… : Bir kûhsâr-ı çengelistân ve dırahtistân ve çemenistân-ı Hüdâyî yerdir. Eser-i
binâdan
bir âsâr yokdur, ammâ câna safâ, rûha gıdâ verir âb-ı câriyeleri ve gûn-a-gûn m …
Ferahgâh-ı Kaplıkaya: Bir kûhsâr-ı çengelistân ve dırahtistân ve çemenistân-ı Hüdâyî yerdir. Eser-i binâdan bir âsâr yokdur, ammâ câna safâ, rûha gıdâ verir âb-ı câriyeleri ve gûn-a-gûn mürgân-ı andelîb-i hoş-elhân ile memlû bir cây-ı sürûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… şarkîsi hâricine üç kat dolma çim ve rıhtım hisâriçe dahi inşâ etmişdir kim taş
binâdan
kavî bir hisâr-ı üstüvâr olmuşdur.
Ve'l-hâsıl bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda bâzâr-ı şâhîli şehr-i mu‘azzamdır. Sene 1045'de Acem istîlâ etdükde bu kal‘anın cânîb-i şarkîsi hâricine üç kat dolma çim ve rıhtım hisâriçe dahi inşâ etmişdir kim taş binâdan kavî bir hisâr-ı üstüvâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 309b ·
metinde göster ·
… u tezkîr ile kabr-i şerîfin ke'l-evvel setr edüp derûn-ı kal‘ada ibtidâ âsâr-ı
binâdan
Lala Mustafâ Paşa'nın hayrâtı bu tekye-i Hazret-i Hasan Harakânî'dir ve câmi‘-i …
Bir pîr-i nâtüvân zâhir olup "Bana Ebü'l-Hasan-ı Harakânî derler, benim makâmım bu mahaldedir ve alâmet [ü] nişânım istersen ayağım ucunda bir çâh-ı amîk vardır, anı kazup tâ ki acâ’ib göresin" deyü haber verdiği vâkı‘ayı ol sulehâ serdâra bildirince derhâl niçe yüz ummâller ol ta‘yîn olunan çâhı hafr edüp ol çâh içre bir çâr-kûşe sommâkî çıkup ol seng-i ahmeri tevhîd [u] tezkîr ile küşâde kılup "Menem şehîd-i sa‘îd Harekânî" deyü ser-i sa‘âdeti üzre bir hüsn-i hatlı mermer bulurlar. Vücûd-ı şerîfi henüz ter ü tâze olduğundan mâ‘ada bâzûsunda, zahm-âlûd olan yerinde sarılmış makrame ve cümle hırka-i peşmînesi çürümeyüp sağ tarafındaki zahmından hûn-ı ahmer-gûnu dahi cereyân etmede. Cümle guzât-ı müslimîn bu hâli görüp tevhîd u tezkîr ile kabr-i şerîfin ke'l-evvel setr edüp derûn-ı kal‘ada ibtidâ âsâr-ı binâdan Lala Mustafâ Paşa'nın hayrâtı bu tekye-i Hazret-i Hasan Harakânî'dir ve câmi‘-i pür-envârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323b ·
metinde göster ·
… r seng-binâ bir küçük kal‘a-i bâlâ ve köhne-binâ-yı ulyâ olmağıla içinde âsâr-ı
binâdan
bir imâret olmamağıla dizdârı ve kal‘a neferâtı yokdur. Ancak hünkâr bâğçesi üs …
Bir hâkimi dahi hâkim-i şer‘-i mübîn üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerden kadıya senevî ber-vech-i adâlet altı kîse-i Rûmî hâsıl olur. Cümle ahâlîsi şer‘-i şerîfe mutî‘ [u] münkâd âdemlerdir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve ulemâ ve sulehâ ve a‘yân [u] eşrâfı dahi vardır. Sipâh [u] kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve kapan emîni ve buhayre emîni var. Ammâ kal‘ası şehrin cânib-i 345a cenûbunda evc-i semâya ser çekmiş şekl-i murabba‘ bir seng-binâ bir küçük kal‘a-i bâlâ ve köhne-binâ-yı ulyâ olmağıla içinde âsâr-ı binâdan bir imâret olmamağıla dizdârı ve kal‘a neferâtı yokdur. Ancak hünkâr bâğçesi üstâdı vardır. Bostâncı neferleriyle kal‘a dağların ve sâ’ir koru ormanların korudup hıfz [u] hırâset edüp hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b–345a ·
metinde göster ·
… aş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Bu karyede,
Menzîl-i karye-i Koçu Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede aslâ evleri yokdur. Cümle yer altında hücre hücre ahûrlı ve matbahlı ve kâ‘alı ve müsâfirhâneli tırkaz evlerdir. Bu mahalle Keskiniçi derler, gâyet âbâdân yerdir. Ammâ cümle evleri zîr-i zemîndedir. Ancak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr yerlerdir. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ bi-emr-i Hudâ bir gûne yumuşak beyâz kesme taşdan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bu karyede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… in dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî
binâdan
nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u …
