Mürûr-ı eyyâm ile keştî-i Nûh levhaları Cebel-i Cûde üzre kalup tâ Vezendon kıral asrında kızı Ay Sofya, Ayasofya'yı binâ ederken Hazret-i Hızır'ın ta‘lîmiyle Nûh Nebî keştîsinin tahtaların getirüp bu câmi‘-i şerîfin cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismârı olan yerleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
birez istihkâm bulmak içün bir sene ferâgat edüp gayrı hayrâtlar binâ ederlerdi …
Ammâ sol tarafdaki üç tabakalı minâreye cevâhir minâre derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim; Süleymân Hân bu câmi‘i binâ ederken birez istihkâm bulmak içün bir sene ferâgat edüp gayrı hayrâtlar binâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… e Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi
binâ ederken
Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm e …
Andan def‘a-i sânîde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Kul ile hüsn-i zindegânîsi olmaduğı ecilden sadâretden azl olunup eyâlet-i Şâm ihsân olunup Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Murâd Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde cümle 1000 dükkândır ve yekûn neferât cümle 3005 askerdir. Bunların pîr-i hakîkîsi bizzât Hazret-i Dâvûd aleyhi's-selâmdır kim Kudüs-i Şerîf'de Bâb-ı Dâvûd hâricinde bir mahalle içre câmi-i selâtîni ve imâreti ve medresesi ve türbedârları vardır, hâlâ azîm âsitânedir ve bizzât yanında evlâdı Hazret-i Süleymân medfûndur. Zîrâ Mescid-i Aksâ'yı binâ ederken asâsına dayanup merhûm oldukda vezîri Âsaf-ı Berhayâ pederi yanında defn etdüği cemî‘i Kabâbıta ve İsrâ’îlî tevârîhlerinde mastûr [u] mutâbıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183b ·
metinde göster ·
… e kâlıbları ve gayrı ibret-nümâ kâlıbları bu kârhânededir. Süleymân Hân, câmi‘i
binâ ederken
bu kârhâne elzem-i levâzımından olmağile Süleymân Hân ibtidâ bu kârhâneyi binâ …
Kârhâne birdir, Süleymâniyye câmi‘i tahtındaki çârsû içre bir kârhâne-i azîmdir. Cümle selâtîn câmi‘lerinin tuç pençere kâlıbları ve gayrı ibret-nümâ kâlıbları bu kârhânededir. Süleymân Hân, câmi‘i binâ ederken bu kârhâne elzem-i levâzımından olmağile Süleymân Hân ibtidâ bu kârhâneyi binâ etdi. Dâ’imâ dökmecibaşı bunda sâkindir. Sâ’ir dükkânları dörd mevleviyyet yerde bin dükkândır. Neferâtları cümle bin üç yüzdür. Zîrâ sahan dökmecileri dahi bunlara yamakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189a ·
metinde göster ·
bu şehri anın oğlu Aya İstefan binâ etdiğiyçün galat-ı meşhûru Ayasdifanaz derl …
Yanko ibn Madyan İslâmbol'u binâ ederken bu şehri anın oğlu Aya İstefan binâ etdiğiyçün galat-ı meşhûru Ayasdifanaz derler. Leb-i deryâda bostâncıbaşı hükmünde (---)yi subaşılığıdır ve bir yasakcı kolluğu vardır. Eyyûb mollası nâhiyesi hükmündedir. Kefere asrında şehr-i azîm imiş. Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah halîfe asrında Hicret-i Nebevî'nin sene 92 târîhinde İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet etdiklerinde Ömer b. Abdül‘azîz hazretleri bu şehri harâb edüp hâlâ leb-i deryâda beş yüz kiremit örtülü ma‘mûr Urum kasabasıdır. Bir zâviyesi ve esvâk-ı muhtasarı ve iki kenîsesi var. Ammâ hevâsı gâyet latîfdir. Bunda cümle refîklerimiz ile gemiden çıkup bir gice mihmân olup ale's-sabâh bundan piyâdece cânib-i şimâle leb-i deryâ ile 3 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Pîr Dede: Ebü'l-feth Gâzî pederi Murâd Hân-ı Sânî, bu Merzifon şehrinde câmi‘ ve hân [ve] medrese binâ ederken münâfıkîn ve münkirînler, Pîr Dede Sultân'ı Murâd Hân'a geçüp pâdişâhı "Pîr De[de] nisvânlar ile hammâma girüp ba‘zı hâtûnlara kîse ve sabun sürüp gûnâ-gûn hizmetler edüp 'Bu senin karnındaki erkekdir ve bu senin karnındaki dişicedir. Kızım olsun ismini Râbi‘a ko' deyü muğayyebât-ı hamsdan dem urup böyle kâfir ve zındîk ve mülhid ve bî-mezheb cevlâkî ışıkdır", deyü ol kadar iftirâ-yı mahzlar ederler kim hemân Murâd Hân gazab-âlûd olup niyyetü'l-gazâ deyüp kılıç kuşanup bu hammâmda Pîr Dede Sultânı hammâmı içre futa kuşanmış görür. Ammâ taşrada şallâk u mallâk ve uryân gezer bir mecâzibûndan er kimesne imiş. Murâd Hân eydür: "Bre mel‘ûn ışık! Sen niçün bu kadar ümmeti Muhammedin nâ-mahrem havâtînleriyle hammâma girüp niçe nisvân-ı sâhib-ısyâna kîse sürersin" didikde "Beğim! Ben dîn-i mübîn-i a‘lâ çobanının hizmetkârıyım. Ol hâtûnlar dîn [ü] îmân damızlığıdır. Anlardan kibâr-ı kümmelîn ve ulemâ-yı müfessirînler müştak olur. Ben anlara seyislik edüp timar etmeğiçün hammâma girmek değil, eben böyle kârgîr hammâm dîvârına girerim" deyü Bismillah ile hammâmın cânib-i şarkîsinde olan dîvâra girer. Hâlâ mübârek arkası dîvâra gömülüp te’sîr etdüğü yer zâhir ü bâhirdir. Sultân Murâd eydür "Dede! Ben seni şu kılıç ile şer‘-i Resûl üzre katl 347a etmeğe geldim" deyü Dede üzre kılıç çekerek De[de] eydür "Murâd Beğ! Şer‘ ile zâhir edâ-yı hizmet etdin, ammâ bu işe me’mûr değilsin. Sığala oğlu elinden kâfirler İzmir kal‘asın aldı. Timur-leng alamamışken Firenk ile Urum istîlâ edüp {aldı}. Var halâs edüp fâtih-i İzmir ol ve şu ekmeği ye" deyü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup ramazân pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a verir, "Var İzmir'i feth eyle" der. Birin Şehzâde Ebü'l-feth'e verüp "İkinci hılâfetde Mehemmed İslâmbol'u feth edüp bu etmeği İslâmbol'da ye" deyü Şehzâde Ebü'l-feth'e İslâmbol'un fethin dahi tebşîr etdükde Murâd Hân, Dede Pîr Sultân'ın pâyine yüz sürüp ba‘dehû mu‘tekid-i tâmmı olup İzmir'i feth eder. Yigirmi altı seneden sonra Ebü'l-feth İslâmbol'u feth edüp babası Murâd Hân ve Ebü'l-feth Hân, Pîr Dede Sultân'ın âsitânesine üç yüz altmış altı pâre kurâ vakf ederler. Ve bu Merzifon şehri de ol sultânın evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağaları nâzırıdır. Her sene birer mütevellîsi gelüp evkâf kurâların üç yüz atlı ile zabt edüp imâretin ve âyende vü revendeye ni‘meti ve şa‘îrin ve üç yüz du‘â-gûyân ve müsebbihîn ve mu‘arrifîne vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir. Hâlâ ol mezkûr beyâz mermer ekmekler Pîr Dede Sultân arkasıyla dîvâra girdiği nişân yanında iki add ekmekler âşkâredir. Bu hammâm bu gûne ziyâretgâh-ı azîmdir. Hasta