… ârından hâlis altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince
bin yük
akçe iltizâm ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa …
Ma‘âdin-i sâmin: Karadeniz boğazları dâhilinde Sarıyâr kasabasında bir asfarü'l-levn bir kûh-ı bâla vardır. Tâ zirve-i a‘lâsına varınca serâpâ bâğ u bâğçedir. Ol cebel-i âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre karîb bir gârda zeheb-i hâlis ma‘deni vardır. Ammâ Üngürüs ve Bundukânî ayârından hâlis altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince bin yük akçe iltizâm ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa cevheri rakîk olup fâ’idesi şey-i kalîl oldu deyü sedd etdi. Hâlâ mu‘attaldır. Ammâ yine taraf-ı sultândan fermân olunsa bir a‘lâ ma‘dendir. Belağan mâ-belağ husûlü mümkündür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… re kar buzu bezl ederler. İlâ mâşâ-Allah her sene Keşiş dağından niçe kerre yüz
bin yük
kar ve buz gider, bir hazîne-i selh u yah-pâre-i rahmetdir.
Menzil-i Süleymân Hân Bınarı: Bir vâsi‘ öz içinde ferah-fezâ, cây-ı sefâ, ışretgâh yerdir kim âdemin aklı gider. Bir kayadan bir âb-ı hayât çıkup âdem içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Tâ bu mertebe buz pâresi gibi sovukdur. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu mahalde dahi sağîr ve kebîr halîcler vardır. Alabalıkları olur kim birer vakiyye ve ikişer vakıyye gelir. Nakş-ı bukalemun mâhîleri olur kim mânend-i Mâide-i Yûnus'dur ve bunda olan büged yerlerde ve halîclerde vakt-i şitâda âb-ı hayâtlar müncemid olup Âsitâne tarafından iki üç yüz neferâtıyla karcıbaşı gelüp bu halîclerden buz keserler, her pâresi gûya billûr ve necef ü morandır. Elmas-pâre gibi şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hıyrelendirir. Mâh-ı temmûzda karcıbaşı izniyle ahâlî-i Bursa, niçe bin ester yükü şehre yah pâreleri keçeler içre koyup taşıyup ahâlî-i Bursa andan def‘-i atşân ederler. Bundan mâ‘adâ beher yevm niçe yüz yük mîrî katar ile keçe torbalar ile kar ve buz taşıyup Mudanya İskelesin'de kar gemilerine tahmîl edüp Âsitâne-i Sa‘adet'de sa‘adetlü pâdişâhın matbahına ve helvahânesine ve harem-i hâssına ve gayrı hâssına ve sadrıa‘zama ve yedi vezîre ve şeyhülislâma ve kadı‘askerine ve'l-hâsıl kânûn-ı şehriyârî üzre ta‘ayyün olunan yerlere kar buzu bezl ederler. İlâ mâşâ-Allah her sene Keşiş dağından niçe kerre yüz bin yük kar ve buz gider, bir hazîne-i selh u yah-pâre-i rahmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a–230b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Kehrevân-ı Azerbaycân: Sene (---) târîhinde Avşar hânlarından Seyfi Kulu Hân Şah Tahmasb asrında Süleymân Hân havfinden binâ etmişdir. Ne Âl-i Osmân'a ne âl-i şâh-ı şâhâna tâbi‘ değil idi. Âhir sene (---) târîhinde Tebrîz'den Koca Ferhâd Paşa Bağdâd'a giderken bu Kehrevân Sultânı Meymendî Hân-ı Avşarî, Ferhâd Paşa askerinin önünden ardından guzât-ı müslimîni nehb u gâret edüp kal‘asına mütehassın olurdu. Âhir Ferhâd Paşa ı‘mâz-ı ayn edüp selâmetle Bağdâd-ı behişt-âbâda vâsıl olunca derhâl Solak Ferhâd Paşazâde Bağdâd askeriyle üzerine gelüp on yedi gün kal‘asın toplayup fethi müyesser olmayup bî-feth vilâyet-i Şehrezûl'a gelüp Ferhâd Paşa Bağdâd'da serdâr-ı mu‘azzam kaldı. Beri tarafda bu Kehrevân Hâkimi Meymendî Hân şîrînleyüp Bağdâd'dan Tebrîz'e gelen tüccârdan ve guzâtdan âdem geçirmeyüp ol vâsi‘-mezheb ve bed-meşreb niçe bin ehl-i İslâm'a mühîn-i bî-dînlik edüp bir kerre kırk elli bin tülüngî asker cem‘ edüp Tebrîz-i dilâvîzin cânib-i erba‘asın nehb ü gâret ederken Tebrîz'den Ca‘fer Paşa ale'l-gafle on iki bin cengâver-i dilâver [u] server ile kal‘a-i Tebrîz'den çıkup bu yağî ve bâğî Hân-ı Meymendî'ye bir kılıc-ı Osmânî urup askerinin meymenetin 305b bozup cümle Yezîdî Ekrâdı ve Türkmân'ın bozup Meymendi Hân-ı bî-meymenet ancak öz başıyla kal‘a-i Kehrevân'ına firâr edüp Ca‘fer Paşa yedi bin kelle ve beş bin dil ile on bin kadar at ve katar ve deve ve sâ’ir ganâ’imiyle sâlîmîn ve gânîmîn kal‘a-i Tebrîz'e gelüp top u tüfenk şâdmânları edüp ertesi gün yetmiş bin asker ile kal‘a-i Kehrevân üzre yedi pâre balyemez ve kırk pâre şâhı-bilmez alay toplarıyla üç günde kal‘a-i Kehrevân'ı muhâsara edüp bi-inâyetillah üçüncü günde fethi müyesser olup derûn-ı kal‘ada Meymendî Hân'ı dipdiri kayd-bend ile Tavâşî Ca‘fer Paşa'nın huzûruna getirdiklerinde ibtidâ bir kulağın kesüp eline verüp "Mel‘ûn! Tebrîz'de bir tavâşî hâkim neye kâdir olup