… e isyânı sebebiyle Akdeniz'de olan cemî‘i cezîreleri {küffâr} harâca kesüp niçe
bin huccâc
[u] tüccâr gemilerin alır oldu. Ve her sene Akdeniz'e çıkan donanma-yı hümâyûnı …
Ve dahi Venedik küffârının bu gûne isyânı sebebiyle Akdeniz'de olan cemî‘i cezîreleri {küffâr} harâca kesüp niçe bin huccâc [u] tüccâr gemilerin alır oldu. Ve her sene Akdeniz'e çıkan donanma-yı hümâyûnı münhedim edüp gemileri Venedik'e götürür oldu. Bu hâl üzre ahvâl-i Âl-i Osmân perîşân-hâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
… de kelle-i ganem tenâvül ederlerdi. Hâlâ anıniçün sünnet-i Resûl'dür, deyü niçe
bin huccâc
Cebel-i Ebî Kubeys üzre koyun kellesi yeyüp bi-emrillâh sudâ‘ marazı bir dahi g …
Ve Hazret-i Resûl kâhîce sudâ‘a mübtelâ olup Cebel-i Ebî Kubeys üzre çıkup bu Şeyh Seyfeddîn-i Herâtî'den koyun başı getirdüp Cebel-i Ebî Kubeys'de kelle-i ganem tenâvül ederlerdi. Hâlâ anıniçün sünnet-i Resûl'dür, deyü niçe bin huccâc Cebel-i Ebî Kubeys üzre koyun kellesi yeyüp bi-emrillâh sudâ‘ marazı bir dahi görmezler. Hâlâ Cebel-i Ebî Kubeys üzre kelle kemikleri ile pür olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a ·
metinde göster ·
… rüp herîse yiyüp hadîs, Arapça buyurmuşlardır. Hâlâ ol dükkânda her sene niçe
bin huccâc
teberrüken herîse yerler ve işkembe 170b dahi işlenir pâk dükkândır.
Esnâf-ı işkembeciyân, ta‘âm-ı mahmûrân: Dükkân 300, neferât 800, pîrleri Nusayr-ı Hindî'dir kim {Selmân belin bağladı} Mekke-i Mükerreme'de (---) mahalde dükkânına bizzât Hazret-i Risâlet-penâh girüp herîse yiyüp hadîs, Arapça buyurmuşlardır. Hâlâ ol dükkânda her sene niçe bin huccâc teberrüken herîse yerler ve işkembe 170b dahi işlenir pâk dükkândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170a–170b ·
metinde göster ·
ve tüccâr ehl-i berr ü bihâr metâ‘ların getirüp bunda çözüp yük bağlayup giderl …
Ve bu şehir içre cümle yedi yüz esvâk-ı müzeyyenedir. Gerçi kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ Hind ü Sind ve Arab u Acem ve Belh [u] Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn Hıtâ vu Hoten müşk-i tâtârîsi ve Habeş zebâdı hâsıl-ı kelâm ekâlîm-i seb‘anın bunda zî-kıymet eşyâları bulunup yetmiş bin huccâc ve tüccâr ehl-i berr ü bihâr metâ‘ların getirüp bunda çözüp yük bağlayup giderler, bender şehr-i münevveredir. Ve halkının ekseri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293a ·
metinde göster ·
… sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve gelse de bu iki kerre yüz
bin huccâc
bu Haccü'l-Ekber mahallinde cem‘ olup başı kabak yalın ayak kefenleri boğazları …
"Baka beğler, baka ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve gelse de bu iki kerre yüz bin huccâc bu Haccü'l-Ekber mahallinde cem‘ olup başı kabak yalın ayak kefenleri boğazlarında uryân bir alay ibâdullâh edâ-yı hac etmeden bir fetret-i tuğyân olursa, bu kadar uryân ibâdullâh Urbân atları pâyinde pâymâl mi olsunlar? Giderin şöyle kelâmları, söylemen" deyü cevâb etdükde cümle a‘yân-ı şâm ve Mısır âlem-i hayretde kalup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
… tmiş bin huccâcdır, derler. Gerçekdir. Hemân Âl-i Osmân tarafından gelen yetmiş
bin huccâc
ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz bin huccâc değil, yüz kerre yüz bin h …
