Evvelâ zemîni mukaddemâ Ebü'l-feth binâ etdiği Sarây-ı Atîk'in nısfın bölüp Süleymân Hân bu câmi‘i deryâya nâzır bir kûh-ı bülend üzre bir câmi‘-i bî-mânend binâ etdi. Cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'da ne kadar bin üstâd-ı kâmil mi‘mâr u bennâ vü ummâl u seng-trâş ve mermer-bür var ise cem‘ edüp üç sene kâmil üç bin pây-beste forsa pâyzen temelin ka‘r-ı zemîne endirüp kûhkenlerin darb-ı tîşeleri sadâsın ka‘r-ı zemînde hamele-i dünyâ olan sevr istimâ‘ ederdi. Tâ bu mertebe ka‘r-ı zemîne varınca hafr edüp andan esâsına rıhtım binâ ile üç senede vech-i arza esâs binâ çıkup zâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… dadır ve bu şehre selef hulefâları nehr-i Âsî'den bir ark kesüp Horâsânî kârgîr
binâ ile
âb-ı sâfı şehre gelüp reyy eder. Gerçi suyu Âsî'den gelir ammâ gûyâ hammâm suyu …
Eşkâl-i kal‘a-i Hımıs : Nehr-i Âsî'den kâmil beşbin adım cânib-i şarka ba‘îd bir çölde bir amelî yığma püşte üzre seng-trâş ile mebnî bir kal‘a-i savaş-ı perhâşdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cânib-i garba mekşûf bir bâb-ı meftûhu var, demir kanatları vardır. Cânib-i erba‘asında handakı yokdur. Vech-i dîvârında münakkaş taşlar ile derûn-ı hisârda cümle (---) aded hâk-i amber-i pâk ile mestûr hânelerdir. Kal‘a dizdârı ve neferâtları vardır. Kifâyet mikdârı topları vardır. Paşa bu şehre dâhil olunca acâyip top şâdımânları etdiler. Hayli yüksek kal‘a-i bâlâdır. Bu Arabistân'da böyle amelî yığma depe üzre bu Hımıs ve Hamâ ve Haleb kal‘asıdır (---)(---). Ammâ aşağı varoşda cümle (---) aded hâne-i zîbâlardır. Bâğ u bâğçeleri yokdur. Câ-be-câ hadîkaları nehr-i Âsî kenarındadır ve bu şehre selef hulefâları nehr-i Âsî'den bir ark kesüp Horâsânî kârgîr binâ ile âb-ı sâfı şehre gelüp reyy eder. Gerçi suyu Âsî'den gelir ammâ gûyâ hammâm suyu gibi germâ olur ve aşağı varoşu etrâfında rıbât olmamağla Urbândan gâyet havf ederler. Ve cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ yukaru iç kal‘ada câmi‘-i Sultân (---) ol kadar vâsi‘ câmi‘ değildir Ammâ nazargâh-ı kadîm olmağıla rûhâniyyet vardır ve Hazret-i Osmân'ın kûfî hatt ile Kelâm-ı İzzet'i bu câmi‘dedir kim Hazret-i Osmân Medîne-i Münevvere'de bu Kelâ[m]-ı İzzet'de tilâvet-i Kur’ân ederken yevm-i Ramazân'da şehîd edüp bu Kelâm-ı İzzet'de sûre-i (---)Arapça âyet-i şerîfi üzre hâlâ kan bulaşmış âsârı vardır. Ve câmi‘-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27a ·
metinde göster ·
… -selâm: Bir bayır dibinde yüz yetmiş adım kabr-i tavîldir. Üzerinde yine kârgîr
binâ ile
mebnî hâk-i pâk ile mestûr âsitâne-i azîmdir. Yine ser-i sa‘âdetleri Kudüs câni …
Ziyâret-i Hazret-i Şîs ve Hazret-i Âdem Safî aleyhimâ's-selâm: Bir bayır dibinde yüz yetmiş adım kabr-i tavîldir. Üzerinde yine kârgîr binâ ile mebnî hâk-i pâk ile mestûr âsitâne-i azîmdir. Yine ser-i sa‘âdetleri Kudüs cânibindedir. Yetmiş-seksen mikdârı Hindî Özbek'i ve fukarâ-yı Urbân ile memlû bir âsitâne-i azîmdir. Ammâ etrâfında kurâ ve kasabâtdan imâr olmamağile ehl-i züvvârı azdır, ammâ acâyib rûhâniyyet vardır. Kabr-i şerîfine âdem girince vücûdına lerze müstevlî olur. Hazret-i Âdem hayâtda iken bu Hazret-i Şît'e kırk yaşında nübüvvet gelüp çulhalık ile kifâf-ı nefs ederdi. Sene (---) mu‘ammer olup pederi Âdem Safî'den sonra merhûm olup bu mahalde defn etdiler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk, Hazret-i Şît'den vilâdet-i Seyyidi'l-Kevneyn ve's-sakaleyn'e gelince sene 6750 olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
