… [u] âbâdan ola deyü du‘â edüp ol mahallin zîr-i zemîninden bir hafta kâmil niçe
{bin} deve
yükü mâl-ı Tâkyânûs-ı okyûnûs çıkarup kıral hazînesine ve Tershâne bâğçesine ta …
Ol cum‘a Ayasofya'nın zîr-i zemînlerinde pinhân olan bıtrîk ve kıssîsden üç bin ruhbân şeref-i İslâm ile müşerref olup üç yüz yaşında bir papasın ismini Baba Mehemmed kodular. Mihrâbın sağındaki muzlim künc Hazret-i Süleymân'ın ibtidâ binâ etdüği ma‘bed-i kadîmdir deyü Baba Mehemmed gösterüp Ebü'l-feth ibtidâ anda iki rek‘at sâlât-ı hâcet kılup inkırâzu'd-devrân ma‘mûr [u] âbâdan ola deyü du‘â edüp ol mahallin zîr-i zemîninden bir hafta kâmil niçe {bin} deve yükü mâl-ı Tâkyânûs-ı okyûnûs çıkarup kıral hazînesine ve Tershâne bâğçesine taşıdılar. Ba‘dehu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30b ·
metinde göster ·
… iki yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve hıyâbân içre kend-i ravza-i rıdvânlardır kim
bin deve
yükü ibrişim hâsıl olur, derler. Her kendi birer şehr-i azîme mânend kasabalard …
Menzil-i nâhiye-i Mahmûd-âbâd: Bir sahrâ-yı azîm içre iki yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve hıyâbân içre kend-i ravza-i rıdvânlardır kim bin deve yükü ibrişim hâsıl olur, derler. Her kendi birer şehr-i azîme mânend kasabalardır. Câmi‘ ve hammâmları ve esvâk-ı şâhîleri vardır. Re‘ayâ ve berâyâları cümle Ermeni ve Gökdolağ ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kumuk tâ’ifeleridir. Bir kavmine İt-til derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
… ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe
bin deve
yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz
bin deve
yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. …
Nehr-i Bend-i Mâhî: Bârgîrî kal‘ası kurbünde Van deryâsı girer bir boğaz içre cereyân eder. Aşağıda şorcadır, ammâ yukaruda âb-ı zülâldir. İbtidâ hurûcu yine Bârgîrî dağlarından gelüp Bârgîrî altında Bend-i Mâhî mahallinde Van deryâsına mahlût olur. Bend-i Mâhî ol mahaldir kim yılda bir kerre mâh-ı (---)(---) Van deryâsında bir şîrînkârlık nâbûd-nâpeydâ iken ol gün bi-emrillahi Ta‘âlâ Van deryâsının balıkları râygân olup bu Bend-i Mâhî deresinden yukaruya kâmil bir ay niçe kerre yüz bin sağîr ü kebîr gûnâ-gûn mâhîler geçüp andan Bend-i Mâhî Sultân derler, bir ziyâretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve eğir köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar gerüye dönecek mahalde Bend-i Mâhî nâm mahalli Van defterdârı tarafından bir ağa bend edüp cümle balıklar yukaru derelerde mahpus kalup aşağı Van deryâsına geçmediklerinden Bend-i Mâhî derler. Ba‘dehû defterdâr ağası bâlâda mahpus kalan mâhîleri niçe yüz re‘âyâ vü berâyâ huddâmlarıyla balıkları sayd edüp tuzlar. Anda niçe bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz bin deve yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçen balıkları sayd [u] şikâr etmeğe kâdir değillerdir. Emn olmağile cümle mâhîlere ma‘lûm olup rûy-ı mâda şinâverlik edüp reftâr ederek kadd [ü] kâmet gösterek asla âdemden kaçmayup gûnâ-gûn şîvekârlık ederek ubûr etdiklerinde el-azametullah ol günlerde niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin eşkâlleri ve elvânları temâşâ olunur. Sübhânu'l-Hallâku'l-Bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
olur kim akîk-i Yemenî olur. Ve niçe kerre yüz bin deve yükü hurmayı kabâ’il-i Urbân yükledüp diyâr-ı Hemedân ve Isfahân'a götürürler. Aslâ sâhibleri yokdur kim tâ Mekke ve Medîne ve Yemen çölünde nihâyet bulur, evc-i âsumâne ser çekmiş serâmed hurma dırahtlarıdır. Hatta Hüseyin Alî Efendi Bağdâd defterdârı iken bu diyâr-ı Irâk'ın hurma dırahtların medh etmişdir. Şi‘ir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… îd'in kabrini altundan ve gümüşden ve cevâhirden yaparım." deyü iklîm-i Şâm'dan
bin deve
yükü mâl-ı hazâ’in olup kabrinden Yezîd'i çıkarup gördü kim na‘ş-ı Yezîd altı y …
Âhirü'l-emr sene (---) târîhinde Timur Hân Şâm-ı şerîfe geldikde bu Hazret-i Mu‘âviye'nin kabrinden vücûdun çıkarup âteşe göyürdürmeğe murâd edindikde, "Hazret'in vahiy kâtibidir ve Hazret'in halası oğlu akrabâsıdır incitmen." deyü ricâ etdiler. Kabrin küşâde etmeden ferâğat edüp Yezîd'in kabrine gelüp gördü kim cemî‘i Yezîdîler bu Yezîd'in kabrini ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir İrem edüp "Rabb-i hafî" nâm deyü hâşâ böyle bir nâm komuşlar. Hemân Timur gördü kim cemî‘i Mısr u Şâm ve Haleb ü Tarabulu's-Şâm halkı cümle Yezîdî olmuşlar. Timur, "Ben de Yezîdîyim." deyü halka çav çalup efvâh-ı nâsa söz bırakdı. Ve "Yezîd'in kabrini altundan ve gümüşden ve cevâhirden yaparım." deyü iklîm-i Şâm'dan bin deve yükü mâl-ı hazâ’in olup kabrinden Yezîd'i çıkarup gördü kim na‘ş-ı Yezîd altı yüz yıldan berü ter ü tâze beyâz pembe-misâl durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