Eşkâl-i deyr-i Çanlı: Muş sahrâsının şimâlinde bir sık hıyâbân ve çengelistân ve ormanistân-ı gülistân-ı bâğ [u] bostân içre iki aded eflâke kadd çekmiş kubbe-i mehîbli bir deyr-i Mığdısiyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u kıssîs hücreleri ve imâretinde beher yevm niçe bin sahn-ı ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldür. Bed-nâm günlerinde yüz koyun ve beş sığır ve ellişer somar buğday pişüp misâfirine bezl olur. Üçyüzden mütecâviz ruhbânları ruhbânları ve mûğpeçeleri var kim her biri deyr-i Mesîh'de dem urup makâm-ı rehâvîde İncîl kırâ’at etdükde gûyâ dem-i Mesîh ile mürde diller ihyâ olup her dem, dem-i cân-bahş olur. Cemî‘i misâfirîne ol kadar ri‘âyet edüp şîr-hurmâ ve katr-ı nebât-i Hamevîler yedirüp her şeb niçe yüz dibâ ve şîb ve zerbâf câme-i hâbler getürüp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse ve Atak beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âdemlerden bin kat o kadar ziyâde mâl tahsîl ederler ve cemî‘i kâfiristâna papasları giderler. Niçe bin gurûş nezerât dib-i Frengistân'dan tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmle …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
… â rağmi'l-a‘dâ gâret ü hasâret etdirüp yakup yıkup hâke berâber etdi kim eser-i
binâdan
bir fül kadar bir seng ve hilâl kadar bir hıştî kalmadığı 250b bâlâda Erzurûm …
Ammâ Süleymân Hân şehr-i Tebrîz-i dilâvîzi korudup nehb ü gâret etdirmedi ve bir re‘âyâ vü berâyâya ta‘addî olunmasına rızâ-yı hümâyûnları olmadı. Ancak Tebrîz içre şâhın sarâyları ve hıyâbân ve bâğ-ı İremleri alâ rağmi'l-a‘dâ gâret ü hasâret etdirüp yakup yıkup hâke berâber etdi kim eser-i binâdan bir fül kadar bir seng ve hilâl kadar bir hıştî kalmadığı 250b bâlâda Erzurûm'dan sene 1057 târîhinde Tebrîz-i dilâvîze vardığımızda imâret ve harâbî-i Tebrîz cümle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a–250b ·
metinde göster ·
… anın havâlesi vardır, ammâ zerre denlü bu kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i
binâdan
bir âsârın yerinde yeller eser. Hattâ sene 1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal …
Sene (---) târîhinde Âzerbaycân pâdişâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etdiğiyçün Hasanî kal‘a derler. Hükm-i Âl-i Osmân'da cümle (---) aded Hasan isimli kal‘a vardır. Biri Hasan Badrak'dır kim harâbdır. Biri Hasan-ı Mansûr'dur ammâ Hasîn-i mansûr'dan galat Hasan Mansûr derler. Biri de Hasan Keyfâ'dır. Biri de Erzurûm kurbünde Hasan kal‘asıdır. Biri de Şâm Trabulus'da Hasan-âbâd'dır. Biri de (---)(---)(---). Biri de bu Hasanî kal‘asıdır. Evc-i âsumâne ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş yed-i Kudret ile kal‘a halk olunmuş bir vâcibü's-seyr kal‘adır kim aslâ benî Âdem kârıyla bir kârgîr binâ dîvârı yokdur. Hemân bi-emrillah burc burc beden beden kayalardır. Aslâ amelî kâr-ı insân yokdur. İllâ niçe yüz aded mi‘mârları var. Hakkâ ki Âd kavminden kalmış kâr-ı benî Âdem gâr-ı yetîmânlardır, ammâ kal‘ası küçükdür. İçinde on kadar hânesi var, suları sarnıçdır ve zahîresi kehflerinde gâyet çokdur. Lâkin zâlim kal‘anın havâlesi vardır, ammâ zerre denlü bu kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i binâdan bir âsârın yerinde yeller eser. Hattâ sene 1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal‘ayı kâmil sekiz ay muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğüp bir çâre edemeyüp hâ’ib ü hâsir İrân-zemînde nîrân-ı ka‘ra gider. Cânib-i cenûba bir kapusu var, ana da nerdübân ile çıkılır. Nerdübânı ipler ile kal‘aya çeküp aslâ bir tarafdan urûcu mümkin değildir. Âdemden gayrı bu kal‘aya bir hayvân urûc idemez. Meğer murgân-ı hoş-elhânlar pervâz urup meks ideler. İçinde bir câmi‘i ve anbârları ve su sarnıçları vardır. Bu kal‘aya hâ’il olan dağlarda kaplan u vaşak ve kebş-i yabânî hisâbın Hudâ bilir. Hattâ Kürd ârifleri ol dağlarda kepânlar edüp kayaları 287b kazmışlar. Yabân koyunları geçdiği zamân ol kepâna düşünce kepân kapanup içine ne düşmüş ise alup koyunun yerler, kaplan u vaşağın öldürüp postun alırlar. Cümle halkı böyle gûsfend-i yabânîyle geçinirler. Ve bu dağlarda olan kaplan Sikifle dağlarında ve Karataşlık'da olmazdır, at kadar kaplanı olur. Bu kal‘adan aşağı Berdük deresi kenarında altı yüz aded tahtânî Ekrâd hâneleri vardır. Ammâ etrâfında rabâtı yokdur, sâfî handakdır. Bağçeleri yokdur ammâ bâğları gâyet çokdur. Hatta Berdük nehri kenârında olan çemenzâristân içre niçe bin serâmed ve kadd-i kâmet kavak ağaçları var kim her biri ayyûka ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a–287b ·
metinde göster ·
… de ancak bir câmi‘ ve bir mescid ve müsâfirîn içün bir hân vardır. Gayri eser-i
binâdan
bir hammâm ve bir çârsû-yı bâzâr aslâ yokdur. Ammâ yaylalarında koyunları çokdu …
