… nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar
binin
bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
Bu pâdişâhın etdiği hûnhârlığı bir pâdişâh etmemişdir. Kahvehâneleri ve meyhâne ve bozahâneleri ve tütünü dahi yasak edüp niçe yüz bin âdemi ol bahâne ile her gün yüzer, ikişer yüzer âdemi katl ederdi. Ammâ aleyhi mâ-yestehak Anatolu tarafında dahi Abaza Paşa yeniçeri nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar binin bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
Ve bu çobanların niçe bininin ellerinde çatal zencîr yularlı beşer altışar onar boynuzlu acîb ü garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb ü zerbâf çullara gark edüp bellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun varaklar ve iki boynuz mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynunda altun ve gümüş kabaralar ile altun ve gümüş silsileler ile bu kepşleri keşân-ber-keşân çoban dilberleri çekerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b–169a ·
metinde göster ·
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe
binin
dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism …
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe binin dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism-i şerîfleri ma‘lûmumuz olma[ma]ğile tahrîr olunmadı. Bu tahrîr etdiğimiz sultânlara birer Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp himmet-i aliyyelerin recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim her birine birer takrîb ile âşinâlık kesb eyleyüp hamd-i Hudâ ibtidâ seyâhatimizde bu kadar kibâr-ı evliyâullahın âsitâne-i merkad-i pür-envârlarının atebe-i süflâlarına rû-mâlîde eyledik. Himmetleri hâzır ola. Bu niyyet cümle ehl-i îmân rûhîçün, Allah rızâsıyçün, Fâtiha, ve's-selâm, rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240a–240b ·
metinde göster ·
… leriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe
binin
kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez topla …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
… ‘i şehri tecessüs edüp rahm-ı mâderden müştakk olmuş nev-zuhûr ma‘sûmların niçe
binini
ol sâ‘atde katl etdiklerin İbrâhîm Nebî vâlidesi İbrâhîm'i mezkûr ağaç cevfinin …
Evvelâ şehir içre bir azîm ağaç kökü vardır ana ziyâret-i bîh-i şecer-i İbrâhîm makâmı derler. Kaçan kim Nemrûd-ı la‘în asrında Hazret-i İbrâhîm vücûda geldikde cümle müneccimîn "Yâ Nemrûd! Bu sâ‘atde bir evlâd vücûda geldi, senin devletine ve dînine ve cânına kasd ediserdir. Tiz anı buldur" deyü iğvâ etdiklerinde cemî‘i şehri tecessüs edüp rahm-ı mâderden müştakk olmuş nev-zuhûr ma‘sûmların niçe binini ol sâ‘atde katl etdiklerin İbrâhîm Nebî vâlidesi İbrâhîm'i mezkûr ağaç cevfinin içinde pinhân edüp gider. Derhâl Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan bu kovuk ağaç içre girüp Hazret-i İbrâhîm'e dâye-misâl hizmet edüp İbrâhîm parmağın ağzına koyup emer. Bi-emrillâh Hazret-i İbrâhîm'in yine kendi parmağından süd cereyân edüp İbrâhîm Nebî anunla kifâflanırdı. Hâlâ fî zamâninâ ma‘sûmlar âlem-i mehdde iken parmakların emmeleri mukarrer olduğu Hazret-i Cibrîl-i Emîn 58b ta‘allümiyle Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. Hâlâ ol dıraht niçe bin yıldan berü çürüyüp zemînde bîhleri kalup tevâtürle ma‘lûmu olan kimesneler ziyâret ederler kim Makâm-ı İbrâhîm Nebî derler. Ve şehir içre Ziyâret-i Hekîm Dede kuddise sırruhu ve ziyâret-i Yahyâ Bermekî sene 191 târîhinde merhûm olup ömr-i azîzleri 70 sene olmuşdur. Kabr-i pür-envârı ol kadar ma‘mûr u âbâdân değildir, ammâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ziyâret-i Fazl ibn Yahyâ Bermekî mahbûsen merhûm oldu. Müddet-i ömürleri 45 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a–58b ·