nitse gerek?" deyü Tebrîz ülkesin tılâva geldikde Tavâşî Ca‘fer "İşte seni askerin ile kırıp akabince kal‘anı muhasara ve feth edüp kulağını keser ve benim gibi seni tavâşî eder" deyü "cellâd" der. Der-ân cellâd-ı {bî-amân} gelüp mâbeyne muslıhîn girüp "Hayâsın kesmeden mâl-ı mâye-i {sermâye}sin kesmek iyidir" deyü bin kîse ve bin yük pârecesin alup ba‘dehû kal‘a kapusu üzre Hân-ı Meymendi salb edüp "Hakkından geldim", deyü bir tarafda şâha i‘lâm edüp bir tarafdan hânın başın kesüp kal‘a miftâhlarıyla ve iki yüz deve mâl-ı ganâ’imle miftâhları Sultân Murâd Hân-ı Sâlis'e gönderüp hâlâ derûn-ı kal‘ada Murâd Hân nâmına bir câmi‘ var. On bir sene Âl-i Osmân elinde durmuşdur. Hâlâ Bağdâd yolu üzre bir püşte üzre şekl-i müdevver bir kal‘a-i münevver sûrdur. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adım seng-binâ ve iki kapusu vardır. Cânib-i şimâle Tebrîz kapusu ve cânib-i cenûba Erdebîl kapusu var. Hâlâ sultânlıkdır kim bin askere mâlikdir. Ve kadısı ve kelenteri ve münşî ve darûgası vardır. Ammâ taşra varoşu bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânlı yedi bin hâk-ı pâk ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Cümle altmış mihrâbdır. Lâkin on bir yerde cum‘a kılınur imiş. Hâlâ cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Ve yedi hammâmı ve on bir hânı ve sekiz yüz dükkânı var. Cümle sanâyi‘den mevcûddur. Lâkin kalemkârî, çit yorgan ve çârşaf yüzleri memdûh-ı âlemdir. Bâğı ve bâğçesi cihânı bezemişdir. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbe-i surhserân civân-ı hoş-elhân-ı nevâhân hânende ve sâzendeleri vardır. Bu şehrden cânib-i cenûba 5 sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305a–305b ·
metinde göster ·
… 'in neftîsi 347b ve mâvi boyası meşhûrdur. Ve gûnâ-gûn pembe bezi senede niçe
bin yük
Kırım diyârına tüccârlar götürüp esîre değişirler. Cümle Kırım halkının ferâcel …
Sitâyiş-i me’kûlât ü meşrûbât [ve] sanâyi‘ât-ı şehr-i Merzifon: Evvelâ Ayntâb bekmezi gibi hâlis bekmezi ve Karınca köyünün lezîz ve âbdâr üzümü ve Pîr Dede Sultân çobrası. Ve cümle altı yüz aded dekâkîndir. Ammâ boyacı dükkânlarından gayrı dükkânları çok yokdur. Hâlâ Acem boyasından latîf sabbağları vardır kim İspir'in neftîsi 347b ve mâvi boyası meşhûrdur. Ve gûnâ-gûn pembe bezi senede niçe bin yük Kırım diyârına tüccârlar götürüp esîre değişirler. Cümle Kırım halkının ferâceleri ve siyâbları cümle Merzifon bezidir ve pembe ipliği dahi meşhûrdur ve beledî döşeği ve beledî alaca yasdığı ve basma kalemkârı, latîf çit yorkan yüzleri ve çârşef ve perdeleri dahi mevsûfdur. Ve mahbûb ve mahbûbesi dahi memdûh-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347a–347b ·
metinde göster ·
… in Türkmân ve Urbân tâ’ifesi sâkin olup dud bâğları hıyâbânından geçilmeyüp beş
bin yük
harîr öşr-i sultânî hâsıl olurmuş. Ve bir çîmden mebnî bir kal‘a-i azîmi var im …
İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm ibn Abdülmelik'dir. Anların zamânında bu Suruc sahrâlarında altı kerre yüz bin Türkmân ve Urbân tâ’ifesi sâkin olup dud bâğları hıyâbânından geçilmeyüp beş bin yük harîr öşr-i sultânî hâsıl olurmuş. Ve bir çîmden mebnî bir kal‘a-i azîmi var imiş. Rûm keferesi Âl-i Selçukıyân'a galebe edüp yer götürmez kefere-i fecereler ile Kudüs'e azîmet edüp bu Suruc sahrâlarında cem‘iyet ederken çîmden mebnî toprak kal‘asıyla şehrin harâb edüp hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir ammâ kal‘adan nâm [u] nişân yokdur. Hâlâ Haleb eyâletinde sancakbeği tahtı kasaba-yı Suruc'dur. Beğinin hâssı 27.790 akçedir. Timarı 291 ve ze‘âmeti 9 ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Lâkin {cümle eyâleti sancaklarında kılıç ze‘âmet 37 ve kılıç timar 262 aded ze‘âmet ve timardır}. nevâhîlerinin ekseriyyâ mahsûlât ebvâbları bu Suruc'un ve nahiye-i Mercâbâd'ın cümle Erzurûm Karsı kulunun aklâmlarıdır kim Kars ağalarından beş yüz atlı ile bir ağa gelüp beher sene kırk bin guruş tahsîl edüp Kars kuluna mevâcib verilir, azîm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ekrâd kavminden hâsıl olur. Bu vâdîler içre meks eden ecnâs-ı haşerâtın ekseri Dînayi ve Berazi ve Kûh-Binik ve Cürm Kürdü kabîleleri sâkin olup ekseriyyâ dud bâğları içinde harîr hâsıl edüp öşr-i harîr ve sâ‘ir ve alef hakkı verirler ve Türkmân'dan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… ci dükkânları çokdur. Cemî‘i diyâr-ı Rûm'a ve gayri ekâlîmlere bu şehirden niçe
bin yük
