yüz guruşa mezâd-ı sultânîde alup kabz etmişken bir Tireli Hacı Mustafâ bin alt …
Dellâl eydür: "Sultânım, şu Şâhnâme'yi Hakkarî Beği kethudâsı Çölümerik kal‘alı Hân Murâd Beğ bin dörd yüz guruşa mezâd-ı sultânîde alup kabz etmişken bir Tireli Hacı Mustafâ bin altı yüz guruşa alup kabz edüp üç gice kitâb kendüde yatup meğer herîf Kadızâdeli imiş. Tasvîr harâmdır deyü cümle sûretlerin gözlerin delüp ve bıçağıyla boğazladım deyüp her tasvîrleri pâbuç süngeri ile {silüp} bu Şâhnâme-i zî-kıymetin elli meclis tasvîrlerin telvîs edüp kitâbı bî-kıymet etdiğinden mâ‘adâ benim bu kadar dellâliyeme gadr etdi." deyü Şâhnâme'yi paşanın huzûruna bıkağup, paşa Şâhnâme'yi gördükde bir nâ[ğ]me "âh" edüp erbâb-ı dîvâna gösterdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276b ·
metinde göster ·
… ekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki
bin dörd
yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a alt …
Evvelâ hisâb-ı kez; yedi yüz kırk sekiz bin sekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki bin dörd yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a altmış dirhemdir. Sâ‘; bin kırk dirhemdir. Mud; beş yüz yigirmi dirhemdir. Menn; iki yüz altmış dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘-ı hayyâtî ve bir sülüs ziyâdedir ve zirâ‘-ı Mekkî, Hazret-i Zübeyr Mekke'yi ta‘mîr etdikde zirâ‘-ı Mekkî dedüğü bir çubuk zirâ‘-ı hayyâtîdir. (---)(---)(---)(---). Bu hisâb-ı kitâblardan mâ‘adâ bu şehr-i Sâve halkı ilm-i arkâmda gûyâ Feyzullah-ı Hindî'dir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b–325a ·
metinde göster ·
… üzre {zeyn} etdiler ve cümle bin iki yüz aded arabaların ikişer atlarından iki
bin dörd
yüz at eder ve ancak 62b guzât-ı müslimînin yağma etdiğinden gayrı cümle üç b …
Ve cümle altı bin yetmiş aded Rus-ı menhûs tüfenglerin arabalar üzre {zeyn} etdiler ve cümle bin iki yüz aded arabaların ikişer atlarından iki bin dörd yüz at eder ve ancak 62b guzât-ı müslimînin yağma etdiğinden gayrı cümle üç bin at olup araba atlarıyla cümle beş bin dörd yüz re’s atları mîrî içün kayd-ı pây olunup üzerlerine Akkirmân ve Özü kulları binüp anlara teslîm olundu. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a–62b ·
metinde göster ·
… üslimînin yağma etdiğinden gayrı cümle üç bin at olup araba atlarıyla cümle beş
bin dörd
yüz re’s atları mîrî içün kayd-ı pây olunup üzerlerine Akkirmân ve Özü kulları …
Ve cümle altı bin yetmiş aded Rus-ı menhûs tüfenglerin arabalar üzre {zeyn} etdiler ve cümle bin iki yüz aded arabaların ikişer atlarından iki bin dörd yüz at eder ve ancak 62b guzât-ı müslimînin yağma etdiğinden gayrı cümle üç bin at olup araba atlarıyla cümle beş bin dörd yüz re’s atları mîrî içün kayd-ı pây olunup üzerlerine Akkirmân ve Özü kulları binüp anlara teslîm olundu. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a–62b ·
metinde göster ·
… ta‘bîrinden sonra Sultân'a her ne dediyse Sultân hazînedârı şebtîz Bula'dan beş
bin dörd
yüz altun getirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] b …
