şitâ ve bir berf ü dipi ve boran çekerek cümle develerin ayaklarına keçe pârele …
Kaplanlı Beli: Ne‘ûzubillâh bir şiddet-i şitâ ve bir berf ü dipi ve boran çekerek cümle develerin ayaklarına keçe pâreleri bağlayarak ve cümle bâr-ı şütürleri katırlara yükledüp bir günde bu Kaplanlı Beli nâm belâyı gücile aşup ol gece kar üzre cümle askerle yatup dıraht-ı müntehâları âteşe urup orman kebâbı fasılları etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
Niçe bini dahi piyâde ve atlı dağlara düşüp ardları sıra bizim Tatar askeri düşüp anları kova kıra gitmede. Beri cânibde Yergöğü kal‘asında bu kadar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup secde-i şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre dahi bir semmûr kafâsı kürk ihsân olunup Paşa askerleri dahi firâr eden küffârların akîblerine düşüp gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ ol gece bir şiddet-i şitâ kopup bi-emr-i Hayy-i Kadîr nehr-i Tuna donup pây-ı taht olunca azamet-i Hudâ bu kadar zamândan berü Tuna'nın karşu tarafında muhâfazaya duran deryâ-misâl asker fursat bulup "Bire küffâr bozulmuş" deyince ümmet-i Muhammed buz üzre Tuna'yı 103b ubûr edüp beri Yergöğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve öter horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kalga Sultân âdemleriyle sa‘âdetlü pâdişâha arz eyleyüp Kalga Sultân efendimiz ile kırk bin asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a–103b ·
metinde göster ·
… i zemîne vâkı‘ olmağile bâğları çokdur. Hudâya ayândır bir kerre bu bâğlar içre
bir şiddet-i
şitâda geçmek müyesser olup huddâmlarımız üzüm ve her at terki altından ceviz v …
Ve hisâr hâricinde bir müfîd ü muhtasar hânı ve elli aded dükkânları var, ammâ hammâmı ve gayri imârâtları yokdur, lâkin bu kal‘a bir dereli ve depeli zemîne vâkı‘ olmağile bâğları çokdur. Hudâya ayândır bir kerre bu bâğlar içre bir şiddet-i şitâda geçmek müyesser olup huddâmlarımız üzüm ve her at terki altından ceviz ve kızılcık meyveleri değşirmeden tamâm oldular. Tâ bu mertebe bâğlarında gûnâ-gûn şîreli âbdâr üzümü firâvân olur. Bu Seçoy'un Peçoy-ı dilcûy gibi havâsı latîfdir, zîrâ mâbeynehümâsı bir merhale yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70a ·
metinde göster ·
şitâda bu mahalde dipi ve borandan niçe bay ankâ âdemler sovukdan helâk oldukla …
Bir şiddet-i şitâda bu mahalde dipi ve borandan niçe bay ankâ âdemler sovukdan helâk olduklarıyçün Tatar kavmi bu mahalle Baydipi derler. Andan yine cânib-i şarka 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… şdür. Hikmet-i Bârî yârî kılup biz bu Jivakirmân kal‘asında mihmân iken ol gece
bir şiddet-i
şitâ ve bir rîh-i akîm poyraz rûzgâr-ı zorkârı esüp bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i …
Ve bu mahalde nehr-i Ten Heyhât sahrâsın iki bölmüşdür. Hikmet-i Bârî yârî kılup biz bu Jivakirmân kal‘asında mihmân iken ol gece bir şiddet-i şitâ ve bir rîh-i akîm poyraz rûzgâr-ı zorkârı esüp bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Ten sovukdan müncemid olup üstünden niçe bin arabalar ve kızaklar geçmeğe başlayup cümle kavm-i küffârın yüzleri güldü ve buzları çoğaldı. Ammâ bir şedîd sovuklar oldu kim Jivakirmen kâfirlerinin evlerinden taşra çıkmağa iktidârlarımız olmadı, zîrâ Erba‘înin ve şitâ-yı Zemherîrin tâ ayne'l-fi‘li olup iklîm-i sâbi‘de olmağile şiddet-i şitâdan yerler çatlayup araları gayyâ deresi gibi olurdu. Hele her ne hâl ise Jivakirmân'dan kalkup cânib-i garba Ten kenârınca giderken ba‘zı mahalde Ten suyu buzu çatlayup Heyhât sahrâsın büsbütün Ten suyu gark edüp donmuş ve billûr ve necef ve moran gibi Heyhât sahrâsı mücellâ buz olup ne arabalarımız ve ne atlarımız ve ne piyâde âdemlerimizin yürümeğe iktidârları olmayup hâsıl-ı kelâm her ne hâl ise derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek ol gün yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… âfitâbın nûru gidüp evc-i semâ kebûd-gûn olup zulumât basup bir ra‘d u berk ve
bir şiddet-i
şedîd rûzgâr olup gûyâ ebr-i nîlgûn pâre pâre olup yere ener.