metinde göster ·
… mbol a‘yânları gürûh gürûh ve esnâf esnâf gelüp niçesine paşa efendimiz ve niçe
binine
Çavuşbaşı kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsif ederlerdi. Bu keyfiyyet-i hâl ü …
Yedinci vezîr Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa nümâyân olunca İpşir Paşa bilâ rikâb esb-peymâsına süvâr olunca bizim Melek Ahmed Paşa, Deferdârın hüsn-i ta‘bîrinde oldukça İpşir istimâ‘ etmeyüp Defterdâr İpşir'in rikâbın bûs etdi. İpşir aslâ nazar etmeyüp su’âl bile etmedi ve hayli tahkîrâne nazar edüp niçe ıtâb-âmîz kelimâtlar etdikçe Melek Ahmed Paşa tarafdârı olup niçe gûne 179a tarafdârlıklar ederdi. Âhir-i kâr İpşir Paşa "Birâder! Bu mudur mührü benim üzerimden iki bin kîseye almak isteyen, gider şu hayyizi!" deyüp bir hayli meydâna at sıçradup fakir Defterdâr hayli piyâde yürüdü. Andan cemî‘i İslâmbol a‘yânları gürûh gürûh ve esnâf esnâf gelüp niçesine paşa efendimiz ve niçe binine Çavuşbaşı kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsif ederlerdi. Bu keyfiyyet-i hâl üzre alay-ı azîm ile İpşir Paşa Üsküdar'da Salacak nâm iskele hâ’ilinde Ayşe Sultân sarâyına nüzûl edüp kurbânlar kesildi. Ve cümle İpşir askeri Üsküdar şehri içre kırk bin asker sepişüp kırk elli bin mikdârı asker-i bî-pâyân dahi hayme ü hargâhlarıyla sahrâ-yı Üsküdar'da meks edüp cümle İpşir askeri İpşir'in meks etdüğü sarâyı kat-ender-kat ihâta etdiler. Ba‘dehû İpşir Paşa'ya ve cümle istikbâle çıkan vüzerâ vü vükelâya ve sâ’ir erbâb-ı devlete Ayşe Sultân tarafından İpşir Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Hâtem-i Tâyy idi. Ba‘dehû sa‘âdetlü pâdişâh tarafından Bostâncıbaşı kayığıyla Dârüssa‘âde Ağası (---)(---) Ağa ve Şeyhülislâm Ebû Sa‘îd Efendi gelüp İpşir Paşa'yı huzûr-ı pâdişâhîye da‘vet etdikde "İnşâallah yarın alay-ı azîm ile pâdişâhımın pây-ı serîrine yüzüm sürerim" deyü gitmemek sadedinde olunca cümle huzzâr-ı meclis "Ne mümkindir, elbette da‘vete icâbet edersiz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Âhir-i kâr İpşir Paşa âbdest almak bahânesiyle mâbeyn hücresine girüp Kara Abaza Hasan Paşa ve Cân Mirza Paşa ve Kürd Mehemmed Ağa ve (---)(---)(---)(---) bu gûne haşerât ile meşveret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 178b–179a ·
metinde göster ·
… fında Ahlad Mahallesi derler niçe bin hâne-i harâb zîr-i türâb olup yatur. Niçe
bininin
âsâr-ı binâları ve hâne-i câmi‘leri esâsları {hâlâ} zâhir ü bâhirdir.
Herkes birer yumurta alup gitdiklerinde sâhib-i sülûk olan kişiler eyitdiler kim "Benim beyzam küçük idi, bana büyük beyza vermişler, kimisi dahi benim beyzam büyük idi küçüğün aldım" deyü birbirleri mâbeyninde bir hây hûy güft [ü] gûyâ düşdüklerinde âkıbet-endîşleri eyitdi: "Biz şimden gerü biribirimizin hakk-ı sarîhlerin yedik. Bu şehirden bed ve berekât kalkup bu şehir harâb u yebâb olmasına bu beyzalar sebeb olur." deyüp bize ne gûne belâ nâzil olur, diyerek havfe düşdüler. Âhir bunlara bir tâ‘ûn müstevlî olup bir gice on iki bin oba evcik âmedânî kalkup kat‘-ı menâzil ederek şehr-i Mısır'da Âl-i Abbâsiyân'dan Kal‘atü'l-Kepş sâhibi Sultân el-Müstekfî Billah'a gelüp bir yurd isterler. Halîfe-i Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası nâm mahalde bu kavme mesken verüp bir senede toprakdan mebnî bir şehr-i kavî ederler kim ol zamâne dek Mısır diyârında kireçden dîvâr ve türâbdan sütûh imâr görülmemiş idi. Hâlâ Mısır'ın şarkında Tophâne tarafında Ahlad Mahallesi derler niçe bin hâne-i harâb zîr-i türâb olup yatur. Niçe bininin âsâr-ı binâları ve hâne-i câmi‘leri esâsları {hâlâ} zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