Paşa eydir: "Cânım, hânım, ömrüm, Sultân efendim, düşde kan eydir. Sen ol kandan korkma. 76a İnşâ’allâh ikimizin zürriyetinden hânımlarımız ve beğ evlâdlarımız vücûda gelüp her biri mu‘ammer olup bizler dahi yetmiş sene mu‘ammer olup âhir yerlerimiz Sultân Ahmed yanında cennet-i me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya tasadduk eyle ve iki bin altun iç ağalarıma ve iki bin altun taşra ağalarıma ve üç yüz altun Evliyâ Çelebi'ye ve yüz altun anın hemşîresine ihsân edüp hareminden çıkarup Evliyâ'nın hemşîresin bir müselmâna verüp çerâğ eyle" dedikde, Paşa bu vâkı‘ayı ta‘bîrinden sonra Sultân'a her ne dediyse Sultân hazînedârı şebtîz Bula'dan beş bin dörd yüz altun getirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar zengin ve bizim hemşîre zengine oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b–76a ·
metinde göster ·
… gün bir gecede dahi yürüyüp sene 1071 ıyd-ı adhâsının yigirmi ikinci günü kırk
bin dörd
yüz aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup hamd-i Hudâ ordu-yı İslâm'a …
Bu mahalle Beleşo-Sonlok nâhiyesi derler. Ertesi gün nehr-i Şamos'u ubûr edüp bir gün bir gecede dahi yürüyüp sene 1071 ıyd-ı adhâsının yigirmi ikinci günü kırk bin dörd yüz aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup hamd-i Hudâ ordu-yı İslâm'a yine nehr-i Tise kenârında dâhil olup Yalı Ağası Şâh Polad Ağa ve Ak Mehemmed Ağa ve Dedeş Ağa ve gayri ot ağaları hil‘at geyüp hakîre ancak bir çeleng ihsân olunup serdâr başıma kendü eliyle koduğundan cihân kadar hazz etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… dadır, tâ cânib-i şimâle Azak denizi nihâyetine varınca bu Bahr-i Siyâh'ın tûlu
bin d[örd]
yüz altmış mîldir kâmil ve orta yerinde arz-ı Anadolu tarafında kal‘a-i Sinop, …
İşbu Karadeniz'in tûlu mellâhân-ı Rûm ve keştîbân-ı zevi'l-mefhûmların der-miyâ[n]ları hisâbınca Karadeniz Boğa[zı] ki cânib-i cenûbdadır, tâ cânib-i şimâle Azak denizi nihâyetine varınca bu Bahr-i Siyâh'ın tûlu bin d[örd] yüz altmış mîldir kâmil ve orta yerinde arz-ı Anadolu tarafında kal‘a-i Sinop, ya‘nî Sınap burnundan karşu Rûmeli'nde Keliğra Sultân kayaları burnuna mâbeyni iki yüz altmış mîldir. Hattâ hevâ-yı küşâdede kuvvet-i basarı ziyâde olan mücerred âdemler Karadeniz'in vasatında iken Anadolu ve Rûmeli cânibinde olan mezkûr burun dağların alâ melei görürler. Dûrbîn-i dırâz ile hod evlâ bi't-tarîk görünür, bir bahr-i amîk ve semm-i helâhildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a ·
metinde göster ·
yüz kelle ve beş yüz on aded esîr ve Fargaçi'nın on araba hazînesi ve on aded m …
İbtidâ efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa kolundan bin dörd yüz kelle ve beş yüz on aded esîr ve Fargaçi'nın on araba hazînesi ve on aded münakkaş topları geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106a ·
metinde göster ·
… ümle bir yere yığup birez atı kalmış âdemler ile hakîrin gulâmların koyup cümle
bin dörd
yüz 8a aded salt atlı gâzîler cümle atlarımızın zîr-i zeber tenklerin berk ed …