… gölü vardır. Anda dahi niçe bin zî-rûh kısmı gark olur. Bu katrandan dahi niçe
bin deve
yükü kara katranı vilâyet vilâyet taşırlar. Bu dahi ma‘âdin-i azîmdir kim vâcib …
Ve bu ma‘dende nice ceyran u erneb ve gâv-ı beyâbânî ve hımâr-ı berrî ve niçe bin gurâb-ı vahşî gark olduğundan Kargaçamı derler. Ma‘mûr [u] âbâdândan pür-nişândır ammâ hâlâ harâb [u] virândır. Ve mesken-i Ekrâd-ı Şakakîyândır. Ve bu Kargaçamı nâm mahallin cânib-i garbîsi çölünde bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde bir azîm katran gölü vardır. Anda dahi niçe bin zî-rûh kısmı gark olur. Bu katrandan dahi niçe bin deve yükü kara katranı vilâyet vilâyet taşırlar. Bu dahi ma‘âdin-i azîmdir kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… ayda ve Beyrut ve Akka ve İzmir ve Arab u Acem ve Hind metâ‘ları yılda beş altı
bin deve
ve araba yükleri her diyârdan gelüp bu şehirde yük çözülüp yük bağlanup cemî‘i …
Araba ve develer ile Mısır ve şâm ve Trablus ve Sayda ve Beyrut ve Akka ve İzmir ve Arab u Acem ve Hind metâ‘ları yılda beş altı bin deve ve araba yükleri her diyârdan gelüp bu şehirde yük çözülüp yük bağlanup cemî‘i Macar ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Nemse ve Bosna ve Venedik ve İşpanye vilâyetlerine yükler gidüp gelmededir, zîrâ bu şehir Rûmeli'nin Mısrı'dır ve halkı cümle hisâbî bâzergânlardır. Niçe bin aded halkı ganîmet şehir olduğıyçün sâ’ir diyârlardan gelüp kalmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… gördük, bizim köprü başında olan asker ile kâfir leşkerinin mâbeynlerinde niçe
bin deve
ve katârlar sedd-i sedîd olup durur.
Hemân deryâ-misâl asâkir-i İslâm gürûh-ı enbûh gibi gürleyüp küffâr üzre seğirdüp anı gördük, bizim köprü başında olan asker ile kâfir leşkerinin mâbeynlerinde niçe bin deve ve katârlar sedd-i sedîd olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104b ·
metinde göster ·
… lup ekin ocağı olmamağile Kütâhiyye ve Karahisâr'dan ve etrâf nevâhîlerden niçe
bin deve
yükü hınta gelüp üzüm ile mübadele ederler. Ve bu şehrin bâzârı günü acâ’ib cem …
Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu olup ekin ocağı olmamağile Kütâhiyye ve Karahisâr'dan ve etrâf nevâhîlerden niçe bin deve yükü hınta gelüp üzüm ile mübadele ederler. Ve bu şehrin bâzârı günü acâ’ib cem‘iyyet-i kübrâ olup niçe bin âdem cem‘ olur. Ve halkı cümle Etrâkdir. Kelimâtlarında lehce-i mahsûsaları beyân olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28a ·
metinde göster ·
… hisâr vilâyetlerine ve'l-hâsıl yigirmi dörd sancak yire her sene niçe kerre yüz
bin deve
yükü tuz bundan müstevlî olur, azîm emânetdir. Yetmiş seksen âdem ile enüp binü …
Menzil-i Tuzla-i Melemen-i emînde meks edüp temâşâ etdik. Beş yüz akçe mîrî emânetdir kim hâss-ı hümâyûndur. Cemî‘i Germiyan ve Aydın ve Sarhan ve Karahisâr vilâyetlerine ve'l-hâsıl yigirmi dörd sancak yire her sene niçe kerre yüz bin deve yükü tuz bundan müstevlî olur, azîm emânetdir. Yetmiş seksen âdem ile enüp binüp hükûmât edüp mâl-ı pâdişâhî ve kendüye on kîse fâyizi tahsîl eder, a‘lâ hükûmetdir. Ve ibret-nümâ bir tuzladır. Zî-rûh kısmından bu tuz içre her ne mahlûk düşse bi-emrillâh tuz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y41a ·
metinde göster ·
… rtebe izdihâm tarîk-ı âmları vardır, zîrâ şeb [u] rûz Arab ve Acem'den niçe yüz
bin deve
ve at ve katır gelüp gitmededir. Ve dâ’imâ bu şehir ucuzluk olmadadır, zîrâ bir …
Ve bu şehrin cemî‘i esvâk-ı sultânîleri gâyet müzeyyen olup eyle bey‘ [u] şirâ olur kim âdem deryâsı temevvüc ve talattum edüp fevc fevc olup benî âdem bir birinin omuz omuzundan söküp râhat ile ubûr edemez. Tâ bu mertebe izdihâm tarîk-ı âmları vardır, zîrâ şeb [u] rûz Arab ve Acem'den niçe yüz bin deve ve at ve katır gelüp gitmededir. Ve dâ’imâ bu şehir ucuzluk olmadadır, zîrâ bir cânibi karadan ve bir cânibi deryâdan metâ‘-ı gûnâ-gûn gelmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu İshâk Fakîh Anatolu şehirleri halkın bay edüp
bin deve
yükü mâl ile Kütâhiyye'ye gelüp Ya‘kûb Germiyan'a bu kadar hazîne verüp rızâ’en …
Ba‘dehu İshâk Fakîh Anatolu şehirleri halkın bay edüp bin deve yükü mâl ile Kütâhiyye'ye gelüp Ya‘kûb Germiyan'a bu kadar hazîne verüp rızâ’en lillâh bir câmi‘ ve bir medrese ve hammâm ve imâret binâ eder. Hâlâ Kütâhiyye çârsûsu içre "Sak Fakı" dedükleri galat-ı meşhûrdur, İshâk Fakîh câmi‘i oldur. Hâlâ Elmalı şehrinde ol mağâra ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
… rından âbdâr ve dânedâr ve hoş-hâr olur. Cemî‘i vilâyete ve husûsâ Sivas'a niçe
bin deve
yükü nâr Mar‘aş'dan gider. Ve sâ’ir meyvesine dahi hadd [ü] hasır yokdur.
