Bundan Pâdişâha dilgîr olup Hotin kal‘ası metrisine yüz
bin renc
[ü] anâ ve nâz [ü] istiğnâ ile metrise girüp küffâr-ı dûzah-karâra sıyâneten dâ …
Bundan Pâdişâha dilgîr olup Hotin kal‘ası metrisine yüz bin renc [ü] anâ ve nâz [ü] istiğnâ ile metrise girüp küffâr-ı dûzah-karâra sıyâneten dâ’imâ kuru sıkı tüfeng atup pes-i perdeden küffâr ile mu‘âmelât edüp dîn-i mübîne hıyânet etdikleri günden ayân idi. Kal‘adan kâfir bunlara şarâb, bunlar kâfire kebâb gönderüp yiyüp içerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
… Zolomioğlun kıral etmeğe vermeyüp Hüseyin Paşa hazretleri yine Tise nehrin yüz
bin renc
[ü] anâ ile beri cânibe ubûr edüp Serdâr Alî Paşa Tise kenârından avdet edüp İs …
"Kıralımız Kemen Yanoş Kıraldan hoşnûduz, bir gayrı kıral istemeziz" deyü cevâb edüp Zolomioğlun kıral etmeğe vermeyüp Hüseyin Paşa hazretleri yine Tise nehrin yüz bin renc [ü] anâ ile beri cânibe ubûr edüp Serdâr Alî Paşa Tise kenârından avdet edüp İsmâ‘îl Paşa'yı Seykel vilâyetine serdâr edüp Seykel boğazında ceng-i azîm ile tabur feth olup sahrâ-yı Seykel'de cümle küffâr evli evinde âsûde-hâl dururlarken niçe bin kâfir katl olup on yedi bin esîr ve bu kadar mâl-ı ganâyimle Serdâr İsmâ‘îl Paşa ordu-yı İslâma dâhil olup andan kalkup Udvarhel nâm kal‘a altında Betlen Gabor soyundan Apopi Mihal nâm fecere kıral nasb edüp re‘âyâ- zemînde bâkî kalan üç sene hazîneden iki bin kîse tahsîl edüp Sibin kal‘ası nâm Saz Macarı kal‘ası altına meks etdiğimiz sene (---) târîhinin (---) günü idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86a ·
metinde göster ·
[u] anâ ile şiddet-i şitâ ile yeldirüp cümle silâhları tulumlara koyup karşu ta …
Nehr-i Muş: Azîm sudur, bunu dahi yüz bin renc [u] anâ ile şiddet-i şitâ ile yeldirüp cümle silâhları tulumlara koyup karşu tarafında sehl meks olundu. Zîrâ asker geçmede usret çekildi. Bir âb-ı hayât sudur. Nehr-i Tün gibi ve nehr-i Turla ve nehr-i Tuna gibi bunda dahi latîf morina ve mersin balıkları olur ve çığa ve uştuka balıkları gâyet lezîz olur. Bu nehr dahi diyâr-ı Moskov'un şîmâlinde (---) dağlarından cem‘ olup bu mahalde Bahr-i Azak'a mahlût olur. Cümle asker bu nehri ubûr edüp andan kûs-i rıhletler çalınup yola revâne olduğumuz mahalde üç arşın kar yağdı ve ol gice Deşt-i Kıpçak'da kar üzre meks edüp ertesi gün ale's-sabâh dipi ve boran çekerek 16 sâ‘at yürüyüp yine Deşt-i Kıpçak'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
… âlardır. Andan kalkup Hammâmlı Boğaz nâm bir teng ü muhavvif ve muhâtara boğazı
bin renc
[u] anâ ile 9 sâ‘atde ubûr idüp,
Menzil-i karye-i Bayındır: Bolu sancağı nâhiyesinde başka yüz elli akçe kazâdır. Kurâları sarp dağlarda olmağıla Osmâncık bu diyâr halkın feth edince kanlar ağladı. Bâğlı ve bâğçeli kasaba-misâl üç yüz tahta örtülü hâneleri ve bir hânı ve her hânede müsâfirhâne ahûrları vardır. Her müsâfir bu hânelerde meks edüp akçesiyle yiyüp içer. Ammâ odunu ve suyu ve samanı müftdir. Bu karye halkı bu gûne kâr edüp ankâlardır. Andan kalkup Hammâmlı Boğaz nâm bir teng ü muhavvif ve muhâtara boğazı bin renc [u] anâ ile 9 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278b ·
metinde göster ·
… akâr efendimizle Erzurûm eyâletine dâhil olup İskefsir nâm bir bî-emân beli yüz
bin renc-i
anâ ile ubûr edüp üç sâ‘at dahi gidüp,
târîh olup Elez vilâyetin feth etdüğü mahallerinde tahrîr olunur. Ez-în-cânib, Paşa-yı âlî-vakâr efendimizle Erzurûm eyâletine dâhil olup İskefsir nâm bir bî-emân beli yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp üç sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… kadar eşter ü üstür ve seyishâneler rûy-ı nehre yayılup Allah! Allah! diye yüz
bin renc
[u] anâ ile ubûr ederken kemer-i katarı nehr toparlayup kimi bâlâ, kimi zîr ve …