Hemân anı gördüm, şark ve garb ve şimâl tarafları kararup üzerimizde olan âfitâbın nûru gidüp evc-i semâ kebûd-gûn olup zulumât basup bir ra‘d u berk ve bir şiddet-i şedîd rûzgâr olup gûyâ ebr-i nîlgûn pâre pâre olup yere ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… ğoğlu Alî Cân ve gayrilerle cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken bir gece
bir şiddet-i
şitâ ve bir rîh-ı şedîd esüp Taman cezîresi ile Kırım cezîresi mâbeyni on sekiz …
Ba‘dehu bu Taman kal‘asında paşa ile on gün on gece a‘yân-ı vilâyetden Osmân Paşazâde ve Dervîş Beğoğlu Alî Cân ve gayrilerle cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken bir gece bir şiddet-i şitâ ve bir rîh-ı şedîd esüp Taman cezîresi ile Kırım cezîresi mâbeyni on sekiz mîl olan boğaz Karadeniz'dir, üç arşın kâmil Karadeniz boğazı buz ile müncemid olup sedd olduğunun paşaya haberi geldi. Ve paşa fi'l-hâl kös-i rıhlet nefîrler çaldırup cümle bâr [u] büngâhıyla göçüp Taman'dan bir sâ‘atde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 194a ·
metinde göster ·
… -ı şevvâlin yigirmi beşinci günü vakt-i zuhurda hevâda bir kesâfet nümâyân olup
bir şiddet-i
şitâ oldu kim herkes cânından bîzâr olma mertebesine varmışken semâdan bir bârâ …
Hikmet-i Hudâ: Bu Müzeyrib sahrâsında herkes bey‘ [ü] şirâda hac râhına tedârükde iken mâh-ı şevvâlin yigirmi beşinci günü vakt-i zuhurda hevâda bir kesâfet nümâyân olup bir şiddet-i şitâ oldu kim herkes cânından bîzâr olma mertebesine varmışken semâdan bir bârân-ı rahmet yağdı kim gûyâ ebrler saçın çözüp ağladı. Hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh sâhibleri ciğerlerin tâğladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… ümü elli gün mukaddem olması mukarrerdir. Zîrâ iklîm-i sânîde bulunmuş Y 380b
bir şiddet-i
hârlı rimâlistân yerdir. Ve âbdâr şeftâlûsi yüz dirhem gelir. Ve kaysısı hoş-ho …
Bu şehrin memdûhâtından sekiz yüz ma‘dûd bâğlarının âbdâr üzümü memdûhdur. Ve bir gûne mümessek üzümü olur, asla cermi yokdur, hemân şırası damlar âbdâr engûrdur. Mısır'ın ve Feyyûm'un üzümünden bu Kınâ üzümü elli gün mukaddem olması mukarrerdir. Zîrâ iklîm-i sânîde bulunmuş Y 380b bir şiddet-i hârlı rimâlistân yerdir. Ve âbdâr şeftâlûsi yüz dirhem gelir. Ve kaysısı hoş-hor, sıkleti ve cermi yok bir âlûdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380a–Y380b ·
metinde göster ·