"Bire âdemler dahi kâfir görmedik ve bir elbeşti kadar ceng etmedik ve asker-i İslâm yakın iken bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırılınca ceng ederiz" deyü yemîn billâh ve kasem tallâh edüp tuza ve etmeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup cümle heybelerimizi ve terkide yağmurluk ve esvâblarımızı cümle bir yere yığup birez atı kalmış âdemler ile hakîrin gulâmların koyup cümle bin dörd yüz 8a aded salt atlı gâzîler cümle atlarımızın zîr-i zeber tenklerin berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve balta ve külüng ve tüfeng-i Frengî ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol olup bir kolu pusuda saklı koyup bizler dahi âheste âheste giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b–8a ·
metinde göster ·
yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altu …
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
… î binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Taşra varoşu sa‘b palankadır ve cirmi dâ’iren-mâdâr
bin dörd
yüz adım iç kal‘adır. Cânib-i (---) bir demir kapusu var, handakı üzre asma cis …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Şarviz kenârında bir göllü ve bataklı ve çataklı buhayre içinde şekl-i murabba‘dan tûlânî Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Taşra varoşu sa‘b palankadır ve cirmi dâ’iren-mâdâr bin dörd yüz adım iç kal‘adır. Cânib-i (---) bir demir kapusu var, handakı üzre asma cisri var. Cümle bir mahalle ve cümle üç yüz kadar tahta örtülü dar evlerdir, ammâ beğ sarâyı ve dizdâr sarâyı gâyet mükellef hânedânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… z ellişer germe adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Gözlev’in dâ’iren-mâdâr cirmi üç
bin dör[d]
yüz hatvedir ve gird-â-girdi beş köşe bir Şeddâdî yonma taş bir müzeyyen kal‘a- …
Cümle etrâfında yigirmi dörd aded çâr-kûşe kullelerinin üstleri cümle kırmızı kiremit örtülü serâmed kullelerdir. Ve her kulle mâbeynleri yüz ellişer germe adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Gözlev’in dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin dör[d] yüz hatvedir ve gird-â-girdi beş köşe bir Şeddâdî yonma taş bir müzeyyen kal‘a-i savaşdır. Ve leb-i deryâda bir düzlük yerde cânib-i erba‘ası deryâ olup hemân bir burunda cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
Der-alâmet-i çârsû-yı bezzâzistân: Hamusu dörd bin dörd yüz aded dükkânçe-i ehl-i hıref ehl-i sanâyi‘âtdir. Cemî‘i erbâb-ı kâr-ı hezârfen Cemşîd-veş zû-fünûn kimesneler bu şehirde mevcûddur. Her birinin kâr-ı memdûhâtından birer şemme vasf etsek tatvîl-i kelâm olup tahrîri seyâhatimize mâni‘ olur. Ammâ bu şehir kal‘a-misâl bir kârgîr binâ-yı pür-meâl mükellef ü mükemmel kurşum kubâblı ve demir kapulu bezzâzistânı var kim bu kârhâneye duhûl eden kimesnelerin demâğları misk [ü] amber-i hâm ve sâ’ir ıtr-i nâkların râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğı mu‘attar olur bir bezzâzistândır kim niçe Mısır hazînesine mâlik hâcegîlerinin altun ve guruş sayması gıjıştısından âdeme dehşet hâsıl olup bir iz[di]hâm-ı bey‘ [ü] şirâ yeridir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b ·
metinde göster ·
… inâ gâyetü'l-gâye sa‘b u metîn kal‘adır kim cirmi beden dîvârları üzre kâmil üç
bin dörd
yüz {adımdır}. 286b Ve cümle etrâfında beş aded tabya-i azîmeler vardır.
