… e hakkâk desti değmemiş ve nâ-sezâ elleri ermemiş bir dürr-i nâ-şükûfte perî-rû
bintânları olur
. Kırkkilise ve Vize ve Sarây kasabaları halkı bu kefere kızlarından nikâh ile b …
Ve hâllarının her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşg-i Tatar değer. Hâlâ her birine hakkâk desti değmemiş ve nâ-sezâ elleri ermemiş bir dürr-i nâ-şükûfte perî-rû bintânları olur. Kırkkilise ve Vize ve Sarây kasabaları halkı bu kefere kızlarından nikâh ile bânûlar alup döl döş sâhibi olur niçe yüz müselmânlar var, cümle menkûhaları kefere kızlarıdır. Radıyallâhu anh mezheb-i İmâm-ı hümâm-ı A‘zam'da câizdir, rahmetullâhi aleyh. Hakkâ ki latîf mezhebimiz vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41b ·
metinde göster ·
… n-i meh-cebîn-i mahbûbe ve mahbûbân: Ol kadar pençe-i âfitâb gılmân u nisvân ve
bintânları olur
kim yigirmi sene[ye] bâliğ olunca gılmânlarında ser-i mûdan bir eser olmayup he …
Der-sûret-i çîn-i meh-cebîn-i mahbûbe ve mahbûbân: Ol kadar pençe-i âfitâb gılmân u nisvân ve bintânları olur kim yigirmi sene[ye] bâliğ olunca gılmânlarında ser-i mûdan bir eser olmayup henüz mahbûbu'l-kulûb çağına erer merd ü zeni hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn mahbûbları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri gûyâ dürr-i meknûn müstesnâ cüvân [u]
bintânları olur
kim geysû-yı müşk-bârların sarkıtdıklarında uşşâkânların gönüllerin kendülerine …
Der-medh-i sıfat-ı mahbûbe [vü] mahbûbân: Hevâsının letâfetinden gılmân [u] nisvân-ı bintânları gâyet hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri gûyâ dürr-i meknûn müstesnâ cüvân [u] bintânları olur kim geysû-yı müşk-bârların sarkıtdıklarında uşşâkânların gönüllerin kendülerine cân ü dil ile akıdırlar. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri var kim hakkâk desti değmemiş bir dürr-i yektâlardır. Ve dâmenlerine hâr ilişmemiş birer mehtâbelerdir. Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden gelme pençe-i âfitâb mehtâb gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gibi yumuşak ve nerm ü râm ve nâzük-endâm gulâm-ı mehpâreleri olur kim mahbûb-dost gulâmpâre bürâderlerimiz bu mâhpâreleri gördüklerinde pâre pâre olurlar. Hattâ Kavâflar bâzârı yanında her sabâh esîr bâzârı durur, bunda olan dilberân cem‘iyyeti İslâmbol'da Oğlan Şeyhi tekyesinde olmazdır. Niçe züğürd ve müflis mendebûr âşıklar göz cizircikiyle, ya‘nî göz zinâsıyla geçinüp künc-i mihnethânesine âh-ı dâğ-ı derûn çekerek gider. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
, ammâ Berâbire'si üç kerre yüz bin âdem olur. Ve bu varoşda binden mütecâviz ce …
On mikdârı tula-binâ câmi‘lerinde ibtidâ Fûncistân pâdişâhı nâmına, andan âl-i Osmân'a du‘â edeler kim hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyndir. Gâyet musallî Mâlikiyyü'l-mezheb kavmi vardır. Aslâ kizb ü gıybet ve sû-i zan ü mesâvî bilmezler. Gâyet mustakîm âdemler olduğiyçün şehr-i Mısır'da cümle tüccâr ve ehl-i sûkun huddâmları kavm-i Berâbiredir. Berâbire re‘âyâsına derler, Berberî askerîsine derler. Cümle tâ’ife-i askerî altmış bin olur, ammâ Berâbire'si üç kerre yüz bin âdem olur. Ve bu varoşda binden mütecâviz cellâbe ya‘nî Sûdân ve İsvân ve Fûncistân bâzergânları sâkin olurlar. Ve Berâbire'si ticâret ü zirâ‘at ile mukayyed olup şa‘îr ve dürre ya‘nî darı eküp biçüp gıdâları arpa ve darı ekmeği ve lahm-ı tayrî ve cemel eti ve südüdür. Ve bozası gâyet memdûhdur. Ve kedi eti yemek mübâhdır, ciddi kutta ya‘nî lezîz kedi deyüp vakt-i zarûretde yerler. Ve Nîl zülâli nûş ederler. Bir kabîlesi dahi sahrâlarda zürâfe ve pîl ve gergerdân ve ceyrân sayd u şikâr edüp tırnakları çataldır, deyü tenâvül ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b ·
metinde göster ·