eş-Şeyh Fazlullâh bin Akşemseddîn: ilm-i ledünde gavvâs idi. Niçe
bin halkı
irşâd edüp pederleri yerinde sâhib-i seccâde idi, âhir sene 906 vefât edüp pede …
eş-Şeyh Fazlullâh bin Akşemseddîn: ilm-i ledünde gavvâs idi. Niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerinde sâhib-i seccâde idi, âhir sene 906 vefât edüp pederleri cenbinde âsûde olundu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98b ·
metinde göster ·
… -i Osmân kuyumcularından bu teferrüce imdâd edüp üç yüz kîse masrûf olup on iki
bin halîfe
mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup revâne olurlar.
{Der-sitâyiş-i teferrüc-i zergerân:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ olup kânûn-ı kuyumcu Süleymân Hân üzre yigirmi gün yigirmi gece sohbet edüp cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân kuyumcularından bu teferrüce imdâd edüp üç yüz kîse masrûf olup on iki bin halîfe mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… rüp kuyumcubaşı zemîn-bûs edüp pâdişâh seyr-i şikâra revâne olup ba‘dehu on iki
bin halîfeler
kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me’zûn olurlar. Yedi gün yedi gecede cevâhir ve mu …
Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha bir murassa‘ ve mücevher pîş-tâhta ve devât ve bir zî-kıymet mücevher raht ve bir kılıc ve bir gaddâre hedâyâ verüp kuyumcubaşı zemîn-bûs edüp pâdişâh seyr-i şikâra revâne olup ba‘dehu on iki bin halîfeler kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me’zûn olurlar. Yedi gün yedi gecede cevâhir ve murassa‘ât kemer kuşaklı uşaklar ve cümle dilberânlar zer-ender-zere müstağrak olup cevâhir bıçaklar ve hançerler dakınup zerdûz harîr şed peştemâller ile tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi reftâr edüp pîrlerin dest-bûslarıyla revâne olurlar. Ve bu Kâğızhâne fezâsında beş altı bin hayme ve hargâhlar kurulup yigirmi gün yigirmi gece âdem deryâsı olup geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı ıyd olur. Hulâsa-i kelâm bu teferrüce bir esnâf mâlik olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… î b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan
bin halîfesi
var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâ …
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
Andan ziyâret-i eş-Şeyh Fazlullah b. Akşemseddîn: İlm-i Ledün sâhibi olup niçe
bin halkı
irşâd edüp pederleri yerine cülûs etmişdi. Âhir sene 960 sitte ve tis‘a mi’ede …
Andan ziyâret-i eş-Şeyh Fazlullah b. Akşemseddîn: İlm-i Ledün sâhibi olup niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerine cülûs etmişdi. Âhir sene 960 sitte ve tis‘a mi’ede dâr-ı bekâya âzim-i cinân olup pederi cenbinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368b ·
metinde göster ·
Ve mine'l-acâ’ib ta‘bîr-i rü’yâ: Bu hakîrin vâkı‘asın Melek Ahmed Paşa bî-tâb u bî-mecâl iken Bismillah ile bede’ edüp buyurdular kim: Ol Bâğçekapusunda benim binâ etdiğim kalyon ki benim vücûdum gemisidir. O Bâğçekapusu dediğin Âl-i Osmân devleti bâğıdır ki ben o bâğ-ı behişt-âbâda Sultân Ahmed Hân asrından berü kırk yedi yılda perveriş bulup neşv u nemâ bulup ol harem-i muhteremde aşk-ı İlâhî ile âlûde olup Hâsodada Hazret-i Risâlet-penâhun hırka-i şerîfi hizmetinde idim. Dâ’imâ ol dâr-ı sa‘âdetde aşk deryâsı üzre yatup kalkardım ve ol kalyonun kıçı ve başı hevâya ser çekmiş dedüğü hâlâ benim başım hevâdâr olup şişmişdir. Ve karada duran geminin başına halk üşüp 'Aya bu kalyon deryâya selâmetle niçe iner?' dedikleri benim ağavâtlarımdır 'Aya efendimiz deryâ-yı dünyâda niçe sihhat bulur?' deyü müşâvere etdikleridir. Ve hâcegân-ı Nakşîbendiyye fukarâsından bir fakîr, bu gemi selâmetle iner ve çıkar dediği, ben tarîk-i hâcegândanım. Anların himmetleriyle sıhhat u selâmet bulup devletden devlete iner ve çıkarım ve gemimin etrâfına niçe bin halk üşüp "Allah Allah" diyerek gemiyi deryâya indirüp şâdumân topları atıldığı cümle ihsânım gören halkın "Allah Allah" ismi du‘âlarıyla sıhhat bulduğumun haberi toplarıdır kim atıldı ve gemiyi yedek ile Kurşumlu Mahzen önüne götürüp anda yedi demir bırağup yatdığum müdebbir âdemlerim tarîk-i Hakka yedekleyüp götürerek Kurşumlu Mahzen ki hazâ’in-i gaybdır, anda yedi âdemimin yerine demirler ile yatdığımdır ve Kurşumlu Mahzen dîn u îmânım mahzenidir. Dînim de kurşum gibi ağır olup dînimde sâbit-kademlik lengerin atup yatdığımdır. Ve geminin şurası şöyle, burası böyle deyü halk-ı âlem müşâvere etdikleri hâlâ benim muhibb-i sâdıklarıma mu‘âlecem içün mukayyed olup şöyle böyle gerek dedikleridir. Ve bir Frenk gelüp vücûdum gemisine bakup, çok gemi gördüm ammâ böyle gemi görmedim dediği cümle hukemâ-yı hâzıklar benî Âdem'de böyle maraz görmedim, dediğidir. Ve yeraklı ve yasaklı içi ve dışı sağ gemi görmedim, dediği i‘tikâdı pâk ve silâh-ı salâhlı içi dışı gıll [u] gışdan müberrâ dediğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
Sancağ-ı Aşdı: Aşdı beği Diyârbekir hükmüdür. Cezîre'nin cânib-i garbîsinde bir konakdır ve Cizre köyleriyle müşâdır ve Aşdı beği tahtı kasaba-i Marin, çölde cezîre-i Dicle ve Furât'da câmi‘ ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kasabadır. Niçe kerre Cizre hükmünde olmuşdur. Hâlâ niçe bin halkı dağlarda mağaralar içre sâkinlerdir.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)385b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385a–385b ·
metinde göster ·
Anı gördüm, bir kurşum garîb Seydî'nin memesi altına isâbet edüp "Hay meded kâfirler" deyü koynunda makramasın çıkarup kurşum zahmına sokup dal hançer olup "Bire at yetişdirin" deyü feryâd ederek âhir kurd koyuna girir gibi hemân yemîn ü yesâra halkı hançer ile perrân perrân edüp bu kadar bin halk gürûh gürûh târumâr misâl-i mûr [u] mâr olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185b ·
metinde göster ·
"Allâhu'l-Melikü'l-kadîr ez-za‘îf el-fakîr İbrâhîm bin Perî
bin Halîl
bin Dâvûd bin İbrâhîm bin [[(---) (---) (---)]] Q 70b tis‘i mie." terkîm olun …
"Allâhu'l-Melikü'l-kadîr ez-za‘îf el-fakîr İbrâhîm bin Perî bin Halîl bin Dâvûd bin İbrâhîm bin [[(---) (---) (---)]] Q 70b tis‘i mie." terkîm olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a ·
metinde göster ·
… â(?) fî hâze'l-medreseti ve ta‘mîri hâze'l-câmi‘i'ş-şerîf el-Emîr el-a‘yân Perî
bin Halîl
bin Ramazân fî sene 965."
"Fî zemânı devleti sâhib Sultân Süleymân Şâh bin Selîm Hân azze nasruhu inşâ(?) fî hâze'l-medreseti ve ta‘mîri hâze'l-câmi‘i'ş-şerîf el-Emîr el-a‘yân Perî bin Halîl bin Ramazân fî sene 965."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y154b ·
metinde göster ·
… ve Nîl'in cemî‘i uğraduğı şehr-i azîmleri ve ahvâl-i hüsniyyât-ı Mısır ve yedi
bin halîci
ve on bir bin aded tur‘aları ve kubhiyyât-ı Mısır'ı bildirir.