Ve bu cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asında meks eden yetmiş bin huccâcdır, derler. Gerçekdir. Hemân Âl-i Osmân tarafından gelen yetmiş bin huccâc ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz bin huccâc değil, yüz kerre yüz bin huccâc cân vardır. Sahrâ-yı Arafât'ın tûlu ve arzı beşer altışar sâ‘atlik sahrâ-yı Tîh'dir. Tınâb tınâba hayme vü hargâh oba ve çetirgâh birbirine muttasıl kurulup benî âdem ile mâl-â-mâl oldu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
… ân tarafından gelen yetmiş bin huccâc ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz
bin huccâc
değil, yüz kerre yüz bin huccâc cân vardır. Sahrâ-yı Arafât'ın tûlu ve arzı beş …
Ve bu cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asında meks eden yetmiş bin huccâcdır, derler. Gerçekdir. Hemân Âl-i Osmân tarafından gelen yetmiş bin huccâc ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz bin huccâc değil, yüz kerre yüz bin huccâc cân vardır. Sahrâ-yı Arafât'ın tûlu ve arzı beşer altışar sâ‘atlik sahrâ-yı Tîh'dir. Tınâb tınâba hayme vü hargâh oba ve çetirgâh birbirine muttasıl kurulup benî âdem ile mâl-â-mâl oldu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
… uccâc ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz bin huccâc değil, yüz kerre yüz
bin huccâc
cân vardır. Sahrâ-yı Arafât'ın tûlu ve arzı beşer altışar sâ‘atlik sahrâ-yı Tîh …
Ve bu cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asında meks eden yetmiş bin huccâcdır, derler. Gerçekdir. Hemân Âl-i Osmân tarafından gelen yetmiş bin huccâc ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz bin huccâc değil, yüz kerre yüz bin huccâc cân vardır. Sahrâ-yı Arafât'ın tûlu ve arzı beşer altışar sâ‘atlik sahrâ-yı Tîh'dir. Tınâb tınâba hayme vü hargâh oba ve çetirgâh birbirine muttasıl kurulup benî âdem ile mâl-â-mâl oldu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
… ır olurlar. Mollâ dahi âheste âheste alay-ı ulemâ-yı meşâyihân ile bu kadar yüz
bin huccâc
içre iki cânibine selâm vererek,
Huccâc-ı zevi'l-ihticâca ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yevm-i arefede vakt-i zevâl ki ola ya‘nî beyne's-salâteyn olup şems-i âlem-tâb cânib-i zevâle nüzûl etdükde Mekke mollâsı örf-i izâfetiyle bir beyâz kınalı bir nâka-i müzeyyene üzre süvâr olup kethudâsı licâmın çekerek ve cemî‘i huddâmıyla Hazret-i Âdem matbahından çıkup nümâyân oldukda boğazında rıdâsıyla ve örfünde bir arşın taylesân-ı Muhammedî sarkıdup ol mükehhal gözler ile cemî‘i ulemâ-yı Mekke tazîm, tevkîr [ü] ihtirâm ile cebel-i Arafât'a çıkarırken cümle tablhâneler fâriğ olup va‘z [u] hutbeye muntazır olurlar. Mollâ dahi âheste âheste alay-ı ulemâ-yı meşâyihân ile bu kadar yüz bin huccâc içre iki cânibine selâm vererek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321b ·
metinde göster ·
… dır. Ammâ ey ahbâb-ı vefâ, bunda bir acîb ü garîb hikmet vardır. Niçe kerre yüz
bin huccâc
bu mahalle gelüp her huccâc üç gün üçer kerre yedişer taş atup cümle taşlar alt …