iğne gider. Bu şehrin sağîr ü kebîri iğneciler olduğundan bu şehrin ismine müve …
Ve cümle (---) aded dükkânlardır. Ekseriyyâ iğneci dükkânları çokdur. Cemî‘i diyâr-ı Rûm'a ve gayri ekâlîmlere bu şehirden niçe bin yük iğne gider. Bu şehrin sağîr ü kebîri iğneciler olduğundan bu şehrin ismine müverrihîn esmâ-i büldân içre "Dâr-ı sûzen" derler. Cümle sûzen-kârların nakli üzre dekâkînlerde ve hânelerimizde bin yüz aded iğne dezgâhı ve hadde dollâbları vardır, derler. Hakkâ ki cümle havâtînleri dahi kâr-ı Dâvûdîde sûzen-kârları çokdur. Anınçün bu şehrin "kız iğnesi" derler hûrde-hayâl nakış iğnesi vardır, memdûh-ı âlemdir. Ammâ hakîr ana hayrânım eyle hûrde iğneyi eyle tîzkârlık ile yaparlar kim iğne deliğinden beş yüz yıllık {yol} âsumânî seyr edenin gözü ermez ve mihneti kârına değmez, gâyet ucuzdır. Sûzenine göre en ednâsının yigirmisi bir akçeye, en müntehâsının onı bir akçeyedir. Cümle ahâlîsi anınla "el-Kâsibü habîbullah" deyüp kifâflanırlar. Hayyâtlar pîri Hazret-i İdrîs du‘âsıyla âhenger pîri Hazret-i Dâvûd du‘âsıyla bu iğnecilere Cenâb-ı İzzet bir berekât vermiş. Zekât [u] sadakalarından kuvvet-i basarları ziyâde olmağiçün cemî‘i fukarâlara iğne tasadduk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… sığır kurbân olup pasdırma edüp cemî‘i Rûm'a ve Arab'a ve Frengistân'a niçe yüz
bin 120b yük
pasdırma gider. Pasdırma mahallinde bu cezîreye âdem varsa niçe bin mahlûk-ı Hu …
Der-vasf-ı mesîregâh-ı şehr-i Silistre: Evvelâ handak Beğbâğçesi ve Paşa çayırı ve Çayır cisri ve İslâmbol cisri çayırı ve mesîre-i Namâzgâh ve mesîregâh-ı Küçük Mustafâ. Şehrin cenûbuna hâyil dağlar ve bâğ u bâğçeler içre cihânnümâ üç aded kasr-ı zîbâlı bir teferrücgâh-ı hergâhdır. Andan cümle şehir ve nehr-i Tuna nümâyândır. Ve teferrücgâh-ı Vişniçse ve temâşâgâh-ı Kendi kopan ve mesîre-i Karaağaç ve mesîre-i Akçeşme ve teferrücgâh-ı Kerdîme ve Seyrângâh-ı Arslanlıçeşme ve seyiregâh-ı Cezîre-i Pasdırma, nehr-i Tuna mâbeyninde bir azîm cezîredir kim beher sene yetmiş seksen bin sığır kurbân olup pasdırma edüp cemî‘i Rûm'a ve Arab'a ve Frengistân'a niçe yüz bin 120b yük pasdırma gider. Pasdırma mahallinde bu cezîreye âdem varsa niçe bin mahlûk-ı Hudâ'ya kassâb-ı ecel bıçak urdukda kanları sebîl revân olup nehr-i Tuna'ya cereyân etdikde âdemin aklı gider. Hatta bir sığırı zibh edüp karnın şakk etdikde yavrusu zâhir olup ayağa kalkup hayât bulup süd ile beslediler. Bu cezîrede mevsiminde hayme hargâhlarıyla niçe bin sığır celebi pasdırmacı bâzergânlar vardır. Bir cânibinde niçe yüz kazganlar ile bakarların iç yağların ve ilik yağların eridüp say yağına halt ederler. Bir tarafında çüriş yağından mum yaparlar. İbret-nümâ cezîredir ammâ zâbihü'l-bakar olduklarından bu kavim aslâ iflâh-ı ber-hurdâr oldukların görmemişizdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a–120b ·
metinde göster ·
bâr-ı sakîli Mihaloğlu Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet etdim" deyü …
Ba‘dehû Ebü'l-feth Gâzî bu Çatalca şehrinde niçe bin yük bâr-ı sakîli Mihaloğlu Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet etdim" deyü du‘â edüp kendüler İslâmbol'u muhâsara edüp (---) günde sene (---) târîhinde feth edüp anların du‘â-i hayrları berekâtıyla bu Çatalca şehri âbâdân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
… uzlarında olan yazı kalemi bir diyârda yokdur. Cemî‘i dünyâya bu Vâsıt'dan niçe
bin yük
kalem gider. Ve bir hâkim dahi müftîsi ve bir hâkim nakîbi ve hâkim-i şehbender …
Ve memdûhâtından: Bu Vâsıt havuzlarında olan yazı kalemi bir diyârda yokdur. Cemî‘i dünyâya bu Vâsıt'dan niçe bin yük kalem gider. Ve bir hâkim dahi müftîsi ve bir hâkim nakîbi ve hâkim-i şehbenderi ve bir hâkim muhtesibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 367a ·
metinde göster ·
… up bir ağaçdan üç aded oyma yek pâre gemiler yapup en kalın yeri dibidir, andan
bin yük
alma alır. Ve niçe âdemler metâ‘larıyla binüp Belgrad'a gelirler. Gören yârân-ı …
