… yka ve karamürseller inşâ edüp içinde pür-silâh asker ile âmâde olup her gemiyi
biner âdem
gemi palamarları ile keşân-ber-keşân çeküp yetmiş seksen pâre Karadeniz'e çıkan …
Bu tâ’ife-i keştîbân var kuvveti bâzûya getirüp cümle piyâde{leri} pâk libâslar ile müzeyyen olup kızaklar üzre şayka ve karamürseller inşâ edüp içinde pür-silâh asker ile âmâde olup her gemiyi biner âdem gemi palamarları ile keşân-ber-keşân çeküp yetmiş seksen pâre Karadeniz'e çıkan Kazak keferesi şaykaların yedeğe alup alayköşkü dibine vardıkda şaykalar ve karamürseller ile Kazak şaykaları ceng-i azîm eder şekilli olup kâfir gemilerin feth edüp haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp içinde olan Marile keferelerini demir zencîrlere urup yine kefereler mahzûn savt ile dankiyo tulum sâzların ve boruları ve erg[an]ûnça düdüklerin çalarak müselmân gemileri kefere gemilerin yedeğe alarak ve gemiler içre olan levendât kırkar ellişer dirhem dalyan tüfenglerin atarak ve gemilerini niçe bin kişi kızaklar üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
… t edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin
biner âdem
çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve dire …
Ba‘zıları pestilden hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve limon ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okurlar ba‘zısının ellerinde kuru üzümden tesbîhler ile güzer ederken Arapça âyetin tilâvet edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahi tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
Cümle yetmiş beş kahve-i mecma‘u'l-irfân-ı kân-ı zurefâsı var kim her biri
biner âdem
alır. Cümle mutrıbân ve hânendegân ve rakkâsan-ı mahbûbân anlardadır kim yevmiy …
Cümle yetmiş beş kahve-i mecma‘u'l-irfân-ı kân-ı zurefâsı var kim her biri biner âdem alır. Cümle mutrıbân ve hânendegân ve rakkâsan-ı mahbûbân anlardadır kim yevmiyye üç kerre Hüseyn-i Ba[y]kara fasılları ederler ve her kahvede gazelhân ve meddâhânlar var kim gazelhânları gûyâ Şâ‘ir Hassan'dır, meddâhları gûyâ Ebü'l-Me’âl'dir. Serçeşme-i meddâhân Kurbânî Alîsi Hamza nâmında yeğâne-i asr idi. Ve meddâh Şerîf Çelebî Şâhnâme-i Firdevs[i]-i Tûsî'de gûyâ Firdevsî kendi idi kim firdevs melekleri gibi pençe-i âfitâb kıssasına oturup hayrân kalırlardı, teshîr sâhibi çelebi idi. Ve Kıssa-hân Hor-çene Mahmûd ve Kara Fîrûz ve Tireli Alî Beğ, Ebü'l-Müslim-i Teberdâr okumada gûyâ sâhib-i Sinir Veysî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… im bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı
biner âdem
alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların b …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… 'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile
biner âdem
muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan …
Ve bu kal‘a feth olduğunun altıncı günü küffâr-ı hâk-sârın Venedik donanmasıyla altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre kefere ve fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘anın limanında Âl-i Osmân donanması mâl-â-mâl olup liman önünde cümle deryâ beğleri ve cümle Cezâyirli âmâde dururlar. Ve kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre alem-i Resûl ile zeyn olup cümle burc [u] bârûlar üzre guzât-ı müslimîn pür olmuş ve nâkûshâneleri minâre olmuş ve her minâre alem-i Muhammedîler ile ârâste ve cümle der-i dîvârları asker-i İslâm ile pîrâste olmuş görünce