Beher yevm cümle sıbyân ba‘de'l-asr hocalarından âzâd olunca böyle ağaçlar üzre oynarlar, aceb temâşâgâhdır. Ammâ gâyet necîb ü reşîd gulâmları var. Bir sengistân u cezîre-zemîn olmağile pederleri bu serhadde gulâmlarına imhâl vermişler. Zîrâ bu şehirde ancak bir câmi‘ ve bir mescid ve müsâfirîn içün bir hân vardır. Gayri eser-i binâdan bir hammâm ve bir çârsû-yı bâzâr aslâ yokdur. Ammâ yaylalarında koyunları çokdur. Lâkin şehr-i Haleb'den İpşir Paşa tahrîkiyle Kızılbaş bu kavmin kırk bin aded koyunların alup sürdü ve ol koyun mâddesiyçün tahsîle me’mûr olduğumuz Pinyanişî kavmi bunlardır kim anınçün bu kavm bize ikrâm edüp mezkûr ağaçlar sâyesinde meks edüp zevk [u] safâlar etdik. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·
… görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. Ammâ âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu gül-i gülistân, Koçağa …
Ba‘dehû azîzin vücûd-ı şerîfi muhrik olduğu yerde âteş sönmeden etrâflarında çemenistân ü sünbülistân bitmeğe başlar. Âteş sönüp bi-emrillahi Ta‘âlâ gül-i gülistân u reyhân-ı ezhâristân olur kim ilâ hâze'l-ân Rûmiyye kal‘asının cenûbîsinde Çevgân meydânı kurbünde ziyâretgâh bir makâm-ı gülistândır kim reyhânistânı içre bir fetâ at üzre mızrağıyla ubûr etse ol yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. Ammâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu gül-i gülistân, Koçağa Sultân'ın mübârek külü düşdüğü yerdir." derler. Hakkâ ki gayrı yerde eyle reyhân yokdur. Hemân beş hırmen cirminde yerde vâki‘ olmuşdur ve gayrı diyârda eyle reyhân-ı gülistân hâsıl olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·
… şı taş üzre komağa kâdir değillerdir. Hemân taşları ka‘r-ı zemîne geçer. Eser-i
binâdan
aslâ bir alâmet yokdur. Hemân bir vâdî-i gûr be gûrândır.
Binâ-yı ibret-nümâ-yı acâ’ibât: Şehr-i Kazvîn'in acâ’ib [ü] garâ’ibindendir kim niçe bin yıldan berü gûristân-ı Yahûdîsi vardır, asla eser-i binâ pâyidâr olmazdır. Bir Yahûdîyi defn etseler bir taşı taş üzre komağa kâdir değillerdir. Hemân taşları ka‘r-ı zemîne geçer. Eser-i binâdan aslâ bir alâmet yokdur. Hemân bir vâdî-i gûr be gûrândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
… e kerpiç ve cibis ve kireç ile bir kal‘aya mübâşeret edüp kâmil bir ayda kerpiç
binâdan
bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir şehr-i zîbâ eder kim ta‘bîr olunmaz.
Hüsrev-i serdâr-ı kerrâr-ı bâ-vakâr dahi deryâ-misâl askeriyle kal‘a-i Sîn zîrinde meks-i hıyâm edüp kal‘ayı temâşâ eder, görse kim Bağdâd fethinin sebebine elzem-i levâzımından bir kal‘a-i lâzımdır ve Bağdâd-ı behişt-âbâdın cânib-i şarkîsinde bir cây-ı menâsdır kim her vech ile Bağdâd'ın imdâdına elyak ve enfa‘ kal‘a-i musanna‘ olacak zemîndir. Ammâ pek harâb olup kal‘a demeğe müsta‘idd değil bir kân-ı bûm [u] gurâb âşiyânı olmuş bir sûr-ı harâbdır. Derhâl asker-i deryâ-misâle kol kol fermânlar edüp ve her diyârın üstâd-ı kâmil bennâların getirdüp ve handak-i azîm hafr edüp ma‘cûn-misâl tîn-ı top ve kerpiç ve cibis ve kireç ile bir kal‘aya mübâşeret edüp kâmil bir ayda kerpiç binâdan bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir şehr-i zîbâ eder kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 319b ·
metinde göster ·
… etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı
binâdan
Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol da …
Müverrihân-ı kudemâ olan Mıkdısî-i Yarmenî bu hâk-i Irâk tahrîrinde yed-i tûlâsın ayân u beyân edüp mezkûr Eski Bağdâd-ı Heremdâd hakkında eyle tahrîr ü tasdîr ü terkîm edüp eydür kim: "Hâk-i Irâk hudûdu tûlen Tikrit şehrinden tâ şehr-i Sadan'a varınca idi. Ve arzı şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve nefs-i şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i Diyâle'ye varmış. Tûlen ve arzen bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded tur‘a gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Furât ve nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky edermiş. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç bin amûd-ı müntehâ üzre mebnî üç bin altmış aded kıbâbları olup yedi bin aded huddâmları var imiş. Ve nehr-i Van 332b dahi Kürdistân kuhlarından gelüp nehr-i Dicle'ye bu Heremdâd altında mahlût olurmuş. Ve nehr-i İsâ içre ve nehr-i Serâb kenârınca niçe bin âsiyâb-ı dakîkler deverân edüp mezkûr nehreyn-i mübârekeynler üzre niçe bin keştîler şinâverlik edüp şehr-i Heremdâd'a tüccârân ile metâ‘ getirüp kâlâ vü vâlâ getirirlerdi. Ve ne mertebede sevâd-ı mu‘azzam idüğü andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu şehr içre hammâm-ı hâs [u] âm ile hammâmât-ı mahsûs-ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişer huddâm var idi", deyü bî-hisâb benî Âdem tahrîr etmiş "Ve cümle kırk bin sırmakeş ve altı bin zerkûb var idi. Gayri esvâk-ı bâzârı ve niçe kerre yüz dükkânçeleri ve niçe yüz bin aded âsâr-ı imârâtları ana göre kıyâs oluna." deyü tahrîr etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı binâdan Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a–332b ·
