… anları: Hicret-i nebeviyyenin sene 17'sinde Mekke feth olup Ebû Süfyân bin Sahr
bin Harb
ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve ikrime bin Ebû Cehil ve Abdullâh bin S …
Esnâf-ı acemî oğlanları: Hicret-i nebeviyyenin sene 17'sinde Mekke feth olup Ebû Süfyân bin Sahr bin Harb ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve ikrime bin Ebû Cehil ve Abdullâh bin Sa‘d bin Ebî Sarh ve Hazret-i Ebûbekir'in pederi Ebî Kuhâfe mekfûfü'l-basar iken bu cümlesi gelüp Hazret-i Risâlet huzûrunda İslâm ile müşerref olup cümlesi ta‘allukâtlarına İslâm teklîf edüp akrabâları İslâm kabûl etmediklerinden Hazret-i ikrime ve Ebî Kuhâfe akrabâlarının mâl [u] emvâl [u] erzâkları gâret olunup evlâdları esîr olmaların ricâ etdiler. Resûl-i Hudâ dahi Sahâbe-i kirâma izin verüp nehb [ü] gâret olunup evlâd [u] iyâllerin {esîr edüp} yine kendülere ihsân olunup ma‘a ziyâdesin Ashâb-ı kirâma terbiye olunmaları içün cümle üsârâ-yı gaşîmi tevzî‘ {etdiler}. Bu gaşîm acemî olanlar ibtidâ andan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
… hicret edüp Mekke-i Mükerreme hicretin sene 17 feth etdükde Ebû Süfyân bin Dacn
bin Harb
ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve ikrime bin Ebû Cehil ve Hazret-i Ebûbe …
Hakîrin bu arz-ı ma‘mûre-i dünyâda saçlı âdemlerden gayrı çok kavm görmedik. Siğer kütüblerinde yazdığı üzre Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Medîne'ye hicret edüp Mekke-i Mükerreme hicretin sene 17 feth etdükde Ebû Süfyân bin Dacn bin Harb ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve ikrime bin Ebû Cehil ve Hazret-i Ebûbekir'in pederi Ebû Kuhâfe cümle bunlar gelüp îmân ile müşerref olup Hazret-i Risâlet-penâh sürûr [u] şâdumânından râhatü'l-ebdân içün ol gün Selmân-ı Pâk'e emr edüp Selmân-ı Pâk, Hazret-i Risâlet-penâh'ın mübârek ser-i sa‘âdetin pâk mûs ile müzeyyinlik edüp trâş etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197b ·
metinde göster ·
… iki bin kalkan ve iki bin müsellah tüfenk ve beş bin yay ve kırk bin ok ve altı
bin harbe
ve beş bin şişe el kumbarası ve elvân u elvân âlât-ı silâha müte‘allık niçe bin …
deyüp bu meşveret üzre cümle Fâtiha tilâvet edüp cemî‘î guzât içre bir sürûr [u] şâdmânlar olup cebehâne-i âmireden yedi bin kılıç ve iki bin kalkan ve iki bin müsellah tüfenk ve beş bin yay ve kırk bin ok ve altı bin harbe ve beş bin şişe el kumbarası ve elvân u elvân âlât-ı silâha müte‘allık niçe bin mühimmâtları cemî‘î asâkir-i İslâma defter ile tevzî‘ olunup mâh-ı mezbûrun (---) günü sa‘d-sâ‘atde yedi koldan top ve tüfenklere âteşler olunup derûn-ı askerden sadâ-yı Allah kopup gülbâng-i Muhammedî ile Deşt-i Kıpçak pür oldu ve âlem sıyt u sadâyıla doldu. El-azametullah top u tüfengin dûd-ı siyâhından ve cünûd-ı müslimînin pây-ı gubârından âlem zulmânî olup gerd-i siyâh evc-i âsumâna peyveste oldu. Bu hâlde iken Cenâb-ı Bârî, yarı kılup bir rîh-ı tayyib zâhir olup gubâr-ı siyâhı ref‘ edüp dost u düşman birbirlerin görünce