Bu serhadlerde kırıntı derler. Nemse ve Alaman'da tabur derler. Erdel'de ve Leh'de ve Eflâk ve Boğdan'd[a] becene derler, ammâ bu Zirinoğlu kırıntısı tâ nehr-i Drava'dan tâ nehr-i Sava'ya varınca, ya‘nî şimâlden kıble cânibine üç günlük yol kırıntı etmiş kim(?) ve hâlâ her sene tecdîd edüp aslâ ne kal‘aya benzer ve ne tabur handakına benzer ve kırıntı içre olan sıradaki(?) evc-i âsumâna ser çekmiş ağaçları kesmeyüp yerli ağaçlar kalup hıyâbân ormanistân olmuş, devlet-i mühmelleri sekiz yüz yıldan berü beher sene niçe kerre yüz bin kâfir cem‘ olup niçe kerre yüz bin ve sad kerre hezâr dıraht-ı bâlâları kırup sene-i mâzîde kırılmış dıraht üstlerine dağlar gibi yığdıklarından bu diyârda kırıntı derler. Hakîkatü'l-hâl kırıntıdır. Balta ile kırıntı olmadır, ammâ bu kırıntı olan yerlerin iç yüzünde ve taşrasında Osmânlı hâkinde abdâlâne ağaç kökü bile komamışdır. Belki mesâff cengi ola mülâhazasıyla cümle bir top menzili sahrâ-yı çemenzârdır ve Cenâb-ı Kibriyâ bu diyârlara verdiği atf-ı râyı(?) ve hâk-i pâk-i amber-pâke verdiği şecere-i müntehâları bir diyârda görmedim. İllâ Bosna şehrine [bir] konak karîb yer Ravna dağında ve nehr-i Tuna'nın başı olan Alman dağında görmüşüm, ammâ bu Zirin vilâyetinin ağaçları kalınlığı ve âlîliği eflâke ser çeküp zemîne sâye salmışdır. şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bir dırahtı teberdârlar kesüp bâl ve perri ve şâhaları kırılup zemîne indikden sonra hurd olup bir ağaçdan üç aded oyma yek pâre gemiler yapup en kalın yeri dibidir, andan bin yük alma alır. Ve niçe âdemler metâ‘larıyla binüp Belgrad'a gelirler. Gören yârân-ı bâ-safâlar[a] hafî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a ·
metinde göster ·
… mî‘i ekâlîm-i seb‘anın ulu bâzergânları bu Beç'e elbette gelüp bu hânlarda niçe
bin yük
çözüp ve bağlayup niçe bin milyon mâl kâr [u] kisb edilir hân-ı azîmler. Evvelâ …
Cümle yetmiş aded sağîr ü kebîr hânları var ammâ yigirmisi kal‘a-misâl hânlardır kim Yenidünyâ'dan ve İşpanya ve Portakal ve Donkarkız ve Danimarka ve İsfaç ve Filimenk ve Çeh u Leh u Daniska ve Krakov u Maskov ve Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Acem ve Özbek ve Hind ü Arâk u Arabistân ve Rûm'dan ve cemî‘i ekâlîm-i seb‘anın ulu bâzergânları bu Beç'e elbette gelüp bu hânlarda niçe bin yük çözüp ve bağlayup niçe bin milyon mâl kâr [u] kisb edilir hân-ı azîmler. Evvelâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
… eyn olup yigirmi gün yigirmi gece ayş [u] ışret edüp bir kâr [u] kisb olup niçe
bin yük
metâ‘ bozulup fürûht olur ve niçe bin yük vâlây-ı kâlây-ı gûnâ-gûn alınup yük b …
Ammâ bu mahalde yıl başında bir kerre küffârın kızıl yumurtasından kırk gün mukaddem yıl bâzârı durdukda Hind ü Yemen ü Arab u Acem'den ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîm-i seb‘adan niçe kerre yüz bin küffâr-ı tüccâr-ı füccâr ve elsine-i muhtelife mahlûku cem‘ olup bu Varat sahrâsı hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâhlar ile zeyn olup yigirmi gün yigirmi gece ayş [u] ışret edüp bir kâr [u] kisb olup niçe bin yük metâ‘ bozulup fürûht olur ve niçe bin yük vâlây-ı kâlây-ı gûnâ-gûn alınup yük bağlanup niçe Mısır [ve] Rûm hazînesi kâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
… ışret edüp bir kâr [u] kisb olup niçe bin yük metâ‘ bozulup fürûht olur ve niçe
bin yük
vâlây-ı kâlây-ı gûnâ-gûn alınup yük bağlanup niçe Mısır [ve] Rûm hazînesi kâr o …
Ammâ bu mahalde yıl başında bir kerre küffârın kızıl yumurtasından kırk gün mukaddem yıl bâzârı durdukda Hind ü Yemen ü Arab u Acem'den ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîm-i seb‘adan niçe kerre yüz bin küffâr-ı tüccâr-ı füccâr ve elsine-i muhtelife mahlûku cem‘ olup bu Varat sahrâsı hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâhlar ile zeyn olup yigirmi gün yigirmi gece ayş [u] ışret edüp bir kâr [u] kisb olup niçe bin yük metâ‘ bozulup fürûht olur ve niçe bin yük vâlây-ı kâlây-ı gûnâ-gûn alınup yük bağlanup niçe Mısır [ve] Rûm hazînesi kâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
… bol içre Yanko ibn Madyan'ın su kemerleri üzre yeni kemerler binâ olunmasına üç
bin yük
akçe olurdu, ammâ Kırkçeşme kemerlerin ve su yolların dahi ta‘mîr ü termîm etme …
Hattâ binâ emîni ve mi‘mârbaşı Sinân ibn Abdülmennân ağaların defterleri mûcebince Süleymân Hân'ın hemân bu suyu hayrâtına sekiz kerre yüz bin ve toksan altı bin üç yüz seksen üç filori masrûf gitmişdir, ammâ şimdiki asrın hisâbınca iki bin iki yüz kırk bir yük akçe olur, ammâ İslâmbol içre Yanko ibn Madyan'ın su kemerleri üzre yeni kemerler binâ olunmasına üç bin yük akçe olurdu, ammâ Kırkçeşme kemerlerin ve su yolların dahi ta‘mîr ü termîm etmeğile üç bin yük akçe masrûf olmuşdur, deyü yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… urdu, ammâ Kırkçeşme kemerlerin ve su yolların dahi ta‘mîr ü termîm etmeğile üç
bin yük
akçe masrûf olmuşdur, deyü yazmışlar.