metinde göster ·
… kellesi kadar urdukda mezkûr kemerlerin mâbeynlerine gülleler isâbet edüp tula
binâdan
gülle cirmi kadar yerden güzer edüp gayrı dîvâra zarar etmezmiş, ammâ cümle sen …
Cümle rıhtım-ı binâ-yı Şeddâdî'dir kim bu kal‘a dîvârının iç yüzü cümle dâ’iren-mâdâr kemer kemer binâ olunmuş sûr-ı pür-tâklardır. Hatta Murâd Hân-ı Râbi‘ kal‘a-kûp top güllelerin âdem kellesi kadar urdukda mezkûr kemerlerin mâbeynlerine gülleler isâbet edüp tula binâdan gülle cirmi kadar yerden güzer edüp gayrı dîvâra zarar etmezmiş, ammâ cümle seng kayalar 340b olsa darabât-ı topdan kal‘a münhedim olurdu ammâ Horasânî ile tula binâ olmağın hâlâ niçe bin âdem kellesi kadar top güllesi sîne-i pûr-kîne Bağdâd'a dâğ-ı derûn olup durur. Ve bu kal‘a dîvârının handakından tâ dendân-ı bedenlere varınca kaddi altmış arşın bâlâdır ve bedenler üzre dîvârının enniliği ba‘zı yeri on zirâ‘ ba‘zı mahallinin on beş zirâ‘, arîzdir. Ve handakından iç yüzü kenârıyla hisâr-ı piçe dîvârı gâyet metîn ve müstahkem olduğundan mâ‘adâ tüfeng-endâz mazgal delikleriyle ârâste ve niçe bin dirsekler ile pîrâste olmuş hisâriçe bir hâşit bir kat dahi sûrdur. Ammâ bu kal‘a-i Bağdâd'ın cânib-i kıblesinde Şattu'l-Arab kenârında olan dîvârı önünde aslâ ve kat‘â handakı yokdur. Cümle der-i dîvârların nehr-i Şattu'l-Arab döğüp ba‘zı zamân Şatt tuğyân etdikde kal‘a dîvârlarına rahne verüp yine ta‘mîr ü termîm ederler. Hatta Paşa sarâyının niçe kasırlarının pây-ı kârgîrleri nehr-i Şatt içre binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a–340b ·
metinde göster ·
… et-i İbrâhîm'in pederi Âzer binâsı bir kenîse-i ibret-nümâ var idi. Hâlâ eser-i
binâdan
ancak esâsı kalup ma‘bedgâh-ı müslimîn olmuşdur. Anıniçün Deyreşu derler.
Menzil-i karye-i Deyreşu: Nehr-i şatt'ın cânib-i şarkîsi tarafında dağlar içre İmâdiyye hâkinde Cezîre hâkimi hükmünde altı yüz hâneli ve câmi‘ ve medreseli ma‘mûr kend olduğu bâlâda İmâdiyye'den Cezîre'ye gelirken bu karye-i Deyreşu'nun evsâfı tahrîr olunmuşdur, ammâ Deyreşu ismiyle müsemmâ olduğu lisâ[n]-ı Acem'de ve lisân-ı Kürd'de deyr kenîse-i mugâna derler. Bu cây-ı ma‘hûdede tâ Hazret-i İbrâhîm'in pederi Âzer binâsı bir kenîse-i ibret-nümâ var idi. Hâlâ eser-i binâdan ancak esâsı kalup ma‘bedgâh-ı müslimîn olmuşdur. Anıniçün Deyreşu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
Ve bu hisâr-ı üstüvârın cânib-i erba‘ası ceng içün meydânlardır. Aslâ eser-i
binâdan
bir şey yokdur kim ol meydânlara kal‘anın topları kirpi gibi nâzırdır ve bu kal …
Ve bu hisâr-ı üstüvârın cânib-i erba‘ası ceng içün meydânlardır. Aslâ eser-i binâdan bir şey yokdur kim ol meydânlara kal‘anın topları kirpi gibi nâzırdır ve bu kal‘anın şark tarafında aslâ ve kat‘a varoşu yokdur, ammâ batı ve kıble tarafında varoş-ı azîmi var kim cümle etrâfı kesme handakdır. Ve her tarafında balvan kuyuları ve karavulhâneleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38a ·
metinde göster ·
… re haydûd kelleleri mızraklar üzre zeyn olup durur, ammâ derûn-ı hisârda âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Ancak biraz keraste haşebleri mâl-â-mâldır.
Bedenleri üzre haydûd kelleleri mızraklar üzre zeyn olup durur, ammâ derûn-ı hisârda âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Ancak biraz keraste haşebleri mâl-â-mâldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109b ·
metinde göster ·
… u kal‘a içre cümle altmış aded hâne ve bir câmi‘ ve bir anbâr var. Gayrı âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Ve maşrık cânibine nâzır ancak bir kapusu var. Aslâ çârsû-yı ⟦1 …
Bu kal‘a içre cümle altmış aded hâne ve bir câmi‘ ve bir anbâr var. Gayrı âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Ve maşrık cânibine nâzır ancak bir kapusu var. Aslâ çârsû-yı 122a hân ve imâretden bir şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b–122a ·
metinde göster ·
… l‘a-i bâlâdır, ammâ hâlâ içinde üç kefere hânesi ve dizdâr evinden gayrı eser-i
binâdan
bir şey yokdur. Ancak tâ fetihden berü anbârlarında leb-ber-leb daru durur.