Der-beyân-ı musîbet-i nehr-i Kızılırmak: Paşanın cümle iki yüz katar devesi ve yüz katar katırları ubûr edüp hakîr dahi katarımla ve kethüdânın katarıyla Allah Allah diyerek güzer edüp cümle ağırlıklar kasaba-i Kurdsarâyı'na gidüp hakîr ve paşa kethüdâsı Kızılırmak kenarında sâ’ir ağavâtların ağırlıkları ubûr etme(ğe)lerine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î'de tahmîl olunan Paşa hazînesi katarı ve sâ’ir ağavâtların bâr [u] bengâhları ve katar mehârları sâhil-i nehr-i Ahmer'e gelüp kulağuzlarıyla nehre girince bî-emr-i Hudâ bir dipi ve boran ve zulumât ve ra‘d ve berk u sâika ve talattum-ı ırmak cûş [u] hurûşa gelüp paşa katarı ve bu kadar eşter ü üstür ve seyishâneler rûy-ı nehre yayılup Allah! Allah! diye yüz bin renc [u] anâ ile ubûr ederken kemer-i katarı nehr toparlayup kimi bâlâ, kimi zîr ve kimi gark-ı âb olup güzer ederken hikmet-i Hudâ Kızılırmak Kızılderyâ-misâl temevvüc edüp cûş u hurûş ederek harman cirmi buz pâreleri cereyân etmeğe başladı. Meğer Çâşnigîr Köprüsü kurbunda bir kaç gün imiş, ırmak donup sedd olmuş. Bi-emri Hudâ bu mahalde boşanup bu kadar hayvânât ve bu kadar benî Âdemi birbirine mahlut edüp hâr-ı hâşâk-vâr bu kadar nüfûsu torlayup ve toplayup götürmede. Böyle iken yine karşu tarafda ağırlıklar nehre girmede. Beri tarafda olan mâl sâhibleri cân ve baş oynadan şehbâzlara "Amân ey ümmet-i Muhammed, amân" deyü feryâd ederler. Paşa bu mahalde karşu tarafdan mehterhânesin döğerek gelüp bu hâli gördükde Kurdsarâyı kasabası re‘âyâlarına ve askerin eli ayağı dutanlarına ihsân [u] in‘âmı bezl edüp "Bre Gâzîler! Katar ve deve ve seyishâne kurtarana! Ve mâl u menâl halâs edene!" va‘de-i kerîmeler edüp askerin kimi beri tarafdan, kimi karşu tarafda nehr kenarınca piyâde ve atlı feryâd ederek seğirdirler. Niçe cür’et sâhibi yiğitler gavvâs-vâr ol şiddet-i şitâda yah-pâreler içre şinâverlik ve erlik ve server-i hünerverlik eder, kimi gark olup gider, deve, katar ve benî Âdem birbirlerine mülemma‘ olup kimi gark olup kimi bârından halâs olup bir kenara çıkar. Ol mahalde bir yiğit gördüm. Vekîlharc Ağa "Baban rûhîçün olsun bana bir kupa rakı ver. Soyunup suya gireyim" der. Ammâ ba‘zı Kürd ve Türkmânın server yiğitleri ol şiddet-i şitâda soyunup şinâverlik ederek niçe deve katar ve seyishâneler halâs {idüp} tarafeyne geçirdi. Ammâ karşu tarafa geçirenin esbabı beri tarafda kalup yanında esbâbın verir âdem bulunmayup çok âdemler buyup dondu. Ve niçe şehbâzlar atından ayrılup gark-ı âb oldu. Ancak buz pâreleri gelmeden ve Kızılırmak ummân olmadan mukaddem ubûr eden ağırlıklar halâs olup ba‘dehû güzer edenlerden çok cân ve çok hussân ve bî-hisâb katır yüküyle ga’ib olup develer çok halâs olup azı gark oldu. Yüz altmış âdem ga’ib olup gayrı devâbât makûlesi binden mütecâviz idi. 351b Hulâsa-i kelâm vakt-i seherden tâ vakt-i asra varınca bu kadar mâl-ı firâvân gark olup bu kadar benî adem nâ-bûd [u] nâ-peydâ olup bu kadar mâl [u] menâlden ve kul ve karavaşdan ayrılup fülûs-i ahmere muhtâc olup piyâde kalmış ağanın hadd [u] pâyânı yok idi. Ve ekseriyyâ gark olanlar karakullukçu ve harbende ve sekbân ve sarıca idi. Âb-ı revân ile rûh-ı revânları kimi firdevse, kimi hannâse revâne olup rûy-ı dünyâda cehennem şitâsından halâs oldular. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kadar mâl u hayvânât ve benî Âdemler gark olup vakt-i asr ki oldu, şiddet-i şitâ ve temevvüc-i nehr ve buz pâreleri kalmayup ba‘de'l-asr ubûr eden tatar ve deli ve gönüllü ve vâcibü'r-ri‘âye ağalar bî-bâk u bî-pervâ selâmetle ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351a–351b ·
metinde göster ·
… Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz
bin renc-i
anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücil …
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