… niçe bin mızrakları sırıkçılardan ve Paşa hazînesinden çıkarup kellelerin niçe
binin
sırıklara dizmişler ve başları getirmeğe me’mûr olan Halîl Ağa cümle kapudanlar …
Kaya Sultân anda varup kırk elli araba otlukları cümle bostâncılarına ve baltacılarına ve cümle Topçular şehri fukarâsına başların tuzlanmışlarının içine otluk doldurdup dağlar gibi kelleler yığılup niçe bin mızrakları sırıkçılardan ve Paşa hazînesinden çıkarup kellelerin niçe binin sırıklara dizmişler ve başları getirmeğe me’mûr olan Halîl Ağa cümle kapudanları ve hatmanlara ve kralzâde mel‘ûna pâk esbâbları Pıravadi şehrinde münâsib münâsib kesdirüp cümlesin geydirmiş. Anı gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a ·
metinde göster ·
Ve bir temâşâ dahi bu uyûnda niçe bin balıklar bir gün görünür kim niçe
bininin
bağırsakları taşra sarkup kanları akar ve kimi mecrûh ve kimi ölmüş su üzre gez …
Ve bir temâşâ dahi bu uyûnda niçe bin balıklar bir gün görünür kim niçe bininin bağırsakları taşra sarkup kanları akar ve kimi mecrûh ve kimi ölmüş su üzre gezer. Birkaç günden istimâ‘ olunur kim ya bir kal‘a altında ceng-i azîm olmuş veyâhûd kal‘a feth olmuş veyâhûd asker-i İslâm münhezim olmuş, bir gûne haberler zuhûr eder, garîb mutalsam temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171b ·
metinde göster ·
… r edüp kal‘a-i Budin['i] dest-i küffârdan halâs edüp yedi kralın yedi kerre yüz
bininden
yedi bini dâr-ı menhûslarına vâsıl olamayup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve bârhâne v …
Ale's-sabâh bu hâli Nemse çâsârı olan Ferdinand Kral görür kim kal‘aya imdâd gelen arabalar Budin etrâfların dutmuş ve kal‘a-i Budin'in burc [u] bârûları üzre alem ü sancak u bayrağ ile burc [u] bârû-yı hisâr zeyn olmuş ve Türk askeriyle kal‘a bedenleri zeyn olmuş. Hemân derûn-ı hisârda cümle ümmet-i Muhammed ile Macar askeri hâzır olup Semendire beği Yahyâ Paşazâde Mehemmed Beğ ve Bosna beği Husrev Beğ ve Sadrıa‘zam askeri ki Rûmeli askeridir, kırk bin aded güzîde asker bunlardır, cümle guzât-ı müslimîn 75b Budin altında cem‘ olup bir ağızdan Allâh deyüp yürüyüş edince Budin içinden dahi cümle guzât-ı müslimîn ve Yanoş kralı askeri cümle kal‘adan dal sâtûr olup bir asker taşradan bir asker kal‘a içinden çıkup yedi kralı askeriyle ortaya alup kıra kıra kimin Tuna'ya döküp kimin esîr-i bend-i zincîr edüp kal‘a-i Budin['i] dest-i küffârdan halâs edüp yedi kralın yedi kerre yüz bininden yedi bini dâr-ı menhûslarına vâsıl olamayup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve bârhâne ve cebehâneler meydân-ı mahabbetde küffâr meterisleri içinde kalup bi-hamdillâhi Ta‘âlâ asâkir-i İslâm-ı nusret-me’ser yine kal‘a-i Budin'i kabza-i tasarrufa alup küffârın meterislerinde kalan bî-hadd ü bî-hasr mâl-ı ganâ’imleriyle ol mertebe muğtenim idiler kim hadd [ü] hasrdan hâric idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a–75b ·
metinde göster ·
Küffâr bu hâli görüp iç kal‘aya kaçarlarken anların dahi niçe
binini
dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçirüp taşra hisâr eydî-i İslâm'da olup on gün gece …
Küffâr bu hâli görüp iç kal‘aya kaçarlarken anların dahi niçe binini dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçirüp taşra hisâr eydî-i İslâm'da olup on gün gece ezânlar tilâvet olunup kâmil on gün küffâr-ı dûzah-karâr iç kal‘ada kapanup ceng [ü] savaş-ı Kerrâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… ir katlavîleriyle sahrâda atın dutmağa piyâde gezen kâfirlerin kankısı, ve niçe