Kal‘ası şehirden ba‘îd bir yalçın kara kaya üzre şekl-i müseddes seng binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim aslâ bir tarafda havâlesi yok gâyet sa‘b ve metîn ve burc [u] bârûsu muhkem bir kal‘a-i bâlâdır, ammâ hâlâ içinde üç kefere hânesi ve dizdâr evinden gayrı eser-i binâdan bir şey yokdur. Ancak tâ fetihden berü anbârlarında leb-ber-leb daru durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175b ·
metinde göster ·
… eyyâm sebebiyle amâr olmayup câ-be-câ yerleri münhedim olup kal‘a içinde âsâr-ı
binâdan
aslâ bir şey yokdur. Vakt-i şitâda kal‘a içre koyun ve keçiler kışlar.
Der-ayân-ı eşkâl-i kal‘a-i İştib: Bu kal‘a-i atîk şehrin cânib-i garbında bir kayalı yüksek dağ üzre şekl-i muhammes bir şeddâdî cümle mücellâ seng-tırâş ile mebnî bir kal‘a-i kavî imiş, ammâ zamân-ı 37b kadîmde gâyet metîn ü müstahkem kal‘a imiş. İç el olmak ile mürûr-ı eyyâm sebebiyle amâr olmayup câ-be-câ yerleri münhedim olup kal‘a içinde âsâr-ı binâdan aslâ bir şey yokdur. Vakt-i şitâda kal‘a içre koyun ve keçiler kışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37a–37b ·
metinde göster ·
… izdâr evinden ve Süleymân Hâ[n] câmi‘i ve anbârı ve cebehânesinden gayri âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed kulleleri var, cüm …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Tuna kenârında ve şimâl cânibi nehr-i Vulko sâhilinde bir bayır üzre tula binâ bir Şeddâdî küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde dizdâr evinden ve Süleymân Hâ[n] câmi‘i ve anbârı ve cebehânesinden gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed kulleleri var, cümle şindire tahta örtülüdür. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapusu var. Andan içeri taşra kal‘asıdır. Kırk elli aded hurde neferât hücreleri var, ammâ iç kulleye bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük hisâr-ı üstüvârdır, ammâ sa‘bdır. Ve minâresinde bir çan sâ‘ati var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
bir yol Tuna nehrinin tâ ka‘r-ı zemîninden kefere zamânı bir yol var imiş, gelü …
Netice-i kelâm bu binâdan bir yol Tuna nehrinin tâ ka‘r-ı zemîninden kefere zamânı bir yol var imiş, gelüp Budin'e geçermiş. İbret-nümâ bir gûne seyr imiş kim Tuna altından Budin'e gelinüp gidilirmiş. Ba‘de'l-feth Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… niçe yüz bin re‘âyâ vü berâyâların kuvvetleriyle bu kal‘ayı Şeddâdî rıhtım tula
binâdan
amâr edüp ancak bir tabyası palanka dîvâr kalır.
Ba‘dehu bir mahsûldâr ferah-fezâ vâdîde olmağile bu kal‘a etrâfında yedi yüz pâre kurâlar ile bu vâdîler amâr olup niçe yüz bin re‘âyâ vü berâyâların kuvvetleriyle bu kal‘ayı Şeddâdî rıhtım tula binâdan amâr edüp ancak bir tabyası palanka dîvâr kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
… ve bir anbârı ve bir kullecik içinde bir küçücük mescidi var, aslâ gayri âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur, ammâ nehr-i Neretva'ya ener bir su kullesi var, iki yüz ayak ke …
Ve derûn-ı hisârda bir kayağan örtülü dizdârhânesi ve bir anbârı ve bir kullecik içinde bir küçücük mescidi var, aslâ gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, ammâ nehr-i Neretva'ya ener bir su kullesi var, iki yüz ayak kesme kaya kanara nerdübân ile nehr-i Neretva'ya enilüp hîn-i muhâsarada su alınır. Ve mahall-i ma‘rekede bu kal‘a ancak beş yüz âdem alır, zîrâ gâyet küçük hisârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
… şâhî topları ve dizdârı ve yigirmi sekiz aded mevcûd neferâtları vardır. Âsâr-ı
binâdan
gayri şey yokdur, ammâ bu kal‘adan tâ aşağı nehr-i Yadra'ya enince yalçın kanar …
Kal‘a içinde Ebü'l-feth'in bir küçük câmi‘i ve dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin ve kapucu evleri ve bir anbârı ve bir cebehânesi ve beş aded şâhî topları ve dizdârı ve yigirmi sekiz aded mevcûd neferâtları vardır. Âsâr-ı binâdan gayri şey yokdur, ammâ bu kal‘adan tâ aşağı nehr-i Yadra'ya enince yalçın kanara kayayı Ferhâdî külüngler ile oyup makdûr-ı beşer değil bir kâr-ı Ferhâd'dır kim andan beş yüz ayak kaya nerdübân ile aşağı suya enüp nehr-i Yadra'dan su alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… su sarnıçları ve gâyet metîn ebrâcları üzre ufak şâhî topları var, gayri âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur, zîrâ bu kal‘aya bir kerre çıkan 169a âdem yine aşağı enmeğe b …
Ve bu iç kal‘anın taraf-ı maşrıka nâzır iki kat demir kapusu var ve derûn-ı kal‘ada bir mahalle kırk kadar dar ve daracık merdüm-i hisâr evleri var ve bir Ebü'l-feth câmi‘i ve bir cebehânesi ve hazînesi ve gılâl anbârı ve su sarnıçları ve gâyet metîn ebrâcları üzre ufak şâhî topları var, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, zîrâ bu kal‘aya bir kerre çıkan 169a âdem yine aşağı enmeğe bî-tâb u bî-mecâl olduğundan yukaru kal‘a ol kadar amâr değildir, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b–169a ·
metinde göster ·
bir eser var mıydı?" derlerdi. Hâlâ ol kadar ma‘mûr olup bâğ-ı İrem-vâr bir şeh …
"Âyâ bunda âsâr-ı binâdan bir eser var mıydı?" derlerdi. Hâlâ ol kadar ma‘mûr olup bâğ-ı İrem-vâr bir şehr-i cedîd olup kal‘a-misâl manastırlar ve hân ve sarây ve dekâkînler ile müzeyyen şehr-i ma‘mûr olmuş, ammâ kal‘ası olmamak ile şehrin etrâfına yalın kat çit palanka ile ka‘r-ı azîm handaklar kesüp yedi yerde cisrli kapular etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
… e mezkûr kullelerde cebehâneler ve zahîreler ve bir su kuyusu var, gayri âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur.
