… avi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara
binmiş
ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâz …
Hakîr eyitdim: "Ayâ bu hây hûy şakâ-yı bî-ma‘nî ve şütür-kürbe-i bî-mezâk-ı mâlâ-ya‘nî ne ola?" deyü ileri vardım. Manzara-i ibret-nümâ-yı garîb, bir hey’et-i garîb ü acîb ve kerîhü'l-manzar bir Kürd âdemi başında usfûr âşiyânı olacak mertebe dırâz[en] dırâz bir destârı var. Ancak meş‘ale topu olmağa lâyık sarı ve kırmızı ve mavi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâziyâne edüp urur, ammâ fakîr bârgîr bir adım atar ammâ öbür adımın âhirete atmak ister. Ağzının salyaları çeşme-sâr gibi ağar ve gözünün aslâ ve kat‘â feri kalmamış, çâr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına ve soluna serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâhî iner kâhî biner, gûyâ bu herîf ü zarîf gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık eder. Anınçün cümle halk buna hande eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
Ol eyitdi: "Hân dedikleri pis, bir at vermedi, ben dahi eyle etdim. Vallahi billahi sarâyî firâşî bâğıd u kâfire tebessüm gerek idi. Ammâ Osmânlı alâyı geldi, meni lâğlarlar deyü bu tormuğa binmişem." deyü aslâ inkâr etmedi. "Munlar kimdir?" deyü hakîr içün çâşnigîrbaşıdan su‘âl etdi. Ol dahi henüz ülfet etmişdi. Hâfız-ı Kelâmullah ve paşanın nedîm-i hem-celîsidir." dedikde vâfir hazz edüp bizimle yârân oldu. İnşâallah mahalliyle dahi niçe ibret-nümâ ma‘rifetlerin beyân ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
… ünde ve hem ardlarında yeşil sarıklarının uçların sarkıtmışlar, küheylân atlara
binmişler
. İçlerinde bir yassı yüzlü ve bir siyâh sarıklı bir büyük katıra binmiş bir imâ …
"Vallâhi Allâhu Te‘âlâ'nın hikmeti oldu, anı gördük gerü Kanije'den berü on iki yeşil sarıklı hem önünde ve hem ardlarında yeşil sarıklarının uçların sarkıtmışlar, küheylân atlara binmişler. İçlerinde bir yassı yüzlü ve bir siyâh sarıklı bir büyük katıra binmiş bir imâm, ammâ cümle esbâbları ve çizmesi siyâh hemân yanımıza gelüp ‘Allâh Allâh çağırsanız be kâfiri bozup Kanije'ye dönseniz yine’ deyüp anlar bir kerre cân [u] gönülden on iki kişi Allâh adın çağırdılar, biz de çağırdık, ol on iki emîrler size doğru gitdiler, gayrisini bilmeziz, şimdi gördük kâfiri bozmuşsuz" dediklerinde cümlemiz âlem-i hayretde kalup ta‘accüb etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
… lara binmişler. İçlerinde bir yassı yüzlü ve bir siyâh sarıklı bir büyük katıra
binmiş
bir imâm, ammâ cümle esbâbları ve çizmesi siyâh hemân yanımıza gelüp ‘Allâh All …
"Vallâhi Allâhu Te‘âlâ'nın hikmeti oldu, anı gördük gerü Kanije'den berü on iki yeşil sarıklı hem önünde ve hem ardlarında yeşil sarıklarının uçların sarkıtmışlar, küheylân atlara binmişler. İçlerinde bir yassı yüzlü ve bir siyâh sarıklı bir büyük katıra binmiş bir imâm, ammâ cümle esbâbları ve çizmesi siyâh hemân yanımıza gelüp ‘Allâh Allâh çağırsanız be kâfiri bozup Kanije'ye dönseniz yine’ deyüp anlar bir kerre cân [u] gönülden on iki kişi Allâh adın çağırdılar, biz de çağırdık, ol on iki emîrler size doğru gitdiler, gayrisini bilmeziz, şimdi gördük kâfiri bozmuşsuz" dediklerinde cümlemiz âlem-i hayretde kalup ta‘accüb etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
… ar câm câm niçe küffârlara şarâblar bezl ederek giderlerdi, ammâ gûyâ karıncaya
binmişlerdi
, tâ ki meydân-ı savaş-ı perhâşda durdular.