bininin
başı kayısı olup develer dahi top ve tüfeng ve mızrak zahmından sahrâda gezen k …
Bu kerre Cenâb-ı Allâh'ın ihsânını gör. Hemân ki küffârın altındaki atları müddet-i ömürlerinde 104b çanlı ve çınkıraklı katâr katır develer görmüş değiller ve kâfirler dahi hem-çünân bu makûle hayvânât görmüş değiller, hemân kâfirin altındaki atlar yıldırım gibi şakıyup gelirken hemân develeri görüp kâfirin cümle atları durunca üzerinde olan Halpuz kâfirler atdan tepeleri üzre yıkılup ve niçe bin kâfirler atlarından tekerlenüp ve niçe bin küffârın atları deve ve katârlardan ürküp fırradak gerüye dönüp ürken atları kankısı, ve niçe bin kâfir atları dümmin hotas-vâr edüp sahrâda gezen kaykısı ve bu fezâda atından ayrılup demir katlavîleriyle sahrâda atın dutmağa piyâde gezen kâfirlerin kankısı, ve niçe bininin başı kayısı olup develer dahi top ve tüfeng ve mızrak zahmından sahrâda gezen kankısı ve cümle develer zahm-horde olup her bir şütür ejder-i heft-ser-i dîv-i nerre-i gırrendeye dönüp tâvûsî ve arvana ve buğur ve mâya ve beserek {nâm} tüğlü develer cümlesi küffâr üzre seğirdüp vardıkça küffâr atları kaçup küffâr içre bir gırîv [ü] feryâd [ü] vâveylâ vü vâveledâ kopup gûyâ cemelullâhı ricâlü'l-gayb gördüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a–104b ·
metinde göster ·
… birer gûne yüzden dutdular ve niçesini bu batakda hınzîr gibi depelediler ve üç
binini
kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. 105b Hemân ol ân Sadrıa‘zam amân u za …
Bu mahalde dahi niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini bu batakda hınzîr gibi depelediler ve üç binini kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. 105b Hemân ol ân Sadrıa‘zam amân u zamân vermeyüp otak önünde işlerin cellâdlar bitirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a–105b ·
metinde göster ·
… a firâr edince tarfetü'l-ayn içre Tatar-ı adû-şikâr bu kâfirlere yetişüp birkaç
binine
tîr-i bârân edüp katl etdiler ve on bin mikdârı küffârları esîr-i bend-i zincîr …
Bu kerre hemân cümle Tatar atlanup oklarının demrenlerine birer yanmış kibrîtler bağlayup kal‘aya yürüyüş edüp şast ber-kabza tîr-i bârân etdiklerinde hemân şehir alev ber-alev olup yanmağa başlayınca hemân derûn-ı hisârdan küffâr şehrin kıblesi tarafındaki dağlara firâr edince tarfetü'l-ayn içre Tatar-ı adû-şikâr bu kâfirlere yetişüp birkaç binine tîr-i bârân edüp katl etdiler ve on bin mikdârı küffârları esîr-i bend-i zincîr etdiler. Ve gayri gâzîler kulağız kâfirinin dediği yerlerden şehre girdiler ve ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular kim ta‘bîr ü tavsîfden ârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127b ·
metinde göster ·
… hr-i Morava'ya düşüp niçe yüz küffârlara su içinde yetişüp kimin katl edüp niçe
binini
saçlarından beri tarafa çıkarup esîr etdiler. Ba‘zı küffârlar yüzerek karşu tar …
Hemân ki küffâr karşu tarafdan cisri kat‘ edince cümle küffâr âlât-ı silâhlarıyla cümle suya gark olup rûy-ı nehr-i Morava'yı kara şapka dutup âdem deryâsı cereyân ederdi ve bakıyyetü's-seyf-i küffâr-ı bed-girdâr dahi cümle cân bâzârına düşüp kendülerin suya pertâb edüp kimisi gark-ı âb olup kimisi şinâverlik ederek necât bulurken 188a beri tarafda bizim serhad gâzîleri ağızlarında kılıçları ile nehr-i Morava'ya düşüp niçe yüz küffârlara su içinde yetişüp kimin katl edüp niçe binini saçlarından beri tarafa çıkarup esîr etdiler. Ba‘zı küffârlar yüzerek karşu tarafa çıkdılar, ammâ beri tarafda bizim gâzîler uzun boylu dalyan tüfengler ile niçe bin tüfeng-i pür-rengleri bir fitilden atup suda şinâverlik edüp halâs olmağa çalışan küffârlara eyle kurşum urdular kim nehr-i Morava kurşum zarbından tancerede su nice kaynarsa eyle kaynayup kurşum yeyen küffârlar cümle gark olup lâşe-i murdârları kara şapkalarıyla cereyân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b–188a ·