Nehr-i Tuna sâhilinde bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes ve beş aded metîn ve kavî kulleli ve dâ’iren-mâdâr beş yüz adım cirmli iki kat Şeddâdî mücellâ ve musaykal seng-i tırâş metîn kal‘a-i savaşdır. Beş kullesi dahi şindire tahta örtülü sivri kubbeli kulle-i serâmedlerdir. Hattâ derûn-ı hisârda bir Hünkâr câmi‘i ve bir dizdâr hânesi ve mezkûr kullelerde cebehâneler ve zahîreler ve bir su kuyusu var, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93b ·
metinde göster ·
… İçinde beş hânesi var. Dizdâr ve kal‘a mehteri ve kethudâsı olur, gayri âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Ve iki kat handakı var. Küffâr zamânı gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ b …
Osmânlı binâsıdır. Nehr-i Tuna kenârında Tımışvar eyâletinde Modava beğinin hâssı olup subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Dizdârı ve altmış neferi var, ammâ kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Kal‘ası nehr-i Tuna'dan iki yüz 95a adım ba‘îdce bir düz vâsi‘ çemenzâr ve hıyâbân-ı Acem-misâl bir ağaçlık içinde şekl-i murabba‘ bir küçücük palankacıkdır. İçinde beş hânesi var. Dizdâr ve kal‘a mehteri ve kethudâsı olur, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Ve iki kat handakı var. Küffâr zamânı gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ beş aded topları ve kapusu önünde handak aşırı varoşda bir tahta minâreli ve tahta örtülü câmi‘i var. Bu varoşda yüz mikdârı bâğ u bâğçeli müselmân evleri ve yüz kadar kefere evleri cümle şindire tahta örtülü ve tahta havlılı fukarâ hâneleridir. Hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı aslâ yokdur, ammâ bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur. Ve bu kal‘anın karşusuna seyr [ü] temâşâ içün gemiyle geçüp ân-ı vâhidde karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b–95a ·
metinde göster ·
… h edüp kal‘asın cümle münhedim edüp bir dahi kâbil-i süknân olmadı, zîrâ âsâr-ı
binâdan
bir kal‘a alâmeti yokdur, zîrâ Yıldırım Hân asrında bu Eflak küffârı on bir ker …
Ba‘dehu bu Bukreyş şehri niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp ba‘dehu devlet-i Âl-i Osmân'da sene 793 târîhinde dest-i Eflak'dan kuvvet-i bâzû ile bu kal‘ayı Sultân Yıldırım Bâyezîd Hân feth edüp kal‘asın cümle münhedim edüp bir dahi kâbil-i süknân olmadı, zîrâ âsâr-ı binâdan bir kal‘a alâmeti yokdur, zîrâ Yıldırım Hân asrında bu Eflak küffârı on bir kerre isyân etdi, ammâ bir sene içre yedi kerre isyân edüp Yıldırım Hân bir senede kal‘a-i Sinop'dan, ya‘nî Sınap'dan Eflak'a geçüp yedisinde dahi küffârı kırup bir yılda yıldırım gibi yedi kerre yetişdiğiyçün Emîr Sultân Bursa'da "Bâyezîd'im sen yıldırım oldun", deyü nutk etdiklerinde Yıldır[ım] Bâyezîd Hân dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100a ·
metinde göster ·
… eslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr
binâdan
bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühed …
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı semîn ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün üç gece yağ akup Karadeniz'in yüzünü yağ bürüyüp Akdeniz'e bile yağ cereyân edüp cemî‘i leb-i deryâda olan benderlerin ahâlîleri ol kadar yağ cem‘ ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Böyle keşf [ü] kerâmet etdiklerinde rûh teslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr binâdan bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühedâlar dahi medfûnlardır. Ve zamân-ı evâ’ilde bu Mayak Baba Sultân kurbunda bir kal‘a-i metîne var imiş. Âsâr-ı binâları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ bu mahalde otlayan hayvânâtların yağı eyle çok olur kim Mayak yağı deyü rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâk olup misk [ü] anber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdiklerin görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… lar olduğundan kavm-i Tatar Kopkuyu, ya‘nî çok kuyulu yerler demek olur. Âsâr-ı
binâdan
aslâ bir şey yokdur. Ancak küffârın yollar üzre pusu yerleri çokdur. Andan kalk …
Nehr-i Özü ile Karadeniz mâbeyninde bir kumsal zemînde sehel tatlı kuyular olduğundan kavm-i Tatar Kopkuyu, ya‘nî çok kuyulu yerler demek olur. Âsâr-ı binâdan aslâ bir şey yokdur. Ancak küffârın yollar üzre pusu yerleri çokdur. Andan kalkup semt-i şarka (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda kal‘aya muttasıl âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. İllâ mîrî gümrük ve paşa sarâyı vardır. Cümle kal‘adan alarka b …