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası : Leb-i deryâda bir sedd-i metîn yalçın kaya üzre deryâya havâle kara cânibinde kendüye havâlesiz bir musanna‘ iç kal‘adır kim aşağı varoşdan bu iç kal‘aya giderken şimâl cânibine gidüp namâzgâhı geçüp beş yüz adım bir çemenzâr fezâyı dahi geçüp yokuş yukaru gidüp sedd-i İskender-vâr bir iç kal‘a-i şekl-i muhammes taş binâ gâyetü'l-gâye sa‘b u metîn kal‘adır kim cirmi beden dîvârları üzre kâmil üç bin dörd yüz {adımdır}. 286b Ve cümle etrâfında beş aded tabya-i azîmeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286a–286b ·
metinde göster ·
… kuyulardan gayri hâss u âmm içün tarîk-i âmmlar ve mahallâtlar içre cümle dörd
bin dörd
yüz aded bi’r-i âb-ı hayâtlar vardır. Lâkin hikmet-i Hudâ bu abd-i ahkar bu şeh …
Der-takrîrât-ı çâh-ı mâ-i cân-perver-i âb-ı hayât: Cümletâsı dörd bin aded evlerde birer ve ikişer aded kuyulardan gayri hâss u âmm içün tarîk-i âmmlar ve mahallâtlar içre cümle dörd bin dörd yüz aded bi’r-i âb-ı hayâtlar vardır. Lâkin hikmet-i Hudâ bu abd-i ahkar bu şehirde iken Akozâde İbrâhîm Çelebi'nin hânesinde bir âb-ı hayât uyûn hâsıl olup bir çeşme binâ olundukda bu hakîr-i fakîr küstâhâne ale'l-fevr bu târîhi eyledik:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·
… te-i âlî üzre Şeddâdî kârgîr taş binâ bir kal‘a-i kadîmdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi
bin dörd
yüz aded adımdır. Ve şarkdan garba tûlânîce vâki‘ bir kal‘a-i bî-hemtâdır kim t …
Kal‘ası balık sırtı gibi bir sırt kayalı püşte-i âlî üzre Şeddâdî kârgîr taş binâ bir kal‘a-i kadîmdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin dörd yüz aded adımdır. Ve şarkdan garba tûlânîce vâki‘ bir kal‘a-i bî-hemtâdır kim tûlu altı yüz aded germe hatvedir ve arzı yüz adım ensiz kal‘adır. Gûyâ hemân kadırga gibi bir uzun sûr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
… ş kâr-ı kadîm ve bir sûr-ı üstüvâr rabât-ı azîmdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd
bin dörd
yüz adımdır. Ve bir bayır üzre taşra kal‘ası içinde şimâle nâzır bir köşedeki k …
Evvelâ Ohri gölünün şimâli kenârında bir yalçın kırmızı kaya püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ-yı atîk seng-i tırâş kal‘a-i savaş kâr-ı kadîm ve bir sûr-ı üstüvâr rabât-ı azîmdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin dörd yüz adımdır. Ve bir bayır üzre taşra kal‘ası içinde şimâle nâzır bir köşedeki kal‘a-i kebîr dîvârına muttasıl bin adım cirminde bir sa‘b iç hisârı vardır. Dîvârının kaddi kâmil kırk arşın âlîdir. Ve şîrînkârlık ile üstâd-ı mühendis gûnâ-gûn musanna‘ ebrâclar ve gûnâ-gûn metîn bedenler tertîb eylemiş kim misli bir kal‘ada yokdur. El-hâsıl bir sedd-i metîn iç kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369b ·
metinde göster ·
… ğzında büyük Dilindi burnu kullesine varınca dâ’iren-mâdâr bu Kadırga limanı üç
bin dörd
yüz adımdır.
Bunları geçüp ve Paşa sarâyı altından ubûr edüp Liman câmi‘i önünden tâ liman ağzında büyük Dilindi burnu kullesine varınca dâ’iren-mâdâr bu Kadırga limanı üç bin dörd yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117a ·
metinde göster ·
… aş binâ kal‘a-i kadîmdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi liman kenârı dolaşmasıyla dörd
bin dörd
yüz adımdır. Garb tarafında Paşa sarâyı köşesinden nârin kulleye ve varoş kapus …
Ve kal‘ası Adalya körfezinin nihâyetinde leb-i deryâda minâre kaddi yalçın kayalar üzre şekl-i mukavves bir şeddâdî taş binâ kal‘a-i kadîmdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi liman kenârı dolaşmasıyla dörd bin dörd yüz adımdır. Garb tarafında Paşa sarâyı köşesinden nârin kulleye ve varoş kapusu üzre mehterhâne kullesin ubûr edüp şark cânibinde Lala kullesine varınca bu kal‘a iki kat kal‘a metîn (---) dîvârıdır. Ve otuzar arşın, yedi ve sekizer arşın arzı sedd-i İskender-vâr muhkem dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y134b ·
metinde göster ·
… lardır. Ve paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu altı yüz yigirmi sekiz
bin dörd
yüz elli akçedir.