metinde göster ·
… Âsaf-ı dûrbîn-fikr askerin böyle inhizâm olduğun görüp ve firâr edenlerin niçe
binin
kırup hemân otağı önünde fi'l-hâl bir kerr ü ferli 22b muhteşemâne otak-ı nüh …
Derhâl Âsaf-ı dûrbîn-fikr askerin böyle inhizâm olduğun görüp ve firâr edenlerin niçe binin kırup hemân otağı önünde fi'l-hâl bir kerr ü ferli 22b muhteşemâne otak-ı nüh-tâk kurup ceng tablına turreler urup etrâfa karavullar koyup cümle guzâta dil-nüvâzlık ve dildârlıklar edüp cümle askere "Eyle olur" deyü tesellî-i hâtır edüp herkese mertebesine göre ihsân [u] in‘âmlar edüp mecrûh olanlara merhem-bahâlar ve cerrâhlar ta‘yîn edüp amel-mândelere belağan mâ-belağ tekâ‘üd nân-pâreleri ihsân edüp asâkir-i İslâma firâr etme nâmın unutdurup yerinde ber-karâr olup su içinde kalan atları ve âdemleri çıkarup şühedâları defn etdiler ve sudan çıkan mecrûhlara dahi bî-hisâb in‘âmlar etdiler, ammâ cümle küffâr dahi nehr-i Raba'nın karşusunda kat-ender-kat meks edüp top u tüfeng şâdımânı etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a–22b ·
metinde göster ·
… undan birer eşkâl mukarrer idi, ammâ bedenleri cümle vücûd-ı insân gibi ve niçe
bininin
başları yine insân başı gibi olup gözleri insân gibi açılup kapanmayup yanına a …
Andan ecinne askeri yürüdü kim ne 69a gûne nümâyân oldukların birbir tahrîr etsem tûl-ı dırâz-ı kelâm olur. Ancak cümlesi Mısır alacaları esbâb geyüp ellerinde birer kamış ve hasır pâreleri olup gözleri müdevver kimi sıçan kulaklı ve kimi kedi kulaklı ve kimi âdem başlı ve kuş başlı ve balık başlı ve arslan ayaklı ve'l-hâsıl Cenâb-ı Allâh bu edîm-i arzda ne kadar mahlûk halk etdiyse bu ecinne kavminde her mahlûk uzvundan birer eşkâl mukarrer idi, ammâ bedenleri cümle vücûd-ı insân gibi ve niçe bininin başları yine insân başı gibi olup gözleri insân gibi açılup kapanmayup yanına açılup kapanır müdevver gözleri var. Ve burunlarının orta direkleri yok, yüz kerre yüz bin gûne eşkâl ile görünmüş kavm-i ecinneler birbirleriyle boğuşarak ve kovuşarak ve gûnâ-gûn mashariyyât ederek bunlar dahi bir tarafa ubûr etdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b–69a ·
metinde göster ·
… k ve çemşîr ve sarma ağacından toplardır. Niçe bini hâzır ve müheyyâ durup niçe
bininin
tahtalarında rakam yazılıdır. Çemberleriyle her top tahtaları yığın yığın durur …
Bu cebehâne içre dağlar gibi ağaç toplar var kim her birine birer âdem sığar ve kırkar ve ellişer ve yüz vukıyye taş atar ağaç topların envâ‘ları var kim hadd [ü] hasrların Hudâ-yı Bîçûn bilir, ammâ cümlesi kara ağaçdan ve palasanta ve dişbudak ve çemşîr ve sarma ağacından toplardır. Niçe bini hâzır ve müheyyâ durup niçe bininin tahtalarında rakam yazılıdır. Çemberleriyle her top tahtaları yığın yığın durur, ammâ kadd ü kâmetleri ol kadar uzun değildir. Gûyâ su varulları tahtası gibi perdâht olup rakamlı tahtalardır, ammâ kalınlığı âdem beli ve ennilikde direk gibi sarp dişbudak ağaçlarıdır. Hîn-i mahalde bir mesâfe-i ba‘îdeye dördünü ve beşini bir arabaya koyup fi'l-hâl meydân-ı ma‘rekede demir çemberlerin geçirüp yigirmi ve otuz kerre atılır. Ba‘zısı on kerre atılup ağzı ve falyası yanar, anı bırağup birin dahi atarlar. Niçe bin aded bu gûne ağaç toplar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… ak vilâyetin şebhûn ile basup niçe bin Eflak keferelerin tu‘ma-i şemşîr ve niçe