Der beyân-ı mahall-i recemât: Ve bu recm atılan mahal Mîne bâzârı içinde tarîk-ı âmm üzre biraz alçak binâ mîllerdir. Ammâ üçüncü cemerât yeri bir kârgîr köhne binâ dîvârdır. Ammâ ey ahbâb-ı vefâ, bunda bir acîb ü garîb hikmet vardır. Niçe kerre yüz bin huccâc bu mahalle gelüp her huccâc üç gün üçer kerre yedişer taş atup cümle taşlar altmış iki taş olur. Bin seksen yıldan berü bu recemâtlara her sene recemât taşları atılır. Bu Mîne bâzârında kûh-ı Elburz kadar taş yığılmak gerek idi. Huccâc gitdikde bir bakla kadar taşın Y 324a vücûdu kalmayup gâyib olur. Cümlenin ma‘lûm[u] bir ibret-nümâ temâşâ-yı sırr-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y323b–Y324a ·
metinde göster ·
… bu Mîne bâzârına getirmeseler bi-emrillâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş
bin huccâc
derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem birer kurbân eylese beş ke …
Ve cümle Urbân koyunların bu Mîne bâzârına getirmeseler bi-emrillâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, otuz, kırk, elli ve yüz kurbân eder a‘yân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324b ·
metinde göster ·
… llâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz
bin huccâc
olur, her âdem birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, …
Ve cümle Urbân koyunların bu Mîne bâzârına getirmeseler bi-emrillâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, otuz, kırk, elli ve yüz kurbân eder a‘yân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324b ·
metinde göster ·
… ül'ün bağladuğı mahal nümâyândır. Ve ıyd-ı adhânın üç gün üç gecesinde niçe yüz
bin huccâc
bu câmi‘-i Hayf'da evkât-ı hamseyi edâ ederler. İki yüzden mütecâviz e’imme ve …
Ve bu câmi‘in yanında makâm-ı Hazret-i Alî Mîne bâzârına geldikde bunda meks edüp Düldül'ün bağladuğı mahal nümâyândır. Ve ıyd-ı adhânın üç gün üç gecesinde niçe yüz bin huccâc bu câmi‘-i Hayf'da evkât-ı hamseyi edâ ederler. İki yüzden mütecâviz e’imme ve hutebâları ve meşâyihi ve mü’ezzinân huddâmları vardır, ve's-selâm. Ve bu câmi‘in hareminin sol tarafı köşesinde dağa on adım karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326a ·
metinde göster ·
Hattâ yetmiş bin huccâc yüzlerin sürerek ve kisveyi keşân-ber-keşân çekerek müsta‘mel olmasın içün mezkûr tınâblar ile kisveyi sütûh-ı Mekke'de makaraları vardır, bir âdem kaddi cânib-i erba‘asından kisve-i şerîfi ref‘ edüp yelkendâz ederler. Ve bu kisve-i şerîfin ortasında Beyt-i şerîfi dirâgûş etmiş zer-ender-zer bir kuşak vardır, Ka‘be'yi dâ’iren-mâdâr ihâta etmişdir. Üç arşın enli zerdûz kemerdir. Ve som sırma ile bu kuşağ üzre âye[t], kaderî âyetdir, nûr(?)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y342a ·
metinde göster ·
Ba‘zı zamân muta‘azzım kimesneler gelüp dâhil-i Beyt-i şerîfe girmek murâd etdiklerinde şerîf hazretlerine ricâ edüp anlar dahi İbn Şeybe fermân edüp eyyâm-ı hacda iki üç kerre açılup âb-ı Zemzem'in sağ cânibinde dîvârına muttasıl Beyt-i şerîf kapusunun nerdübânı vardır, on ayak kalın tahta nerdübândır, üç arşın enlidir ve altında tuç tekerlekleri vardır, Bâb-ı Şerîf küşâd oldukda kütür kütür çekerek Bâb-ı Şerîf'in atebesine muttasıl koyup ba‘zı huccâc andan çıkar. Ve ba‘zı cüst ü çâpük âdem nerdübâna bakmayup bir âdem kaddi âsitâne-i sa‘âdete pertâb kılup girirler. Ammâ batıyyü'l-hareke olan kimesneler bu nerdübândan çıkup Y 343a Beyt-i şerîfe girirler. Ammâ niçe âdemler helâk olur, Allâhümme âfinâ, yetmiş bin huccâc biribirin çiğnerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y342b–Y343a ·