Ve bu vilâyet eyâlet-i kadîmdir. Anatolu'dan sonra budur, ammâ kânûn üzre Anatolu paşası üzre tasaddur eder. Taht-ı Zülkadriyye'dir ve vilâyet-i kadîmdir. Selîm Şâh Mısır'a giderken mutî‘ olmuşlardır. Ve paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu altı yüz yigirmi sekiz bin dörd yüz elli akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159b ·
metinde göster ·
Ve şekl-i muhammes vâki‘ olmuşdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi dörd
bin dörd
yüz elli adımdır. Ve kulle ve burc [u] bârûları muhkemdir ve cümle (---) kapula …
Ve şekl-i muhammes vâki‘ olmuşdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin dörd yüz elli adımdır. Ve kulle ve burc [u] bârûları muhkemdir ve cümle (---) kapulardır. Garb cânibinden gayri handakı yokdur. Ve cenûb tarafındaki yer kumsaldır. Bu cirmde olan varoş-ı azîm içre (---) mahalle ve iki bin altı yüz toprak kireç ile pûşîde sarây-ı âliler ve gayri hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190b ·
metinde göster ·
… bir körfezdir. Rübbân mellâhlar kavli üzre tâ Süveys'e varınca bu deryânın tûlu
bin dörd
yüz Y 371b mîldir. İbtidâ mahrecinin intihâsından cihet-i şimâle gidüp Yemen …
Bu dünyâ cezîresin ihâta eden Bahr-i Muhît'in cânib-i şarkîsinde Yemen ile Habeş mâbeyninde Zeylâ‘ nâm boğazdan bir dil gibi girmiş bir körfezdir. Rübbân mellâhlar kavli üzre tâ Süveys'e varınca bu deryânın tûlu bin dörd yüz Y 371b mîldir. İbtidâ mahrecinin intihâsından cihet-i şimâle gidüp Yemen benderlerinde (---)(---)(---)(---)(---) benderlerden cânib-i garbîde Mekke hâkinde Cidde benderine ve Yenbû‘ü'l-bahr benderine ve arz-ı Tehâme'den ubûr edüp Ka‘be râhı üzre Ezlem ve Müveylah ve Kefâfî ve Kolundur boğazı ve Hammâm boğazı ve kal‘a-i Tûr ve bender-i Süveys'de nihâyet bulur kim bender-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371a–Y371b ·
metinde göster ·
… le müfredâtı defter-i rûznâmede Y 72a mazbût olduğu üzre otuz üç kîse ile iki
bin dörd
yüz yigirmi dörd para ki bâlâda tahrîr olunan ulemâ ve ümerâ ve hil‘at mevâdlar …
Ve mahrûse-i Mısır'da asâkire ve huddâmât-ı huccâca ve huddâmân-ı kisveye ve gayrı ser-i kârda olanlara elzem-i levâzımından olup iştirâ olunan eşyâlar bahâsile müfredâtı defter-i rûznâmede Y 72a mazbût olduğu üzre otuz üç kîse ile iki bin dörd yüz yigirmi dörd para ki bâlâda tahrîr olunan ulemâ ve ümerâ ve hil‘at mevâdlarının mecmû‘u iki bin yedi yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para etmeğile bâkî atebe-i aliyye-i felek-fersâ-yı hâkânîye ve südde-i seniyye-i şehinşâhî-i sultâniyyeye hazîne-i âmire içün irsâliyye cümle bin iki yüz kîse-i Mısriyye ki bâlâda zikr olunan üzre üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para masârîf-i seneviyye zabt u tahrîr olunup îrâd-ı senevî masârîf-i seneviyye ile müsâvî olduğun zâhir ü mübeyyin oldukdan sonra bâlâda zikr olunan mutahassılât-ı senevîden mâ‘adâ vezîr-i muhterem-i müşârun-ileyh hazretlerinin sa‘y u tahsîlleri ile zamân-ı tasarruflarında târîh-i kitâba değin rûznâme ve mukâta‘ât ve defâtir-i aklâm-ı müteferrika nâtık olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdete irsâl buyurdukları icmâlden sonra ziyâde-i hazîne-i âmire yigirmi üç kîse ile yigirmi bin paraya bâliğ olduğun müşârun-ileyh vezîr-i mükerrem ve düstûr-ı muhterem mahzar-ı cumhûrda istintâk P 184a ve istifsâr buyurduklarında cümlesi defâtir-i mezkûrede mastûr olduğu üzre senevî dîvân-ı Mısır'a îrâd olunan mâlın mecmû‘u üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd paraya bâliğ olduğu ve masârîf-i seneviyye dahi rûznâme ve sâyir aklâmların yedimizde olan defâtirleri nâtık olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdet tarafına beher sene irsâli lâzım olan bin Q 186a iki yüz kîse ile ma‘an masârîf-i seneviyye üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para zabt u tahrîr olunup îrâd-ı senevî masârıf-ı seneviyye ile müsâvî ve bâlâda mezkûr olan mutahassılât-ı seneviyyeden mâ‘adâ vezîr-i müşârun-ileyh hazretlerinin sa‘y [u] himmetleri ile zamân-ı tasarruflarında târîh-i kitâbet-i sıhhat-nisâba dek rûznâme ve muhâsebe ve mukâta‘ât ve sâyir defâtir-i aklâm-ı müteferrika nâtıka olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdete irsâl buyurduları icmâlden sonra ziyâde cizye-i âmire yigirmi üç kîse ile yigirmi bin paraya bâliğ olduğun bi't-tav‘ insâf ikrâr ve i‘tirâf eyledikden sonra ba‘de'l-yevm hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn ile ma‘yûr olup düstûrü'l-amel olan defâtir kâyimmakâmlar zamânında hazîne-i âmireye ve sâyir îrâd u masârıf emvâlinin bir para ve bir hâbbesine zarâr u noksân ve halel ü husrân vâki‘ defterdâr-ı mezkûr ve sâyir erbâb-ı aklâm-ı mezkûre bi-esrihim deyn-i uhde Y 72b eylediklerinden sonra âye[t] sûre-i (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71b–Y72b ·
metinde göster ·
… ker gelse anlara bahşîş vermeğe muhtesibin iktidârı yokdur. Ancak yedi bölükden
bin dörd
yüz âdem pür-silâh mükellef ü müzeyyen asker gelüp paşalı askerinden ileri ibti …
Bu tertîb üzre Bâb-ı Vezîr'den aşağı enüp yedi bölükden ikişer yüz asker gelir, ziyâde gelmez. Zîrâ bunlar askerî tâ’ifesidir, alaydan sonra ihsân alırlar, çok asker gelse anlara bahşîş vermeğe muhtesibin iktidârı yokdur. Ancak yedi bölükden bin dörd yüz âdem pür-silâh mükellef ü müzeyyen asker gelüp paşalı askerinden ileri ibtidâ subaşı ardı sıra iki yüz başı telli ve eli topuzlu asker-i çavuşân, ardı sıra iki yüz gönüllüyân, andan alay-ı tüfengciyân, andan alay-ı Çerkezân, andan alay-ı müteferrikagân, andan alay-ı azebistân, andan alay-ı yeniçeriyândan başı telli zerdûz üsküflü mülâzımânlar, paşa şâtırlarının taşrasından muhtesib beğin yanısıra piyâde ve atlı sipâhiyân ve cündiyân at başı berâber ale't-tertîb ahşam namâzında Rûmeli meydânında Mahmûd Paşa câmi‘i önüne cümle alay gelüp tevakkuf edüp mehterhâne dahi âsude-hâl durup muhtesib beğ ve gayrı a‘yân Mahmûdiyye câmi‘inde salât-ı mağribi edâ edüp sehel te’hîr ederler kim leyle-i muzlim mahalli olup muhtesib beğin dest-i hükûmetinde olan cümle ehl-i hıref alayları tamâm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166a ·
metinde göster ·
bin âdemin boynuna ridâ sarup bir lakab buyururlar. Aceb hikmetdir, bir âdeme b …
Her mevlûdda üç bin dörd bin âdemin boynuna ridâ sarup bir lakab buyururlar. Aceb hikmetdir, bir âdeme buyurdukları künyeyi bir âdeme dahi komazlar. Ve müddet-i ömründe hilâfetleri asrında bir lakabı iki âdeme dememişlerdir. Aceb sırrullâhdır kim "El-esmâü tenzilü mine's-semâi" ilhâm-ı rabbânî ile lakab korlar. Hakîre Ebussafâ deyü künye verdiler. Hamd-i Hudâ nefes-i mübâreklerinin Y 224b te’sîri sebebiyle zevk u safâdayız. Ve hakîrin gerdenine bir Keşmîrî şâl sardılar. Ve ba‘zı eşrâfa dahi gûnâ-gûn şâl-ı Lâhûrî ve Gîlânî verüp du‘â-i hayr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a–Y224b ·
metinde göster ·
… ünyâ cezîresinde dâhildir. Ve mikdâr-ı kutru bu dünyânın şimâlinden cenûba altı
bin dörd
yüz mîldir.