binini
esîr-i bend-i zencîr edüp karındaşım dahi esîr olup ilâ hâze'l-ân bî-günâh iken …
"Pâdişâhımdan ricâ vü temennâm oldur kim kaçan cedd-i ızâmın Yıldırım Bâyezîd Hân tâbe serâh sene (---) târîhinde Eflak vilâyetin feth edüp kabza-i teshîre aldıkda ol asırda benim berrâkulvech karındaşım Eflak beği beğenüp hikmet-i Hudâ cümle re‘âyâ karındaşım üzre gulû-yı âm edüp Yıldırım Hân'a isyân edüp ol sene harâcların vermezler. Hemân Yıldırım Hân da ılgar ile Anatolu iskelelerinden Sinab'a gelüp anda beş yüz pâre gemilere binüp karşu geçüp ale'l-gafle Eflak vilâyetin şebhûn ile basup niçe bin Eflak keferelerin tu‘ma-i şemşîr ve niçe binini esîr-i bend-i zencîr edüp karındaşım dahi esîr olup ilâ hâze'l-ân bî-günâh iken Bursa kal‘asında hâlâ hapisdir. Pâdişâhımdan ricâm oldur ki bizde emânet olan Hazretin dest-i şerîfi hürmetine ve sizde emânet ola[n] Rûhullâh makraması hürmetine olsun benim karındaşım hapisden ıtlâk eyleyüp yine Eflak beğliği sadaka olunmasın ricâ ederim" deyü yer öpdükde Mehemmed Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101a ·
metinde göster ·
… î-hicâb ile cümle kefereleri isyân edüp Tatar ve Osmânlı bunları kıra kıra niçe
binin
dahi esîr-i kayd [u] bend edüp eli vilâyeti ve kal‘aların harâb u yebâb ederler …
Ve cümle yüz yigirmi pâre şehirleri var kim her birinden hazîne hâsıl olur bender şehirlerdir kim aşağıda mahalleriyle zikr olunur. Ammâ bu Eflak vilâyetinde aslâ kal‘alar yokdur. Cümlesin Tatar ve Osmânlı harâb etmişdir, zîrâ mahsûllü vilâyet olduğundan re‘âyâsı mâl-ı Kârûn'a mâlik olup germiyyet-i şarâb-ı bî-hicâb ile cümle kefereleri isyân edüp Tatar ve Osmânlı bunları kıra kıra niçe binin dahi esîr-i kayd [u] bend edüp eli vilâyeti ve kal‘aların harâb u yebâb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… yüz bin asker ile Boğdan vilâyetine ve Eflak vilâyetine girüp halkın kırup niçe
binin
esîr-i bend-i zencîr edüp şehirlerini ihrâk bi'n-nâr eder.
Ve yine Âl-i Osmân isyânlarına bakmayup gayri beğ nasb eder, zîrâ bu vilâyetin beğlerinin azl nasbları Âl-i Osmân pâdişâhı elindedir, ammâ Tatar Hân ricâsıyla olan beğ isyân edemez. Eğer isyân ederse Tatar Hân vilâyet-i Kırım'dan üç gün üç gecede yüz bin asker ile Boğdan vilâyetine ve Eflak vilâyetine girüp halkın kırup niçe binin esîr-i bend-i zencîr edüp şehirlerini ihrâk bi'n-nâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… r-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe
bininin
dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîl …
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı semîn ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün üç gece yağ akup Karadeniz'in yüzünü yağ bürüyüp Akdeniz'e bile yağ cereyân edüp cemî‘i leb-i deryâda olan benderlerin ahâlîleri ol kadar yağ cem‘ ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Böyle keşf [ü] kerâmet etdiklerinde rûh teslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr binâdan bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühedâlar dahi medfûnlardır. Ve zamân-ı evâ’ilde bu Mayak Baba Sultân kurbunda bir kal‘a-i metîne var imiş. Âsâr-ı binâları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ bu mahalde otlayan hayvânâtların yağı eyle çok olur kim Mayak yağı deyü rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâk olup misk [ü] anber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdiklerin görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… yî ururlar kim bir ânda yigirmi yedi bin Kalmık keferesi kılıçdan geçüp yigirmi
binin
dahi esîr olup altmış yedi bin Kalmık atları ele girdi.