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından yaz u kış yigirmi elvân üzümü mevcûddur. Cümleden kabak üzümü ve Cem üzümü ve sarı üzümü kar altından çıkarup tenâvül ederler. Ve nârı, Şehribân nârından âbdâr ve dânedâr ve hoş-hâr olur. Cemî‘i vilâyete ve husûsâ Sivas'a niçe bin deve yükü nâr Mar‘aş'dan gider. Ve sâ’ir meyvesine dahi hadd [ü] hasır yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y161a ·
metinde göster ·
… âdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı niçe kerre yüz
bin deve
yükü Arab ve Acem'e ve Hindustân'a köfterin götürürler. Ve gûnâ-gûn helvâsı bir …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtından gayri memdûhâtın beyân eder. Evvelâ cihân-ârâ kırk elvân üzümü ve niçe kerre yüz bin tulum bekmezi ve bâdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı niçe kerre yüz bin deve yükü Arab ve Acem'e ve Hindustân'a köfterin götürürler. Ve gûnâ-gûn helvâsı bir diyârda yokdur. Ve cümle halkı şîrîn yediklerinden şîrîn söylerler. Ammâ lisânlarında sehel lüknet vardır. Hurûf-ı râyı ve kâfı mahâric-i hurûfu ile icrâ edemezler. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve dud ve şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı ve beyâz ekmeği ve yoğurdu meşhûr-ı cihândır. Ve elvân boğasısı ve Ayntâb eğeri ve yay ve gedeleci şöhre-i şehir olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165a ·
metinde göster ·
Ve on dörd sâbûn kârhânesi var. Rûm [u] Arab ve Aceme sâbûn bundan niçe
bin deve
yükü sâbûn gidüp bu şehirde hazîne hâsıl olur. İdlib sâbûnu meşhûr-ı âfâkdır.
Ve on dörd sâbûn kârhânesi var. Rûm [u] Arab ve Aceme sâbûn bundan niçe bin deve yükü sâbûn gidüp bu şehirde hazîne hâsıl olur. İdlib sâbûnu meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y176a ·
metinde göster ·
… ı ve zeytûn hâsıl olur. Ve kılye ta‘bîr ederler bir türâb vardır, niçe Y 185a
bin deve
yükü iskeleye getirüp Freng gemilerine bey‘ ederler. (---) yük akçe iltizâm güm …
Eğer bu kavim mutî‘ olsalar on Mısır hazînesi mâl hâsıl olur, zîrâ vilâyetleri gâyet mahsûldârdır. Evvelâ cümle mahsûl-i hâsları niçe kerre yüz bin kantâr harîr hâsıl olur. Ve niçe kerre yüz bin Mağrib cerresi zeyt yağı ve zeytûn hâsıl olur. Ve kılye ta‘bîr ederler bir türâb vardır, niçe Y 185a bin deve yükü iskeleye getirüp Freng gemilerine bey‘ ederler. (---) yük akçe iltizâm gümrükdür. Beher sene ekâlîm-i seb‘adan bin pâre gemi gelir. Husûsân İngilis ve Felemenk ve Fransa'dan gemiler gelir kim herbiri altışar ayda leb-ber-leb olup giderler. Hâsıl mahsûlünü paşa kal‘a neferâtlarına ve Bağdâd kuluna ve mâl-ı pâdişâhîye verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184b–Y185a ·
metinde göster ·
… ebede olan mevz bir diyârda olmaz. şâm ve Haleb ve Mısır'a bundan Y 191b niçe
bin deve
yükü gider.