… en Çengeköy mahallinde tahrîr olunmuşdur. Ba‘dehû bu Karacaot'dan bir günde yüz
bin renc-i
anâ ile nehr-i Kamçı tuğyânda olmağıla cümle ağâvâtların ve paşa efendimiz ağır …
Karye-i Karacaot: Nehr-i Kamçı kenarında müselmân u Bulgar köyüdür. (---) Paşa çiftliğinde paşa efendimiz evc-i âsumâne ser çekmiş kullede mihmân oldu. Ma‘mûr otar-ı âbâdândır. 130a Bundan cereyân eden nehr-i Kamçı Kazan ve Şıpka dağlarından gelüp Köprü köyünden ubûr edüp Karadeniz sâhilindeki Varna şehrinin Galatası dibinde Karadeniz'e mahlût olup içinde şayka gemiler kışladığı bâlâda Silisre vilâyetine giderken Çengeköy mahallinde tahrîr olunmuşdur. Ba‘dehû bu Karacaot'dan bir günde yüz bin renc-i anâ ile nehr-i Kamçı tuğyânda olmağıla cümle ağâvâtların ve paşa efendimiz ağırlıkları iki günde gücile ubûr edüp nehrin karşu tarafında Kazan Balkanı dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b–130a ·
metinde göster ·
… ks olunup cümle ağırlık nehr-i Kamçı'dan ubûr etdiler. Andan cânib-i cenûba yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek baş yukarı giderek gücile bir günde,
Karye-i Gelinlik: Sâfî âsî Bulgar keferesi köyüdür, anda meks olunup cümle ağırlık nehr-i Kamçı'dan ubûr etdiler. Andan cânib-i cenûba yüz bin renc [ü] anâ çekerek baş yukarı giderek gücile bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… ib-i şarka gidüp ol leyle-i muzlimde ne reh ne râhber peydâ mazmûnu üzre yetmiş
bin renc
[ü] anâ ve meşakkat-i râh çekerek,
Evvelâ şehr-i bender-âbâd Üsküdar'dan bism-i Hudâ ile yedi nefer kimesne-i esb-süvâr çıkup cânib-i şarka gidüp ol leyle-i muzlimde ne reh ne râhber peydâ mazmûnu üzre yetmiş bin renc [ü] anâ ve meşakkat-i râh çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… nüzül edüp bizi eyle etdi kim, atlarımızda ve bizde cân u mecâl kalmayup yetmiş
bin renc
[ü] anâ ve rîh-i fenâ çekerek bir cây-ı menâs bulmayup (---) sâ‘atde,
Andan yine kıbleye Kara köprü bir musanna‘ cisr-i müzeyyendir. Altından Dülhadî suyu akar. İbtidâ tulû‘u (---)(---) andan nehr-i Şatt'a mahlût olur. Bu mezkûr cisri ubûr edüp Kara Taşlık nâm kaldırımlı râha kadem basdıkda el-azametullah bârân-ı rahmet semâdan nüzül edüp bizi eyle etdi kim, atlarımızda ve bizde cân u mecâl kalmayup yetmiş bin renc [ü] anâ ve rîh-i fenâ çekerek bir cây-ı menâs bulmayup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198b ·
metinde göster ·
[ü] anâ çekerek at bürâderiyle çıkar. Ammâ bi-emri Hudâ bir bataklı ve çataklı …
Ve niçe yüz âdemler atlarıyla ve piyâdeleriyle Çomar'ın kendüyi deryâya atduğu yerden deryânın karşu tarafına üç sâ‘atde dolaşup Çomar'ın önün almağa at bırağırlar. Zîrâ Çomar kendüyi deryâya atduğu yer ile karşuda çıkacağı yere varınca üç sâ‘atde ancak dolaşılır Vastân kal‘ası boğazıdır kim ol boğaz kurbünde Hoşaf nehri deryâya karışır. Cümle Hakkarî askerleri Çomar'ı karşılamağa gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ Çomar-ı yarar karşu tarafa yüz bin renc [ü] anâ çekerek at bürâderiyle çıkar. Ammâ bi-emri Hudâ bir bataklı ve çataklı kenâra çıkar, kendi yorgun ve atı durgun. Atdan inüp kâh atı kaldırır kendi batar ve kendi çıkar atı batar. Âhir çizmesi ve çakşırı bırağup pâbürehne atıyla bir sâ‘at kâmil ol bataklıkdan çıkmağa çalışırken Hakkarî'nin yüğrük atlılarının evvelleri gelüp yetişir. Çomar görür kim ne tüfengden ve ne de gedelecdeki yeleksiz okdan asla fâ’ide yok ve atında dahi dermân yok. Hemân bu ileri gelenlere dal satur olup yigirmi nefer Hakkarî'yi kaçırup yine kaya altından aziz atının yanına gelüp bir kerre "Yâ Hayy!" deyüp atı kaldırır. At dahi bir süheyl urup ayağı turâba basar. Hemân Çomar atına süvâr olup hasmına sunar, ammâ görse kim atta tâb u tüvân kalmamış, ammâ kazâ vü kader yine hasmları gitdikce çoğalup dörd yanından üşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282b ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i (---)(---) : Bu dahi Cizre hâkinde câmi‘ ü medrese ve bâğ u bâğçeli Ekrâd köyüdür. Andan yine cânib-i şimâle meyyâl ne‘ûzü Billah sengistân ve sa‘b u gazabistân yerlerin yüz bin renc [ü] anâ ile (---)(---) nâm mahalde Aşdı beği hâkine kadem basdık. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