Hattâ binâ emîni ve mi‘mârbaşı Sinân ibn Abdülmennân ağaların defterleri mûcebince Süleymân Hân'ın hemân bu suyu hayrâtına sekiz kerre yüz bin ve toksan altı bin üç yüz seksen üç filori masrûf gitmişdir, ammâ şimdiki asrın hisâbınca iki bin iki yüz kırk bir yük akçe olur, ammâ İslâmbol içre Yanko ibn Madyan'ın su kemerleri üzre yeni kemerler binâ olunmasına üç bin yük akçe olurdu, ammâ Kırkçeşme kemerlerin ve su yolların dahi ta‘mîr ü termîm etmeğile üç bin yük akçe masrûf olmuşdur, deyü yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… ı azîm olup ol kadar bey‘ [u] şirâ niçe Mısır hazînesi cem‘ olup niçe kerre yüz
bin yük
çözülüp bozulup fürûht olunup yine metâ‘-ı gûnâ-gûnlar alınup niçe yüz bin yük …
Der-sitâyiş-i panayur-ı Alasonya: Bu diyârlarda panayur yılda bir kerre olan bâzâr cem‘iyyetine derler. Bunda dahi eyyâm-ı Temmûz'da her ni‘met firâvân iken iki üç kerre yüz bin âdem Rûm ve Arab u Acem ve Sind ü Laristân [u] Moltan'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘anın ankâ tüccârları cemî‘i diyârlardan metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp kâmil bir hafta germâ-germi olup bir hafta dahi mukaddem çârsû-yı bâzâr dekâkîn kurulup kâmil on beş gün bu şehr-i Alasonya âdem deryâsı olup gûyâ meydân-ı Arasât gibi izdihâm-ı azîm olup ol kadar bey‘ [u] şirâ niçe Mısır hazînesi cem‘ olup niçe kerre yüz bin yük çözülüp bozulup fürûht olunup yine metâ‘-ı gûnâ-gûnlar alınup niçe yüz bin yük bağlanır. Ammâ bu mahalde Selânik yeniçeri ağası ve Tırhala paşası askerleriyle gelüp cemî‘i tüccârları ve şehri muhâfaza ve bâzâr yerin muhâsara ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… bin yük çözülüp bozulup fürûht olunup yine metâ‘-ı gûnâ-gûnlar alınup niçe yüz
bin yük
bağlanır. Ammâ bu mahalde Selânik yeniçeri ağası ve Tırhala paşası askerleriyle …
Der-sitâyiş-i panayur-ı Alasonya: Bu diyârlarda panayur yılda bir kerre olan bâzâr cem‘iyyetine derler. Bunda dahi eyyâm-ı Temmûz'da her ni‘met firâvân iken iki üç kerre yüz bin âdem Rûm ve Arab u Acem ve Sind ü Laristân [u] Moltan'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘anın ankâ tüccârları cemî‘i diyârlardan metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp kâmil bir hafta germâ-germi olup bir hafta dahi mukaddem çârsû-yı bâzâr dekâkîn kurulup kâmil on beş gün bu şehr-i Alasonya âdem deryâsı olup gûyâ meydân-ı Arasât gibi izdihâm-ı azîm olup ol kadar bey‘ [u] şirâ niçe Mısır hazînesi cem‘ olup niçe kerre yüz bin yük çözülüp bozulup fürûht olunup yine metâ‘-ı gûnâ-gûnlar alınup niçe yüz bin yük bağlanır. Ammâ bu mahalde Selânik yeniçeri ağası ve Tırhala paşası askerleriyle gelüp cemî‘i tüccârları ve şehri muhâfaza ve bâzâr yerin muhâsara ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
çözülüp fürûht olur ve niçe kerre yüz bin {yük} alınup bağlanup niçe Mısır hazî …
Ve niçe kerre yüz bin yük çözülüp fürûht olur ve niçe kerre yüz bin {yük} alınup bağlanup niçe Mısır hazînesi mâl cem‘ olup bu rûy-ı arzda her ne kadar zî-kıymet akmişe-i fâhire ve kâlây [ve] dîbâ ve şîb ü zerbâf-ı nâdire ve cemî‘i cevâhir-i kemyâb zî-bahâyî şeyler var ise bunda bî-bahâ bulunur. Ve herkes metâ‘ın bozup bâzâra çıkarup arz-ı kâlâ eder. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
Ve niçe kerre yüz bin yük çözülüp fürûht olur ve niçe kerre yüz
bin {yük}
alınup bağlanup niçe Mısır hazînesi mâl cem‘ olup bu rûy-ı arzda her ne kadar z …
Ve niçe kerre yüz bin yük çözülüp fürûht olur ve niçe kerre yüz bin {yük} alınup bağlanup niçe Mısır hazînesi mâl cem‘ olup bu rûy-ı arzda her ne kadar zî-kıymet akmişe-i fâhire ve kâlây [ve] dîbâ ve şîb ü zerbâf-ı nâdire ve cemî‘i cevâhir-i kemyâb zî-bahâyî şeyler var ise bunda bî-bahâ bulunur. Ve herkes metâ‘ın bozup bâzâra çıkarup arz-ı kâlâ eder. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… Zakilse'de pırankop(?) derler bir gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe
bin yük
yük götürürler. Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengist …
Ve bu cezîre-i Zakilse'de pırankop(?) derler bir gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe bin yük yük götürürler. Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük getirüp bu cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bin altun hâsıl olur. Anıniçün Venedik kâfiri bize Aya Mavra gibi kal‘a-i bî-hâsılı verüp yerine pür-mahsûl izakilse cezîresin aldı. Ammâ bu Zakilse bizim elimizde iken ol kökden kimsenin haberi olmayup Girid mankırı gibi bir fülûs-ı ahmer hâsıl olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… cem diyârında Gîlân ve Lahîcân'da olmazdır. Hattâ Frengistân'a bu şehirden niçe
bin yük
harîr-i gûnâ-gûn gider.