girse bu hammâma bi-emrillah şifâ bulur. Netîce-i merâm bu hammâm-ı dilküşânın medhinde cemî‘î şâirler âcizlerdir. İlm-i sîm[y]â ile Ebu Alî Sînâ hakîmin binâ etdüğü hammâma mu‘âdil bir hammâm-ı ziyâretgâh-ı cân-sitândır. Andan bu şehr-i rûşen-âbâdın cemî‘î hânelerinin şâhnişîn ve derveze ve revzenleri kıble cânibine sahrâ-yı Merzifon'a nâzırdır. Bâd-ı sabâ rîhı bu şehr içre deverân etdüğünden cemî‘î ahâlîsi tendürüstlerdir. Niçe bigi ehl [u] iyâliyle Merzifon'un ensesindeki Deşan dağı yaylağına çıkup altı ayda anda Türkmân kabîleleriyle yayla fasılları ederler. Bu yaylanın vasfında lisân-ı meddâhân kâsırlardır. Bu yayla tâ kadîm-i evvelde Âl-i Dânişmendiyân ile diyâr-ı Mâhân-ı Horâsân'dan gelüp bu diyârı feth idelden beri bu yayla Deşan oğullarına temlîken kayd-ı hayât ile an-anhü ile mülk-i mevrûslarıdır. Deşan oğulları Seydî Beğ nâm bir benâmın hâlâ mülküdür. Yayla hakkın niçe yüz bin devâbâtdan alır. Ve bu yayladan niçe yüz âb-ı hayâtlar cereyân edüp nısfı Merzifon şehrinin bâğ u bâğçelerin saky eder. Ve cümle nevâhî kurâlarının mezra‘a yerlerin reyy eder. Bu Merzifon diyârının hâli oldur kim bârân-ı rahmet ne kadar nâzil olsa elbette yine Deşan dağlarının âb-ı revânlarıyla mezra‘alarını reyy etmeseler mahsûl vermez. Ammâ hubûbâtı ol kadar vefret üzre olur kim Arapça nassı üzre bir buğday dânesinden yigirmi ve on beş karındaş çıkup her sünbülde yüzer dâne olduğu hînde bir kilesi seksen kile mahsûl verir, arz-ı mahsûldârdır. Elbette mezra‘aları susuz olmaz. Anınçün bu Merzifon'da Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı zülâllerin mîrâv ağası vardır. Deşan oğulları da andan hâsıl ola[n] mâl-ı firâvândan hisse verirler, yahşi ağalıkdır. Bu nehirler üzre ağalar olmasa Merzifon halkı birbirlerini katl ederlerdi. Yine el’ân niçe gavgalar olur. Ve Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı câriyelerin bir fırkası Köprü şehrine akup bâğ ve besâtîn ve mezâri‘âtların saky eder. Ve bir fırkası Lâdik şehri ovasında Kavza kadılığı nâhiyesine akar. Ve bir bölük nehri cânib-i şimâle Osmâncık tarafında ovalara akup cemî‘î bâğları ve besâtînleri reyy eder. Böyle bir kûh-ı azîm ve yaylağ-ı kadîm Deşan dağıdır kim şehr-i Merzifon'a hayât veren bu Deşan dağı uyûnlarıdır. Ve bu şehr-i Merzifon bayırlı yerlere vâkı‘ olup arkasın Deşan dağına vermişdir ve Amasiyye bu şehrin kıblesinde on beş sâ‘atdir. Ve şehr-i Lâdik on iki sâ‘at yerdir ve Osmâncık on altı sâ‘at yerdir ve Gümüş şehri on sâ‘at yerdir ve kasaba-i Gergerân sekiz sâ‘atlik ve Deşan dağının şimâl cânib-i eteğinde Koca kal‘ası Köprü şehrine nâzırdır. Ol kal‘aya varınca (---) sâ‘at yerdir. Ve Merzifon'dan çıkup Deşan dağın aşup şimâle (---) sâ‘at gidüp şehr-i Köprü'dür ve yine Merzifon'dan üç menzilde cânib-i şimâle kal‘a-i Samsun'a varılır, Merzifon'un iskelesidir. Ba‘zılar Sinop iskelesine giderler, ammâ Samsun Merzifon'a karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346b–347a ·
metinde göster ·
… îvrîğ nâm bir div-i bî-âmân var idi. İdincik şehrinde Belkîs'e bir sarây-ı azîm
binâ ederken