… radere şehr-i harâbından cânib-i cenûba (---) sâ‘atde çöl [ü] çölistân içre yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek şiddet-i hârda yine Bağdâd-ı İremezâtu'l-imâd'ın yoluna gelüp,
Andan sonra bu Karadere şehr-i harâbından cânib-i cenûba (---) sâ‘atde çöl [ü] çölistân içre yüz bin renc [ü] anâ çekerek şiddet-i hârda yine Bağdâd-ı İremezâtu'l-imâd'ın yoluna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391a ·
metinde göster ·
[ü] anâ ile Hüsrev Paşa çârsûsın karanlıkda geçüp şehr-i Bitlis ne kadar şehr-i …
"Bire hânı öldürdüler, sen ne durursun?" deyince aklı başından gidüp hemân ahurına inüp bir kantarma ile yaldak atına binüp hidmetkârı kılıcın tüfeğin verüp kürkün eğnine geyüp bin renc [ü] anâ ile Hüsrev Paşa çârsûsın karanlıkda geçüp şehr-i Bitlis ne kadar şehr-i mu‘azzamdır. Bir hayli zamânda şehri çıkup Kassâb çeşmesi nâm mahalle vardıkda henüz Hânbâğı'nda bir gırîv [ü] vâveylâ ve revşen kopup tüfengler atılmağa başladı. Biz dahi Rahova sahrâsına çıkdık, ammâ kar minâre kaddince var, ammâ hele hakîr her gün binmeğile rûz-merre yığın karı yol üzre pâymâl edüp beş altı huddâmlarımla yolları açardım. Hele dörd kişi gâh kurdlingî ve gâh eşdirme ve gâh segirdüp kara batarak her bâr karanlıkda ardımıza bakarak vakt-i şâfi‘îde Van deryâsı kenârında Taht-ı Van nâm hâna vardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
… an yine şimâle, menzil-i karye-i Hacıköy, andan ne‘ûzubillâh Direkli Beli'n yüz
bin renc
[ü] anâ ile ol sengistân ve mahûf u muhâtara beli geçende belimizde dermânımız …
Andan yine taraf-ı şimâle sol tarafda kal‘a-i Gümüş şehrin geçüp, menzil-i karye-i Ovacık, andan yine şimâle, menzil-i karye-i Hacıköy, andan ne‘ûzubillâh Direkli Beli'n yüz bin renc [ü] anâ ile ol sengistân ve mahûf u muhâtara beli geçende belimizde dermânımız kesilüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… îm olup Karadeniz'e Tentere adaları önünde mahlût olur. Bir mîl enli sudur. Yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek ancak bir küçük gemiyle karşu geçerken hamd-i Hudâ Akkirmân ask …
Nehr-i azîm Perezen: Tâ cânib-i garbda şahrut ve Ladicin dağlarından gelüp Durujunka Kazağı vilâyetin geçerek bu yol üzre aslâ geçit vermez nehr-i azîm olup Karadeniz'e Tentere adaları önünde mahlût olur. Bir mîl enli sudur. Yüz bin renc [ü] anâ çekerek ancak bir küçük gemiyle karşu geçerken hamd-i Hudâ Akkirmân askeriyle mukaddemâ fermânlarla giden bin aded Boğdan keferesi askeri gelüp anlar ile bî-bâk u bî-pervâ sabâha dak potlar ve sallar çatup atları yıldırarak karşu tarafa geçdik, zîrâ bu mahalde kâfir pusuya saklanup görür ki askerin yarusu geçüp yarusu yerinde kaldıkda asker iki bölük olunca ya berisin ya ötesindeki askeri urup esîr eder çok olmuşdur kim hem berisin ve hem ötesin urur bir muhâtara nehr-i Perezen'dir. Hamd-i Hudâ selâmetle cümle ubûr edüp yine Karadeniz kenârınca cânib-i şarka 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
… ahçivânî olan mezkûr putları top dökmek içün bir putu Ferhâdî külünkler ile yüz
bin renc-i
anâ çekerek kırup âteşe bırağup eritmek mümkün olmayup âhir-i kâr âteşden çıkar …