mebnî olup kurşum ile mestûr imiş. Niçe kerre ihrâk vâki‘ olup kurşumu kâl olup …
Ba‘dehû ana karîb Küçük Arasta, böyle kârgîr binâ haffâfhâne değildir, ammâ müzeyyen sûk-ı latîfdir. Bu bâlâda tahrîr olunan (---) aded bâzâr-ı sultânîler cümle esnâfıyla birer semte vâki‘ olup şeyhleri ve nakîbleri [ve] yiğitbaşıları ve kethüdâları ve çavuşlarıyla mazbût ehl-i hıreflerdir. Ekseriyyâ bu mezkûr çârsû-yı bâzârların dekâkînleri selef pâdişâhları asrında tertîb üzre binâ olunup her dükkânın önlerinde taş amûdlar üzre kemerlerdir kim şehre ziynet vermiş hemvâr esvâk-ı sultânîlerdir. Zamân-ı kudemâda cümle sûk-ı sultânî saçakları kârgîr binâ ile mebnî olup kurşum ile mestûr imiş. Niçe kerre ihrâk vâki‘ olup kurşumu kâl olup hâlâ bu hâl üzre hâlî kalmış bâzâr-ı müzeyyenlerdir. Bunlardan gayri kırk bir yerde dahi niçe sûk-ı sultânîler ve niçe bâzârgâhlar vardır kim (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
mebnî olan dâr-ı şifânın zikr olunan hücrelerinde gûnâ-gûn emrâz-ı muhtelifeye …
Bu gûne âsâr-ı binâ ile mebnî olan dâr-ı şifânın zikr olunan hücrelerinde gûnâ-gûn emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olan bây [u] gedâ ve pîr [ü] cüvân cümle hücrelerde mâl-â-mâldır ve ba‘zı odalarda hastaların tabî‘atlerine münâsib kış eyyâmında âteşler yakup pupla döşekler ve serâser yorkanlar ve harîr girde-bâlişlere marîzler dayanup nâlişler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b ·
metinde göster ·
… amberân: Her câmi‘de ilm-i hadîs ders-i âmları vardır ammâ Rûm'daki gibi kârgîr
binâ ile
mebnî dârü'l-hadîsleri yokdur ve müfessirîn ü muhaddisînleri gâyet çokdur. Hatt …
Der-vasf-ı dârü'l-hadîs-i Peygamberân: Her câmi‘de ilm-i hadîs ders-i âmları vardır ammâ Rûm'daki gibi kârgîr binâ ile mebnî dârü'l-hadîsleri yokdur ve müfessirîn ü muhaddisînleri gâyet çokdur. Hatta Müslim ü Buhârî hadîslerin hıfz eyler âlimleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256b ·
metinde göster ·
Hatta Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir vezîr-i hümâm deryâdan tarafa kârgîr
binâ ile
bir korkuluk sedd idem ve dağdan tarafa kûhkenlere kesdirüp şâhrâh-ı vâsi‘ idem …
Hatta Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir vezîr-i hümâm deryâdan tarafa kârgîr binâ ile bir korkuluk sedd idem ve dağdan tarafa kûhkenlere kesdirüp şâhrâh-ı vâsi‘ idem deyü himmet etmişken Kızılbaş vilâyetimize âsân vech ile gelmeğe yol olur, deyü mâni‘ olmuşlar. Lafzen eyle demişler ammâ ma‘nen Osmânlı'dan kendi diyârların halâs içün eyle demişler. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b ·
metinde göster ·
… nî Abbâsiyân'dan bir kal‘a inşâ etmişler ammâ mürûr-ı eyyâm ile bu kal‘a kerpiç
binâ ile
inşâ olunduğundan berbâd olur. Ammâ sene 995 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis …
Mukaddemâ zemîninde hulefâ-yı Benî Abbâsiyân'dan bir kal‘a inşâ etmişler ammâ mürûr-ı eyyâm ile bu kal‘a kerpiç binâ ile inşâ olunduğundan berbâd olur. Ammâ sene 995 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalzâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile diyâr-ı Bağdâd'a gelüp andan deryâ-misâl asker ile Cem-cemâl yoluyla vilâyet-i Âzerbaycân'da şehr-i Tebrîz-i dilâvîze atf-ı inân etdikde şehr-i Rey ve şehr-i Kum ve şehr-i Kâşân ve şehr-i Dergezîn ve şehr-i Hemedân ve şehr-i Mihribân ve şehr-i Bâğ-ı cinân ve şehrü'l-Lusûs ve şehr-i Gazvîn ve şehr-i Cem-cenâb ve kal‘a-i Şehribân ve kal‘a-i Kinkur ve kal‘a-i Nihâvend ve kal‘a-i Sehend ve kal‘a-i Erdebil ve kal‘a-i Serâh ve kal‘a-i Kehrevân ve kal‘a-i Merâğa ve kal‘a-i Karakan ve kal‘a-i Sultâniyye ve şehr-i Tebrîz'e varınca mezkûr kılâ‘ları ve şehr-i azîmeleri nehb ü gâret etmeğe ahd-i amân etmişdi. Zîrâ zikri sebkat eden kal‘a-i Serâv altında Cığalazâde bir gûne münhezim olmuşdu kim devlet-i Âl-i Osmân'da eyle bir serdâr münhezim olmayup bed-nâmlık olduğu intikâmın Acem'den almak içün {Cığalzâde Sinân Paşa} dârü'l-hilâfe olan Bağdâd-i bî-dâddan leşker-keş olup niyyetü'l-gazâ diyerek ibtidâ kal‘a-i Cem-cemâl'den niçe gün kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Pilever'e andan kal‘a-i Denâver'e andan kal‘a-i Despol'a andan kal‘a-i Sorhbîd-i Rûsipîd'e andan ibret-nümâ olan kûh-ı Bî-sütûn'a bir kal‘a-i müfîd binâ edüp andan kat‘-ı menâzil ederek kûh-ı Demâvend'e geldikde gördü kim Bağdâd ile Hemedân ve Tebrîz yolları üzre bir cây-ı menâs olacak kal‘a yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a ·
metinde göster ·
Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve mükemmel câmi‘-i selef-i selâtîn kal‘a içinde Hân Sarâyı kurbünde Ulucâmi‘, sene (---) târîhinde (---)(---) binâsıdır. Bundan ulu câmi‘ yokdur. Cümle amûdlar üzre kârgîr kemerler ile toloz binâlı câmi‘-i kadîmdir. Lâkin kurşum örtülü değildir. Serâpâ Horasânî kireç binâ ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Mezheb-i Şâfi‘î'de cum‘a namâzı sahîh olsun içün bu câmi‘de salât-ı cum‘a edâ olunur câmi‘-i azîmdir. Ammâ sâ’ir diyârın cevâmi‘leri gibi maslûbât âvîzeler ile ve harîr halıçalar ile döşenüp müzeyyen değildir. Ammâ gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve ancak bir minâresi var imiş, zelzeleden münhedim olup nısfı kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… evha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgîr
binâ ile
mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kelek gemileri mezkûr pül …
Yine şehr-i Medâyinli "Musul harâb ola!" deyü du‘â ederlermiş. Ve Şatt nehrinin yemîn [ü] yesârında imâristân [u] bostânları saky etmeğiçün yetmiş bin aded âsiyâb-ı mâları var imiş kim her biri Hamâ dollâbı gibi üç fersah yerden sadâları istimâ‘ olunurmuş ve nehr-i Şatt üzre haşeb-i tavîlden ve levha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgîr binâ ile mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kelek gemileri mezkûr püllerün Şatt içre pâyelerinden havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 399a ·
metinde göster ·
yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu ma …
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
… n-ı pâdişâhîyle Piyâle Paşa donanma-yı hümâyûn ile gelüp bu kal‘ayı şeddadî taş
binâ ile
inşâ edüp yukaru eski kal‘aya ilhâk edüp on kulleli bir hısn-ı hasîn ve sedd-i …
Ba‘dehû sene 1036 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında fermân-ı pâdişâhîyle Piyâle Paşa donanma-yı hümâyûn ile gelüp bu kal‘ayı şeddadî taş binâ ile inşâ edüp yukaru eski kal‘aya ilhâk edüp on kulleli bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
… bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr
binâ ile
mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu v …
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… r ve ancak bir yolu var, gâyet sarp yol olmağile yolun yemîn ü yesârına Şeddâdî
binâ ile
korkuluk binâ etmişler, zîrâ bu yolda niçe kerre atların ve âdemlerin ayakları …
Ve kal‘a hâricinde bir su sarnıcı var ve ancak bir yolu var, gâyet sarp yol olmağile yolun yemîn ü yesârına Şeddâdî binâ ile korkuluk binâ etmişler, zîrâ bu yolda niçe kerre atların ve âdemlerin ayakları sıyrılup niçe yüz hayvânâtlar hezâr-pâre olmuşlardır. Ol ecilden yolun tarafeynine korkuluk yapmışlardır. Bu yoldan âdem geçerken aşağı nazar etse zehresi çâk olur. Üç bin adım aşağısı gayyâ ve derk-i esfel deresinden nehr-i Yadra sâ‘ika gibi gürleyüp cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… ler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş
binâ ile
ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Ve kal‘a dîvârı handakdan yukaru kırk mi‘mâr arşını bâlâ ve on arşın enli Şeddâdî tula bina ve yigirmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre dahi on arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın temelinden yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal taş ile mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında bu kal‘a-i Varat'ı Saturcu (---) Paşa beş ay döğe döğe yere berâber etdi, ammâ cemî‘i asker Varat'ın yedi aded bâğ-ı İrem-misâl varoşlarında zevk u safâ etmede, beşinci ayda berf [ü] bârânın vefretinden ve bârân-ı rahmetin kesretinden ve şiddet-i şitânın tekaddümünden el ayak dutmayup derûn-ı askerde kaht [u] galâ olup Tatar Hân dahi Saturcu Paşa'ya dilgîr olup Kırım'a gitdiğinden hemân asker-i İslâm serdâr üzre gulû edüp cümle asker-i İslâm kal‘a-i Varat altından bî-feth hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol şiddet-i şitâda bârgâh [u] büngâh [ve] cebehâne ve hazâ’in-i Âl-i Osmân ile selâmet kal‘a-i Tımışvar'a çıkup meştâ verdiler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş binâ ile ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr
binâ ile
amâr ederdim ve seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ …
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr binâ ile amâr ederdim ve seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ alâmeti etdim. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
… ın ka‘r-ı zemînin yarup kehrîz yolların tâ liman kapusu hâricine varınca kârgîr
binâ ile
edüp henüz pâk ü pâkîze bir şehr-i tâhir oldu.
