. Kimi servi ve kimi ceviz ve kimi santa ahşâbâtlarından münakkaş kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282a ·
metinde göster ·
… sana müyesser olmuşdur. Ve benim şeş cihetim hadîd ve tuçlar ve Horasânî kârgîr
binâlar ile
mazrûf ve niçe mâl-ı hazîne masrûf eyle. Senin gelmende sırrullâh vardır. Hidme …
"Yetiş yâ Nûreddîn! Senin gelmene tevfîz olunmuşdur. Bu hidmet-i celîle sana müyesser olmuşdur. Ve benim şeş cihetim hadîd ve tuçlar ve Horasânî kârgîr binâlar ile mazrûf ve niçe mâl-ı hazîne masrûf eyle. Senin gelmende sırrullâh vardır. Hidmetin mukâbelesinde sana şehâdet müyesser olup benim alemim dibinde haşr olup, sana şefâ‘at ederim" dedikde hemân Nûreddîn hazretleri hâbdan bîdâr olup görse kim hâne-i Nûreddîn nûr-ender-nûr ve kendü dahi pür nûr olmuş. Tîz pâk tecdîd-i vuzû‘ edüp nısfu'l-leylden tâ vakt-i sabâha dek on iki bin heccân ve küheylân hussân cem‘ edüp altı bin âdem ile heccânlara zâd-ı râhilelerin tahmîl edüp, "Tevekkülen alellâh" deyüp şâm'dan kıble cânibine müteveccih olup âlem ağyârdan bî-haber kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Aneze nâm mahalde nüzûl edüp sehel istirâhat mahallinde Nûreddîn fikr edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y284a ·
metinde göster ·
… up niçe kerre yüz bin kantâr âdem beli kalınlığı demir kafesler ve kârgîr metîn
binâlar Y 286b ile
inşâ edüp kat-ender-kat sedd-i İskender olup kabr-i şerîfleri üzre dahi tekrâr …
Bundan mâ‘adâ tâ Hazret-i Osmân binâ etdüği dîvâr dibinden tâ Erbâb-ı Soffa soffasına andan Bâb-ı Cibrîl'den taşra, andan câmi‘ içre, bu zikr olunan mahallerden ihtiyâten birer kat handak dahi kazup niçe kerre yüz bin kantâr âdem beli kalınlığı demir kafesler ve kârgîr metîn binâlar Y 286b ile inşâ edüp kat-ender-kat sedd-i İskender olup kabr-i şerîfleri üzre dahi tekrâr demir kafesler inşâ olunup kubbe-i âlîlerin binâ etmişlerdir kim mahall-i münâsebetiyle evsâfın tahrîr ederiz. Ve Nûreddîn-i şehîd Sultân bu binâ-yı azîme himmet edüp şehr-i Medîneyi ibtidâ kal‘a içine anlar alduğun Arab tevârîhlerinde tafsîl üzre tahrîr etmişlerdir. Ammâ bizim murâd [u] maksûd [u] merâmımız olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a–Y286b ·
metinde göster ·
… kapusu demekdir. Hâlâ Gazze'den Mısır'a gelürken şâhrâhın sağ cânibinde âsâr-ı
binâları ile
zâhirdir.
Ve âdet-i cârîleri üzre ol dıraht altında Hakk'a ibâdet edüp ol dıraht kurbunda bir şehr-i azîm binâ edüp ismini Dersân kodu, İbrî dilince cennet kapusu demekdir. Hâlâ Gazze'den Mısır'a gelürken şâhrâhın sağ cânibinde âsâr-ı binâları ile zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6b ·
metinde göster ·