… stansiyye derler bir cezîre üzre bir ma‘mûr manastırı var. Yılda bir kerre niçe
bin kefereler
cem‘ olup bednâm ederler. Bu cezîrenin karşusunda Çingane iskelesi derler a‘lâ …
Sâhil-i Karadeniz'de ma‘mûr iskeledir. Leb-i deryâda azîm mahzenleri var. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i murabba‘ Rûm binâsı kal‘adır. Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---) hâkinde mu‘âf müsellem Kiritsiler zabtındadır. Sene 814 Mûsâ Çelebi fethidir. (---) kazâsıdır. Emîni ve serdârı ve kethüdâyeri vardır ve altı yüz kiremitli hânelerdir. Câmi‘i ve hânı u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı var. {Ve re‘ayâsı cümle kefere olduğundan kenîseleri var. Ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Ve bu kasaba mukâbelesinde deryâ içre üç aded cezîrecikler üzre birer ma‘mûr kiliseleri var. Andan yine Ayâ Anastansiyye derler bir cezîre üzre bir ma‘mûr manastırı var. Yılda bir kerre niçe bin kefereler cem‘ olup bednâm ederler. Bu cezîrenin karşusunda Çingane iskelesi derler a‘lâ yataklı iskele-i ma‘mûrdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28a ·
metinde göster ·
… i derler kim Varat kal‘amızın aklâmları tahrîr olunmuşdur kim cümle seksen yedi
bin kefereler
Varat'a re‘âyâ tahrîr olunmuşdur. Andan kalkup,
Bu sahrâlar Dubroçin varoşuna ve ana karîb Bulkar varoşuna varınca Saboç nâhiyesi derler kim Varat kal‘amızın aklâmları tahrîr olunmuşdur kim cümle seksen yedi bin kefereler Varat'a re‘âyâ tahrîr olunmuşdur. Andan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
… lâlezâr yerde 12 gün meks olunmak fermân olunup bu mahalde kral tarafından niçe
bin kefereler
cânib-i erba‘a kapudanlarına tahsîle gitdiler. Ve on günde bu mahalle bin altmı …
Bund[an] kalkup kal‘a kurbunda bir çemenzâr [u] lâlezâr yerde 12 gün meks olunmak fermân olunup bu mahalde kral tarafından niçe bin kefereler cânib-i erba‘a kapudanlarına tahsîle gitdiler. Ve on günde bu mahalle bin altmış kîse mâl gelüp serdârın gözü açılup cümle hazîneyi Hüseyin Paşa ile Varat'a gönderdi. Andan 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
… ırkar çift sığır arabası kızaklarına her bir ekmeği tahmîl edüp her birine niçe
bin kefereler
üşüp kırk aded ekmeği dahi summât-ı Muhammedî üzre kodular kim her biri yigirmi …
İbret-nümâ-yı ekber: Bu bir temâşâdır kim ta‘bîr olunma[z]. Kırk aded hâs ve beyâz ekmeklerin her birisin kırkar çift sığır arabası kızaklarına her bir ekmeği tahmîl edüp her birine niçe bin kefereler üşüp kırk aded ekmeği dahi summât-ı Muhammedî üzre kodular kim her biri yigirmişer adım tavîl ve beşer adım eni ve birer âdem kaddi âlî penbe-misâl ekmekler idi. Hudâya ma‘lûmdur kim böyle idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
katl olunmuş. Hamd-i Hudâ bu yedi kerre yüz bin küffârı dendân-ı tîğ-ı âteş-tâb …
Andan ma‘lûmdur kim dörd kerre yüz bin kefereler katl olunmuş. Hamd-i Hudâ bu yedi kerre yüz bin küffârı dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçiren yüz bin asker idi ve anların içinden de şemşîrbâzlık edenler ancak on iki bin server-i hünerver idi, hâzâ min fazlî rabbî. Böyle bir gazâ-yı garrâ selef pâdişâhlarının birine müyesser olmadı, illâ Selîm Şâh'ın Şâh İsmâ‘îl ile Çaldıran gazâsı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
… at-ender-kat cemî‘i diyâr keferelerinin gûyâ talebe hücreleri var kim cümle iki
bin kefereler
tahsîl-i ilm [ü] ma‘rifet ederler. Bu hücrelerin ortası bir meydân-ı azîmdir ki …