Ve'l-hâsıl cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar niçe bin hayrât [u] hasenâtlar inşâ edüp şehr-i Kandiye gül gibi olup güldü. Ve kâfir zamânı bu şehir içre aslâ kehrîz olmamak ile Sadrıa‘zam fermân edüp tâ Vâlide câmi‘i önünden yokuş aşağı tarîk-i âmmın ka‘r-ı zemînin yarup kehrîz yolların tâ liman kapusu hâricine varınca kârgîr binâ ile edüp henüz pâk ü pâkîze bir şehr-i tâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… gelince altı kat hisâr dîvârın geçüp kâmil bin adımdır. Ve limanı hisâr içinde
binâ ile
yapılmış amelî bir küçük limandır kim ığrib kayıkları ve firkateleri bunda yatı …
Ve cümle yedi kat bölme bölme hisârdır. Her bölmelerin dîvârlarında bir kapuları mukarrerdir. Ve dahi tâ dağ başında dağlara havâle iç kal‘adır ammâ gâyet metîndir. Ve iç hisârdan aşağı tâ Yalı kapusuna gelince altı kat hisâr dîvârın geçüp kâmil bin adımdır. Ve limanı hisâr içinde binâ ile yapılmış amelî bir küçük limandır kim ığrib kayıkları ve firkateleri bunda yatırlar. Kadırgalar taşra büyük liman içinde lenger bırağup yatırlar, ammâ büyük barça kalyonları limana karşu körfez denizinde yatırlar. Ve limanının kenârında bir yerlü kaya içinde bir âb-ı hayât su akar. Ammâ liman tarafında kal‘a dîvârları alçakdır, lâkin enlidir. Ve ebrâcları çokdur. Bu cirmde olan kal‘anın içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b ·
metinde göster ·
… iz minvâl üzre bu kal‘a beş bölme hisârdır. Ammâ limanı yed-i Kudret'dir, amelî
binâ ile
değildir. Şark cânibine vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmdir. Lodosdan ve keşişlemed …
Ve bu takrîr ve tahrîr etdiğimiz minvâl üzre bu kal‘a beş bölme hisârdır. Ammâ limanı yed-i Kudret'dir, amelî binâ ile değildir. Şark cânibine vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmdir. Lodosdan ve keşişlemeden ve garb rûzgârlarından emîn olur. Ne cânibe demir bıraksa bir vâsi‘ a‘lâ yataklı limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139b ·
metinde göster ·
inşâ olmuşdur kim misli bir diyârda yokdur. Cümle taşı gûyâ kerpiç gibi bir kâl …
Ve dîvârı bir gûne beyâz taş binâ ile inşâ olmuşdur kim misli bir diyârda yokdur. Cümle taşı gûyâ kerpiç gibi bir kâlıbda kesilmiş serâpâ yassı taşlardır. Ve üstâd mühendis taşların birbirlerine eyle imtizâcın kasd etmiş kim bir taş kıl kadar sâ’ir taşdan hâric değildir. Ve gerçi yalın kat dîvâr-ı bâlâdır. Ammâ beş arşın kalın ve on beş arşın âlî ve gâyet metîn ve müstahkem dîvâr-ı musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y144a ·
metinde göster ·
… en kal‘anın cenûbî tarafında azîm mağâralardır. Ve içinde bir mescidi var, ammâ
binâ ile
değildir. Mihrâbı Kudüs-i şerîfe doğrudur, ammâ iklîm hisâbı üzre yine Ka‘be-i …
