… nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar
binin
bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
Bu pâdişâhın etdiği hûnhârlığı bir pâdişâh etmemişdir. Kahvehâneleri ve meyhâne ve bozahâneleri ve tütünü dahi yasak edüp niçe yüz bin âdemi ol bahâne ile her gün yüzer, ikişer yüzer âdemi katl ederdi. Ammâ aleyhi mâ-yestehak Anatolu tarafında dahi Abaza Paşa yeniçeri nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar binin bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe
binin
dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism …
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe binin dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism-i şerîfleri ma‘lûmumuz olma[ma]ğile tahrîr olunmadı. Bu tahrîr etdiğimiz sultânlara birer Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp himmet-i aliyyelerin recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim her birine birer takrîb ile âşinâlık kesb eyleyüp hamd-i Hudâ ibtidâ seyâhatimizde bu kadar kibâr-ı evliyâullahın âsitâne-i merkad-i pür-envârlarının atebe-i süflâlarına rû-mâlîde eyledik. Himmetleri hâzır ola. Bu niyyet cümle ehl-i îmân rûhîçün, Allah rızâsıyçün, Fâtiha, ve's-selâm, rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240a–240b ·
metinde göster ·
… leriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe
binin
kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez topla …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
… niçe bin mızrakları sırıkçılardan ve Paşa hazînesinden çıkarup kellelerin niçe
binin
sırıklara dizmişler ve başları getirmeğe me’mûr olan Halîl Ağa cümle kapudanlar …
Kaya Sultân anda varup kırk elli araba otlukları cümle bostâncılarına ve baltacılarına ve cümle Topçular şehri fukarâsına başların tuzlanmışlarının içine otluk doldurdup dağlar gibi kelleler yığılup niçe bin mızrakları sırıkçılardan ve Paşa hazînesinden çıkarup kellelerin niçe binin sırıklara dizmişler ve başları getirmeğe me’mûr olan Halîl Ağa cümle kapudanları ve hatmanlara ve kralzâde mel‘ûna pâk esbâbları Pıravadi şehrinde münâsib münâsib kesdirüp cümlesin geydirmiş. Anı gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a ·
metinde göster ·
… Âsaf-ı dûrbîn-fikr askerin böyle inhizâm olduğun görüp ve firâr edenlerin niçe
binin
kırup hemân otağı önünde fi'l-hâl bir kerr ü ferli 22b muhteşemâne otak-ı nüh …
Derhâl Âsaf-ı dûrbîn-fikr askerin böyle inhizâm olduğun görüp ve firâr edenlerin niçe binin kırup hemân otağı önünde fi'l-hâl bir kerr ü ferli 22b muhteşemâne otak-ı nüh-tâk kurup ceng tablına turreler urup etrâfa karavullar koyup cümle guzâta dil-nüvâzlık ve dildârlıklar edüp cümle askere "Eyle olur" deyü tesellî-i hâtır edüp herkese mertebesine göre ihsân [u] in‘âmlar edüp mecrûh olanlara merhem-bahâlar ve cerrâhlar ta‘yîn edüp amel-mândelere belağan mâ-belağ tekâ‘üd nân-pâreleri ihsân edüp asâkir-i İslâma firâr etme nâmın unutdurup yerinde ber-karâr olup su içinde kalan atları ve âdemleri çıkarup şühedâları defn etdiler ve sudan çıkan mecrûhlara dahi bî-hisâb in‘âmlar etdiler, ammâ cümle küffâr dahi nehr-i Raba'nın karşusunda kat-ender-kat meks edüp top u tüfeng şâdımânı etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a–22b ·
metinde göster ·
… î-hicâb ile cümle kefereleri isyân edüp Tatar ve Osmânlı bunları kıra kıra niçe
binin
dahi esîr-i kayd [u] bend edüp eli vilâyeti ve kal‘aların harâb u yebâb ederler …
Ve cümle yüz yigirmi pâre şehirleri var kim her birinden hazîne hâsıl olur bender şehirlerdir kim aşağıda mahalleriyle zikr olunur. Ammâ bu Eflak vilâyetinde aslâ kal‘alar yokdur. Cümlesin Tatar ve Osmânlı harâb etmişdir, zîrâ mahsûllü vilâyet olduğundan re‘âyâsı mâl-ı Kârûn'a mâlik olup germiyyet-i şarâb-ı bî-hicâb ile cümle kefereleri isyân edüp Tatar ve Osmânlı bunları kıra kıra niçe binin dahi esîr-i kayd [u] bend edüp eli vilâyeti ve kal‘aların harâb u yebâb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… yüz bin asker ile Boğdan vilâyetine ve Eflak vilâyetine girüp halkın kırup niçe
binin
esîr-i bend-i zencîr edüp şehirlerini ihrâk bi'n-nâr eder.
Ve yine Âl-i Osmân isyânlarına bakmayup gayri beğ nasb eder, zîrâ bu vilâyetin beğlerinin azl nasbları Âl-i Osmân pâdişâhı elindedir, ammâ Tatar Hân ricâsıyla olan beğ isyân edemez. Eğer isyân ederse Tatar Hân vilâyet-i Kırım'dan üç gün üç gecede yüz bin asker ile Boğdan vilâyetine ve Eflak vilâyetine girüp halkın kırup niçe binin esîr-i bend-i zencîr edüp şehirlerini ihrâk bi'n-nâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… yî ururlar kim bir ânda yigirmi yedi bin Kalmık keferesi kılıçdan geçüp yigirmi
binin
dahi esîr olup altmış yedi bin Kalmık atları ele girdi.
Kalmık bu hâli görüp bunları dağlar içine varınca kovup Kalmığ'ın gerüdeki askerinin ardı tükenince hemân pusuda olan Kabarti tüfeng-endâzları ejder-i heft-ser gibi kemîngâhlardan çıkup Kalmığ'a bir yaylım çatal kurşum serpince bir ânda niçe bin Kalmıkları hâk-i mezellete düşürüp gerüden atlarından Kalmığ'ı ortaya alup eyle bir sâtûr-ı Noğayî ururlar kim bir ânda yigirmi yedi bin Kalmık keferesi kılıçdan geçüp yigirmi binin dahi esîr olup altmış yedi bin Kalmık atları ele girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157b ·
metinde göster ·