Kalmık bu hâli görüp bunları dağlar içine varınca kovup Kalmığ'ın gerüdeki askerinin ardı tükenince hemân pusuda olan Kabarti tüfeng-endâzları ejder-i heft-ser gibi kemîngâhlardan çıkup Kalmığ'a bir yaylım çatal kurşum serpince bir ânda niçe bin Kalmıkları hâk-i mezellete düşürüp gerüden atlarından Kalmığ'ı ortaya alup eyle bir sâtûr-ı Noğayî ururlar kim bir ânda yigirmi yedi bin Kalmık keferesi kılıçdan geçüp yigirmi binin dahi esîr olup altmış yedi bin Kalmık atları ele girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157b ·
metinde göster ·
e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve sofîlere bahşîş-i şâhî edüp k …
Andan yüz binini e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve sofîlere bahşîş-i şâhî edüp kendüsine yüz bin esîr kalmışken anın dahi elli bin esîrlerin tamga bahâların cümle biyimlere ve bükeçlere ve hâtunlara ve atalıklara ve emildeşlere ve ot ağalarına ve hân kazakdaşlarına ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196a ·
metinde göster ·
… yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk yılanları ile ceng-i azîm ederek niçe
binini
sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîllere koyup mest [ü] medhûş olurlar. Yi …
Evvelâ kurs ta‘bîr etdiklerin nice şeydir beyân oluna. Evvelâ bu kurs yılanın vücûdundan hâsıl olur. Bu Sultân Kalavân evkâfından vazîfehârân kırk nefer kimesnelerdir kim yılda bir kerre hizmet ederler. Cîze nâhiyesinde Habîroğlu kurâlarında sâkin olurlar bir ocakdır. Yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da tiryâk-ı fârûk yılanı sayd ederler. Ammâ kaçan kim yılan sayd edecekleri mahal oldukda cümlesi bir yere cem‘ olup serâpâ kalın keçeden esbâblar geyerler. Ancak gözleri görünür, yüzlerin dahi setr ederler. Uzun sırıklar üzre beyâz keçe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i Ahzar câniblerine varup fârûk yılanları olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk yılanları ile ceng-i azîm ederek niçe binini sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîllere koyup mest [ü] medhûş olurlar. Yine böyle iken zenbîllerin ağızların dikerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b ·
metinde göster ·
… efzûn hayvânlar şikâr oldu kim bu sahrâda olan mahlûk-ı Hudâ'nın yüz kerre yüz
bininde
biri sayd olunmadı. Tâ bu mertebe Cenâb-ı Bârî bu sahrâyı ecnâs-ı mahlûklar ile …
Ve bu Sincilâh sahrâsında üç gün sayd [u] şikârlar edüp yetmiş fîl ve on altı gergerdân ve niçe bebr ü peleng ve niçe bin hargûş ve hımâr-ı berrî ve kazık boynuz ve zürefâ ve kûsfend-i beyâbanî ve'l-hâsıl hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn hayvânlar şikâr oldu kim bu sahrâda olan mahlûk-ı Hudâ'nın yüz kerre yüz bininde biri sayd olunmadı. Tâ bu mertebe Cenâb-ı Bârî bu sahrâyı ecnâs-ı mahlûklar ile mâl-â-mâl eylemişdir. Ve cezîre-i Mısır'da böyle vâsi‘ mahsûldâr Q 330b sahrâ-yı P 327b hoş-havâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b ·
metinde göster ·
… e ḳorḳut bir daḫı ṣoylamış sarp yörir-iken ḳażılıḳ ata nāmerd yigit bine bilmez
bininçe
binmese yig çalup keser
baba ölüp mal ḳalmasa baba malından ne fā'ide başda devlet olmasa devletsüz şerrinden allah ṣaḳlasun hanum sizi dede ḳorḳut bir daḫı ṣoylamış sarp yörir-iken ḳażılıḳ ata nāmerd yigit bine bilmez bininçe binmese yig çalup keser