cümle küffârın zehreleri çâk olup "elvedâ‘ ey Hanya elvedâ‘" deyüp âh [u] enîn ile hâ’ib ü hâsir cânib-i Suda'ya giderken cümle donanma ve Cezâyirli, küffâr üzre avanta ederken küffâr-ı bî-karâr, karâr edemeyüp Suda'ya firâr etdiler. Beri Hanya'da cümle guzât-ı müslimîn bildiler kim henüz kal‘a-i Hanya feth olup muhassılu'l-merâmlarına ve şütür-kâmlarına vâsıl olup İbrâhîm Çelebi kalyonuyla alınan Kızlara ağasının cümle mahbûbe câriyelerini ve cümle zî-kıymet mücevher esbâblarını bulup ve cümle küheylân atları alup ve niçe yüz Mısır hazîneliği mâl ü cebehâne ve milk [u] emlâk alup sâ’ir şühedâların kanları intikâmları alınup cemî‘î düyûrlar ibâdethâne-i müslimîn oldu. Ve böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn, kal‘a-i İskender-i Yunan feth olup sâ’ir diyâr-ı İslâma zamm olundu. Ve bu gazâda olan ceng [u] cidâl Azak'da ve Sultân Murâd Hân ile kal‘a-i Revân ve Bağdâd'da olmamışdır. Ammâ ol gazâlar müverrihler lisânıyla âb u tâb verüp ta‘rîf ve tavsîf eylemişlerdir. Ba‘dehû serdâr-ı mu‘azzam bu cezîre-i Girid içre tokuz pâre şehr-i mu‘azzam-misâl büleydelere ve (---) pâre kal‘alara ve cezîrenin tâ ortasında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydelere gönderüp "Elbette gelüp harâc-güzâr olup kal‘aların miftahların pâdişâha teslîm edüp yine evlâd ü iyâlleriniz ile dâr u diyârlarımzda huzûr edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â idesiz. Ve illâ bu ahde rızâ vermeyenin cümle mâlların nehb u gâret, evlâd [u] iyâllerin esîr ve kendülerin dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmek mukarrerdir" deyü bu gûne istimâlet ve tenbîhnâmeler cümle cezîre içinde olan kal‘alara gidüp yedi günde Hanya kal‘asının cânib-i erba‘asında üç yüz pâre kurâ bıtrîk ü kıssîsleriyle ve hedâ[yâ] girân-bahâlarıyla gelüp mutî‘ u münkâd oldular. Bunlardan mâ‘adâ küffâr ser-fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "mâlları ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dellâllar nidâ edince el-azametullah yetmiş koldan yetmiş seksen bin guzât-ı müslimîn kol kol bu yedi yüz yetmiş mil cezîre içine müstevlî olup 273a şeb [u] rûz mücâhidîn-i fî-sebîlillah ol kadar mâl-ı ganâ’im ve altun ve gümüş ve bakır avânî metâ‘lar ve niçe âfitâb-ı meh-tâblar ve duhter-i pâkîze-ahter ü bintânlar getirüp ordu-yı İslâmı ganîmet edüp on guruşa bir mahbûb ve mahbûbe kız ve oğlan vermeğe başladılar. El-hâsıl cümle guzât-ı muvahhidîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı Kârûn'a mâlik oldular. Niçe bin garîbü'd-diyâr bu kâr-ı ganâ’imi ve bu sürûr [u] şâdmânı görüp tavattun edüp kaldı. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Hanya'ya Küçük Hasan Paşa'yı ve on yedi mîr-i mîrânları ve yetmiş aded alaybeğlerin cümle ze‘âmet ve timar sahibleriyle kal‘a-i Hanya'da alıkoyup yigirmi yedi oda ile yeniçeri kethüdâsı ve on oda topcu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar beğ gemileri karşu Menekşe'den asker ve zahîre geçirmeğe kaldı. Ve elli pâre Hanya firkateleri yüzer yiğidiyle kaldı. Mâh-ı mezbûrun (---) günü Serdâr-ı mu‘azzam, Musâhib-i Şehriyârî Yusuf Paşa-yı Hırvâdî cümle kal‘ada kalan vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr ile vedâlaşup donanma-yı hümâyûn ile Âsitâne-i sa‘âdete muvâfık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i garbda Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Manya kâfiri sâkin olduğu mahalli gâret edüp