Mukaddemâ bu şehr-i azîm bâlâda memdûhdur, ammâ şimdi bunda cümle asâkir-i İslâma meştâ fermân olunup dellâllar nidâ etdikde el-azametullâh Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze ve şûrîze kâlim nisvân-ı sâhib-isyânlar bâzâr-ı Belgrad'da bey‘u şirâ olundu kim hadd [ü] hasırdan efzûn idi ve serdâr-ı muzafferimizin fermânıyla şarbatak kal‘asına ve Sekelhit kal‘aları üzre sefere gitmek içün kal‘a-i Vârat'dan çıkan polad-ı Nahçivânî olan mezkûr putları top dökmek içün bir putu Ferhâdî külünkler ile yüz bin renc-i anâ çekerek kırup âteşe bırağup eritmek mümkün olmayup âhir-i kâr âteşden çıkarup ferâgat etdiler. Tâ bu mertebe böyle bir garîb ü acîbe me‘âdin-i ibret-nümâ iken Façatlı Alî Ağa'nın dest [ü] bâzûsuna kuvvet kim böyle bir polad-ı Nahçivânîyi bir tîğ-i bürrân ile iki pâre eden Alî Ağa'ya hezâr ahsend ve sadlek ve kez lek bâr[ek] Allâh. Ba‘dehû Belgrad'dan yine cânib-i cenûba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… meyyâlce giderken Venedik kâfiri Uskoklarının havf [u] haşyetlerin çekerek yüz
bin renc
[ü] anâ ile hamd-i Hudâ sahrâ-yı Hilevne'ye çıkdık. Andan
Bir vâsi‘ mahsûldâr fezâda Kilis sancağı hâkinde bâğlı ve bâğçeli ve üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ve bir hammâmlı ve çârsû-yı bâzârısı bir küçük kasabadır, ammâ ahâlîsi gâyet şecî‘ ve tüvânâlardır. Hattâ Fâtıma Sultân ehli Koca Yûsuf Paşa bu rabta-i İremde müştak olup Harem-i hâsda perverde olmuşdur. Bu kasabadan kalkup elli aded pür-silâh refîkler alup cânib-i garba meyyâlce giderken Venedik kâfiri Uskoklarının havf [u] haşyetlerin çekerek yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ sahrâ-yı Hilevne'ye çıkdık. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… rıhletleri çalup bu kadar asâkir-i nusret-encâm ile ol tenk u tar yollarda yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek üçüncü sâ‘atde,
Menzil-i Sultânzâde çiftliği: Harâb yatır kal‘a-misâl bir hânedân imiş. Bu mahalde şibenik kal‘asına giden çaşıtlar gelüp "Hâlâ küffârlar şibenik bâğların bozmağa çıkdılar" deyü haber geldi. Ol ân paşa nefîr-i rıhletleri çalup bu kadar asâkir-i nusret-encâm ile ol tenk u tar yollarda yüz bin renc [ü] anâ çekerek üçüncü sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b ·
metinde göster ·
Ol gün nehr-i İncekara'yı geçitden yüz bin renc [ü] anâ çekerek atlarla ubûr etdik. Mezkûr İncekara'nın ibtidâ tulû‘u Kesrigölü'nden ve bir başı tâ Horpuşta dağlarından gelüp (---)(---)(---) kurbunda Akdeniz'e mahlût olur, ammâ âb-ı hayât sudur. Andan ol mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… firlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz
bin renc
[ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kel …
Evvelâ bu sahrâ-yı Haçek'den Budin gâzîleriyle cânib-i garba dağlar içre girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere ve depe ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya‘nî bir sarp kırıntılık içinde cem‘ olmuş kâfirlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl olup esîrleri ve mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken hikmet-i Hudâ Serasker Ali Paşa bu ganîmet ile geldiğimizi istimâ‘ edüp herkes çeteye gidüp 3a ordu-yı İslâm boş kalır mülâhazasıyla "Çete memnû‘dur!" deyü dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b–3a ·
metinde göster ·
… p cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz
bin renc
[ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde y …
Bir dar boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… hlût olup andan aşağı nehr-i Moriş'e munsabb olurlar. Hele ol gece bu nehri yüz
bin renc
[ü] anâ ile ubûr edüp sabâha dak yürüyüp hamd-i Hudâ asker-i İslâm'ın şâhrâhına …
Bu nehir Pisan dağlarından gelüp mezkûr Şiçevar kal‘asının handakı içinde nehr-i Şiçe'ye mahlût olup andan aşağı nehr-i Moriş'e munsabb olurlar. Hele ol gece bu nehri yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp sabâha dak yürüyüp hamd-i Hudâ asker-i İslâm'ın şâhrâhına çıkup ba‘zı çeteci askerine râst gelüp Deve kal‘ası dibinde asker-i İslâm'a sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4b ·