bu Dîvrîğ hizmet etmede ta‘annüd edüp kayd-bend ile bu Dîvrîğ kayasında habs ed …
İbtidâ imâretinde sebeb Târîh-i Yanvan kavli üzre Hazret-i Süleymân'dır. Dîvrîğ nâm bir div-i bî-âmân var idi. İdincik şehrinde Belkîs'e bir sarây-ı azîm binâ ederken bu Dîvrîğ hizmet etmede ta‘annüd edüp kayd-bend ile bu Dîvrîğ kayasında habs edüp bu yalçın kaya gârında niçe sene mahbûs kalup ba‘dehû Hazret-i Zekeriyyâ asrında Sivas kal‘ası sâhibi bu Divriği binâ edüp ismine Süleymân Nebî habs etdüğü devin ismin koyup Divriği deyü tesmiyye etdiler. Ba‘dehû niçe mülûkden mülûke değüp âhir sene 200 târîhinde Âl-i Dânişmendiyye i‘ânetiyle Hazret-i Ömer evlâdlarından Malâtiyye'yi feth eden Emîr Ömer b. Lokmân halîfe Ermenî elinden feth edüp yine kefere-i Ermenî istilâ edüp ba‘dehû sene 478 târîhinde Âl-i Selçukiyân'dan (---) destine girmiştir. Andan Âl-i Osmâniyân'dan sene (---) târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân zor-ı bâzû ile Ermenîler destinden feth edüp sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî asrında şâh-ı Acem Sivas'a ve Tokad'a gelince istîlâ edüp sene (---) târîhinde ahâlîsi Çıldır gazâsından sonra Selîm Şâh-ı Evvel'e mutî‘ [ü] münkâd olup eyâlet-i Sivas'da sancakbeği tahtı oldu. Taraf-ı pâdişâhîden kânûnnâme-i Süleymân Hân üzre beğinin hâss-ı hümâyûnu (---) yük akçedir. Livâsında erbâb-ı timar (---) ve erbâb-ı zu‘amâsı (---) ve paşası askeriyle cümle iki bin asker olur. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve paşalar ve beğleri ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ü sulehâsı gâyet çokdur. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve bâcdârı vardır. Kadısına cümle (---) aded nevâhî kurâlarından altı kîse hâsıl olur. Paşasına ber-vech-i adâlet cüz’-i ma‘dûdu üzre otuz kîse hâsıl olur, zîrâ mutî‘ [ü] münkâd ahâlîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a ·
metinde göster ·
… p karâr etmişdir. Ol ecilden üstâd Mi‘mâr Sinân bu Edirne'de Selîmiyye kubbesin
binâ ederken
Ayasofya kubbesini Hazretin ağzı yârıyla binâ etdikleri mahalden bir vakıyye mi …
Ba‘dehû yine Hazret-i Risâlet-penâhın ağzı yârıyla binâ olunup karâr etmişdir. Ol ecilden üstâd Mi‘mâr Sinân bu Edirne'de Selîmiyye kubbesin binâ ederken Ayasofya kubbesini Hazretin ağzı yârıyla binâ etdikleri mahalden bir vakıyye mikdârı kireci Ayasofya kubbesinden kazıyup Selîmiyye kubbesi kirecine mahlût edüp bu Kubbe-i Selîm Hân'ı Mi‘mâr Sinân bu takrîb ile inşâ etmişdir kim inşâallah ilâ mâşâallah inkırâzu'd-deverân bu kubbe-i Selîm Hân mü’ebbed olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154b ·
metinde göster ·
… i İbrâhîm'i mancınık ile âteşgede-i Nemrûd'a atmağa ihtimâm-ı tâm edüp mancınık
binâ ederken
beri tarafda Van arzında binâ etdiği kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah …
Ba‘dehû Nemrûd-ı la‘în bu dağı dahi âlî etmeğe fermân edüp kendüsü Ruha şehrine ya‘nî Urfa'ya gidüp Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşgede-i Nemrûd'a atmağa ihtimâm-ı tâm edüp mancınık binâ ederken beri tarafda Van arzında binâ etdiği kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah azametiyle Cibril-i Emîn'e emr edüp ol cebel-i âlînin esâsına kanad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl-ı Nemrûdîler ile ol cebel-i bülend ser-nigûn olup bi-emrillahi Ta‘âlâ ka‘r-ı zemîne geçüp ol yerden bir âb-ı siyâh çıkup deryâ oldu kim hâlâ Van deryâsı ol Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği dağın ka‘ra geçdüğü yerden zâhir olmuşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi on bir konak ihâta eder bir bahrdir kim asla bir bahre ittisâli yok, başka bir semm-i helâhil bahrdir. Şarkdan garba tûlânîsi altmış sekiz mildir ve vakt-i şitâda gâşet şiddet üzre temevvüc eder. Ve devri cümle beş yüz mildir ve etrâfında cümle binâ-yı metîn dokuz aded kılâ‘-ı hısn-ı hasînler ve sedd-i metînlerdir ve bu bahr-i Van içre iki büyük cezîreler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… siyle imâr eyledi. Ba‘dehû sene 992 târîhinde Kumla Çemeni kal‘asın Ferhâd Paşa
binâ ederken
bu Toprak kal‘ayı dahi imâr etdi. Ve Süleymân Hân'ın Tavaşî Süleymân Paşa'sı ve …
Sene 694 târîhinde Âl-i Cengiziyân'dan İslâm ile müşerref olan Muhammed Şâm-ı Gazan bu Toprak kal‘ayı binâ etmişdir. Ba‘dehû yine mülûkdan mülûk destine girmişdir. Ba‘dehû sene 932 târîhinde Şâh Tahmasb tevsî‘ edüp dahi ziyâdesiyle imâr eyledi. Ba‘dehû sene 992 târîhinde Kumla Çemeni kal‘asın Ferhâd Paşa binâ ederken bu Toprak kal‘ayı dahi imâr etdi. Ve Süleymân Hân'ın Tavaşî Süleymân Paşa'sı ve Hadım Ca‘fer Paşa'sı cümle der-i dîvârların metânet üzre bünyâd etdikleri ba‘dehû tavsîf ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
… n Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde
binâ ederken
nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden …
Menzil-i Devne Değirmenleri: Bir dereli ve depeli yerlerde bî-hisâb değirmenlerdir kim biri birinden suları cereyân edüp âsiyâblardır. Cemî‘i Dobruca ve Deliorman halkı bu değirmenlere muhtâclardır ve her bir değirmen birer ze‘âmetden yahşıdır. Cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin ve nısf paşazâdelerin Devne değirmenleri vardır. Sayf [u] şitâda âb-ı hayât suyu cârîdir. Hattâ Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu Devne fezâsında Melek Paşa efendimizle meks edüp ale's-sabâh huzûr-ı paşada edâ-yı salât-ı fecri tamâm edüp hakîr Yâsin-i şerîfi tilâvet etdikden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… yı mezbûr kızın na‘şıyla arabalara tahmîl edüp Boğdan'da bu Duna kilisayı henüz
binâ ederken
bu deyre ol sandukayı koyup mermer üzre altun kakma zer-nişânlar üzre la‘l u yâ …
Paşa efendimiz hakîri keşfine gönderüp hakîkatü'l-hâl tahrîr olunduğu üzre Paşa'ya arz etdikde, ol asırda Lipul Beğ Boğdan beği idi kim pâdişâha ve vezîre ve sâ’ir vükelâlara yigirmi bin altun bezl edüp bu mermer sandukayı mezbûr kızın na‘şıyla arabalara tahmîl edüp Boğdan'da bu Duna kilisayı henüz binâ ederken bu deyre ol sandukayı koyup mermer üzre altun kakma zer-nişânlar üzre la‘l u yâkût ve elmas ü pîrûze ve zeberced ve seylân ve aynü'l-hurr ve aynü'l-hirr ve aynü's-semek ve zümürrüd ve yeşim ve hıtayî ve yemenî nâm zî-kıymet cevâhir ahcârları ile mezbûr mermer sandukayı zeyn edüp ana bir kırmızı atlas ve hârâ-yı münakkaşdan zer-ender-zer zerdûz bir zarf-ı turfe etmiş kim temâşâ edenin ceşm-i mükehhalı hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107a ·
