… i siyâb geymezler ve mavi lafzın anmazlar. Hatta yine Arnavudluk'da Aydonat nâm
bir şehirde
kadısı şehre dâhil olunca bir mavi kürk geymiş, a‘yân-ı şehir kadıya bin guruş …
Ve Mu‘âviye maviye rağbet edüp dâ’imâ mavi libâs geydiğinden bu Arnavudistân'da asla mavi siyâb geymezler ve mavi lafzın anmazlar. Hatta yine Arnavudluk'da Aydonat nâm bir şehirde kadısı şehre dâhil olunca bir mavi kürk geymiş, a‘yân-ı şehir kadıya bin guruş verüp kürkün kadıdan alup pâre pâre etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
… endi huddâmları derler kim, "Sultânım, Rûm diyârında leb-i deryâda Gelibolu nâm
bir şehirde
deryâ kenârında bir mağârâda bu kitâb-ı müstetâbı te’lîf edüp her bâr tecdîd-i …
Hemân Mehemmed Efendi huddâmları derler kim, "Sultânım, Rûm diyârında leb-i deryâda Gelibolu nâm bir şehirde deryâ kenârında bir mağârâda bu kitâb-ı müstetâbı te’lîf edüp her bâr tecdîd-i vuzû‘un deryâ-yı rahmetden ederken cümle balıklar deryâ içre gelüp Mehemmed Efendi'mizin huzûrunda durup giderlerdi {ve dahi şeyhimiz Mehemmed Efendi âlem-i sabâvetden berü hergiz sıbyân ile lu‘b u lehve meşgûl olmayup havâ-yı hevese mütâba‘at etmeyüp gündüz sâ’im ve gece ka’im olup halkdan münzevî bir kimesnedir}" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
… vâsi‘ olup yed-i kudret ile hurde taşdan döşenmiş bir kaldırım-ı hudâyîdir kim
bir şehirde
böyle kaldırımlı tarîk-i âm görülmemişdir.
Ve cem‘âsı seksen aded dükkânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur, lâkin çârsû-yı bâzârının şâhrâhı gâyet vâsi‘ olup yed-i kudret ile hurde taşdan döşenmiş bir kaldırım-ı hudâyîdir kim bir şehirde böyle kaldırımlı tarîk-i âm görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
… hre ve cemî‘i nevâhîlere havâle bir câmi‘-i dilküşâ-yı rûşendir kim mâ-fevkinde
bir şehirde
böyle bir ma‘bedgâh yokdur. Çâr dîvâr üzre kubbe-i nüh-tâkı evce ser çekmişdir. …
Cümle kubâbları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir mürtefi‘ hevâdâr yerde câmi‘-i ma‘mûr Arslan Paşa'dır. Bu kal‘anın şimâl tarafında kûh-ı Bîsütûn-misâl bir kaya üzre cümle şehre ve cemî‘i nevâhîlere havâle bir câmi‘-i dilküşâ-yı rûşendir kim mâ-fevkinde bir şehirde böyle bir ma‘bedgâh yokdur. Çâr dîvâr üzre kubbe-i nüh-tâkı evce ser çekmişdir. Bu câmi‘in tûlu ve arzı yüzer ayakdır. Ve cânib-i erba‘asında revzenleri câm billûr ve necef ve morandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… ed hânkâh-ı fakîrândır. Cümleden kal‘a içinde Sinân Paşa'nın tekye-i Halvetî'si
bir şehirde
yokdur. Fukarâsı ve evkâfı çokdur. Ve anda Hunkâr câmi‘i tekyesi, fakr [u] fâka …
Der-tekye-i erbâb-ı tarîk-i Âl-i Abâ-yı dervîşân: Cümle on bir aded hânkâh-ı fakîrândır. Cümleden kal‘a içinde Sinân Paşa'nın tekye-i Halvetî'si bir şehirde yokdur. Fukarâsı ve evkâfı çokdur. Ve anda Hunkâr câmi‘i tekyesi, fakr [u] fâka sâhibi çille-i merdân sâhibi ârif-i billâh terk [ü] tecrîd cânları var. Andan Hacı Hasan tekyesi, bir hânkâh-ı fukarâdır kim niçe riyâzet-keş halkdan münzevî kûşe-nişîn merdleri var. Kendü der[d]leriyle ciğer-hûn ile tevhîd-i erreye meşgûllerdir. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… z, vasî örtülü meydândır. El-hâsıl temâşâ etdiğimiz diyârlarda böyle lonca yeri
bir şehirde
mânzurumuz olmamışdır.
Ve bâzâr yerinde yigirmişer amelî taş sütûnlar üzre kiremit örtülü Tahıl bâzârı bir vasî binâdır. Altında beş bin âdem cem‘ olsa yerim dar demez, vasî örtülü meydândır. El-hâsıl temâşâ etdiğimiz diyârlarda böyle lonca yeri bir şehirde mânzurumuz olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32a ·
metinde göster ·