. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâs …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
Ve cümle yetmiş aded düyûrları var, ammâ yigirmi ikisi manastır-ı mansabıklardır kim her biri birer kralın ve birov [ve] irşeklerin kal‘a-misâl binâlarıdır. Cümlesinde yüzer ikişer yüzer ladika ve irşekler mukarrerdir. Cümlesinin damları sarı pirinç ve beyâz kalaylı teneke örtülü damları ve kulle-i serâmed-misâl çâr-kûşe evce ser çekmiş çan kullelerinin altun ile mutallâ haçları şa‘şa‘a verir, ammâ (---)(---)(---)(---) "Cümle kırk bin odadır" deyü birovlar nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
Bu şehrin cemî‘i hân ve câmi‘ ve hammâmı ve imâret dâru'z-ziyâfesi ve medrese ve tekye ve mekteb ve mesâcid ve cümle çârsû-yı bâzârı 82b ve'l-hâsıl cümle âsâr-ı binâları serâpâ Sokullu Âkıl Mehemmed Paşa'nın âsâr-ı binâlarıdır kim rusâs-ı hâs ile mebnî kârgîr binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a–82b ·
metinde göster ·
… gûn nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hücrelerdir. Her biri birer pâdişâhın âsâr-ı
binâlarıdır
.
Ve bu kapuların içinde cümle üç yüz altmış aded kat-ender-kat şâhnişîn ve kâ‘alı ve cihân-nümâ kasr-ı âlîler ve müta[‘a]ddid gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hücrelerdir. Her biri birer pâdişâhın âsâr-ı binâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
… i‘i olan kenîselerin mihrâbları doğru kıbleye râst olmasına sebeb Sultân Mansûr
binâlarıdır
.
Ol asırda Kandiye-i evvel Su kullesi olup ibtidâ bânîsi İşpanya kralıdır. Ba‘dehu Venedik eline girüp dahi vüs‘at üzre binâ edüp taşra varoşu dahi derûn-ı hisâra alup ba‘dehu yetmiş sene Sultân Mansûr'un kabza-i tasarrufunda olup taşrasında Afrika kavmi sâkin olmağiçün bir varoş-ı azîm binâ edüp hâlâ Defterdâr Ahmed Paşa ve Mehemmed Kethudâ câmi‘i olan kenîselerin mihrâbları doğru kıbleye râst olmasına sebeb Sultân Mansûr binâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
… yüz kırk beş sarây hammâmları vardır. Her biri birer hânedân sâhibi şürefâların
binâlarıdır
. Ahâlî-i mahalleden dirîğ olunmayup herkes ehl [ü] iyâliyle girüp zevk u safâ e …
Bir hammâm-ı latîf dahi fâtih-i Yemen Sinân Paşa'nındır. Bu dahi sekiz kurnalı pâk hammâm-ı rûşendir. Bu iki hammâmdan mâ‘adâ yüz kırk beş sarây hammâmları vardır. Her biri birer hânedân sâhibi şürefâların binâlarıdır. Ahâlî-i mahalleden dirîğ olunmayup herkes ehl [ü] iyâliyle girüp zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358a ·
metinde göster ·