… rü (---) ocağında çavuş kethudâsı olup kânûn-ı kadîm üzre yeniçeri ağaları kola
bindikde
Deli Çelebi pederi dahi bile kol dolaşup kendülere müte‘allik bir mücrim yoldaş …
Sultân-ı melâmiyyûn ve büdelâ-yı mecâzibûn mahbûbü'l-kulûb-ı benî âdem ve mesîregâh-ı her dem Dîvâne Burnaz Mehemmed Çelebi ve eş-şehîr Sabâh Sabâh Delisi: Pederi, fâtih-i Eğre Mehemmed Hân'dan berü (---) ocağında çavuş kethudâsı olup kânûn-ı kadîm üzre yeniçeri ağaları kola bindikde Deli Çelebi pederi dahi bile kol dolaşup kendülere müte‘allik bir mücrim yoldaşları ele girse haps ederdi. Bir gün bu Deli Çelebi pederine elem-zede olup "sabâh ölürsün" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… , balta ve keser ve eğelerimiz yok. Âhır-ı kâr bu yüz elli aded esîr müslimînin
bindikleri
arabalara yine bindirüp iki yüz kadar atları za‘îf yiğitlerimizle bu ümmet-i Mu …
Sene 939 gurresinde Süleymân Hân kabza-i teshîre alup yine küffâr-ı Zirin istîlâ etmişdir, ammâ hâlâ Nemse çâsârı hükmünde olup Nedajoğlu keferesi tarafından içinde cünûd-ı cünübleri var gâyet metîn palankadır. Hattâ ileri giden gâzîlerimiz iki yüz aded küffâra râst gelüp yüz elli kadar ümmet-i Muhammed esîrlerini kal‘adan çıkarup nehr-i Tise'den bir ark kazup kal‘anın handakına akıtmak isterlerken hemân guzât-ı müslimînimiz hemân fakîr esîr bizim asker-i İslâmı görüp Allâh deyü feryâd edince bizim asker dahi dal-sâtûr-ı Muhammedî olup esîrler üzre müvekkil olan keferelere bizim çarhacılar kılıç bâzârına girüp biz dahi ileriye varup gördük kim bir meydân-ı ma‘reke kurulmuş, hemân bizim yüğrük atlılarımız ileri yetişüp derhâl cenge girişüp bin altmış kadar küffârı kal‘alarına firâr etmeğe komayup cümle kılıçdan geçirüp ancak kapudanlarıyla üç yüz kâfir esîr olup yüz elli aded ümmet-i Muhammed'i cümle esîrlikden halâs edüp hamd ü senâ etdiler, ammâ her birinin ayaklarında yigirmişer ve otuzar vukıyye gelir demir neybeleri var, balta ve keser ve eğelerimiz yok. Âhır-ı kâr bu yüz elli aded esîr müslimînin bindikleri arabalara yine bindirüp iki yüz kadar atları za‘îf yiğitlerimizle bu ümmet-i Muhammed esîrlerin Kopan kal‘amıza gönderdik. Andan kal‘a-i Kapornak'ı ubûr edüp bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
… oylu ve butları ve ayakları uzundur, ammâ incik kemikleri içeri eğridir. Atlara
bindikleri
zamân eğri ayakları atının karnın kucaklar.
Ve gevdeleri kasıklarına varınca yekpâre kalın sepet gibi kısa boylu ve butları ve ayakları uzundur, ammâ incik kemikleri içeri eğridir. Atlara bindikleri zamân eğri ayakları atının karnın kucaklar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
… tertîb üzre sultân önü sıra gidüp benim atım yedek edüp biz sultân ile bir fîle
bindik
kim gûyâ dâbbetü'l-arzdır. Kasrında yedi kişi idik. Fîl-bândan mâ‘adâ yigirmi i …
Hemân sâ‘at cânib-i erba‘adan köslere turralar urulup yine alaylarımız tertîb üzre sultân önü sıra gidüp benim atım yedek edüp biz sultân ile bir fîle bindik kim gûyâ dâbbetü'l-arzdır. Kasrında yedi kişi idik. Fîl-bândan mâ‘adâ yigirmi iki gılmân dahi var idi. Bu hâl üzre alay alay gürûh-ı enbûh-misâl asker çekilüp üç sâ‘atde Sennâre şehri karîb oldukda tarîk-ı âmmın Y 413a cânibeyninde kat-ender-kat âdem deryâsı sultânı gördüklerinde tâ secde mertebesin ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412b–Y413a ·
metinde göster ·