Ve bu kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda kal‘aya muttasıl âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. İllâ mîrî gümrük ve paşa sarâyı vardır. Cümle kal‘adan alarka binâlardır. Gerçi deryâ tarafı dîvârı alçakdır, ammâ kulleleri ve bedenleri ve karavulhâneleri sık sıkdır ve kâhîce kal‘a dîvârların deryâ talattumu döğer. Anıniçün leb-i deryâda handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… Bebirdikaç vilâyeti içine girmiş Kabartay hükmün[de]dir. Ammâ bu kal‘ada eser-i
binâdan
bir şey yokdur, hemân Cenâb-ı Hallâk-ı Ezel yed-i kudretiyle sun‘unu ızhâr içün …
Kabarti hükmündedir, zîrâ bu taraf Bebirdikaç vilâyeti içine girmiş Kabartay hükmün[de]dir. Ammâ bu kal‘ada eser-i binâdan bir şey yokdur, hemân Cenâb-ı Hallâk-ı Ezel yed-i kudretiyle sun‘unu ızhâr içün bu kûh-ı bî-misâli kal‘a deyü halk etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… ir bölme hisâr dahi var, asıl iç kal‘a odur. Bunda kral sarâyından gayri eser-i
binâdan
bir âsâr yokdur. Cümle zemînin dizdâr bâğçe etmişdir, zîrâ evler olsa her bâr â …
Bu kal‘adan yukaru iç kal‘a bir küçük bölme hisârdır. İçinde aslâ bir hâne yokdur, ancak bir tophâne ve bir su sarnıcı ve birkaç şâhî topları var. Ve bu orta hisârdan yukaruda bir bölme hisâr dahi var, asıl iç kal‘a odur. Bunda kral sarâyından gayri eser-i binâdan bir âsâr yokdur. Cümle zemînin dizdâr bâğçe etmişdir, zîrâ evler olsa her bâr âdem çıkup enmeğe âciz-mânde olurlar. Ammâ hakkâ ki ayyûka kad keşân olmuş bir sahra-i âlî üzre bir dürr-i beyz-âsâ kal‘a-i serâmeddir kim burc-ı bârû-yı üstüvârlarından âdem aşağı dereler ve kayalara bakmağa cür’et edemez. Ve bundan cümle zemîn nümâyân olduğundan mâ‘adâ Bahr-i Ebyaz bir buhayrecik gibi görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246a ·
metinde göster ·
Bir tekye ve bir mekteb ve bir mescid ve iki aded hânları var, gayri âsâr-ı
binâdan
şeyler yokdur. Hattâ bu varoşun iki tarafında şarkî ve garbîsi sığ deryâdır.
Bir tekye ve bir mekteb ve bir mescid ve iki aded hânları var, gayri âsâr-ı binâdan şeyler yokdur. Hattâ bu varoşun iki tarafında şarkî ve garbîsi sığ deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… rı ve cebehâne hazîneleri ve yedi sekiz aded su sarnıcları vardır. Gayri âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Dâ’imâ kapuları mesdûd durur. Yılan ve çıyanları gâyet çokdur. …
Ve bu iç kal‘ada üç buğday anbârları ve cebehâne hazîneleri ve yedi sekiz aded su sarnıcları vardır. Gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Dâ’imâ kapuları mesdûd durur. Yılan ve çıyanları gâyet çokdur. Benî âdemden bir ferd yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15a ·
metinde göster ·
… a⟧ Orhân Gâzî yüz bin renc [ü] anâ ile feth edüp münhedim etmişdir. Hâlâ eser-i
binâdan
niçe der ü dîvâr Y 101a ve burc [u] bârû-yı hisâr nümâyândır. İç el olmak ile …
Sene 755 târîhinde P 52a Rûm keferesi destinden Menteşeoğlu Ahmed Beğ feth etmişdir. Anlardan sene (---) târîhinde Q 52a Orhân Gâzî yüz bin renc [ü] anâ ile feth edüp münhedim etmişdir. Hâlâ eser-i binâdan niçe der ü dîvâr Y 101a ve burc [u] bârû-yı hisâr nümâyândır. İç el olmak ile dizdârı ve neferâtı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100b–Y101a ·
metinde göster ·
… derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı
binâdan
bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğ …
Ve bir dıraht-ı müntehâ dahi Dağıstân vilâyeti kurbunda kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı binâdan bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğer İsvân memleketinde ola. El-hâsıl bu Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk gece bir bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ ve Hoten ve Maskov memleketinden niçe kerre yüz bin tüccâr gelüp bey‘ [u] şirâ ederler bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Mezkûr Penç Hasan ziyâretgâh-ı azîmi dibinde bir dıraht-ı kavak vardır. Ammâ içi boşdur ve otuz atlı sığar ol kadar ecvefdir. Ve cânib-i erba‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri bir kavim tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht altında İskender-i Zülkarneyn medfûn ola. Hattâ ol ağacın kovuğu içre benî âdem girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çeküp serâmed olması ile şöhre-i şehr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a ·