Âb [u] hevâsı: Manya dağları eteği olmak ile hevâsı hûb ve Urûm cüvânları ve Rûm keratsaları mahbûb u mahbûbe olup harîr ile kâr ederler, zîrâ bu şehirde hâsıl olan harîr bir gayri kazâda ve Acem diyârında Gîlân ve Lahîcân'da olmazdır. Hattâ Frengistân'a bu şehirden niçe bin yük harîr-i gûnâ-gûn gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273a ·
metinde göster ·
… manı: Girid cezîresinde Mısır'dan buraya bir menzil başı yerdir. Niçe kerre yüz
bin yük
tuz çıkar. Gâyet lezîz milhi olup hâlâ mukâta‘a tahrîr olundu. Mîr[î] tarafında …
Tuzla limanı: Girid cezîresinde Mısır'dan buraya bir menzil başı yerdir. Niçe kerre yüz bin yük tuz çıkar. Gâyet lezîz milhi olup hâlâ mukâta‘a tahrîr olundu. Mîr[î] tarafında başka emânet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
… cemî‘i Frengistân ve Latinistân'dan hukemâlar bu cibâl-i bâlâya urûc edüp niçe
bin yük
gûnâ-gûn edviyeler cem‘ ederler.
Der-manzara-i mekâlîd-i cebel-i Tomor: Bu Belgrad şehrinin kıble cânibinde iki sâ‘at ba‘îd olan Tomor dağı 360a eyle yüksek ser-bülend kûh-ı bâlâdır kim beş altı konak yerden nümâyân bir mehîb kûh-ı bâlâdır. Anda olan nebâtât [u] giyâhât [u] uşbâtın envâ‘ı olur kim cemî‘i Frengistân ve Latinistân'dan hukemâlar bu cibâl-i bâlâya urûc edüp niçe bin yük gûnâ-gûn edviyeler cem‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b–360a ·
metinde göster ·
… ûd Keyhusrev-i Dârâ ordusu olup bu vâdî âdem deryâsıyla pür olup niçe kerre yüz
bin yük
metâ‘lar elbette meydâna çıkup fürûht olup ve niçe yüz bin yük metâ‘lar alınup …
Yılda bir kerre kiras mevsiminde bu fezâya yüz bin benî âdem Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand ve Belh [u] Buhârâ ve Mısır u Şâm ve Irâk'dan ve cemî‘i Dib Frengistân'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘adan cemî‘i tüccârân-ı berr [ü] bihârânların hamusu metâ‘-ı firâvânlarıyla bu panayıra cem‘ olup çârsû-yı bâzâra getirenlerden mâ’adâ taşra vâdîlerde niçe bin hayme ve hargâh ve bârgâh ve külbe-i ahzânlar çalas ve malaş palaşdan kurulup bir ordu-yı bâzâr tüccârı kurulur kim gûyâ İskender-i Kübrâ yâhûd Keyhusrev-i Dârâ ordusu olup bu vâdî âdem deryâsıyla pür olup niçe kerre yüz bin yük metâ‘lar elbette meydâna çıkup fürûht olup ve niçe yüz bin yük metâ‘lar alınup kuş südü ve âdem südü ve arslan südü dahi bulunur. Kuş südü yumurtadır, âdem südü avret südüdür, arslan südü şarâb-ı bî-hicâbdır. Anlar dahi bulunur. Hattâ yumurta envâ‘ından deve kuşu yumurtası ve âdem yavrusu ve körpe âdem kuzusu ve ciğer-kûşeleri bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 375b ·
metinde göster ·
… p niçe kerre yüz bin yük metâ‘lar elbette meydâna çıkup fürûht olup ve niçe yüz
bin yük
metâ‘lar alınup kuş südü ve âdem südü ve arslan südü dahi bulunur. Kuş südü yum …
Yılda bir kerre kiras mevsiminde bu fezâya yüz bin benî âdem Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand ve Belh [u] Buhârâ ve Mısır u Şâm ve Irâk'dan ve cemî‘i Dib Frengistân'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘adan cemî‘i tüccârân-ı berr [ü] bihârânların hamusu metâ‘-ı firâvânlarıyla bu panayıra cem‘ olup çârsû-yı bâzâra getirenlerden mâ’adâ taşra vâdîlerde niçe bin hayme ve hargâh ve bârgâh ve külbe-i ahzânlar çalas ve malaş palaşdan kurulup bir ordu-yı bâzâr tüccârı kurulur kim gûyâ İskender-i Kübrâ yâhûd Keyhusrev-i Dârâ ordusu olup bu vâdî âdem deryâsıyla pür olup niçe kerre yüz bin yük metâ‘lar elbette meydâna çıkup fürûht olup ve niçe yüz bin yük metâ‘lar alınup kuş südü ve âdem südü ve arslan südü dahi bulunur. Kuş südü yumurtadır, âdem südü avret südüdür, arslan südü şarâb-ı bî-hicâbdır. Anlar dahi bulunur. Hattâ yumurta envâ‘ından deve kuşu yumurtası ve âdem yavrusu ve körpe âdem kuzusu ve ciğer-kûşeleri bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 375b ·
metinde göster ·
… miş aded boyahâne kârhânesi olmak ile Denizli şehrinden ve gayri yerlerden niçe
bin yük
bez getirüp gûnâ-gûn boya boyarlar. Ammâ isperek neftisi gâyet makbûldür.