cümle guzât-ı müslimîn dal-satûrî-i Muhammedî olup derûn-ı kal‘aya varınca küffâr-ı bed-girdârın akîblerince kovarak, kırarak tâ iç kal‘ada karâr edüp alem-i Resulullah'ı burc [u] bârûları üzre diküp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ve top u tüfenk sadâsı munkatı‘ olup ancak ümmet-i Muhammed destinde şemşîr-i âteş-tâb kalup yedi buçuk sâ‘at-i nücûmî derûn-ı kal‘ada küffâr-ı hâksâra eyle satûr-ı Muhammedî urdular kim gûyâ aç kurd koyun kırar gibi kırdılar. Ve cümle guzât kassab-ı cömerd köçekleri gibi kızıl kana müstağrak oldular ve küffâr ile yaka yakaya gelüp bir mertebe ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olmuşdur kim küffâr ile guzât-ı dîn kızıl kâna müstağrak olduklarından fark olunmadan kalmışlardı ve cû‘ [u] atşândan bî-tâb u bî-mecâl kalmışlardı. Netîce-i merâm, sekiz sâ‘at-i nücûm hücum, ceng [u] savaş-ı perhâş olmuşdur kim gûyâ ceng-i Çıldıran ve yâhûd ceng-i Kosova'dır. Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir gazâ-yı alî olmamışdır, meğer Süleymân Hân'ın Budin kurbunda Mohaç gazâsı ola. Küffâr-ı dûzah-karâr bu hâli görüp bakıyyetü's-seyfi zîr-i zemînlerde olan domuz damlarına ve tırkarları ve kemîngâhlarına girüp pinhân oldular. Derûn-ı kal‘ada küffârdan nâm [u] nişân kalmadı, ammâ mel‘ûn küffâr niçe yerden lağımlar atup asker-i İslâm'ı tayr-ı ebâbîl-misâl hevâya perrân edüp muhîl [u] şeytanât ile tasnîf olunmuş çarh-ı felekler ve domuz ayakları ve paçarizler döküp cümle serdengeçdilerin pâylarına pâ-bend olup gâzîlerin bir cânibe hareket eylemeğe iktidârları kalmadı. Yine bu hâl ile mücâhidîn var kuvveti bâzûya getirüp küffârın mazgal delikleri önüne varanları küffâr kurşum ile helâk edüp sâ‘at-be-sâ‘at asker-i İslâm şehîd olmada, gerü tarafdan imdâd dahi gelmemede. Âhiru'l-emr, cemî‘î gâziyân gördüler kim vakt-i asr oldu ve cân u başdan olduklarından mâ‘adâ açlıkdan batîü'l-hareke olup susuz şiddet-i hârda harâretden helâk mertebesine vardılar. Vakt-i gurûb karîb olunca bir ceng-i sultânî olmuşdur kim felekde melekler engüşt ber-dehen edüp hayrân olmuşlardı. Ba‘dehû kol kol alay çavuşları "Dönün gerü gâzîler, dest [u] bâzûnuza kuvvet, vakt-i gurûbdur, geliniz ta‘âm tenâvül edüp ale's-sabâh, olmaya illâ hayr" deyüp bu gûne tenbîh ile cümle guzât-ı 262a müslimîn küffârın bu kadar mâl-ı ganâ’imiyle ve niçe bin tüfenk, âlât-ı silâhlarıyla üç bin kelle ve bin altmış esîr alınmış ve cümle guzât-ı müslimînden şehîd olanları üsârâlara tahmîl edüp bu kadar mâl-ı firâvân ile herkes kollu kollarına çıkup bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top şâdmânîleri olup cemî‘î şühedâların bir yerden namâzların kılıp defn edüp mecrûhlara tekâ‘üd vazîfeleri ihsânlar olup cerrâhlar ta‘yîn olundu. Ve kelle getirenlere yüzer guruş in‘âm ve dil getirenlere esîrlerden ihsân edüp serlerine gümüş çelenkler ve terakkîler ve timar ve ze‘âmetler sadaka olunup yeniçeriden yedi yüz şühedâ camedânı beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve sâ’ir yedi koldan bin iki yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp rûh-ı pür-fütûhları evc-i ıllıyyinde karâr etdiler. Ol gice küffâr-ı dûzah-karâr karârgâhında tâ sabâha dek Ferhâd-vâr çalışup kal‘anın münhedim olan der-i dîvârların eyle metîn ve müstahkem edüp zemînden su zâhir olunca handak-i azîmler kazup taburlar çatup köşebendlere saçma toplar koyup ve niçe poso mazgalları inşâ edüp kal‘anın esâsın gûyâ sedd-i İskender etmiş. Bu hâli guzât-ı müslimîn görüp cümle müte’ellim oldular. Ne çâre eylesünler "el-abdu yudebbiru vallahu yukaddiru" deyüp cemî‘î umûrların Cenâb-ı Bârî'ye tefvîz eyleyüp yine câ-be-câ cenge âheng ederlerdi. Ammâ evvelki gibi derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden değil idi. Lâkin yine gayret [u] hamiyyeti elden komayup şeb [u] rûz germâ-germ cengden hâlî değiller idi. Ve rûz-ı Kâsım'a kırk gün kaldı. "Ayâ! Hâlimiz neye müncer olur" deyü cümle vüzerâ ve vükelâlar, cemî‘î iş erleri bir yire cem‘ olup Arapça " mâ-sadakı üzre müşâvere edüp Bahâdır Girây Hân'ı yetmiş bin askeriyle ve sekiz kerre yüz bin atlarıyla Moskov diyârın nehb ü gâret etmeğe fermân edüp on üçüncü günde Moskov kralının (---) nâm şehrini gâret ve alan ve talan ve küffârların esîr-i nâlân edüp Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay ve Urümbet (?) Nogay ve Çobanili ve Deveyili ve Arslan Beğili ve Nevrûzili ve Kırım askerinden Mansûrlu ve Şîrînli ve Sincivitli ve Arkınlı ve Dayirli ve Çikişkeli ve Arbatlı ve Mankıtlı ve Badraklı ve Sultânzâde olanlar ve'l-hâsıl cümle Tatar-ı sâbâ-reftâr-ı adüv-şikârlar on dördüncü gün Azak kal‘ası altında ordu-yı İslâma kırk beş bin esîr ile ve iki kerre yüz bin at ganâ’imiyle ve bî-hadd ü bî-kıyâs zî-kıymet mâl-ı firâvân ve bakır ve kalay âvânî makûlesi ile ve hadden efzûn semmûr ve balık dişi ve sâ’ir akmişe-i fâhireler ile gelüp vâsıl olunca asker-i İslâmın mürde dilleri tâze cân bulup mâh-ı (---) günü cümle esîri pây-beste ve dil-haste haçlı bayrakları ser-nigûn ve tablların döğerek Kal‘a-i Azağ'ın top altında bir alay-ı Tatar güzer etmişdir kim Âl-i Cengîz Hân'dan berü böyle bir ganâ’im-i azîm olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261b–262a ·
metinde göster ·
… dır. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da nehr-i Furât kenârında ma‘mûr bir şehirdir. Ammâ niçe
bin harâbistânı
nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan iltizâm il …
Bu mezkûr nevâhîler cümle Rûm Nâhiye nevâhîleridir kim tâ şehr-i Erce ve şehr-i Semâvât'a varınca ma‘mûr u âbâdân nevâhîlerdir. Şehr-i Bağdâd'ı ganîme eden ve mîrî anbârları gılâl ile pür eden bu nevâhîlerdir. Hatta bu hâk-i amber-pâk böyle mahsûldâr hâk-i pâk olduğundan bu şehr-i Rûm Nâhiye'yi ibtidâ binâ eden Âl-i Emeviyyûn'dan sene (---) târîhinde Mansûr-ı Devânıkî imâr etmişdir ve niçe mülûkdan mülûka kalmışdır. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da nehr-i Furât kenârında ma‘mûr bir şehirdir. Ammâ niçe bin harâbistânı nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan iltizâm ile hükûmetin (---) kiseye alup hükm-i hükûmet edüp mâl u gılâl-ı helâli vü zülâli her mâh [u] sâl tahsîl eder. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Gayri hâkimi yokdur. Ancak ankâ a‘yânı çokdur. Ve bâcdârı ve muhtesibi ve şâhbenderi vardır. Ve cümle (---) aded türâb-ı tâhir ile mestûr tahtânî ve fevkânî hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b ·
