Zirâ Arz-ı Mukaddese içre cereyân eden bu nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'den gayri nehr-i azîm yokdur. Mâ‘adâsı Bikâ‘ Ovası içre uyûn-ı câriyeciklerdir ve Ayn-i Zerka ve Berka ve nehr-i Ceyhân ve nehr-i Seyhân ve nehrü'l-Kelb (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arz-ı Mukaddes içre anlar dahi enhâr-ı sağîrelerdir, ammâ cümleden bu deryâ-misâl olup Birecik'den beher sene niçe bin tulumdan kelek ta‘bîr etdikleri gemiler ile cemî‘i memâlik-i mahrûse tüccârları mâl-â-mâl kelekleri zî-kıymet metâ‘ları ve atları ve sâ’ir havâ’icleriyle yükledüp Erzurûm kal‘asına, Ca‘ber'e Rakka'ya ve Derûğına ve cümle yük boşadup ba‘de 3 günde Bağdâd taşrasına Kuşlar kal‘asına ve kal‘a-i (---)(---) dibinde Bağdâd'a karîb olmağıla bender-i iskele andan metâ‘ların çıkarup Bağdâd'a gelir. Kaçan kim Şatt-ı Dicle ve bu nehr-i Furât tuğyân ile cereyân etse iki nehr-i azîm fezâ-yı Bağdâd'da birbirine mahlût olur, ammâ nâdir vâki‘ olur. Eğer eyle olsa bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab taşup Bağdâd'ın cisr kapusundan içeri gelir. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bağdâd valisi iken Şatt tuğyân edüp Murâd Hân asrında lağım ve meterîs yerlerinden girüp kal‘anın niçe yerlerin harâb eder, ammâ Hazret-i Abdülkâdir el-Cîlânî bu nehreyn-i mübârekeyne "Yâ mübârekler birer birer çûş ederek gelin!" deyü nutk-ı dürer-bârları olandan berü bir sene Şatt ve bir sâl nehr-i Furât tuğyân üzre cereyân edüp deşt-i Kerbelâ'yı reyy ederek ve Düceylân hafrini saky-i leb-ber-leb edüp (---)(---)(---)(---)(---)(---) inüp Kurna kal‘ası köşesinde Şatt ve nehr-i Furât birbirine Kurna dibinde munsab olup üç konak aşağı Basra'da Şattü'l-Arab derler, deryâ-misâl olup Hindistân'dan Basra'ya niçe gemiler ve niçe gurâb-ı Hindistân gelür. Ve Basra önünde medd [u] cezir derler, bahr-i Muhît vakt-ı seherde Şattü'l-Arab'ı gerü reddedüp Basra önünde su acı olur. Ba‘de'z-zuhr bahr-i Ummân gerüye gidüp Şattü'l-Arab gâlib olup Basra önünde su âb-ı hayât olur. İlâ mâşâallah Basra önünde bu Şattü'l-Arab'ın hâli budur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54a ·
metinde göster ·
… ayri memdûhâtın beyân eder. Evvelâ cihân-ârâ kırk elvân üzümü ve niçe kerre yüz
bin tulum
bekmezi ve bâdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı ni …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtından gayri memdûhâtın beyân eder. Evvelâ cihân-ârâ kırk elvân üzümü ve niçe kerre yüz bin tulum bekmezi ve bâdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı niçe kerre yüz bin deve yükü Arab ve Acem'e ve Hindustân'a köfterin götürürler. Ve gûnâ-gûn helvâsı bir diyârda yokdur. Ve cümle halkı şîrîn yediklerinden şîrîn söylerler. Ammâ lisânlarında sehel lüknet vardır. Hurûf-ı râyı ve kâfı mahâric-i hurûfu ile icrâ edemezler. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve dud ve şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı ve beyâz ekmeği ve yoğurdu meşhûr-ı cihândır. Ve elvân boğasısı ve Ayntâb eğeri ve yay ve gedeleci şöhre-i şehir olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165a ·
metinde göster ·
… larıyla deperken niçesinin ayakları tulum gibi şişer. Hâlâ ol zürriyyetden niçe
bin tulum
ayaklı âdemler vardır. Ba‘dehu ol ser-i sa‘âdeti Cenâb-ı Kibriyâ hıfz içün re’s …
Ammâ Târîh-i Fazâ’îl-i Mısır'da eyle tahrîr ederler kim kaçan Yezîd-i bî-mezîd ibn Mu‘âviye Mısır kavmine rağmen İmâm Hüseyn'in ser-i sa‘âdetin ba‘de Hicreti'n-nebevî sene 61 târîhinde Mısır'a gönderdikde bu Sultân Hasan câmi‘i yerine bırağup niçe bin Yezîdîler re’s-i şerîf-i İmâm'ı ayaklarıyla deperken niçesinin ayakları tulum gibi şişer. Hâlâ ol zürriyyetden niçe bin tulum ayaklı âdemler vardır. Ba‘dehu ol ser-i sa‘âdeti Cenâb-ı Kibriyâ hıfz içün re’s-i şerîf etrâfından bir göl âşikâre olup Yezîdîler re‘s-i şerîfi depmeğe kâdir olamazlar. Ba‘dehu bir muhibb-i hânedân hâtûn bir gece evlâdın Y 95a boğazlayup İmâm Hüseyn'in mübârek başın alup yerine evlâdı başın koyup İmâm'ın başın hâlâ meşhed-i İmâm yerinde hıfz edüp ba‘dehu âl-i Abbâsiyân'da meşhed-i İmâm amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94b–Y95a ·
metinde göster ·
Cümle huccâc Mısır'dan çıkup bunda üç gün üç gece meks edüp niçe kerre yüz
bin tulum
Nîl suyu doldurup götürürler. Aceb hayrât-ı azîmdir. Nîl'den bir bürke yapmışla …
Cümle huccâc Mısır'dan çıkup bunda üç gün üç gece meks edüp niçe kerre yüz bin tulum Nîl suyu doldurup götürürler. Aceb hayrât-ı azîmdir. Nîl'den bir bürke yapmışlardır, gûyâ bir buhayre-i azîmdir. Mısır'a dörd sâ‘at karîbdir. Ba‘zı vüzerâ ve a‘yân-ı Mısır'dan av tarîkiyle gidüp yine Mısır'a gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·
… ’kûlât [u] meşrûbâtlarımız belağan mâ-belağ görüp bu Hânende kavmi develerinden
bin tulum
su yükledüp yine cânib-i garba azm-i râh edüp gâh kara sengistân ve gâh rimâlis …
Bu kavm içre bir gün meks edüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız belağan mâ-belağ görüp bu Hânende kavmi develerinden bin tulum su yükledüp yine cânib-i garba azm-i râh edüp gâh kara sengistân ve gâh rimâlistân u hıyâbânlar içre kat‘-ı menâzil edüp azîm temâşâlar ederek altıncı günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·