Ve cümle halkı çuka ferrâce ve serhaddî esbâb geyerler. Fukarâları pembe bezi haftân geyerler. Ve tâze cüvân yiğitleri serâpâ Cezâyirli esbâbı geyüp başlarında kırmızı fes ve bellerinde pala bıçak ve ellerinde balta nacaklı şehbâz yiğitleri vardır. Serâpâ boyanmış mâvî dimi dizlik geyerler. Ve boyacı çârsûsunda yetmiş aded boyahâne kârhânesi olmak ile Denizli şehrinden ve gayri yerlerden niçe bin yük bez getirüp gûnâ-gûn boya boyarlar. Ammâ isperek neftisi gâyet makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… iyârlarda olmak ihtimâli yokdur. Cemî‘i dâr [u] diyârlara bundan tüccârlar niçe
bin yük
iplik götürürler. Gûyâ harîr-i hâm-ı Lahîcândır. Cümle bay u gedâsının kâr [u] …
Ve Tire ipliği ta‘bîr etdikleri beyâz iplik bu şehre mahsûsdur, gayri diyârlarda olmak ihtimâli yokdur. Cemî‘i dâr [u] diyârlara bundan tüccârlar niçe bin yük iplik götürürler. Gûyâ harîr-i hâm-ı Lahîcândır. Cümle bay u gedâsının kâr [u] kisbleri bu iplikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87a ·
metinde göster ·
Tire ipliğin bunda gasl edüp beyâz pembe-misâl olur. Ve cemî‘i ahâlî-i vilâyet …
Ve âb [u] hevâsının letâfetinden niçe bin yük Tire ipliğin bunda gasl edüp beyâz pembe-misâl olur. Ve cemî‘i ahâlî-i vilâyet bu cây-ı Y 88a safâda zevk [u] sefâ edüp ayş [u] işret ile tenperver olup sûrlar ve gencerler ve at koşuşları ve güleşler olup öğdiller ve ihsânlar bezl olunur azîm teferrücgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87b–Y88a ·
metinde göster ·
… . Bu vâdîleri bâğ-ı İrem gibi zeyn etmiş mahsûldâr bir diyârdır. Niçe kerre yüz
bin yük
incîri ve üzümü hâsıl olur.
Ve bu bâlâda tahrîr olunan beş aded kazâlara Aydın diyârında Beş Boy derler. Gönc ve dinc vilâyetdir. Ve her kazâ birbirlerile hem-hudûddur. Cümlesi Nâzlı sahrâsının cenûbunda olan boğaz içindeki sahrânın cânib-i erba‘asındaki dağlar eteğinde birbirine karîb Beş Boy kazâlarıdır. Ve hadîka ve müşebbek besâtînleri birbirine muttasıldır. Bu vâdîleri bâğ-ı İrem gibi zeyn etmiş mahsûldâr bir diyârdır. Niçe kerre yüz bin yük incîri ve üzümü hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90a ·
metinde göster ·
… r tîninde yokdur. Ve sâ’ir ekâlîmlere nârın ve incîrinin yâbisin niçe kerre yüz
bin yük
götürürler. Henüz halâvet [ü] letâfeti kemâ-kân bâkî olup mürûr-ı eyyâm ile fen …
Hulâsa-i kelâm bu Nâzlı incîrinin ahseni ve cirm bâbında a‘zamı ve şecer yüzünden el‘amı lezzeti bir diyâr tîninde yokdur. Ve sâ’ir ekâlîmlere nârın ve incîrinin yâbisin niçe kerre yüz bin yük götürürler. Henüz halâvet [ü] letâfeti kemâ-kân bâkî olup mürûr-ı eyyâm ile fenâ bulmayup durdukça sükkerlenür. Bu tûl [u] dırâz seyâhatimiz içre ekâlîm-i seb‘ada nazîrin görmedim. Böyle bir latîf incîri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92b ·
metinde göster ·
… e ipliği ve beyâz ve rakîk ü nazîf sâdelik bezi, Acem bezinden latîf olur. Niçe
bin yük
bezi Rûm vilâyetine müstevlî olur, başka bâzergânları vardır. Ve cemî‘i halkını …
Ve memdûhâtından pembesi ve pembe ipliği ve beyâz ve rakîk ü nazîf sâdelik bezi, Acem bezinden latîf olur. Niçe bin yük bezi Rûm vilâyetine müstevlî olur, başka bâzergânları vardır. Ve cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri beyâz bezdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95b ·
metinde göster ·
… n memdûhâtından cemî‘i mahsûlâtı tütündür. Cemî‘i deşt ü sahrâsı tütündür. Niçe
bin yük
bağlanup kârbân olup cemî‘i Anatolu'ya tütün bundan müstevlî olur. Ve âb [u] he …
Ve bu şehrin memdûhâtından cemî‘i mahsûlâtı tütündür. Cemî‘i deşt ü sahrâsı tütündür. Niçe bin yük bağlanup kârbân olup cemî‘i Anatolu'ya tütün bundan müstevlî olur. Ve âb [u] hevâsı gâyet sakîldir. Eşeği ve ecinneyi ısıtma dutar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101b ·
metinde göster ·
… gâyet lezîz tuzu olur. Aydın ve Sarhan ve Menteşe vilâyetlerine niçe kerre yüz
bin yük
tuz gider ve Frengistân'a dahi gider. Zîrâ Frenk uyuzuna ve tuzlu balgama sürüp …
Varvul tuzlası Leb-i deryâda yedi yük akçe emânetdir, gâyet lezîz tuzu olur. Aydın ve Sarhan ve Menteşe vilâyetlerine niçe kerre yüz bin yük tuz gider ve Frengistân'a dahi gider. Zîrâ Frenk uyuzuna ve tuzlu balgama sürüp yetse gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102b ·
metinde göster ·
… ve turunc nâr ve zeytûnu ve incîri cihânı dutmuşdur. Rûm ve Arab ve Aceme niçe
bin yük
gidüp Kilis incîri meşhûrdur.