(---) 48 varakda, Nîl-i mübârekin ibtidâ menba‘ın bildirir. Ve hakkında âyet-i şerîfleri ve hadîs-i sahîhleri ve Nîl'in cemî‘i uğraduğı şehr-i azîmleri ve ahvâl-i hüsniyyât-ı Mısır ve yedi bin halîci ve on bir bin aded tur‘aları ve kubhiyyât-ı Mısır'ı bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455a ·
metinde göster ·
… ok ve bî-hisâb zemberek ve bî-hisâb cıda ve bilâ-hisâb tîrkeş ve yancık ve kırk
bin Haleb
kalkanı ve Dımışkî kalkan ve on bin Dımışkî hışt ve bilâ-hisâb Dımışkî topuz ve …
Ve Çâryâr-ı Güzîn'in kılıcları ve selef pâdişâhlarının tarzı ve tavrı esbâbları ve âlât-ı silâhları ve kisveleri ve kâmil elli bin musanna‘ u murassa‘ tüfeng ve yigirmi bin Mısrî kılıçlar ve on bin zırh ve yigirmi bin kemân ve bî-hisâb ok ve bî-hisâb zemberek ve bî-hisâb cıda ve bilâ-hisâb tîrkeş ve yancık ve kırk bin Haleb kalkanı ve Dımışkî kalkan ve on bin Dımışkî hışt ve bilâ-hisâb Dımışkî topuz ve yigirmi bin zırh ve yigirmi bin katlâvî ve otuz bin toğulkay
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56a ·
metinde göster ·
… etdiğim tahrîr eyledim. Ve bu Nîl-i mübârek taşup cemî‘i Mısır vilâyetinde yedi
bin halîc
ve on bir bin tur‘a vardır. İnşâallâh anlar dahi herbiri mahallile inşâ olunur. …
Ammâ hakîr seyâhat edüp ayne'l-yakîn hâsıl etdiğim tahrîr eyledim. Ve bu Nîl-i mübârek taşup cemî‘i Mısır vilâyetinde yedi bin halîc ve on bir bin tur‘a vardır. İnşâallâh anlar dahi herbiri mahallile inşâ olunur. Mezkûr tur‘alardan Nîl cereyân edüp arâzî-i Mısır ray olmak ile zirâ‘at olunur. Yohsa iklîm-i Mısır'da yağmur yağmaz, ancak yılda bir kerre ve iki kerre bârân-ı rahmet nâzil olur. Nîl-i mübârek taşmasa el-ıyâzü billâh kaht [u] galâ olur. Anıniçün bu Nîl kesimine i‘tibâr edüp sürûr [u] şâdumânîler ederler. Yohsa Mısır pek cezîre yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b ·
metinde göster ·
… an bu tur‘a aslâ cerf [ü] hafr olmadan berîdir. Ammâ ekâlîm-i Mısır'da ne kadar
bin halîc
ve tur‘a var ise her sene niçe kerre yüz bin benî âdem ve câmûs ve sığır cem‘ o …
Circe hükmünde sekiz yüz hâneli bir küçük kasaba-i ma‘mûredir. Sanabû kazâsı nâhiyesidir. Mekke ve Medîne gılâline makyûd Mısır'da sâdât hazretlerinin iltizâmında iki câmi‘li ve altı zâviyeli ve iki kahveli ve sekiz(?) dükkânlı ma‘mûr kasabadır. Feyyûm'da Yûsuf deryâsının Nîl'den müteferrika olan tur‘a bu mahaldendir. Hazret-i Yûsuf dest-i şerîfleriyle kazarken Hazret-i Cibrîl-i Emîn dahi kanadıyla yarup imdâd etdüği mahaller nümâyândır. Nazargâh-ı Nebî olduğundan bu tur‘a aslâ cerf [ü] hafr olmadan berîdir. Ammâ ekâlîm-i Mısır'da ne kadar bin halîc ve tur‘a var ise her sene niçe kerre yüz bin benî âdem ve câmûs ve sığır cem‘ olup tathîr ederler. Ammâ Dârûd tur‘ası Feyyûm şehrine varınca aslâ cerf olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366a ·
metinde göster ·