"Fin son derbares cuder gebbet ‘alerheyligesten den kapuçinar Marya Kot" deyüp savt-ı bülend ile niçe bin ruhbân bu âyetleri okuyup niçe yüz yerden yine rehâvî makâmlarında erganon ve torompete ve luturyanî boruların çalup ve ba‘zı papaslar câm câm niçe küffârlara şarâblar bezl ederek giderlerdi, ammâ gûyâ karıncaya binmişlerdi, tâ ki meydân-ı savaş-ı perhâşda durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19b ·
metinde göster ·
"Bire gâzîler hâl nice olur, işte küffâr karıncaya
binmiş
gibi yap yap geliyor. Bire şu karşudaki askere imdâd gitsin" deyü feryâd etdikd …
"Bire gâzîler hâl nice olur, işte küffâr karıncaya binmiş gibi yap yap geliyor. Bire şu karşudaki askere imdâd gitsin" deyü feryâd etdikde herkes cânı başı kaydına düşüp çadırların bozup kaçma sevdâsında olup ne imdâd kayısı, hemân karşu tarafdaki kâfir içinde kalan sipâh ve Budim ve Bosna ve Kanije askerleri gördüler kim köprü kırıldı ve niçe bin asâkir-i İslâm gark oldu ve kendülere imdâd gelmesi işi tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
"Sultânım bu at bir gâzî atdır ve bizzât Âl-i Osmân pâdişâhı
binmişdir
. Bu at bu meydânda bu kadar rüsvâylık edüp bu kadar kâfir kırmışdır. Âhır-ı kâr …
"Sultânım bu at bir gâzî atdır ve bizzât Âl-i Osmân pâdişâhı binmişdir. Bu at bu meydânda bu kadar rüsvâylık edüp bu kadar kâfir kırmışdır. Âhır-ı kâr bu atı kâfirler öldürürler. Bu atı alup yerine gayri at verin" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… l-ciyâd misilli atlara süvâr olmuş ve niçe bin aded alaca karaçubuk(?) atlarına
binmiş
askerle bezenüp Ulubeğ Hân'ın ensesinde nefîr ü sûrnây ve kös-i hâkânî ve kerre …
Andan bu tertîb ile şehr-i Enderey'e girecek mahalde şehr-i Enderey hânı Ulubeğ Hân dahi karşudan azîm leşker ile iki pâdişâhın istikbâline çıkdıkda ol dahi yigirmi bin cebeli ve cevşenli ve kübeli ve zırh ü zereh-külâhlı ve serpenâhlı ve Dağıstân'ın kerevke nâm zırh ve tuğulkalarına müstağrak olmuş piyâde tüfeng-endâzlar ve niçe bin piyâde kemendârlar ve gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile mülebbes küheylân es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara süvâr olmuş ve niçe bin aded alaca karaçubuk(?) atlarına binmiş askerle bezenüp Ulubeğ Hân'ın ensesinde nefîr ü sûrnây ve kös-i hâkânî ve kerrenây-ı Efrâsiyâbî ve dühül-ü İskenderî ve tabl [u] kudûm (---) ların çalarak Ulubeğ alay-ı azametle geldikde atından piyâde olup iki pâdişâhın pây-i semendlerine yüz sürüp yine karaçubuk atına bilâ-rikâb süvâr olup iki pâdişâhı selâmlayup anlar yine talî‘a-i asker olup cümle leşker saf saf ve mevc ü mevc alay ile şehr-i Enderey'e dâhil olup ziyâfet-i azîmler oldu. Ve bizim Hân hazretlerine bir sarây-ı azîm döşenüp zevk u safâya meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
… ı aydur baba men yirümden ṭurmadın ol ṭurmış ola men ḳara ḳoç atuma binmedin ol
binmiş
ola men ḳanlu kāfir iline varmadın ol varmış maŋa baş getürmiş ola didi
ḳan ṭuralı aydur baba men yirümden ṭurmadın ol ṭurmış ola men ḳara ḳoç atuma binmedin ol binmiş ola men ḳanlu kāfir iline varmadın ol varmış maŋa baş getürmiş ola didi
… dı anuŋ-içün küçüçük ölüm dirler-idi meger ol gün ṭomanın ḳal'asınuŋ teküri ava
binmiş-idi
cāsus geldi aydur bir bölük atlu geldi
ḳazanı küçüçük ölüm ṭutdı uyudı meger ḫanum oġuz bigleri yidi gün uyur-ıdı anuŋ-içün küçüçük ölüm dirler-idi meger ol gün ṭomanın ḳal'asınuŋ teküri ava binmiş-idi cāsus geldi aydur bir bölük atlu geldi