Sitâyiş-i taşra harem: Bu deyrin taşra haremin bir tarafı demir pençereler ile mebnî taşrası kral-ı dâll ve gayri kefere-i bed-fi‘âl yoludur. Gayri taraflarında kat-ender-kat cemî‘i diyâr keferelerinin gûyâ talebe hücreleri var kim cümle iki bin kefereler tahsîl-i ilm [ü] ma‘rifet ederler. Bu hücrelerin ortası bir meydân-ı azîmdir kim bunda olan eşcâr-ı gûnâ-gûn-ı müsmirâtın zıll-ı himâyesinden zemîne aslâ güneş düşmez bir koyağistân-ı Nemçe'dir. Ba‘zı fukarâ kefereler her dırahtın sâyesinde oturup hurdevât ve kûhniyyât fürûht ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
… cür’et edüp kapuya el urursa bi-emrillâhi te‘âlâ kapkara yanup mürd olur. Niçe
bin kefereler
ve müslimler bu âsitânenin kapusu önünde medfûnlardır. Ve bu el urulan âsitâne …
Bu vilâyetlerde beğlerden gayri hâkim ve kadı ve papasları {ve kenîseleri} yokdur, zîrâ bunlar kitâbî değillerdir, ammâ bu Penç Hasan ziyâretine gâyet mu‘tekid olduklarından bu âsitâneyi kendülere hâkim ve kadı etmişlerdir. Kaçan bir kişinin mâlı uğurlansa hemân zann-ı gâlibleri olduğu kişiyi Penç Hasan ziyâretine götürüp kapusuna el urdururlar. Eğer ol âdem mücrim ise kapuya el urmağa havf edüp alduğu mâlı ıkrâr edüp bir hâl ile sâhibine verir. Eğer mücrim değil ise cür’et edüp kapuya el urup halâs olur. Eğer mücrim ise halkdan hicâb etdiğinden cür’et edüp kapuya el urursa bi-emrillâhi te‘âlâ kapkara yanup mürd olur. Niçe bin kefereler ve müslimler bu âsitânenin kapusu önünde medfûnlardır. Ve bu el urulan âsitâne kapusunun tahtası "Hazret-i Nûh'un gemisi tahtasıdır" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
… sığırlardan buz üzre çok hayvânâtlar kalup fi'l-hâl Praskirmân hatmanı beş altı
bin kefereler
ile kızakların alup Heyhât sahrâsı buzu üzre kızaklar ile kuş gibi uçarak gidüp …
Bî-tâb u bî-mecâl bu kal‘aya cân atup selâmetle dâhil olduk, ammâ Kalmık Taysı Şâhının verdiği koyunlardan ve sığırlardan buz üzre çok hayvânâtlar kalup fi'l-hâl Praskirmân hatmanı beş altı bin kefereler ile kızakların alup Heyhât sahrâsı buzu üzre kızaklar ile kuş gibi uçarak gidüp vakt-i gurûbda cemî‘i kalan atları ve hayvân sığırları kal‘aya getirdiler. Bir gün bu kal‘a-i Praskirmân'da oturak edüp safâ etdik. Kal‘a hatmanı elçi banı yollamağa tedârikler görmeğe mukayyed oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… alır ve beşer altışar aded sığır alır kazganları var kim bednâm günlerinde niçe
bin kefereler
cem‘ olup subh u şâm müsâfirîne ziyâfet ederler. Bu deyr-i musanna‘da mu‘tekif …
Girid cezîresinin içinde kırk aded güzîde binâ-yı âlî manastırın biri dahi budur. Gâyet mahsûllü yer olup balı ve meyve-i âbdârları meşhûr olup cümle kefereleri Rûm'dur, zîrâ cümle Girid'in re‘âyâları Rûm'dur. Lasman Frengleri kal‘alarda sâkin olurlardı ve kal‘alar içre yine Rûm re‘âyâlar ve arhondalar var idi. Ammâ bu manastırın içinde binden mütecâviz ruhbânları ve mûğ-pîçe palâs-pûşânları var kim her biri perî-peyker ve melek-manzar muğân perîleri müsâfirîne hidmet ederler. Ve şeb [ü] rûz cemî‘i âyende vü revendegânlara ni‘met-i bî-imtinânları mebzûl olup bin cân u baş ile mihmârdârlık edüp subh u mesâ matbah-ı Keykâvuslarında yüz adedden ziyâde onar on beşer koyun alır ve beşer altışar aded sığır alır kazganları var kim bednâm günlerinde niçe bin kefereler cem‘ olup subh u şâm müsâfirîne ziyâfet ederler. Bu deyr-i musanna‘da mu‘tekif olan kıssîs ve bıtrîkânların zu‘m-ı bâtıllarınca Hazret-i Îsâ halîfesinin bir havâriyyûnu bunda medfûndur derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·