metinde göster ·
[ü] anâ çekerek ubûr edüp ancak on yedi âdem atdan ayrılup şehîd oldular. Bu ma …
Ve cümle asâkir-i İslâm yüz bin renc [ü] anâ çekerek ubûr edüp ancak on yedi âdem atdan ayrılup şehîd oldular. Bu mahalde sehel ârâm edüp herkes esbâbların kurudup fî'l-hâl atlara süvâr olup ol sahrâ-yı çemenzâr-ı azîmin maşrık cânibine 8 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâ vü kasabâtlar ve ibret-nümâ musanna‘ manastırlar ve bâğ u bâğçeler ubûr ederek (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… -sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz
bin renc
[ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol …
Bu mahalde atlarımıza cümle yem kesdirüp ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil olup kral vermediklerin seraskere cümle ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… inde Sultân Bâyezîd-i Velî dest-i Eflak-i akdan zor-ı bâzû ile feth ederken yüz
bin renc
[ü] anâ çekilmişdir.
Ba‘dehu Murâd Hân Kosova cenginde Sırf keferesi Miloş Koblaki nâm la‘în-i pelîd elinde şehîd oldukda Laz kâfirleri fursat bulup bu kal‘a-i Lofça'ya istîlâ ederler. Tâ Sultân Bâyezîd asrına dek dest-i küffârda bu kal‘a durup ba‘dehu sene 807 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî dest-i Eflak-i akdan zor-ı bâzû ile feth ederken yüz bin renc [ü] anâ çekilmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a ·
metinde göster ·
[ü] anâ ile ubûr ederken birkaç atlarımız sürüp götürdü ve atlar beri tarafımız …
Andan kalkup 3 sâ‘at gidüp nehr-i Lom'u yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr ederken birkaç atlarımız sürüp götürdü ve atlar beri tarafımıza çıkup halâs oldu. Bu nehr-i Lom tâ Niş yaylalarından gelüp kal‘a-i Urusçuk altında nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… aded şâhî zarbuzan topları ve cümle cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtları yüz
bin renc
[ü] anâlar ile cüsûrlardan geçirüp cümle asker nehr-i Litre'nin kenârında ve ka …
Evvelâ Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa kal‘a-i Uyvar altında meks edince hemân ol ân nehr-i Litre üzre olan cisirden cümle balyemez topları ve yüz yetmiş aded şâhî zarbuzan topları ve cümle cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtları yüz bin renc [ü] anâlar ile cüsûrlardan geçirüp cümle asker nehr-i Litre'nin kenârında ve kal‘a-i Uyvar'ın cânib-i erba‘asında meks edüp kal‘a-i Uyvar'ı ortaya aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
Evvelâ bir kal‘anın fethinde usret çekilse zikr olunduğu kuburu yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek peydâ edüp kubur içinden kal‘a dîvârına varup artık bî-bâk ü bî …
Evvelâ bir kal‘anın fethinde usret çekilse zikr olunduğu kuburu yüz bin renc [ü] anâ çekerek peydâ edüp kubur içinden kal‘a dîvârına varup artık bî-bâk ü bî-pervâ kal‘a dîvârın delüp lağımlar ile kal‘a dîvârın havâya atup yürüyüşler olup bi-emrillâh kal‘anın fethi müyesser olur ise kuburun menfa‘ati olur. Ammâ Serdâr Ali Paşa kolundaki kubur üç günde yüz bin derd [ü] belâ ile binâ olunup dördüncü gün kal‘a dîvârın delmeğe başlayup lağıma mübâşeret etdi, zîrâ Serdâr Ali Paşa Varat kal‘asın bu tarz üzre kubur ile lağım atup Varat'ı feth etdiğinden fünûn-ı kesîreler tahsîl {edüp} Uyvar'a dahi gâyet metîn kubur yürütdü ve Sadrıa‘zam tarafından dahi bir metîn kubur kal‘anın tâ esâsına girüp ka‘r-ı zemînde lağıma başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… r batağ [u] çatağı içre kaldı. Hattâ hakîrin dahi bir atı çamurda gark olup yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek gücile çıkarup halâs etdik. Andan 7 sâ‘atde,