metinde göster ·
… yup ale's-sabâh yetmiş aded arabalar ile toplar gidüp ale's-sabâh pür-silâh yüz
bin harbe
ve tüfengli atlı ve yaya küffâr semmûr yeşil ve kırmızı kalpak geyerler Fireng …
"Geleli üç gün oldu. Birkaç gün dahi oturup zevk eyle. Sabâhın ava gidelim. Av da bir seyr u temâşâdır" deyüp bizi alıkoyup ale's-sabâh yetmiş aded arabalar ile toplar gidüp ale's-sabâh pür-silâh yüz bin harbe ve tüfengli atlı ve yaya küffâr semmûr yeşil ve kırmızı kalpak geyerler Fireng şapkası geymezler. Erganon ve torompete ve nâkûsların çalarak o şehr-i Ligradçık'dan taşra çıkdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
Cümle livâ-i Segedin'de haymehâne re‘âyâları ki yigirmi dörd
bin harâcdır
kim cümle Eğre kulu aklâmıdır. Cebecibaşı ve topçubaşı ve on iki aded kal‘a kul …
Cümle livâ-i Segedin'de haymehâne re‘âyâları ki yigirmi dörd bin harâcdır kim cümle Eğre kulu aklâmıdır. Cebecibaşı ve topçubaşı ve on iki aded kal‘a kulu ağaları ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve niçe hâkimleri vardır. Hudâ amâr ede, zîrâ Orta Macar'a bu kal‘a sedd-i sedîd olmuşdur. Cenâb-ı Hayy-ı Kadîr ömr-i medîd ile ahâlîsini mu‘ammer ede. Bu arada Segedin sancağı tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81a ·
metinde göster ·
… p Varat kal‘ası kullarının aklâmlarıdır. Ve cümle eyâlet-i Varat'da yigirmi iki
bin harâc
tahrîr olunup defter-i pâdişâhîye kayd olunmuşdur. Harâç ağasına harâc başına y …
Ve dahi eyâlet-i Varat'da elliden ziyâde kal‘alar dahi iki kılıç altında mutî‘lerdir, ya‘nî kâfire dahi harâc verirler, hüsn-i rızâları 86a var. Ve on iki bin hâne-i harâc hemân Köpürlü evkâfı var. Mâ‘adâsı mîrî tahrîr olunup Varat kal‘ası kullarının aklâmlarıdır. Ve cümle eyâlet-i Varat'da yigirmi iki bin harâc tahrîr olunup defter-i pâdişâhîye kayd olunmuşdur. Harâç ağasına harâc başına yarım guruş harc-ı ma‘îşet konmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85b–86a ·
metinde göster ·
tahrîr olmuş ammâ on bin küffârdan mütecâviz kefere-i fecereler vardır. Gûyâ he …
Ve cümle küffârı hîn-i tahrîrde dörd bin harâc tahrîr olmuş ammâ on bin küffârdan mütecâviz kefere-i fecereler vardır. Gûyâ hemân Malta şehridir. Müselmânları aslâ sevilmeyüp müslimînlerin bu şehir[d]e vak‘ u vakâr i‘tibârları yokdur, zîrâ kefereleri gâyet ankâ bâzergânlardır. Tâ dip Frengistân'da ortakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… katl edüp zekerin kesüp edebde dübürlerine sokup yüz[ü] koyu yatırlar. Ve niçe
bin harar
ve sepet sandûklar bomboş ormanlar içre yatırlar.