andan yine Manya burnunda Kelli kal‘asını, harâbdır, anı ubûr edüp Kapuspata Burnu'n dahi ubûr edüp ve Menekşe kal‘asın ubûr edüp kal‘a-i Anapoli'de lenger ikâmet edüp anda üç gün meks olunup dördüncü gün müşâvere olunup Venedik'in İstendil cezîresin gâret etmeğe re’y [ü] tedbîr görülüp nefîr-i irtihâller çalınup Anapoli limanından taşra çıkınca Âsitâne tarafından "Gazân mübârek olsun" deyü hatt-ı şerîf ve hil’at-i pâdişâhî ve mücevher şemşîr ve mücevher hançer gelüp "Der-i devlete gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup ol gün eyyâm-ı latîf ile cezîre-i İstendil'i nehb u gâret edüp az şey mâl-ı ganâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı hasîni olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğrayup seyr [u] temâşâ edüp kal‘a-i Sakız'a, andan (---) mil kal‘a-i İlimni'ye, andan tekrâr yine (---) mil kal‘a-i Midilli'ye, andan (---) mil yine kal‘a-i Bozca'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile biner âdem muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan (---) mil yine kal‘a-i Gelibolu, bunda dahi sulanup dizdârlarına "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp andan yine eyyâm-ı muvâfık ile iki gün iki gicede İslâmbol kurbunda Kızıl Adalar'da lenger-i ikâmet burağup üçüncü gün mâh-ı mezbûrda (---) mansûr u muzaffer Sarâyburnu'na varup huzûr-ı pâdişâhîde eyle şâdmânlar oldu kim ta‘bîr ve temdîh ve tavsîf olunmaz. Ol mahalde Fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp hil‘at-i fâhireler ile şeref-yâb ve hayr-du‘a-yı pâdişâhîyle behre-yâb olup bir Mısır hazinesi mâl-ı firâvân ve bî-hisâb hûr [u] gılmân misilli civân hedâyâlar verdi. Ba‘dehû münâfıkîn ve hasûdîn şerrine uğrayup (---)(---)(---)(---) fakîr Yûsuf Paşa'yı bi-gayr-i hak katl edüp na‘şe-i mübârekin İbrâhîm Hân görüp "Ne güzel beyâz teni vardır" deyü medh ve tavsîf edüp ağladı. "İlâhî Yûsuf! Sana edenler yakın zamânda senin gibi olsun" deyü bed-du‘âlar edüp Cinci Hoca nazar etdi. Ol sâ‘at cümle asker-i İslâm ve cemî‘î mahrûse-i Kostantıniyye ahalisi "vâveylâ ve vâ-veledâ" deyü feryâd [u] figâna âğâze edüp her kafadan bir sadâ-yı güft u gû olup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi’a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b–273a ·
metinde göster ·
… vekâle-i gurebâ-yı mücerredân: Cümle altı aded bekâr odalarıdır kim her birinde
biner âdem
vardır. Ekseriyyâ pâypuşçu bekârları ve Tarabzan'ın bezzâz Lazları sâkin olurla …
Manzara-i vekâle-i gurebâ-yı mücerredân: Cümle altı aded bekâr odalarıdır kim her birinde biner âdem vardır. Ekseriyyâ pâypuşçu bekârları ve Tarabzan'ın bezzâz Lazları sâkin olurlar ve her gice ba‘de'l-ışâ tabl çalınup bâbları mesdûd olur. Bu vekâlelere hâkim bevvâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… taş binâ tabyaları var kim her biri sedd-i Ye’cûc'den nişân verir ve her birine
biner âdem
sığar ve her birinde onar aded balyemez topları var.
Nehr-i Kiriş kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ cümle rıhtım dolma dîvârlı palankadır, ammâ gâyet metîn ve müstahkemdir ve çâr-kûşesinde birer Şeddadî taş binâ tabyaları var kim her biri sedd-i Ye’cûc'den nişân verir ve her birine biner âdem sığar ve her birinde onar aded balyemez topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
… nna‘ ve münakkaş odalardır ve müte‘addid dîvânhâne-i âlîleri var kim her birine
biner âdem
girse yerim dar demez kal‘alardır.