Karye-i Burter: Bir dere içre vâki‘ olmuş iki yüz fellâh evli ve bir câmi‘li bir ma‘mûr belîdedir. Beyrût hâkiminin hâssıdır. Voyvadası hükûmet eder nâhiyedir. Âb [u] hevâsı lâtif olduğundan mevz-i Veys el-Karanî bunda hâsıl olur. Niçe bin âdemlerinin kâr [u] kisbleri bu mevzdir. On bir yük akçe senevî hâsıl olur, gâyet mahsûldar köydür. Ammâ bi-emrillâh Yemen'den sonra bu mertebede olan mevz bir diyârda olmaz. şâm ve Haleb ve Mısır'a bundan Y 191b niçe bin deve yükü gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191a–Y191b ·
metinde göster ·
… rekât-ı Halîl verir kim Mekke ve Medîne'den ve Mısır ve Irâk'dan niçe kerre yüz
bin deve
gelüp ineb-i Halîl deyü bâzergânlar kuru üzüm yükledüp vilâyet vilâyet götürürl …
Ve cümle iki yüz dükkânı var. Bezzâzistânı vîrândır. Ve bazı evler altında sebîlhâneleri vardır. Ve bâğ u bâğçesi Kudüs-i şerîf yolu üzre dağı taşı yedi sâ‘atlik yer serâpâ bâğ u bâğçedir. Her sene Cenâb-ı Bârî eyle berekât-ı Halîl verir kim Mekke ve Medîne'den ve Mısır ve Irâk'dan niçe kerre yüz bin deve gelüp ineb-i Halîl deyü bâzergânlar kuru üzüm yükledüp vilâyet vilâyet götürürler. Ve incîri ve rummânı ve gûnâ-gûn âbdâr üzümü ve elması ve ayvası ve dibs-i Halîl'i ya‘nî bekmezi ve zeytûnu meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232a ·
metinde göster ·
… rdin cânibinde Mevâl Urbânından ve mezkûr büldânlar Urbânlarında niçe kerre yüz
bin deve
ile Urbân aşkıyâsı gelüp hırmende kendüleri döğüp müft [ü] meccânen vilâyet vil …
Ve bu diyârda hâsıl olan hubûbât şâm'ı ve Kudüs'ü değil dünyâyı ganîmet ederdi. Âmma çöl [ü] çölistândan Basra ve Lahsa'dan Mekke ve Medîne'den ve Musul ve Mardin cânibinde Mevâl Urbânından ve mezkûr büldânlar Urbânlarında niçe kerre yüz bin deve ile Urbân aşkıyâsı gelüp hırmende kendüleri döğüp müft [ü] meccânen vilâyet vilâyet taşırlar. Bir ferd-i âferîde karşu durup söylemeğe kâdir olmazlar. Yohsa bu diyârın mahsûlâtı böyle nehb ü gâret olunmayup şâm'a gelse bir yem bir akçeye ve bir kıyye nân bir nukraya olurdu. Hakkâ ki dânedâr buğdayı vardır kim âdemin reng-i rûyi nümâyândır. Anıniçün şâm'ın hâs u beyâz nânı ve kâkı rub‘-ı meskûnda meşhûrdur. Zâdekellâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259b ·
metinde göster ·
… ının bu bâzâra beş altı Mısır hazînesi mâlları bu bâzârda sarf olunup kırk elli
bin deve
içün kabâyil-i Urbâna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre …
Hakîr alâ-tarîkı's-seyir piyâde reviş ile ordunun bir ucundan bir ucuna kâmil sekiz bin adım idi. Omuz omuzu sökmez âdem deryâsı idi. Ve cân otundan mâ‘adâ bu bâzârda dîbâ ve şîb ü zerbâf atlas ve kâmhâ ve dârâyî ve hârâ ve gûnâ-gûn kalâ-yı vâlây dârâyî füruht olunur. Zîrâ kırk elli bin şâm huccâcının bu bâzâra beş altı Mısır hazînesi mâlları bu bâzârda sarf olunup kırk elli bin deve içün kabâyil-i Urbâna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre bu bâzârda ehl [ü] iyâlleri içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem deryâsı olur. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a ·
metinde göster ·
… ihleri tevâbi‘leri ile bi-esrihim cümlesi bu Müzeyrib sahrâsına gelüp kırk elli
bin deve
ile huccâca mâlları ile hidmet etmek kânûn-ı Süleymânî'dir ki bu sahrâda ecnâs- …
Evvelâ Benî (---) ve Âl-i Umûr ve Âl-i Reşîd ve Âl-i Ribâh ve Âl-i Ma‘ân ve Âl-i şehâb ve Âl-i Turâbî ve ibn Harfûş ve ibn Haneş ve ibn Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sâlim ve Benî Atâ ve Benî Atıyye ve Benî Safer ve Benî Zühd ve Benî Vahîdât. Ve meşâyih-i Nâbulus ve meşâyih-i Aclûn ve meşâyih-i Benî Zeyt ve meşâyih-i Sıfed ve meşâyih-i Akke ve meşâyih-i Remle ve meşâyih-i Gazze ve meşâyih-i Kudüs ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân. Ve'l-hâsıl kânûn-ı pâdişâhî üzre şâm hazînesinden surre ve atıyye alan yetmiş yedi kavmin meşâyihleri tevâbi‘leri ile bi-esrihim cümlesi bu Müzeyrib sahrâsına gelüp kırk elli bin deve ile huccâca mâlları ile hidmet etmek kânûn-ı Süleymânî'dir ki bu sahrâda ecnâs-ı mahlûkâtdan güzer olunmaz. Ammâ herkes dâ’iresin gözetmeğe mukayyed olmak gerek, zîrâ sürmeden gözü çalup sürme Y 260b sürülmeyüp yerinde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a–Y260b ·
metinde göster ·
Ve paşa hazretleri bu meşâyihlerden üç bin salma deve alup iki
bin deve
su içün ki her bir devede dörder keçi tulumu su ola ve bin deve dahi arpa ve ba …