Ve âb [u] hevâsı sevâhildir. Limon ve turunc nâr ve zeytûnu ve incîri cihânı dutmuşdur. Rûm ve Arab ve Aceme niçe bin yük gidüp Kilis incîri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y166b ·
metinde göster ·
… ar zahîre ile salma develeri var ise Balka başında ol bârânı çekdiğimiz gece üç
bin yük
mâlı Urbân-ı uryân bırağup ba‘zısının devesi ve bazı kendüleri kırılup firâr ed …
Menzil-i sahrâ-yı Balka: Bu mahal bir çemenzâr ve kumsal yerlerdir, ammâ yine yağmur yağmada. Derhâl Hüseyin Paşa atına süvâr olup ordunun cânib-i erba‘asın dolaşup pârekende ve perîşân konanı bir yere cem‘ edüp her kankı huccâcın devesi bir kerre iki kerre gerüde kalan ibâdullâhın mâlın getiren deve sâhiblerine birer altun verüp cümle bin iki yüz yetmiş altun ihsân edüp aceb adl-i Ömer edüp cemî‘i huccâc hayır du‘â etdiler. Ve bu şiddet-i şitâda on kazan çorba bişirüp ba‘zı huccâca bezl etdirdi. Ammâ Müzeyrib'den ne kadar zahîre ile salma develeri var ise Balka başında ol bârânı çekdiğimiz gece üç bin yük mâlı Urbân-ı uryân bırağup ba‘zısının devesi ve bazı kendüleri kırılup firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… val beksumât imdâd eylediler. Ve mâ-tekaddem Müzeyrib'de çamur içinde kalan iki
bin yük
şa‘îr ve fûl içün meşâyihler,
Ve paşa otağın birisin bu kal‘ada bırağup sâ’ir bî-ma‘nâ eşyâları dahi huccâc-ı müslimîn defter ile bırağup sebükbâr oldular. Ve a‘yân-ı şehir paşaya iki bin erdeb şa‘îr ve elli çuval un ve elli çuval beksumât imdâd eylediler. Ve mâ-tekaddem Müzeyrib'de çamur içinde kalan iki bin yük şa‘îr ve fûl içün meşâyihler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b ·
metinde göster ·
… bâf ve atlas ve kemhâ ve hârâ vü dârâyî ve sereng katîfe vâlâ ve niçe kerre yüz
bin yük
tefârûk ve akmişe-i fâhire kâlâyın bâzâr-ı hüsne zeyn ederler.
Ve bu şehirde olan ibret-nümâ ve seyr [ü] temâşâ bir diyârda olmaz [[(---) (---) (---)]] Q 134b Mısır ve Şâm'ın Lahsa ve Basra'nın Irâkeyn [u] Rûm'un Hind ü Sind'in Çîn ü Mâçîn'in Hıtâ vü Hoten'in Belh [u] Buhârâ'nın Dağıstân u Horasân'ın Mağrib-zemîn ve Sûdân'ın Habeş Funcistân'ın ve'l-hâsıl bi'l-cümle bilâd-ı İslâmın huccâc tüccâr [ü] züvvârları herkes metâ‘ın bu Mîne bâzârına çıkarup tezyîn-i sûk etdiklerinde cemî‘i dekâkîn ve hayemâtlar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas ve kemhâ ve hârâ vü dârâyî ve sereng katîfe vâlâ ve niçe kerre yüz bin yük tefârûk ve akmişe-i fâhire kâlâyın bâzâr-ı hüsne zeyn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
Ve bu Menûf iklîminden cümle mültezimîne yüz yük akçe hâsıl olur ve
bin yük
akçe mâl sâhib-i beledlere ve fellâhîn ve meşâyihlere hâsıl olur, deyü rûznâmçe …
Ve bu Menûf iklîminden cümle mültezimîne yüz yük akçe hâsıl olur ve bin yük akçe mâl sâhib-i beledlere ve fellâhîn ve meşâyihlere hâsıl olur, deyü rûznâmçelerde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282b ·
metinde göster ·
Hâsıl-ı merâm Mısır diyârında bir mu‘azzam bender şehirdir kim senevî niçe bin yük pembe asdar bezi ve gayrı metâ‘ bağlanır. Zîrâ cümle mahsûlâtından pembesi ziyâde P 296b olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y358a ·
metinde göster ·
gömlek bezi ve ketân ipliği olup Mağrib'e götürürler, ve's-selâm. Andan,
Memdûhâtından beyâz kenârlı bezi ve peştemâlı ve çârşafı ve kahve makraması ve ipliği meşhûrdur. Ekseriyyâ ehl-i hırefinin çoğu çulhadır. Bin çulha dezgâhı vardır, derler. Sahîhdir, zîrâ Mağrib-zemînden niçe bin kavm-i Mağâribe gelüp niçe bin yük gömlek bezi ve ketân ipliği olup Mağrib'e götürürler, ve's-selâm. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369a ·
metinde göster ·
… na haber olup anların Ceberti kavimleri tüfenglerin atarak gülbâng çekerek niçe
bin yük
zî-kıymet metâ‘ları deve ve fîller üzre tahmîl olunup bizim alaylarımızdan muka …
Evvelâ cümle Habeş kârbânı halkına haber olup anların Ceberti kavimleri tüfenglerin atarak gülbâng çekerek niçe bin yük zî-kıymet metâ‘ları deve ve fîller üzre tahmîl olunup bizim alaylarımızdan mukaddem anlar yigirmi bin asker ile alay edüp şehirden çıkup cânib-i şimâle gitdiler. Beri tarafda Q 327aP 324a melik dahi asker-i bî-pâyânı ile fîller üzre kös-i kakan-bânları döğerek makrafa ve kebürgelerin döğerek Sennâre şehrinden çıkup yine Nîl kenârınca cenûb tarafına azîmet olundu. Hakîr melikden su’âl etdim ki:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419a ·
metinde göster ·