metinde göster ·
… rında Urusçuk kal‘ası mukâbelesinde Tuna aşırı Yergöğü kal‘asın Eflak tarafında
binâ ederken
gem[i]ler ile Tuna sevâhillerin temâşâ ederek mezkûr demir kapuyu görüp su’âl e …
Bu uyûn-ı Bınarhisâr hakkında müverrihân-ı Rûm ve Latin kavilleri üzre bu nehir tâ Tuna Demirkapusu'ndan gelir, derler, muhakkakdır, zîrâ bu hakîr Tuna yalılarında ba‘zı hidmetler zabt ederken Tuna Fethülislâmı yanında bir demir kapu vardır. Rûm ve Arab ve Acem seyyâhânları mâbeynlerinde meşhûrdur. Kaçan kim nehr-i Tuna'(nın) tenezzülde olsa ol demir kafes kapu nümâyân olur. Bu kapudan nehr-i Tuna ejdehâ gibi kıjğırup (girüp) tâ on konak yer altından cereyân edüp bu Bınarhisârı'na gelir. Ve Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân evkâfnâmelerinde yazar kim kaçan kim Mehemmed Hân Tuna kenârında Urusçuk kal‘ası mukâbelesinde Tuna aşırı Yergöğü kal‘asın Eflak tarafında binâ ederken gem[i]ler ile Tuna sevâhillerin temâşâ ederek mezkûr demir kapuyu görüp su’âl etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·
… ahyâ'nın şeref-i sohbetiyle müşerref olup Hazret-i Yahyâ'nın izniyle bu kal‘ayı
binâ ederken
Hazret-i Îsâ dahi Hazret-i Muhammed'in vücûda gelmesinden altı yüz yıl evvel Ha …
Be-kavl-i müverrihân-ı Macar İrşek bu kal‘ayı Hazret-i Yahyâ asrında Milyaş nâm bir papas kralzâdelerden terk-i dünyâ olup Hazret-i Yahyâ'nın şeref-i sohbetiyle müşerref olup Hazret-i Yahyâ'nın izniyle bu kal‘ayı binâ ederken Hazret-i Îsâ dahi Hazret-i Muhammed'in vücûda gelmesinden altı yüz yıl evvel Hazret-i Îsâ vücûda geldüğü sene bu kal‘a-i Ustolni'yi be-dest-i Milyaş papas binâ etmişdir, deyü müverrihân-ı Macar ve Latin ve kavm-i Yûnân mufassal yazmışlardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
… Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın altun hokkaya koyup bu kal‘a içre bir ma‘bedhâne
binâ ederken
Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın kireç ve cibis içine ilkâ edüp bir manastır-ı azî …
İskemle kal‘ası ta‘bîrinin aslı oldur kim bu kal‘a Hazret-i Yahyâ nefesi ile binâ olunup derûn-ı hisârda kal‘a binâ eden Milyaş papas Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın altun hokkaya koyup bu kal‘a içre bir ma‘bedhâne binâ ederken Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarın kireç ve cibis içine ilkâ edüp bir manastır-ı azîm inşâ etdikde alem olmak içün bu deyr-i kadîme üç yüz kulaç-ı âlî bir çanlık kullesi binâ edüp Hazret-i Yahyâ'nın ağzı yarı koduğu altun hokkayı bu nâkûshânenin tâ zirve-i a‘lâsına alem yerine koyup anıniçün bu kal‘aya Macar kavmi Kızılelma derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu sene (---) târîhinde fermân-ı pâdişâhî ile Sâhib Geray Hân
binâ ederken
ol dahi dâr-ı bâkîye irtihâl etdikde gayri hânlar bu kal‘ayı itmâm etdiler.