Ve paşa hazretleri bu meşâyihlerden üç bin salma deve alup iki bin deve su içün ki her bir devede dörder keçi tulumu su ola ve bin deve dahi arpa ve bakla ola. Ve paşanın iki yüz katâr devesi sâ’ir mühimmâtı içün ve elli katâr katır dahi kendi ma‘ûneti içün yüklenürdü. şâm'dan Mekke'ye katır gâyet mütehammildir. Ve iç ağalarının ve ba‘zı askerin dahi cümle binidleri küheylân kısraklar idi. Ammâ aykır at müşkil tahammül eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… a deve alup iki bin deve su içün ki her bir devede dörder keçi tulumu su ola ve
bin deve
dahi arpa ve bakla ola. Ve paşanın iki yüz katâr devesi sâ’ir mühimmâtı içün ve …
Ve paşa hazretleri bu meşâyihlerden üç bin salma deve alup iki bin deve su içün ki her bir devede dörder keçi tulumu su ola ve bin deve dahi arpa ve bakla ola. Ve paşanın iki yüz katâr devesi sâ’ir mühimmâtı içün ve elli katâr katır dahi kendi ma‘ûneti içün yüklenürdü. şâm'dan Mekke'ye katır gâyet mütehammildir. Ve iç ağalarının ve ba‘zı askerin dahi cümle binidleri küheylân kısraklar idi. Ammâ aykır at müşkil tahammül eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… geldi. İptidâ kilar emîni olan Demir Paşa oğlu Osmân Beğ kilar-ı pâdişâhî içün
bin deve
ve paşaya üç bin deve ve Surre Emîni Topkapulu Mahmûd Ağa'ya iki yüz deve bu te …
Menzil-i karye-i Tarra: Bir püşte üzre iki yüz Arab hâneli ve bir câmi‘li karyedir. Cemî‘i huccâc bu mahalde çemenzâr yerlere konup Cenâb-ı Bârî bir şems-i âteştâb verdi kim cemî‘i esbâb [u] eskâller hafîf bârlar olduğundan mâ‘adâ cümle mahlûkun yüzü güldü. Ve bu menzilde cemî‘i firâr eden meşâyihler develeri ile geldi. İptidâ kilar emîni olan Demir Paşa oğlu Osmân Beğ kilar-ı pâdişâhî içün bin deve ve paşaya üç bin deve ve Surre Emîni Topkapulu Mahmûd Ağa'ya iki yüz deve bu tertîb üzre cümle huccâca kifâyet mikdârı Y 262b develer tevzî‘ olundu. Bir gece bu menzilde istirâhat edüp Tarra deresi birez tenezzül bulup öte tarafda gark-ı tîndan halâs olup kalan huccâc dahi beri tarafa nakl edüp cümle huccâc,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a–Y262b ·
metinde göster ·
… mîni olan Demir Paşa oğlu Osmân Beğ kilar-ı pâdişâhî içün bin deve ve paşaya üç
bin deve
ve Surre Emîni Topkapulu Mahmûd Ağa'ya iki yüz deve bu tertîb üzre cümle huccâc …
Menzil-i karye-i Tarra: Bir püşte üzre iki yüz Arab hâneli ve bir câmi‘li karyedir. Cemî‘i huccâc bu mahalde çemenzâr yerlere konup Cenâb-ı Bârî bir şems-i âteştâb verdi kim cemî‘i esbâb [u] eskâller hafîf bârlar olduğundan mâ‘adâ cümle mahlûkun yüzü güldü. Ve bu menzilde cemî‘i firâr eden meşâyihler develeri ile geldi. İptidâ kilar emîni olan Demir Paşa oğlu Osmân Beğ kilar-ı pâdişâhî içün bin deve ve paşaya üç bin deve ve Surre Emîni Topkapulu Mahmûd Ağa'ya iki yüz deve bu tertîb üzre cümle huccâca kifâyet mikdârı Y 262b develer tevzî‘ olundu. Bir gece bu menzilde istirâhat edüp Tarra deresi birez tenezzül bulup öte tarafda gark-ı tîndan halâs olup kalan huccâc dahi beri tarafa nakl edüp cümle huccâc,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a–Y262b ·
metinde göster ·
… un urdu. Cümle ehl-i beled havf u haşyete düşüp dağlardan develerin getirüp iki
bin deve
mikdârı huccâca ucuz kirâları ile tâ Ulâ'ya Y 266b on konak yer götürmek şart …
Ve bu şehrin halkı gâyet âsîlerdir. Beş âdemden ahâlî-i vilâyet şikâyet edüp zencîre uruldu. Ve bir âdem bir huccâcın devesin serîka edüp bir hânda saman içinde deveyi pinhân etmiş. Bulunup ba‘de's-sübût paşa anın boynun urdu. Cümle ehl-i beled havf u haşyete düşüp dağlardan develerin getirüp iki bin deve mikdârı huccâca ucuz kirâları ile tâ Ulâ'ya Y 266b on konak yer götürmek şartıyla develerin verüp huccâca hidmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a–Y266b ·
metinde göster ·
yükü şa‘îr ve fûl verüp bin deve yükü dahi avdetde vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Hu …
Paşa kethudâsı o temessükâtları ibrâz edüp P 112a bin deve yükü şa‘îr ve fûl verüp bin deve yükü dahi avdetde vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Huccâc-ı müslimîn bu şehirde eyle ganîmete nâ’il oldular kim Müzeyrib kal‘asında çekdikleri âlâm [u] şedâyidi ferâmûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b ·
metinde göster ·
… kethudâsı o temessükâtları ibrâz edüp P 112a bin deve yükü şa‘îr ve fûl verüp
bin deve
yükü dahi avdetde vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Huccâc-ı müslimîn bu şehirde eyle g …