Bu hisâb üzre rûy-ı arz ya‘nî cezîre-i dünyâ bu Bahr-i Ummân içre dâ’iren-mâdâr yigirmi bin yüz altmış mîldir. Ve Mısır cezîresi dahi bu dünyâ cezîresinde dâhildir. Ve mikdâr-ı kutru bu dünyânın şimâlinden cenûba altı bin dörd yüz mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y251b ·
metinde göster ·
yüz fersahdır ve arzı yüz otuz altı fersahdır. Yigirmi yedi kûh-ı belâlardır ve …
İklîm-i sânî şarkdan garba tûlu iki bin dörd yüz fersahdır ve arzı yüz otuz altı fersahdır. Yigirmi yedi kûh-ı belâlardır ve otuz altı vâdîsi vardır. Ve iki bin şehri var, ellisi şehr-i azîmdir. İbtidâsı Hocend ve Hind ü Sind ve Mansûriyye ve Hîre ve Kend(?) ve Cezâyir ve Necd ve Tehâmiyye ve Yesrib ve Hicâz'a ve deryâ-yı Kulzüm'e ve arz-ı Berberiyye'ye ve İfrîkiyye ve arz-ı Mısır'a ve zemîn-i Bağle'ye varır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255b ·
metinde göster ·
… bir burc-ı azîmdir, kalyon limanı tarafındadır. Andan yine cânib-i şarka kâmil
bin dörd
yüz adım gidüp bir köşede bir burc-ı azîmdir kim cümle kalyon Q 282b limanınd …
Andan yıldız cânibine bir kumsal dolaşık buruna iki yüz adım gidüp bir burc-ı azîmdir, kalyon limanı tarafındadır. Andan yine cânib-i şarka kâmil bin dörd yüz adım gidüp bir köşede bir burc-ı azîmdir kim cümle kalyon Q 282b limanında olan kalyon ve şayka ve karamürsel ve burtunları muhâfaza eder bir burc-ı kebîrdir. Ve bu cânibleri kalyon limanı P 279b deryâsı döğer. Kal‘anın cümle temel taşları deryâ içinde yanyana döşenmiş amûd-ı müntehâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321a ·
metinde göster ·
… â-mâşâallâh. Ammâ bu iklîm-i sânînin şarkdan garba tûlü bi-kavli Coğrafiyye iki
bin Q 315aP 312a dörd
yüz fersahdır ve arzı yüz otuz altı fersahdır.
Ve bu şehir iklîm-i evvelin nihâyetinde vâki‘ olmuşdur. Bu iklîmin mebde’i bi-kavli Hakîm Batlîmûs eyle bulunmuşdur. Arzı 20 derece ve 27 dakîka ola, ve etval-i nehârı 13 sâ‘at olup 15 dakîka ola. Ve yine bu iklîm-i sânînin vasatı ol makâmdır kim arzı 24 derece ve 40 dakîka ola, ve tûl-i nehârı 13 sâ‘at ola. Hâlâ İbrîm'in arzı bu hâl üzre deverân etmededir, ilâ-mâşâallâh. Ammâ bu iklîm-i sânînin şarkdan garba tûlü bi-kavli Coğrafiyye iki bin Q 315aP 312a dörd yüz fersahdır ve arzı yüz otuz altı fersahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y392a ·
metinde göster ·