Ba‘dehu sene (---) târîhinde fermân-ı pâdişâhî ile Sâhib Geray Hân binâ ederken ol dahi dâr-ı bâkîye irtihâl etdikde gayri hânlar bu kal‘ayı itmâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
… rbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed
binâ ederken
hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Bir dere içine vâki‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf mesîregâh teferrücgâh bir vâdîde vâki‘ olmuşdur. İbtidâ cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i Elma kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân olup hakkâ ki pâdişâhâne zevk u safâlar edüp niçe bin bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edüp rûh-efzâ demler etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… hümâyûn gemileriyle lenger-endâht olup liman ağzında bir kulle-i azîm mendirek
binâ ederken
bu arslanı da temâşâ edüp gûnâ-gûn boyalarla nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ ol na …
Ammâ bu liman-ı azîm üç yüz pâre gemi alır çanak gibi bir müdevver kapulu limandır kim beş rûzgâr-ı zorkârdan emîn olup a‘lâ demir dutar yataklı limandır. Hattâ Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa kapudan paşa-yı bahr iken bu limanda donanma-i hümâyûn gemileriyle lenger-endâht olup liman ağzında bir kulle-i azîm mendirek binâ ederken bu arslanı da temâşâ edüp gûnâ-gûn boyalarla nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ ol nakşın eserleri vücûd-ı gazanferde zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… k Hasan Paşa câmi‘i, kiliseden bozma değildir. Müceddeden Sekbânbaşı Mahmûd Ağa
binâ ederken
nâ-tamâm kalup Hasan Paşa itmâm etdiğinden Hasan Paşa câmi‘i derler. Kıble kapu …
Andan liman kenârında Küçük Hasan Paşa câmi‘i, kiliseden bozma değildir. Müceddeden Sekbânbaşı Mahmûd Ağa binâ ederken nâ-tamâm kalup Hasan Paşa itmâm etdiğinden Hasan Paşa câmi‘i derler. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
… dir. Bir kurşumlu ve tahta kubbe örtülü ve bir kârgîr minâreli müferri[h] câmi‘
binâ ederken
Allâhu a‘lem Sultân Bâyezîd-i Velî bir gazâya giderken bu câmi‘i görüp,
Andan yukaru iç kal‘a önünde bir mürtefi‘ yerde câmi‘-i Ohrîzâde, bunlar hasîb [ü] nesîb hânedân sâhibi kralzâdeler imiş. Hâlâ bu şehir anların hükmünde fermân-berdir. Bir kurşumlu ve tahta kubbe örtülü ve bir kârgîr minâreli müferri[h] câmi‘ binâ ederken Allâhu a‘lem Sultân Bâyezîd-i Velî bir gazâya giderken bu câmi‘i görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370a ·
metinde göster ·
… on mâl ile Kudüs'e gelüp Hazret-i Îsâ'nın ba‘zı âsârların bulup (---) hayrâtlar
binâ ederken
Kudüs'de Mağaryos nâmında bir pîr-i nâtüvân ve bıtrîk-ı mugân buldu. Meğer kavm …
{Der beyân-ı bânî-i deyr-i Kumâme: Be-kavl-i müverrihân-ı Yûnâniyân, Hazret-i Îsâ'nın mevlûdundan 328 sene sonra İslâmbol'u binâ eden Kostantîn'in vâlidesi Hellane Mayfirav avret Ruha şehirli bir melik kızı idi. Kostantîn'den kırk milyon mâl ile Kudüs'e gelüp Hazret-i Îsâ'nın ba‘zı âsârların bulup (---) hayrâtlar binâ ederken Kudüs'de Mağaryos nâmında bir pîr-i nâtüvân ve bıtrîk-ı mugân buldu. Meğer kavm-i Yahûd Hazret-i Îsâ'yı bu papas üzre salb etmişler ve salb olunan ağacı bu papas bilirdi. Âhir Mağaryos papas Hellane avrete Îsâ'nın salb olunan ağacın yerini gösterüp Hellane emriyle dibin kazup içinden bir kabir ile salîbler şeklinde ya‘nî haç gibi üç pâre ağaçlar çıkdı. Nasârâ zu‘munca ol ağaçları bir bir ol kabir içindeki meyyit üzre bırakdılar. Ol ân ol meyyit hayât bulup turugeldi. Ol gün ki mâh-ı Eylûl'ün on dördüncü günü idi. Hâlâ nasârânın ol gün ha haç suya ilkâ etmeler (---)(---) ve kefere haçlarına ta‘zîmleri bundan kalmışdır kim Y 224a meyyit üzre ol haçları bırağup meyyit hayât bulduğu Kabâbıta ve Yûnân tevârîhlerinde merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223b–Y224a ·
metinde göster ·
… ar taşırdı. Ammâ Hazret-i İshâk iki yaşında idi. Ammâ Hazret-i İbrâhîm Mekke'yi
binâ ederken
yüz yaşında idi.