Paşa kethudâsı o temessükâtları ibrâz edüp P 112a bin deve yükü şa‘îr ve fûl verüp bin deve yükü dahi avdetde vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Huccâc-ı müslimîn bu şehirde eyle ganîmete nâ’il oldular kim Müzeyrib kal‘asında çekdikleri âlâm [u] şedâyidi ferâmûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b ·
metinde göster ·
… paşası ve Aclûn paşası sancaklarında olan erbâb-ı tîmâr ve zu‘amâ ile beş altı
bin deve
ile mâl-â-mâl metâ‘ ve me’kûlât [ü] melbûsât ile tâ bu mahalle gelüp huccâcı ga …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i Âsî Hurmâ: şâm'dan Mekke-i mükerremenin nısf râhıdır. Ve huccâc avdet etdükde Nâbulus paşası ve Aclûn paşası sancaklarında olan erbâb-ı tîmâr ve zu‘amâ ile beş altı bin deve ile mâl-â-mâl metâ‘ ve me’kûlât [ü] melbûsât ile tâ bu mahalle gelüp huccâcı ganîmet ederler. Huccâc tâze Y 267b cân bulup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267a–Y267b ·
metinde göster ·
Ve Hazret-i Sâlih asrında yine Ka‘be-i şerîf farz idi. Bu mahalden cemî‘i huccâc ubûr edicek Hazret-i Sâlih'in deve köçeği feryâd etdüğin huccâc develeri istimâ‘ edüp niçe bin deve kalırmış. P 113b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·
… Basra ve Lahsa ve Ummân ve Hille ve Kûfe ve Cevâzir ve Musul'dan niçe kerre yüz
bin deve
cem‘ edüp Mekke ve Medîne'ye beher sene zahîre gönderirdi. Hamd-i Hudâ Mekke ve …
Ammâ sene 26 târîhinde Mısır Rûm elinde idi, Mekke ve Medîne'ye gılâl gelmezdi, zîrâ Mekke ve Medîne'ye Zengîler müstevlî olmuşdu. Ve ol asırda Dârâ şâh Bağdâd pâdişâhı idi. İki kerre yüz bin asker ile Mekke üzre gelüp cümle Zengîleri dendân-ı tîgden geçirüp arz-ı Hicâz'ı feth etdi. Ba‘dehu Bağdâd'a varup Basra ve Lahsa ve Ummân ve Hille ve Kûfe ve Cevâzir ve Musul'dan niçe kerre yüz bin deve cem‘ edüp Mekke ve Medîne'ye beher sene zahîre gönderirdi. Hamd-i Hudâ Mekke ve Medîne zamân-ı câhiliyyetden beri kefere eline girmemişdir ve girmez de. Ammâ sâ'ir mezâhib-i muhtelife kavmi ellerine girmişdir. Allâhu ta‘âlâ hıfz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270b ·
metinde göster ·
… bir alefi vardır. On gün bir hayvân yese semîn olur. Ve şehr-i Mekke içre niçe
bin deve
yükü fetîle fetîle bükülmüş otları gelüp bey‘ olunur. Yine bu sahrânın nebâtâtı …
Bu kadar huccâcın (---)(---)(---) Mekke-i mükerremede otuz gün otuz gece mihmân olduklarında cümle Q 127b tâze cân bulurlar. Ve râh-ı çölistânda çekdikleri meşakkatleri ferâmûş edüp yigirmi otuz gün safâ ederler. Tirfil ve ayrık-misâl bir alefi vardır. On gün bir hayvân yese semîn olur. Ve şehr-i Mekke içre niçe bin deve yükü fetîle fetîle bükülmüş otları gelüp bey‘ olunur. Yine bu sahrânın nebâtâtına noksân gelmeyüp bi-emrillâh böyle bir mahsûldâr vâdîdir. Ve bu vâdînin cânib-i kıblesinde tarîk-ı Mekke P 129a üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309a ·
metinde göster ·
… üp şâm-i şerîf'i feth etdi. Ve cümle Rûm keferesin dendân-ı tîğden geçirüp niçe
bin deve
yükü mâl-ı ganâ’im ile Medîne-i münevvereye geldi. İbtidâ gazâ-yı Rûm budur. An …
Ve bu Mekke-i mükerreme feth olduğu gün Hâlid ibn Velîd hazretleri Rûm'a serdâr olmağiçün hil‘at-i Resûlullâh'ı geyüp alem-i Resûlullâh'ı destine alup kırk bin nâmdâr Sahâbe-i kerrâr ile kayser-i Rûm üzre gidüp şâm-i şerîf'i feth etdi. Ve cümle Rûm keferesin dendân-ı tîğden geçirüp niçe bin deve yükü mâl-ı ganâ’im ile Medîne-i münevvereye geldi. İbtidâ gazâ-yı Rûm budur. Anıniçün Hâlid hazretlerine Seyfullâhü'l-meslûl dediler. Q 143aP 145a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y349a ·
metinde göster ·
… nâdîler nidâ edüp iki gün tekâ‘üd fermân olunur. Anda Ezlem askeriyle gelen on
bin deve
yükü me’kûlât [u] meşrûbât metâ‘ların ve etrâf kurâlarında olan Urbânlar dahi m …
Emîr-i hac dahi cümle askeri ile bir yaylım tüfeng ve altı pâre top şenliği edüp vâdî-i Ezlem bârûd-ı siyâh dûdundan yevm-i muzlim olur. Ve kol kol nâdîler nidâ edüp iki gün tekâ‘üd fermân olunur. Anda Ezlem askeriyle gelen on bin deve yükü me’kûlât [u] meşrûbât metâ‘ların ve etrâf kurâlarında olan Urbânlar dahi metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup huccâc-ı müslimîn eyle ganîmet olur kim bir yem bir paraya ve bir vukıyye beksumât iki paraya olup çöl ü çölistan ve berr [ü] beyâbândan gelmiş aç susuz ve devesi kalmış huccâc tâze cân bulurlar. Ve eyle bâzâr olur kim gûyâ şâm'ın Müzeyrib kal‘ası bâzârıdır kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374a ·
metinde göster ·
… us ve Aclûn ve Kâkûn ve Remle ve Gazze ve Mısır'dan me’kûlât u meşrûbât ve niçe
bin deve
getirirler kim ta‘bîr olunmaz.