Yollar üzre niçe ümmet-i Muhammed'in pençe-i âfitâb gulâmlarının leşleri yollar üzre ve niçe ümmet-i Muhammed yiğitleri beller üzre meyyitleri yatır ve niçe bin atlar ve katırlar ve develer harbendesiz ve sârbân seyissiz serserî dağlarda gezüp niçe yüz yiğitler dahi mecrûhan uryân u giryân ve büryân u nâlân sergerdân olup dağlarda gezer. Hattâ birkaç pençe-i âfitâb gulâmların edebde dübürlerin bıçağ ile oyup dağlarda amân deyüp gezer ve niçe gulâm-ı nev-civânları katl edüp zekerin kesüp edebde dübürlerine sokup yüz[ü] koyu yatırlar. Ve niçe bin harar ve sepet sandûklar bomboş ormanlar içre yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
. Mâ-tekaddem yetmiş bin Yahûdî mevcûd bir şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ kat-ender- …
Cümle yedi mahalle Yahûdî tokuz bin harâcdır. Mâ-tekaddem yetmiş bin Yahûdî mevcûd bir şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ kat-ender-kat dere ve depeler üzre hâneleri ma‘mûrdur. Ammâ içinde benî âdemden bir ferd-i âferîde yokdur. Cümlesi şehr-i Selânik'e göçmüşler. Mâ-tekaddem bu şehirde üç bin Sıfet keçesi işlenir kârhâne var imiş. Hâlâ kırk kârhâne kalmışdır. Sıfet keçesi rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y199b ·
metinde göster ·
bin Ümeyye Hicret'in sene (---) târîhinde Hüseyn bin Alî'nin sulh ferâğında müs …
{Ve bu[na] karîb Sahr bin Harb bin Ümeyye Hicret'in sene (---) târîhinde Hüseyn bin Alî'nin sulh ferâğında müstakil halîfe oldu. Hicretin sene (---) pederi Ebî Süfyân İslâm ile müşerref olmuşlardı. Hazretden 163 hadîs nakletdi. Zamân-ı hilâfetlerinde memâlik-i şâm ve Mısır ve Mağrib ve Endelüs ve Fârs ve Arab ve Âzerbâycân ve Deylem ve Horasân ve Mâverâ‘ü'n-nehir ve Hindustân'a varınca hükm etdiler. Nefer aded 14. Müddet ise 91 sene, ömreş 78 sene mâh-ı Receb fî sene 90 Mervân-ı Hımâr'da inkırâz buldular. Bu şâm-ı şerîf tahtları idi. Mu‘âviye Emeviyyûn'un ibtidâsıdır Yezîd'in pederi olduğıyçün şetm etmemek gerekdir, zîrâ neseb-i Resûl'dendir ve cümle ahvâlâtları Y 254a min-indillâhdır. Ömr-i şerîfleri 78 sene ömreş (---) sene. Sebeb-i mevtleri oldur kim ehl-i Medîne Hazret-i Osmân'ı katl etdikleriyçün cümle a‘yân-ı ahâlî-i Medîne'yi katl edüp cesed-i Resûlullâh'ı yerinden ref‘ edüp şâm'a götürmeye mübâşeret etdi. Ol gün minber-i Resûl lerzân oldu. Ve asker-i Mu‘âviye şâm'dan hurûc etdüği gün câmi‘-i Ümeyye minberi münhedim olup şems dahi münkesif oldu. Cümle ahâlî-i şâm zulmetde kalup ol sâ‘at Mu‘âviye havfinden lakve mar[azına] mübtelâ olup cân verdi. Ve bâ (---) el-Câbiyye'de defn etdiler. Künyeleri Abdurrahmân'dır. Ve nakş-ı hâteme "Li-külli amelin savâb" idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y253b–Y254a ·
metinde göster ·
… mel‘ûn Hazret-i Osmân'ı Kur’ân-ı Âzim tilâvet ederken şehîd etdi. Namâzın Hakîm
bin Harâm
hazretleri kılup bu âsitânede defn olundu. Sebeb-i şehâdetleri böyledir.
