… a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn üç yüz altmış altı burc [u] bârû ile ve on iki
bin dendân-ı
beden ile itmâm bulup kal‘a-i üstüvâr olmuşdur kim cemî‘i dâr-ı diyârda misli b …
Ve bu merkûm sarây-ı âlînin cânib-i erba‘asındaki kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn üç yüz altmış altı burc [u] bârû ile ve on iki bin dendân-ı beden ile itmâm bulup kal‘a-i üstüvâr olmuşdur kim cemî‘i dâr-ı diyârda misli binâ olunmamışdır. Dâ’iren-mâdâr şekl-i murabba‘ı Yeni Sarây'ın cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve cümle on altı sağîr ü kebîr bâb-ı hâssalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
Ve yigirmi yedi kapusu ve bin yedi yüz kullesi ve yetmiş
bin dendân-ı
bedeni ve yedi yüz aded mutalsamâtları olduğu Yunaniyân'ın Yanvan Târîhi'nde ma …
Ve yigirmi yedi kapusu ve bin yedi yüz kullesi ve yetmiş bin dendân-ı bedeni ve yedi yüz aded mutalsamâtları olduğu Yunaniyân'ın Yanvan Târîhi'nde mastûrdur. Ve hâlâ imâr olan Sofya kâr-ı kadîm harâb sûrunun bir köşesinde bir mahalle gibidir. Ammâ hayli vâsi‘ bender-i azîm şehirdir, ammerehullah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… l-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd
bin dendân-ı
bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler …
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… r gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe bin yük yük götürürler. Ve niçe
bin denk
beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük getirüp bu cezîred …
Ve bu cezîre-i Zakilse'de pırankop(?) derler bir gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe bin yük yük götürürler. Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük getirüp bu cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bin altun hâsıl olur. Anıniçün Venedik kâfiri bize Aya Mavra gibi kal‘a-i bî-hâsılı verüp yerine pür-mahsûl izakilse cezîresin aldı. Ammâ bu Zakilse bizim elimizde iken ol kökden kimsenin haberi olmayup Girid mankırı gibi bir fülûs-ı ahmer hâsıl olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… aşka bir çârsûdur kim tokmak gürüldüsü sâ‘ikasından gök gürler zann olunur niçe
bin denk
boğası bağlanup tokmaklanup yük bağlanup Y 78b yük çözülür bender şehridir. V …
Ve iki yüz aded boyacı tokmağı urur dükkânları vardır. Başka bir çârsûdur kim tokmak gürüldüsü sâ‘ikasından gök gürler zann olunur niçe bin denk boğası bağlanup tokmaklanup yük bağlanup Y 78b yük çözülür bender şehridir. Ve bu boyacı tokmağının ismine beyne's-sebbâğ "hayır" derler. Anıniçün zurefâ birbirine latîfe-âmîz "Hayır başına olsun" demeden murâdları "boyacı tokmağı başına olsun" demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a–Y78b ·
metinde göster ·
… ları bu hânlarda sâkin olup ancak haftada bir bâzâra hayrân olup bir günde niçe
[bin] denk
dîbâ ve şîb ü zerbâf ve'l-hâsıl cemî‘i zî-kıymet vâlâ-yı kâlây bî-kıymet râyegâ …
Ve bu mahal bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmağile a‘yân-ı Nâzlı niçe hân ve cevâmi‘ ve imâret dekâkînler binâ edüp bir ma‘mûr ve şîrîn kasaba olmuşdur. Hind ü Sind ve Arab u Acem ve Rûm tüccârları bu hânlarda sâkin olup ancak haftada bir bâzâra hayrân olup bir günde niçe [bin] denk dîbâ ve şîb ü zerbâf ve'l-hâsıl cemî‘i zî-kıymet vâlâ-yı kâlây bî-kıymet râyegân olup bey‘ u şirâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91b ·
metinde göster ·