Kal‘anın şarkında bir azîm ordu-yı bâzâr durur kim gûyâ Dolyan bâzârıdır. Ve cânib-i erba‘ası Benî şâhinli kabîlesi sâkin olmağile gâyet âbâdândır. Cümle Urbân ve tıflân [u] nisvân kâlây [u] metâ‘ların getirüp bey‘ [u] şirâ edüp ol kadar ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Ve Kudüs-i şerîfden ve Y 379a Halîlü'r-rahmân ve Nâbulus ve Aclûn ve Kâkûn ve Remle ve Gazze ve Mısır'dan me’kûlât u meşrûbât ve niçe bin deve getirirler kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b–Y379a ·
metinde göster ·
… susuz hâr ve yâbis yerdir. Âbâdândan bir eser yokdur. Mısır'dan bu mahalle niçe
bin deve
yükü Nîl suyu hedâyâ gelir. Ve ba‘zı karşucılar dahi gelirler. Ba‘zı huccâc bun …
Bir çöl yerde otsuz susuz hâr ve yâbis yerdir. Âbâdândan bir eser yokdur. Mısır'dan bu mahalle niçe bin deve yükü Nîl suyu hedâyâ gelir. Ve ba‘zı karşucılar dahi gelirler. Ba‘zı huccâc bunda konmayup bir baş Mısır'a giderler, ammâ salt atlı ve heccânlılar giderler. Bu mahaller dahi Evlâd-ı şâhin direğidir. Bu mahalde dahi nefîrler çalınup vakt-i asırda azm-i râh-ı Mısır diyerek yine çöl [ü] çölistan içre nısfu'l-leylde, Q 156a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a ·
metinde göster ·
… mmâ Mısır'ı altun tibiri ile ganîmet ederler. Hattâ pâdişâhları May Sencâlüddîn
bin deve
mâliyle hacca gitmek içün Mısır'a geldikde hakîr mülâkat olmak müyesser oldu. N …
Gâyet sünnî Hanbeliyyü'l-mezheb melikdir ve kavmi dahi kezâlik mü’min ü muvahhid kavimdir. Pâdişâhlarına "Mây" derler. Meselâ Mây Sencal, Mây Abbâs ve Mây Sâdık. Sultân yerine mây derler. Sikkeleri yokdur, akçe yerine katır boncuğun Mısır'dan getürüp tibir alırlar. Melikleri ve nisvânları incü yerine başlarına katır boncuğun zeyn ederler. Her sene huccâcı, Mısır'a sekiz ayda çöl aşarak gelürler, ammâ Mısır'ı altun tibiri ile ganîmet ederler. Hattâ pâdişâhları May Sencâlüddîn bin deve mâliyle hacca gitmek içün Mısır'a geldikde hakîr mülâkat olmak müyesser oldu. Nâ-mahreme avret gibi yüzün gözlerin setr edüp yüzü koyu uzanup yerde yatup eyle kelimât Y 33a eder esmerü'l-levn bir âdem idi. Hacca gidüp gelürken Akabe'de ecel akabesine uğrayup mürûr edemeyüp Akabe'de eyle mestûr u mahbûs kaldı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32b–Y33a ·
metinde göster ·
… hizmet etmeğe ta‘ahhüd edüp Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün aşmağa dörd kerre yüz
bin deve
yükü su âl-i Osmân pâyine nisâr etmeğe âmâde oldular.
Evvelâ Benî Zühd ve âl-i Umûr ve âl-i Reşîd ve âl-i Ribâh ve âl-i Ma‘ân ve âl-i Şehâb ve âl-i Turâbî ve âl-i Harfûş ve âl-i Haneş ve âl-i Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sevâlim ve Benî Atâ ve Benî Atıyye ve Benî Amrân ve Benî Havâlim ve Benî Havrân ve Benî Busrâ ve Benî Ca‘fer ve meşâyih-i Nâbulus ve meşâyih-i Sıfed ve meşâyih-i Akka ve meşâyih-i Remle ve meşâyih-i Filistîn ve meşâyih-i Gazze ve meşâyih-i Kudüs ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân ve meşâyih-i Kerek ve meşâyih-i Akabe ve meşâyih-i Sakar ve tevâbi‘i ile bi-esrihim yetmiş yedi meşâyih-i Urbân pây-bûs-ı şehriyârîyi bûs edüp herbiri iltifât [u] ihsân-ı Selîm Şâh ile behremend olup cümle aşâyir [ü] kabâ’illeri ile mutî‘ oldular. Ve cümlesi uğur-ı pâdişâhîde cân [u] baş ile hizmet etmeğe ta‘ahhüd edüp Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün aşmağa dörd kerre yüz bin deve yükü su âl-i Osmân pâyine nisâr etmeğe âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y50b ·
metinde göster ·
… ârı ve cemmâl var ise ve cümle ırgatlar var ise cem‘ edüp haftada iki kerre yüz
bin deve
ve hımâr yükü muzahrafâtı çıkarup önüne bir sedd-i azîm binâ edüp bir sahrâ etd …
Ve bir bâğçe dahi yeni binâ etdüği kasırdan bir minâre kaddi aşağı bir mezbelistân var idi, göz önünde durmasın deyü Mısır içinde ne kadar yüz bin zebbâl hammârı ve cemmâl var ise ve cümle ırgatlar var ise cem‘ edüp haftada iki kerre yüz bin deve ve hımâr yükü muzahrafâtı çıkarup önüne bir sedd-i azîm binâ edüp bir sahrâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
Ve yine iç kal‘ada çârsû içinde Öküz Mehemmed Paşa'nın bir sarnıcı var, yigirmi
bin deve
yükü su alır, Q 191a azîm evkâfdır. Her sene bu suları Nîl'den develer ile ge …
Ve yine iç kal‘ada çârsû içinde Öküz Mehemmed Paşa'nın bir sarnıcı var, yigirmi bin deve yükü su alır, Q 191a azîm evkâfdır. Her sene bu suları Nîl'den develer ile getirüp sarnıclar leb-ber-leb olur. Ve hammâm ile orta kal‘a mâbeyninde yüz amûd üzre P 189a bir sarnıc var kim deryâ-misâl bir sarnıcdır. Hîn-i muhâsarada Yûsuf kuyusundan ve Nîl'den niçe kerre yüz bin deve yükü su getürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b ·
metinde göster ·
… isâl bir sarnıcdır. Hîn-i muhâsarada Yûsuf kuyusundan ve Nîl'den niçe kerre yüz
bin deve
yükü su getürürler.