Hazret-i Osmân rızâ vermeyüp kırk gün Hazret-i Osmân'ın sarâyın Medîne'de muhâsara etdiler. Hazret-i Alî bu fesâdı def‘ içün oğlu Hazret-i Hasân'ı ve huddâmı Kamber'i gönderüp asker hücûm edüp Kamber'in başın yardılar. Hazret-i Hasân'ın libâsın çâk çâk etdiler. Âhir bâlâda tahrîr olunduğu üzre Kinâne bin Bişrinecî nâm mel‘ûn Hazret-i Osmân'ı Kur’ân-ı Âzim tilâvet ederken şehîd etdi. Namâzın Hakîm bin Harâm hazretleri kılup bu âsitânede defn olundu. Sebeb-i şehâdetleri böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y296a ·
metinde göster ·
… fer me’serde İslâm ile müşerref olanları beyân eder: Evvelâ Ebû Süfyân bin Zacr
bin Harb
ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve İkrime bin Ebû Cehil ve Abdullâh bin S …
Bu feth-i zafer me’serde İslâm ile müşerref olanları beyân eder: Evvelâ Ebû Süfyân bin Zacr bin Harb ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve İkrime bin Ebû Cehil ve Abdullâh bin Sa‘d bin Ebî Serh ve Hazret-i Ebâ Bekr'in pederi Ebî Kuhâfe mekfûfu'l-basar iken huzûr-ı Resûlullâh'a Hazret-i Ebâ Bekir getirüp İslâm ile müşerref oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y349a ·
metinde göster ·
Ve dörd mahalle Q 192a Urûm, ve iki mahalle Ermenî vardır. Cümle üç
bin harâcdır
. Ve altı yedi bin müsâfirîn yuva(?) kefere harâcı olur. Rûm çingânesi yokdur, a …
Ve dörd mahalle Q 192a Urûm, ve iki mahalle Ermenî vardır. Cümle üç bin harâcdır. Ve altı yedi bin müsâfirîn yuva(?) kefere harâcı olur. Rûm çingânesi yokdur, ammâ Mısır kavmi cümle Fir‘avn kavmidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y88b ·
metinde göster ·
Ehl-i Mısır'ın bir âyîn-i latîfleri dahi elbette her cum‘a gecesi niçe yüz
bin har-süvâr
merdân u nisvân on iki karâfeye gidüp âdem deryâsı olup hatm-i şerîf ve Yâsîn-i …
Ehl-i Mısır'ın bir âyîn-i latîfleri dahi elbette her cum‘a gecesi niçe yüz bin har-süvâr merdân u nisvân on iki karâfeye gidüp âdem deryâsı olup hatm-i şerîf ve Yâsîn-i şerîf tilâvet olunup cümle fukarâya tasadduklar verilüp ziyâret ederler. Ve cümle merkadleri kâ[r]gir binâ ile mebnî fıskıyye ta‘bîr etdikleri zîr-i zemînde mahâzinlerdir kim herbiri beytü'l-hüzünlerdir. Başka kapuları vardır, toprak ile mesdûddur, hîn-i mahallinde açup defn ederler. Yüz iki yüz meyyiti bir fıskıyeye defn ederler. Ammâ toprak ile örtmezler, hemân kefenile şöyle korlar, kimi çürür ve kimi kadîd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245b ·
metinde göster ·
… [u] şikârlar edüp yetmiş fîl ve on altı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe
bin hargûş
ve hımâr-ı berrî ve kazık boynuz ve zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl had …
Ve bu Sincilâh sahrâsında üç gün sayd [u] şikârlar edüp yetmiş fîl ve on altı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe bin hargûş ve hımâr-ı berrî ve kazık boynuz ve zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn hayvânlar şikâr oldu kim bu sahrâda olan mahlûk-ı Hudâ'nın yüz kerre yüz bininde biri sayd olunmadı. Tâ bu mertebe Cenâb-ı Bârî bu sahrâyı ecnâs-ı mahlûklar ile mâl-â-mâl eylemişdir. Ve cezîre-i Mısır'da böyle vâsi‘ mahsûldâr Q 330b sahrâ-yı P 327b hoş-havâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b ·
metinde göster ·