Andan bu konakda bu deryâ-misâl askere yol yok ve iz yok ve bir ârâmgâh yer yok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes kemiğine dönmüş şâh-ı gedâ atlardan belki on bin at bu yolun çamur batağ [u] çatağı içre kaldı. Hattâ hakîrin dahi bir atı çamurda gark olup yüz bin renc [ü] anâ çekerek gücile çıkarup halâs etdik. Andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b ·
metinde göster ·
Andan bu kasaba gâzîleri ellerimizde olan emr-i pâdişâhîler mûcebince hakîre elli aded pür-silâh piyâde tüfeng-endâz Hırvat yiğitleri refîk verüp andan cânib-i garba 4 sâ‘at gidüp el-iyâzu billâh yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ Yeleç dağın selâmetle aşup küffârın kemîngâh pusu yerlerin bulup ve egimleri(?) ve çarıkları ve rokla ihrâmların alup yine sarp dağlara girüp bi'z-zarûrî hakîr de ve hüddâmlarım da atlardan enüp etek der-miyân ve tilâvet-i Kur’ân ederek piyâde 4 sâ‘at yürüyüp andan Âh ormanı nâm bir sarp ağaçlı dağı çıkup bir çemenzâr yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… eng-endâz piyâde yiğit refîkler alup bu kasabanın ensesinde Morina yaylasın yüz
bin renc
[ü] anâ ile aşup bu yaylanın çemenzâr ve şükûfezâr ve gül [ü] gülistân ve enhâr …
Bu kasabadan dahi elli aded güzîde tüfeng-endâz piyâde yiğit refîkler alup bu kasabanın ensesinde Morina yaylasın yüz bin renc [ü] anâ ile aşup bu yaylanın çemenzâr ve şükûfezâr ve gül [ü] gülistân ve enhârları cârî ve revân yerlerine geldikde tâze cân bulup Cân mezra‘asında hâsıl olmuş gûnâ-gûn sîm ü zerrîn ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yuvarlanup cânib-i erba‘amıza karavullar koyup bir sâ‘at istirâhat edüp ta‘âm yerken Hudâ âlim ü dânâdır bu fezâ-yı çemenistânda hâsıl olan nebâtât-ı gûnâ-gûn şükûfelerin râyihası demâğımızı mu‘attar edüp hayât bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b ·
metinde göster ·
… ı Lubomir'den cânib-i cenûba sengistân ve hudûd-ı Firengistân dağların aşup yüz
bin renc
[ü] anâ çekerek cümle piyâde gâzîlerimiz ile hâzır-bâş olarak 6 sâ‘atde,
Sührâb Mehemmed Paşa efendimizden elli aded pâk müsellah ve mü’eddeb yiğitleri refîk alup ve yüz elli altun ile bir semmûr kürk ihsân alup evvelâ sahrâ-yı Lubomir'den cânib-i cenûba sengistân ve hudûd-ı Firengistân dağların aşup yüz bin renc [ü] anâ çekerek cümle piyâde gâzîlerimiz ile hâzır-bâş olarak 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… billâh ol mahûf u muhâtara Uskok yatağı ve harâmîler durağı olan (---) dağı yüz
bin renc
[ü] anâ ile ol şiddet-i hârda ol sa‘b sengistânı aşarken âhir bir su sarnıcında …
Menzil-i kasaba-i Nevesin: Bâlâda mevsûfdur. Yine bir gece mihmân olup bundan elli nefer pandur yiğitlerinden refîkler alup cânib-i cenûba ne‘ûzü billâh ol mahûf u muhâtara Uskok yatağı ve harâmîler durağı olan (---) dağı yüz bin renc [ü] anâ ile ol şiddet-i hârda ol sa‘b sengistânı aşarken âhir bir su sarnıcında sehel istirâhat edüp andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
"Bire oğlan izimden ayrılma" deyüp Tatar tarzı yıldırup karşu tarafa yüz
bin renc-i
anâ ile selâmete gulâmımla geçüp atım yine yedeğe alup Sadrıa‘zamın huzûruna ge …
"Bire oğlan izimden ayrılma" deyüp Tatar tarzı yıldırup karşu tarafa yüz bin renc-i anâ ile selâmete gulâmımla geçüp atım yine yedeğe alup Sadrıa‘zamın huzûruna geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… nzâr yerde yatup 76a andan ertesi ale's-sabâh nehr-i Vak'ın geçidin bulup yüz
bin renc-i
anâ ile nehri ubûr edüp Uyvar hâki taraflarına düşdük, ammâ henüz kâfiristânın …