Ve yine iç kal‘ada çârsû içinde Öküz Mehemmed Paşa'nın bir sarnıcı var, yigirmi bin deve yükü su alır, Q 191a azîm evkâfdır. Her sene bu suları Nîl'den develer ile getirüp sarnıclar leb-ber-leb olur. Ve hammâm ile orta kal‘a mâbeyninde yüz amûd üzre P 189a bir sarnıc var kim deryâ-misâl bir sarnıcdır. Hîn-i muhâsarada Yûsuf kuyusundan ve Nîl'den niçe kerre yüz bin deve yükü su getürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b ·
metinde göster ·
… haremin altında sarnıclara gider. Ve câmi‘in evkâfı tarafından bu sarnıca kırk
bin deve
yükü Nîl suyu doldururlar. Mâh-ı Temmûz'da cümle talebelere tevzî‘ ederler. Har …
Ve haremi(n) beyâz mermer ve gayrı musaykal ve mücellâ sengler ile döşelidir. Bârân-ı rahmetden nâzil olan emtâr bu haremin altında sarnıclara gider. Ve câmi‘in evkâfı tarafından bu sarnıca kırk bin deve yükü Nîl suyu doldururlar. Mâh-ı Temmûz'da cümle talebelere tevzî‘ ederler. Harem içre üç yerden kuyu ağızları vardır. Bu sarnıç gûyâ bir deryâ-yı zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… alle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on beşer
bin deve
yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı eşrâf …
Husûsan şehr-i Mısır suya muhtâcdır. Nefs-i Mısır'da sudan azîz hayrât [u] hasenât olmaduğından Amr ibnü'l-Âs fethinden bu âna gelince yedi yüz yetmiş pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer câmi‘ ve câmi‘e muttasıl bir sebîl ve gayrı köşe başlarında dahi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on beşer bin deve yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı eşrâf ve kibâr-ı kümmelînler, su hayr-ı azîm olduğuyçün her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve tuc kafesli musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm-i yerekânî ve mermer ve sommâkî; ruhâmlarla müzeyyen sebîllerdir. Ve bunlardan gayrı sarây-ı âlîler cenbinde ve ba‘zı hâneler altında latîf sebîller var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
… ı vardır, sabâhdan vakt-i gurûba dak mâ-i tâhir bezl etmededirler. Ammâ yigirmi
bin deve
yükü su alır deryâ-misâl bir sebîldir. Ve evkâfı metîndir ve binâsı kavîdir. Ey …
Ammâ Mısır içinde cümle sebîllerden azîm sebîl Sultân Gavrî'nindir. Sûk-ı sultânînin izdihâmı yerinde olmağile pek işler. Dörd huddâmı vardır, sabâhdan vakt-i gurûba dak mâ-i tâhir bezl etmededirler. Ammâ yigirmi bin deve yükü su alır deryâ-misâl bir sebîldir. Ve evkâfı metîndir ve binâsı kavîdir. Eyle hikâyet ederler ki sarnıcının cânib-i erba‘ası serâpâ kurşum dökülmüşdür, derler, anıniçün suyu lezîzdir. Ve pençeresi üzre celî hat ile Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
… r tekye ve bir türbe ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve bir sebîl etdi kim on beş
bin deve
yükü su alır. Pençeresi üzre târîhi budur:
Ve Şeyh Ukbe-i Cüheynî hazretlerinde Hâsekî Mehemmed Paşa kal‘a-misâl bir tekye ve bir türbe ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve bir sebîl etdi kim on beş bin deve yükü su alır. Pençeresi üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
ile bender-i Süveys'e götürüp anda Muhammediyye ve Murâdiyye ve Hâsekiyye gemil …
Ve cümle Haremeyn gılâli kırk iki bin erdebdir. Sa‘îd-i âlî'de Mekke ve Medîne kurâları vardır. Evkâf nâzırları [ol] kurâlardan tahsîl edüp Bulak'da şumnalarına korlar. Andan Deşîşe Urbânları on bin deve ile bender-i Süveys'e götürüp anda Muhammediyye ve Murâdiyye ve Hâsekiyye gemileri vardır, defter ile cümle gılâli re’îslere teslîm edüp anlar Cidde'ye ve Yenbû‘a götürüp Mekke ve Medîne'ye teslîm ederler. Bu Mekke ve Medîne gılâlinden aslâ anbâr-ı Yûsuf'a dâhil olmaz. Mukaddemâ Çerâkese asrında Mekke ve Medîne gılâli anbâr-ı Yûsuf'a dâhil olurmuş. Sultân Selîm Mısır'ı feth etdükde cümle Mısır kulu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143b ·
metinde göster ·
… tağa sorguc sokar, zîrâ vekîl-i sultândır. Ve mîrîden iki yüz deve verirler. Ve
bin deve
dahi kendü mâlıyla alup kifâyet etmeyüp dostları imdâd edüp beş yüz deve dahi h …
Hakîkatü'l-hâl Mısır emîrü'l-haccı azîm dârâta mâlikdir. Hattâ kethudâsı Mısır sultânı gibi mücevvezesi üzre bir otağa sorguc sokar, zîrâ vekîl-i sultândır. Ve mîrîden iki yüz deve verirler. Ve bin deve dahi kendü mâlıyla alup kifâyet etmeyüp dostları imdâd edüp beş yüz deve dahi hâsıl eder. Cümle iki bin deveye mâlikdir, zîrâ cümle Mısır huccâcı kendüye muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·
… i emîr-i hacca askerî tâ’ifesiyçün ve me’kûlât [u] meşrûbâtlarının tahmîli içün
bin deve
alınır. Bin beş yüz alınsa huccâc-ı zevî'l-ihtiyâc râhat olurlardı. Zîrâ bu Ka‘ …
Ve bir hazîne dahi emîr-i hacca askerî tâ’ifesiyçün ve me’kûlât [u] meşrûbâtlarının tahmîli içün bin deve alınır. Bin beş yüz alınsa huccâc-ı zevî'l-ihtiyâc râhat olurlardı. Zîrâ bu Ka‘be yolu demek deve kırılması yolu demeden ibâretdir. Ehl-i basîret olan bu Mekke râhın [[(---) (---) (---)]] süvâr olup Ka‘be'ye gitmeğe tevbe edüp kuvveti kudreti var ise at ile yâhûd piyâde [[(---) (---) (---)]] olursun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y205a ·
metinde göster ·