metinde göster ·
… rîfi bu maksûrede itmâm edüp bahr-i tavîl-misâl bir du‘â-yı tavîl etdim ki niçe
bin huccâc
bu du‘â hırmeninde hâzır olup âmîn âmîn sadâsı evce peyveste {olup birden bine …
Ve bu tavan üzre kurşum örtülü harpüşte kubbelidir. Ve yigirmi nefer mü’ezzinân-ı Hanefî bunda mü’ezzinlik ederler, bir hevâdâr kasr-ı âlîdir. Hakîr bir hatm-i şerîfi bu maksûrede itmâm edüp bahr-i tavîl-misâl bir du‘â-yı tavîl etdim ki niçe bin huccâc bu du‘â hırmeninde hâzır olup âmîn âmîn sadâsı evce peyveste {olup birden bine binden yüz bine varınca ihsân [u] in‘âmın görüp hukûkun kesb etdiğimiz velîni‘amlarımızın rûh-ı pür-fütûhların yâd etdik. Husûsâ hukûk-ı vâlideyn içün ve üstâdlarımız içün ve merhûm mağfûrun-leh Melek Ahmed Paşa efendimiz rûhiyçün ve Defterdârzâde Mehemmed Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Suhrâb Paşa ve Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa ve Kapudan Hasan Paşa ve Mevlevî Mehemmed Paşa ve Dervîş Mehemmed Paşa ve Siyâvuş Paşa ve Fazlı Paşa ve Serdâr Alî Paşa ve'l-hâsıl cümle vüzerâ ile âşinâlık kesb edüp gazâlarda bile hâzır olduğumuz efendilerimizin rûh-ı şerîflerin yâd edüp tilâvet etdiğimiz hatm-i şerîfin savâbı ile her birinin rûh-ı şerîflerin hissemend eyledik. Cümle huccâc âmîn dediklerinde sadâ-yı âmîn evce peyveste} olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345b ·
metinde göster ·
… be-i şerîf ma‘mûr olmada. Ve Hazret-i İbrâhîm sadâsıyla her sene niçe kerre yüz
bin huccâc
gelmede. Inkırâzü'd-devrân ma‘mûr ola. Ve huccâc-ı müslimîn ile âbâdân ola, âmi …
İşte Hazret-i Âdem du‘âsı sebebi ile Ka‘be-i şerîf ma‘mûr olmada. Ve Hazret-i İbrâhîm sadâsıyla her sene niçe kerre yüz bin huccâc gelmede. Inkırâzü'd-devrân ma‘mûr ola. Ve huccâc-ı müslimîn ile âbâdân ola, âmin yâ Mu‘în. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y349b ·
metinde göster ·
… azzamalar var kim herbiri birer halîc-i azîmdir rûz-merre ehl-i Mekke ve yetmiş
bin huccâc
ve niçe kerre yüz bin devâbbât-ı kesîreye kovalar ile suyu keşân-ber-keşân çekü …
Ve şehr-i Mekke içre iki bülke-i muazzamalar var kim herbiri birer halîc-i azîmdir rûz-merre ehl-i Mekke ve yetmiş bin huccâc ve niçe kerre yüz bin devâbbât-ı kesîreye kovalar ile suyu keşân-ber-keşân çeküp cemî‘i hayvânât ol bürkelerden âb-ı hayâtı nûş etdiklerinde deryâda katre-misâl nâkıs olmayup yine leb-ber-leb durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356a ·
metinde göster ·
… dan bunlar hakkında ulemâ-yı Mekke Kâdiyü'l-Haremeyn dediler. Cenâzesine yetmiş
bin huccâc
hâzır olup ol gece kabr-i şerîfi üzre yedi kerre nûr nâzil olduğun cümle ehl-i …
Kabr-i Mehemmed şâh bin Hızır şâh bin Mehemmed el-(...) bin el-Hacı Hasan: Medîne'den Mekke mevleviyyetine nakl edüp seneteyn mutasarrıf olup âhir yeri Bâb-ı Mu‘allâ oldu. Bunlardan evvel Medîne'den Mekke mollâsı olmaduğundan bunlar hakkında ulemâ-yı Mekke Kâdiyü'l-Haremeyn dediler. Cenâzesine yetmiş bin huccâc hâzır olup ol gece kabr-i şerîfi üzre yedi kerre nûr nâzil olduğun cümle ehl-i Mekke görüp kabâyil-i Arabda Veliyyü'r-Rûm deyü şöhret bulup ziyâretgâh-ı hâs u âmmdır. Seng-i mezârında târîhi vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y363b ·