Ve bu sarây bir sahrâ-yı azîmde vâkı‘ olup cânib-i erba‘asını nehr-i Küçük Şamos dolaşır. Aslâ ve kat‘â havâlesi yok zararsız bir kal‘a-i zîbâdır ve ilm-i hendese üzre binâ olunmuş şekl-i murabba‘ serâpâ kârgîr olup enderûn [u] bîrûnu ve zîr [u] bâlâsı cümle üç yüz altmış kadar musanna‘ ve münakkaş odalardır ve müte‘addid dîvânhâne-i âlîleri var kim her birine biner âdem girse yerim dar demez kal‘alardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
… nda lâzım olan yerlerde cümle on yedi aded tabya-i azîmeleri var kim her birine
biner âdem
sığar Atmeydânı kadar meydâna çıkmış meydânlı tabyalardır kim her biri birer se …
Ve yine bu orta kal‘ada mezkûr kulleler aralarında lâzım olan yerlerde cümle on yedi aded tabya-i azîmeleri var kim her birine biner âdem sığar Atmeydânı kadar meydâna çıkmış meydânlı tabyalardır kim her biri birer sedd-i Mardin'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
… arar isâbet ede" deyü başka başka bârûd hazîneleri etmiş. Ve her bir tabya üzre
biner âdem
ceng etseler yerim dar demezler.
Bu mezkûr tabyaların her birinde kırkar ve ellişer pâre topları ve her tabyaların altları boş olup bârûd mahzenleri var, cümle bârûdu bir yerde değildir. "Belki bir zarar isâbet ede" deyü başka başka bârûd hazîneleri etmiş. Ve her bir tabya üzre biner âdem ceng etseler yerim dar demezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… -i a‘zam-misâl Şeddâdî tula binâ dörd aded tabya-i azîmleri var kim her birinde
biner âdem
ceng etse yerim dar demez ve her birinde onar aded balyemez topları var kim gûy …
Ve bu kal‘a-i Kahkahâ-yı Hırvadistân'ın çâr-kûşe rükn-i a‘zam-misâl Şeddâdî tula binâ dörd aded tabya-i azîmleri var kim her birinde biner âdem ceng etse yerim dar demez ve her birinde onar aded balyemez topları var kim gûyâ her biri birer siper ardında ejder-i heft-ser gibi kemîngâhda durup her biri buheyre içindeki sazlığa ve karşu tavla kenârlarındaki sahrâlarda kuş kondur[maz] balyemezler ve kâfire amân vermezler top-ı serâmedlerdir. Ve bu topların mâ-fevkinde birer kat dahi on aded kolumburna topların her birisi çim ve rıhtım toprak dolma siperlerin ardlarında cemî‘i mühimmâtlarıyla âmâde cümle üstleri tahta örtülü hâzır-bâş ağızlı toplardır kim her topun hüddâmları yaz ve kış yanlarında yatırlar, zîrâ gâyet serhad yerdedir. Ve bu iç kal‘a[nın] kıbleye nâzır bir kapusu var, ammâ üç kat Metîn ve Kavî ismine mazhar olmuş hadîd kapulardır. Metânet üzre olsun içün alçak ve küçük kapulardır kim her birinin arasında niçe bin hiyel ü şeytanat ile âmâde dervezelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
… aded yerde bâdgîr nâmında azîm mağârâlar ve kehf-i yetîmânlar var kim her biri
biner âdem
alır. Mâh-ı Temmûz'da cümle şehrin ahbâbı ve harâbât erenleri bu mağârâlarda is …
Der-ibret-nümâ-yı garîbât: Bu kal‘a içre Yahûdî ve Rûm mahallâtları içre ve gayri yerlerde cümle yigirmi tokuz aded yerde bâdgîr nâmında azîm mağârâlar ve kehf-i yetîmânlar var kim her biri biner âdem alır. Mâh-ı Temmûz'da cümle şehrin ahbâbı ve harâbât erenleri bu mağârâlarda istirâhat edüp tarab u ayş [u] işret ederler, ammâ bu gârlarda eyyâm-ı bahûrda âdemler kürksüz oturamazlar. Ve cümle şehir halkları suların ve bâdelerin ve hoşâbların bu serdâb mağârâlarda sovudurlar. Mâh-ı Temmûz'da sovukdan du[ru]lmaz bir garîb temâşâgâh mağârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275a ·
metinde göster ·
… ârların zî-kıymet metâ‘ları olanlar bu binâların altında bey‘ [u] şirâ ederler.