metinde göster ·
… dır. İçinde âdem âdemî-zâd yokdur. Ammâ gâyet azîm kal‘a imiş. Etrâfında âsâr-ı
binâdan
ve mezâristândan geçilmez. Tâk-ı Kisrâdan nişân verir binâlardır. Kış günleri i …
Ve bu nehre karîb bir püşte üzre bir azîm vîrân kal‘a var. Türkler ana Alara kal‘ası derler. Hâlâ vîrândır. İçinde âdem âdemî-zâd yokdur. Ammâ gâyet azîm kal‘a imiş. Etrâfında âsâr-ı binâdan ve mezâristândan geçilmez. Tâk-ı Kisrâdan nişân verir binâlardır. Kış günleri içinde Türkmân sâkin olur imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138a ·
metinde göster ·
… bu mahalde tâ belin nihâyetinde bir ulu ardıçlıklar içinde medfûnlardır. Âsâr-ı
binâdan
zerre ve şemme alâmet yokdur. Ancak âyende vü revende cânib-i erba‘asına kuru a …
Ve Koç Dâvûd Sultân bu mahalde tâ belin nihâyetinde bir ulu ardıçlıklar içinde medfûnlardır. Âsâr-ı binâdan zerre ve şemme alâmet yokdur. Ancak âyende vü revende cânib-i erba‘asına kuru ağaçlar ve deve ve at ve katır ve sığır sünüklerin yığup alâmet etmişlerdir. Fukarâ-yı Bektaşiyândan niçe keşf [u] kerâmâtı âşikâre olmuş bir cândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141a ·
metinde göster ·
… r. Dağıstân ve sengistânın tâ ortasında yedi şehr-i azîme var imiş. Hâlâ âsâr-ı
binâdan
ba‘zı yerleri âşikâredir ve bu yedi şehir birbirine karîbdir. Hâlâ âsâr-ı binâd …
Ka‘be hudûdudur. Bir sahrâ-yı çemenzârın cânib-i erba‘ası birer konak yer ihâta eder. Dağıstân ve sengistânın tâ ortasında yedi şehr-i azîme var imiş. Hâlâ âsâr-ı binâdan ba‘zı yerleri âşikâredir ve bu yedi şehir birbirine karîbdir. Hâlâ âsâr-ı binâdan ba‘zı yerleri âşikâredir. Ve bu yedi şehir birbirine karîbdir ve hâlâ bâğ u bâğçeleri ma‘mûrdur. Ve niçe bin yerde çâh-ı mâları vardır. Birer âdem kaddidir, ammâ âb-ı zülâlden nişân verir kuyular olduğundan bu mahalle Ebyâr-ı Sâlih derler ve Hazret-i Sâlih'in şehirlerindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a ·
metinde göster ·
… nâdan ba‘zı yerleri âşikâredir ve bu yedi şehir birbirine karîbdir. Hâlâ âsâr-ı
binâdan
ba‘zı yerleri âşikâredir. Ve bu yedi şehir birbirine karîbdir ve hâlâ bâğ u bâğ …
Ka‘be hudûdudur. Bir sahrâ-yı çemenzârın cânib-i erba‘ası birer konak yer ihâta eder. Dağıstân ve sengistânın tâ ortasında yedi şehr-i azîme var imiş. Hâlâ âsâr-ı binâdan ba‘zı yerleri âşikâredir ve bu yedi şehir birbirine karîbdir. Hâlâ âsâr-ı binâdan ba‘zı yerleri âşikâredir. Ve bu yedi şehir birbirine karîbdir ve hâlâ bâğ u bâğçeleri ma‘mûrdur. Ve niçe bin yerde çâh-ı mâları vardır. Birer âdem kaddidir, ammâ âb-ı zülâlden nişân verir kuyular olduğundan bu mahalle Ebyâr-ı Sâlih derler ve Hazret-i Sâlih'in şehirlerindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a ·
metinde göster ·
bir şey görmedik. Ancak bir kaç azîm gârlar var, bâbları mesdûd. Bir Yâsîn-i şe …
Ve cebel-i Ebî Kubeys verâsında cebel-i Handeme derler, bir münevver küçük cebeldir. Cümle ehl-i siyer ve ehl-i Mekke anda yetmiş aded peygamber medfûndur, derler. Yigirmi nefer kimesne olup ziyâretine vardık. Ammâ alâmet-i binâdan bir şey görmedik. Ancak bir kaç azîm gârlar var, bâbları mesdûd. Bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp yine Mekke'ye geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
… enin havlısı vâki‘ olmuşdur. Ammâ cebel-i Kubeys'in fevkınde büyûtdan ve âsâr-ı
binâdan
bir şey yokdur. Bir kayalı meydân yerdir. Bu mahalde,
Ve Mîne bâzârı kurbunda Mescidü'l-İcâbe: Bu dahi icâbet-i du‘â mahallidir. Andan makâm-ı Safâ'nın ensesinde yokuş yukarı gûyâ Cihângîr yokuşudur, tâ cebel-i Ebî Kubeys'in zirve-i a‘lâsına varınca sekiz yüz adımdır. Ve kat-ender-kat biri biri üzre Beyt-i şerîfe nâzır evlerdir. Bir hânenin sütûhu mâ-fevkındeki hânenin havlısı vâki‘ olmuşdur. Ammâ cebel-i Kubeys'in fevkınde büyûtdan ve âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bir kayalı meydân yerdir. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
ve sudan bir şey yokdur. Ammâ bi'z-zarûrî meks edüp develere alîk verecek yerdi …
Bu mahalde âsâr-ı binâdan ve sudan bir şey yokdur. Ammâ bi'z-zarûrî meks edüp develere alîk verecek yerdir. Ammâ bu mahalde sarmısak yeyüp burnuna ve kulaklarına sarmısak sürmek gerek. Ve siyâh harîr poşu veyâhûd kalın pamuk bezi ile ağzın ve burnun sarup taht-ı revândan ve mahâfeden çıkmamak gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·