Evvelâ âsitâne-i makâm-ı Hazret-i Ya‘kûb, Hazret-i Yûsuf'un firâkından kapanup uzlet-nişîn olduğu Gâr-ı Beytü'l-hazen kal‘anın cenûbî tarafında azîm mağâralardır. Ve içinde bir mescidi var, ammâ binâ ile değildir. Mihrâbı Kudüs-i şerîfe doğrudur, ammâ iklîm hisâbı üzre yine Ka‘be-i şerîfe doğrudur. Zîrâ bu Sıfed'den Kâ‘be'ye giden kimesne rah-i müstakîm Kudüs'e vara. Andan Mısır Akabesi'ne, andan Bahr-i Kulzüm sâhili ile Mekke-i Mükerreme'ye doğrudur. Ol ecilden Beytü'l-hazen'in dahi kayadan oyma mihrâbı Kudüs'e müteveccihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
… n kapusuna bâb-ı Serdâb derler. Taşra harem altından yolu vardır, ammâ kâ[r]gîr
binâ ile
mesdûddur. Buhtu'n-nasr-ı ahmak cesed-i Hazret-i İbrâhîm'i ve gayri enbiyâların …
Be-kavl-i ibn Abbâs, bu gârın kapusuna bâb-ı Serdâb derler. Taşra harem altından yolu vardır, ammâ kâ[r]gîr binâ ile mesdûddur. Buhtu'n-nasr-ı ahmak cesed-i Hazret-i İbrâhîm'i ve gayri enbiyâların na‘ş-ı şerîflerin çıkarmağa sa‘y-i ihtimâm murâd edindikde niçe bin ummâlleri helâk olup ferâgat etmiş. Ammâ câmi‘ içre âsitâne-i Halîl dibinde bir menfez yeri vardır. Destâr ile bir âdem kellesi sığar bir mevzi‘dir. Ve fevkında iki nahîf mermer-i nazîf üzre bir küçücük kubbeciği vardır. Ve iki rakîk sütûn-ı mermer dahi dîvâra muttasıldır. Bu çâr sütûn üzre mebnî kubbe içre ancak Serdâb türbedârı sığar ve andan gayri bir merd oturmağa kâdir değildir. Zîrâ bu azîz hasîb ü nesîbdir. Bunların zürriyyetine mahsûs bir hidmetdir. Ve bu türbedârın başı ucunda üç dâne murassa‘ ve mücevher kanâdîller maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229b ·
metinde göster ·
sed edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘ …
Ba‘dehu taşra çıkup yine zîr-i zemîni kârgîr binâ ile sed edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘mîr [ü] termîm etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b ·
metinde göster ·
Ve bu Hazret-i Resûl'ün ibtidâ inşâ etdüği câmi‘in dâhili ve Hazret-i Osmân'ın ana ilhâk etdüği câmi‘in cümle içindeki sütûnları tâ Bâb-ı Selâm'a varınca ol sütûnlar birer âdem kaddi kadar sebz-gûn kâşî-i Çîn kaplıdır. Ammâ harem etrâfında olan soffa sütûnları cümle sâde amûd-ı mücellâlardır. Ve Hazret-i Osmân zamm eyledüğü binâ ile Hazret-i Risâlet'in câmi‘-i kadîmi mâbeyni tâ Bâb-ı Selâm'a varınca amûdlar mâbeyni gûnâ-gûn musanna‘ şebekelerdir. Kimi servi ve kimi ceviz ve kimi santa ahşâbâtlarından münakkaş kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282a ·
metinde göster ·
Ehl-i Mısır'ın bir âyîn-i latîfleri dahi elbette her cum‘a gecesi niçe yüz bin har-süvâr merdân u nisvân on iki karâfeye gidüp âdem deryâsı olup hatm-i şerîf ve Yâsîn-i şerîf tilâvet olunup cümle fukarâya tasadduklar verilüp ziyâret ederler. Ve cümle merkadleri kâ[r]gir binâ ile mebnî fıskıyye ta‘bîr etdikleri zîr-i zemînde mahâzinlerdir kim herbiri beytü'l-hüzünlerdir. Başka kapuları vardır, toprak ile mesdûddur, hîn-i mahallinde açup defn ederler. Yüz iki yüz meyyiti bir fıskıyeye defn ederler. Ammâ toprak ile örtmezler, hemân kefenile şöyle korlar, kimi çürür ve kimi kadîd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245b ·
metinde göster ·