Biner âdem
sığar vâsi‘ örtülü meydânlardır.
Ve on aded ma‘mûr u âbâdân kârgîr binâ hânları vardır. Q 16bP 16b Cümleden Paşa hânı ve Hüseyin Efendi hânı ve Kimyon Efendi hânı ve Boşnak Mustafâ Efendi hânı ve Mûsâ Efendi hânı ve Nebî Efendi hânı ve İbrâhîm Efendi hânı ve Emîroğlu hânı ve Kara Sinân Efendi hânı ve İslâmbollu Hasan Efendi hânı ve Baltacı Mahmûd Ağa'nın namâzgâhı dibinde Mahmûd Ağa hânı ve Kara Sinân Efendi hânı ve bâzâr yerinde hân-misâl lonca yeri kiremit örtülü taş amûdlu binâlardır. Bu iki binâların altında, bâzâr günleri tüccârların zî-kıymet metâ‘ları olanlar bu binâların altında bey‘ [u] şirâ ederler. Biner âdem sığar vâsi‘ örtülü meydânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y30b ·
metinde göster ·
… r. Ammâ ayn-ı Mîrûn bu karyede azîm mağâralar vardır kim herbirine biner ikişer
biner âdem
sığar. Âd ibn şeddâd'dan kalmış. Anda bir mağâra içre azîm havuzlar vardır. İçi …
Bu iki uyûn Sıfet'in garbında cebel-i Zabulke dâmeninde karye-i Yâzûn'da iki uyûndur. Ammâ ayn-ı Mîrûn bu karyede azîm mağâralar vardır kim herbirine biner ikişer biner âdem sığar. Âd ibn şeddâd'dan kalmış. Anda bir mağâra içre azîm havuzlar vardır. İçinde bir katre âb yokdur. Tâ ki ıyd-i Yahûd günleri ya‘nî Kamış-ı bednâmları olacağı gün Arab u Acem'den ekseriyyâ Dürûzî ve Teymânî'den Yezîdî ve Mervânî'den niçe bin haşarât ecnâs-ı mahlûkât cemapur askeri gibi mağâralar içre cem‘ olup dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198a ·
metinde göster ·
… ın içi zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn'dur. Kayalardan suları çıkar. Her bir gâr
biner âdem
alur, Y 202a birbirinden geçilir. Ol cebel-i müntehânın altı serâpâ böyle gâr …
Ve bu gârların içi zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn'dur. Kayalardan suları çıkar. Her bir gâr biner âdem alur, Y 202a birbirinden geçilir. Ol cebel-i müntehânın altı serâpâ böyle gârlardır, ammâ hâlâ içinde benî âdemden kimesne yokdur. Ve bu kal‘anın misli Silifke sancağında kal‘a-i Ermenak derler bir kal‘adır, ol dahi böyle sa‘b hisârdır ammâ kal‘a-i Kahkah andan âlîdir. Andan bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp garb cânibine bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b–Y202a ·
metinde göster ·
ile ve yedi bölükden ocak askeriyle Tût'dan Tût'a ya‘nî Kıbtî hisâbınca yıldan …
Ve bu sancaklara cümle Mısır beğleri biner âdem ile ve yedi bölükden ocak askeriyle Tût'dan Tût'a ya‘nî Kıbtî hisâbınca yıldan yıla zabt [u] rabt edüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhî defterdâra varup kula mevâcib ve pâdişâha hazîne bağlanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60a ·
metinde göster ·
Ve dâ’iren mâ-dâr on iki kulledir. Şark kullesi ve Garb kullesi ve Freng kullesi ve Ağa kullesi ve Kapu kullesi ve Yassı kulle ve Salâhaddîn kullesi ve Mi‘mâr kullesi. Bu mezkûr kulleler gâyet musanna‘ şîrîn ve müzeyyen üçer tabaka kullelerdir. Herbirine biner âdem sığar burclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77b ·
metinde göster ·
… var. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında birer kâ‘a-ı azîm vardır kim her birine
biner âdem
sığar iki cânibi soffalardır. Ve kârgîr kemerler üzre münakkaş tavanlardır. Ve …
Ve bu havuz kenârında bir musallâsı var. Ol havz-ı azîm üzre on iki sütûn-ı mevzûn üzre münakkaş tavanlı bir kubbesi var. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında birer kâ‘a-ı azîm vardır kim her birine biner âdem sığar iki cânibi soffalardır. Ve kârgîr kemerler üzre münakkaş tavanlardır. Ve bu kâ‘aların ferşi serâpâ gûnâ-gûn ruhâm ile döşenmişdir kim gûyâ nakş-ı Erjeng'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119b ·
metinde göster ·
… çinde cümle altı yüz kırk üç kahvehâne vardır. Mu‘azzam kahvehâneler vardır kim
biner âdem
alup dörder maksûre üzre hânende ve sâzende ve bir kasırda meddâhân ve bir kası …
Esnâf-ı kahveciyân: Bulak'da ve Eski Mısır'da ve Kayıtbay yaylasında ve Mısır içinde cümle altı yüz kırk üç kahvehâne vardır. Mu‘azzam kahvehâneler vardır kim biner âdem alup dörder maksûre üzre hânende ve sâzende ve bir kasırda meddâhân ve bir kasırda mahbûb cüvânân ve bir kasırda şu‘arâ-yı üstâdân-ı bedâyi‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisân şu‘arâlar cem‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167b ·
metinde göster ·
… e tertîb üzre inşâ olunup cümle dekâkînler hüsn vermişdir. Ve her kahvehânelere
biner âdem
sığar. Ve hânende ve mutrıbânlar ve gavâzî nisvânlar ile müzeyyen olup bir sâz …
Ammâ cümle dekâkînlerden müzeyyen ulu yolun iki cânibinden kahvehâneler ve aşbâzlar ve habbâzlar çârsûsu müzeyyendir ve tertîb üzre inşâ olunup cümle dekâkînler hüsn vermişdir. Ve her kahvehânelere biner âdem sığar. Ve hânende ve mutrıbânlar ve gavâzî nisvânlar ile müzeyyen olup bir sâz söz ve bir hây hûdur kim ta‘bîr olunmaz. Ve zî-kıymet eşyâ tüccârları İbrâhîm-i Dessûkî câmi‘i hareminde ve taşra hareminde bey‘ ü şirâ ederler. Zîrâ şehir içi olmak ile mazbût yerde bey‘ ü şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a ·
metinde göster ·
… e otuz iki kahvehânesi var. Ammâ Uzun Çârşû içinde altı aded kahvehâneleri var,
biner âdem
alur kâ‘a-i azîmlerdir. Ortasında ruhâmlı havzlarında fevvâreleri kubbelerine m …
Ve cümle otuz iki kahvehânesi var. Ammâ Uzun Çârşû içinde altı aded kahvehâneleri var, biner âdem alur kâ‘a-i azîmlerdir. Ortasında ruhâmlı havzlarında fevvâreleri kubbelerine müntehî olur. Ve iki cânibinde hânende vü sâzende ve meddâh u mutrıbân ve rakkâsân ve şebbâz ve kuklabâz sakalı(?) gümrâh kahvehânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·
… gemileri ve İngiltere barçaları gelüp bî-pâk [ü] bî-pervâ [ya]naşırlar. Herbiri
biner âdem
ve üçer yüz top çeker galyonlardır.
Zîrâ deryâsı bahr-i Kulzüm değildir, Bahr-i Muhît'dir. Bu Zeyla‘ boğazı Süveys deryâsından taşra vâki‘ olmuşdur. Ne kadar bu bahra girilse âdemin avret yerlerin yakmaz. Zîrâ bu Bahr-i Muhît'de şab olmaz. Ve şeb havfı olmadığından bu şehre azîm Hindistân karakaları ve Portakal karavanaları ve filipota gemileri ve İngiltere barçaları gelüp bî-pâk [ü] bî-pervâ [ya]naşırlar. Herbiri biner âdem ve üçer yüz top çeker galyonlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·