metinde göster ·
… muk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin erdep gılâl alup ve iki bin üç
bin huccâc
ve tüccâr ıskarça olup Süveys deryâsına gidüp gelirler. Ve herbirinde biner bin …
Ammâ bu gemilerin bâdbânları celebe gemileri gibi hasır yelken değildir. Cümle İskenderiyye pamuk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin erdep gılâl alup ve iki bin üç bin huccâc ve tüccâr ıskarça olup Süveys deryâsına gidüp gelirler. Ve herbirinde biner bin beşer yüz küp su vardır. Sâhibleri leb-ber-leb edüp miftâhın gemi re’îsi alup zabt edüp sâhibine kırât ile su verir. Mâlımdır, dahi ziyâde ver, desen, selâmete vardıkda mâlındır, deyü bir katre âb ziyâde vermez. Zîrâ bu Süveys deryâsı bahr-i girdâbdır. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·
… r tenâvül edüp kâmil bir sâ‘at ârâm ederler. Ve mutantan kahveler nûş edüp niçe
bin huccâc
istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek yükler ile devel …
Ammâ bu hakîr şâm'dan acele ile gidüp Mısır'a acele ile geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik. Ammâ Mısır huccâcının bir ey hâli vardır. Evkât-ı hamsede delîllerin P 154b ellerinde sâ‘atleri vardır. Hemân ki vakt-i salât oldukda eğer dere ve eğer depe her nere ise enüp cümle develeri çökerirler, ana rada ta‘bîr ederler. Cümle huccâc edâ-yı salât edüp develerine ve atlarına yemlerin ve aleflerin verirler ve kendüler dahi ta‘âmlar tenâvül edüp kâmil bir sâ‘at ârâm ederler. Ve mutantan kahveler nûş edüp niçe bin huccâc istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek yükler ile develeri çökerirler. Ve eyle uyurlar kim gûyâ "Mûtû bi-emrillâh" kabîlesinden olup Ashâb-ı Kehf gibi vâdî-i hâmûşâna varırlar. Ve efrâd-ı âferîdeden ve devâbb [u] cemâlden bir zî-rûh kalmayup rimâlistan içre zîr-i zeber olup hâb-ı nâz ile yatırlar. Zîrâ bu Mısır yolu gâyet emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
… akup çerâğân ederler. Delîller mîlden mîle gidüp yolları bulurlar. Yohsa yetmiş
bin huccâc
kavm-i Mûsâ gibi vâdî-i Tîh'de kalırlardı. Aceb hayrât-ı azîmdir. Hamd-i Hudâ c …
Ve bu çöl içre Tîh'in yolu üzre selef pâdişâhları mîl-i minâre-misâl mîller inşâ edüp huccâc-ı müslimîn ubûr ederken ol mîller üzre kanâdîller yakup çerâğân ederler. Delîller mîlden mîle gidüp yolları bulurlar. Yohsa yetmiş bin huccâc kavm-i Mûsâ gibi vâdî-i Tîh'de kalırlardı. Aceb hayrât-ı azîmdir. Hamd-i Hudâ cümle huccâc ile selâmet ubûr edüp kâmil 24 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384a ·
metinde göster ·
… tevhîd-i erre ederek yine deveyi omuzuna alup azm-i râh ederler. Cemî‘i yetmiş
bin huccâc
ve cümle ehl-i büldân Y 299b görüp âlem-i hayretde kalırlar. Hakkâ ki acâyib …
Ba‘de's-salât cümle ahibbâların şehre gönderüp kendüleri yedi âdem ile tevhîd-i erre ederek yine deveyi omuzuna alup azm-i râh ederler. Cemî‘i yetmiş bin huccâc ve cümle ehl-i büldân Y 299b görüp âlem-i hayretde kalırlar. Hakkâ ki acâyib kuvvet-i kudsî sâhibi ulu sultân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299a–Y299b ·
metinde göster ·