… lar var kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Âd kavminin şehri imiş. Habeş'den yetmiş
bin fîl
ile Ebrehe nâm bir sâhib-hurûc gelüp bu şehrin deyr-i diyârın harâb ve ahâlîsin …
Bu dahi zamân-ı kadîmde eyle bir şehr-i azîm imiş kim kâmil bir gün harâbistânında gitdik. Bunda olan acâyibât u garâyibâtdan mutalsamâtlar ve amûd-ı serâmedler ve İslâmbol'da Atmeydânı'ndaki gibi çâr-gûşe yekpâre sütûnlarda acâyib hey’et-i garîbeler ile âmâde alâyimâtlar var kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Âd kavminin şehri imiş. Habeş'den yetmiş bin fîl ile Ebrehe nâm bir sâhib-hurûc gelüp bu şehrin deyr-i diyârın harâb ve ahâlîsin kebâb edüp hâlâ eyle harâbistân bûm [u] masasa ve su‘bân yatağı bir şehr-i harâbdır. Bir cânibinde Nîl kenârında iki yüz hasırdan hâneli kurâ şekilli bir beleddir. Ancak bir câmi‘leri var, minâresi yokdur. Bu câmi‘ cenbinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385a ·
metinde göster ·
… edüp saf saf ve mevc mevc alay alay gürûh gürûh enbûh gibi giderlerdi. Ve niçe
bin fîl
üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe …
Ba‘de't-ta‘âm gayrı fîller üzre süvâr olan firdilânları ya‘nî hânende ve sâzendeleri fîl başı berâber getirüp bir gûne çâr-gûşe rebâb ve bir halkaya iki yüz demir halka geçmiş kıvış kıvış sadâ verir ve yine kamışdan gûnâ-gûn mizmerâtlara âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek tayy-i merâhil ederdik. Ammâ el-azametullâh dağı taşı ve hâmûn-ı kâşî Urbân ve bu kadar ibâdullâh pür edüp saf saf ve mevc mevc alay alay gürûh gürûh enbûh gibi giderlerdi. Ve niçe bin fîl üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe bin fîl kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimmâtlar ve harsüvâr ve pîlsüvâr ve hımâr-süvâr benî âdem'in hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve piyâde kavmin hadd [ü] hasrına nihâyet yok idi. Bu hâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y399b ·
metinde göster ·
… üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe
bin fîl
kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimmâtlar ve harsüvâr ve …
Ba‘de't-ta‘âm gayrı fîller üzre süvâr olan firdilânları ya‘nî hânende ve sâzendeleri fîl başı berâber getirüp bir gûne çâr-gûşe rebâb ve bir halkaya iki yüz demir halka geçmiş kıvış kıvış sadâ verir ve yine kamışdan gûnâ-gûn mizmerâtlara âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek tayy-i merâhil ederdik. Ammâ el-azametullâh dağı taşı ve hâmûn-ı kâşî Urbân ve bu kadar ibâdullâh pür edüp saf saf ve mevc mevc alay alay gürûh gürûh enbûh gibi giderlerdi. Ve niçe bin fîl üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe bin fîl kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimmâtlar ve harsüvâr ve pîlsüvâr ve hımâr-süvâr benî âdem'in hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve piyâde kavmin hadd [ü] hasrına nihâyet yok idi. Bu hâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y399b ·
metinde göster ·
… lar gibi bâlâda zikr olunan ağaçlardan yığılmışdır, herkes nezerâtlarından niçe
bin fîl
yükü odun getürürler. Bu âteşgede[yi] Berberî ve Fûncî ve Kırmankî ve Kakanî tâ …
Bu meydânın cânib-i erba‘asında dağlar gibi bâlâda zikr olunan ağaçlardan yığılmışdır, herkes nezerâtlarından niçe bin fîl yükü odun getürürler. Bu âteşgede[yi] Berberî ve Fûncî ve Kırmankî ve Kakanî tâ’ifesi söndürüp yerine ol kadar tebevvül ü tegayyuz etdiler kim cemî‘i asker haşerâtının âbhâneleri oldu. Ba‘zı esîrlerimiz görüp feryâd [u] figân edüp ağlarlardı. Su’âl etdiğimizde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·