El-hâsıl bir gece haymemizle nehr-i Vak sâhilinde bir çemenzâr yerde yatup 76a andan ertesi ale's-sabâh nehr-i Vak'ın geçidin bulup yüz bin renc-i anâ ile nehri ubûr edüp Uyvar hâki taraflarına düşdük, ammâ henüz kâfiristânın katana yerlerine geldik. Bunda dahi niçe yüz ihrâk olmuş kurâ ve kasabâtlar ubûr etdik ve niçe ihrâk etdiğimiz köylere ve şehirlere râst gelüp âşinâ çıkup alâmetleriyle bildim, ammâ niçe yüz kârgîr binâlı kenîse ve manastırlar Şeddâdî binâ olmağile meydânda sögeli kalmışlar idi, zîrâ bu mahalleri tâ Komaran ve Uyvar ve Litre ve nehr-i Vak aşırı tâ henüz geçdiğimiz Pojon kal‘ası ve Akyaylalar ve Sucever kal‘ası ve Ban kal‘asına varınca yigirmi konak yerleri tâ Tot vilâyetine varınca bu vilâyetleri berbâd etmişdik. Lâkin henüz amâr olmada, ammâ yüz yüz elli bin esîrleri alınup bu kadar mâl-ı ganâ’imleri alındığından bu üç seneden berü bir hoş amâr olmamış. Hamd-i Hudâ üç seneden sonra yine harâb etdiğimiz yerleri amâr olur görmek müyesser oldu. Andan bu sahrâları dahi bir günde ılgar ile geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b–76a ·
metinde göster ·
anâ ve derd-i ser çekerek gâfil me-bâş deyerek gidüp,
Bunda dahi üç gün sohbet edüp kal‘a neferâtların yoklayup hakîre iki yüz guruş ve bir at ve bir Macar gulâmı ücret-i kadem ile iki yüz aded pür-silâh refîkler verüp andan cümle ahbâb ile vedâ‘laşup cânib-i cenûba çöl-i çölistân içre el-ıyâzen billâh küffârın hunka nâm yığın yerlerin (---) sâ‘atde yüz bin renc-i anâ ve derd-i ser çekerek gâfil me-bâş deyerek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
… z aded yine saz örtülü çitden evlerdir. Bu kabakda kalmayup Sihakoşa nehrin yüz
bin renc-i
anâlarla karşu geçüp bin adım kadar gidüp,
Bazruk Beğ kabağı: Kâmil yüz aded yine saz örtülü çitden evlerdir. Bu kabakda kalmayup Sihakoşa nehrin yüz bin renc-i anâlarla karşu geçüp bin adım kadar gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
… rbirlerine dolaşup üstündeki âdemlerle atlar gark oldular. Hamd-i Hudâ hele yüz
bin renc-i
anâ ile Kuban'ı karşu geçüp 8 sâ‘at gidüp,
Ve bu nehr-i Kuban'ın şimâl cânibi cümle Heyhât sahrâsıdır. Aslâ ve kat‘â ol tarafda sular ve ağaçlar yokdur. İllâ nehr-i Kuban kenârlarında ormanlıklar çokdur, ammâ su yokdur. Cümle sular Çerkezistân tarafından gelüp Kuban'a munsab olur. Ve bu Kabarti içre nehr-i Kuban'ı atlar ile ayakdan geçdik, ammâ cümle gark olayazdık. Birkaç atların arkanları birbirlerine dolaşup üstündeki âdemlerle atlar gark oldular. Hamd-i Hudâ hele yüz bin renc-i anâ ile Kuban'ı karşu geçüp 8 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
… e geçmediğinden meyyitler birer ay evlerinde durup hevâlar mu‘tedil oldukça yüz
bin renc-i
anâ-yı meşakkat sehel yeri hafr edüp defn ederlerdi.
Ammâ Allâhu Rabbü'l-âlemîne ayândır kim bu Azak'da eyle şiddet-i şitâ var idi kim niçe âdemler âteş başında odalarında otururken buya kalup merhûm olup yere defn olunmak mümkin olmazdı, zîrâ zemîn şiddet-i şitâdan polad-ı Nahşevânî olup tîşe-i Ferhâdî yere geçmediğinden meyyitler birer ay evlerinde durup hevâlar mu‘tedil oldukça yüz bin renc-i anâ-yı meşakkat sehel yeri hafr edüp defn ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183b ·
metinde göster ·
Bir sazlı ve kamışlı su içinde kâmil bir sâ‘at azâb-ı elîm çekerek yüz
bin renc-i
anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne dürüs …
Bir sazlı ve kamışlı su içinde kâmil bir sâ‘at azâb-ı elîm çekerek yüz bin renc-i anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne dürüst su idi. Cümle atların ve Kalmık'dan ganîmet olan hayvânâtların kolları ve göğüslerini buz pâreleri pâre pâre edüp ikinci sâ‘atde bu gölden karşu tarafa ubûr edüp cân halâs etdik, ammâ çok hayvânât bu gölde kaldı. Ve iki âdem at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran ve batak ve çataklı göl idi. Bundan bî-tâb u bî-mecâl çıkup yine cânib-i kıbleye 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·