Ba'de't-tûfân ol haceri Hazret-i Cibrîl-i Emîn Cebel-i Ebî Kubeys'de defn etdi. Ve Allâhü Ta‘âlâ Tûfân'dan sonra Beyt-i Ma‘mûr yerine Hazret-i İbrâhîm'e emir edüp Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle Ka‘be-i şerîfi yedi dağın taşı ve kayırından binâ etdi. Ve Hazret-i İbrâhîm'in oğulları İsmâ‘îl üç yaşında idi, ummâllık edüp bâr-ı hafîf taşcuğazlar taşırdı. Ammâ Hazret-i İshâk iki yaşında idi. Ammâ Hazret-i İbrâhîm Mekke'yi binâ ederken yüz yaşında idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y339b ·
metinde göster ·
… dahi derler. Anda Hazret-i İbrâhîm mübârek kadem-i şerîfleri ile Beyt-i şerîfi
binâ ederken
hâk-i amber-pâki tîn edüp tahmîr ederken bu mahalde mahlût etdüğiyçün Ma‘cene d …
Ve Hazret-i şefî‘ül-müznibînin i‘tibâr etdikleri bir dahi Beyt-i şerîf bâbının sağ cânibinde Rükn-i Irâkî'ye karîb temel dibinde bir çukurcuk vardır. Ana Ma‘cene derler. Ve makâm-ı Cibrîl dahi derler. Anda Hazret-i İbrâhîm mübârek kadem-i şerîfleri ile Beyt-i şerîfi binâ ederken hâk-i amber-pâki tîn edüp tahmîr ederken bu mahalde mahlût etdüğiyçün Ma‘cene derler. Anda iki rek‘at namâz kılmak sünnetdir. Çâr köşe bir çukurcukdur. Ve bu makâm-ı Ma‘cene içinde Beyt-i şerîfin temeli taşında iki zirâ‘ bâlâ bir mâvî taş-ı nîlgûn üzre celî hat ile tahrîr olunmuşdur, bu târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y344a ·
metinde göster ·
… cümle fukarâ-yı Mısır'a bezl-i mâl eder. Andan bu câmi‘i ol kenz-i genc-âverden
binâ ederken
pâdişâh fevt olup Merdân Şâh'ı müstakil pâdişâh ederler.
"Yâ Merdân, öşrün bize verüp keyfe mâ-yeşâ ol mâla mutasarrıf ol" deyü Merdân'a izin verir. Merdân taşımadan bîzâr olup cümle fukarâ-yı Mısır'a bezl-i mâl eder. Andan bu câmi‘i ol kenz-i genc-âverden binâ ederken pâdişâh fevt olup Merdân Şâh'ı müstakil pâdişâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y100a ·
metinde göster ·
ömür vefâ etmeyüp merhûm oldu. Mürûr-ı eyyâm ile Hazret-i Yûsuf'a hilâfet ve nü …
Ba‘dehu Melik Reyyân bu anbârları binâ ederken ömür vefâ etmeyüp merhûm oldu. Mürûr-ı eyyâm ile Hazret-i Yûsuf'a hilâfet ve nübüvvet gelüp anbârları Hazret-i Yûsuf binâ etdüği mastûrdur. Hâlâ mezkûr anbârın dördü dahi hubûbât ile her sene mâl-â-mâl olduğunda cümle ahâlî-i vilâyet ve cümle ocak ihtiyârları ve yedi bölük ağaları ve paşa ve mollâ anbâr-ı Yûsuf'un bâbların küşâde kılup du‘â ve senâ ile dörd anbâra bayraklar dikilüp anbâr emîni paşaya bir azîm ziyâfet edüp bir sîm eğerli ve mücevher gaddâre ve topuzlu bir küheylân at çeker ve bir yelkendez at çeker, üç Mısrî kîse ve üç tavâşî ve bin erdeb gılâl hedâyâ verüp hil‘at-ı fâhire ihsân olunup "İstikâmet eyle" deyü tenbîh olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216b ·
metinde göster ·