… a bir gûne küfeki kayağan taşı hâsıl olur azîm vezni üzre iri parça parça kopar
bir aceb
seng-i hârâdır. Ekseriyyâ mezâristânlar içün isti‘mâl ederler. Ve,
Ma‘âdin-i hâdî aşer: Şehr-i Üsküdar'ın dağlarında bir gûne küfeki kayağan taşı hâsıl olur azîm vezni üzre iri parça parça kopar bir aceb seng-i hârâdır. Ekseriyyâ mezâristânlar içün isti‘mâl ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19a ·
metinde göster ·
… le kelle kâlıblarda dökdürüp İslâmbol'a getirüp miskâlin birer şâhîye verirler,
bir aceb
ma‘âdindir. Ammâ Budin ve Alman ve İsfac kâfiristânında hasîr külünden bora etd …
Bora oldur kim Acem'de ve Canha'da ya‘nî Erzurûm Gümüşhânesi'nde bir gûne kireç gibi beyâz ma‘dendir, anı Mısır şekeri kellesi gibi kelle kelle kâlıblarda dökdürüp İslâmbol'a getirüp miskâlin birer şâhîye verirler, bir aceb ma‘âdindir. Ammâ Budin ve Alman ve İsfac kâfiristânında hasîr külünden bora etdiklerin gördüm. 188b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188a–188b ·
metinde göster ·
rumûz [u] künûz kuş dili tekellüm olundu" deyüp âlem-i hayretde kaldı.
"Sübhânallah, bu günde ne acâ’ib sırr-ı İlâhîler müşâhede olundu kim Devlet-i Âl-i Osmân'da ne olacağına bu şehzâdelerin bu gûne mu‘âmelesinden esrâr-ı hafîler âşikâre oldu, ammâ birimizin rûhu haberi olmadı. Bir aceb rumûz [u] künûz kuş dili tekellüm olundu" deyüp âlem-i hayretde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 275a ·
metinde göster ·
… ri cümle ellerini sağ elin sol koltuğuna ve sol elin sağ eteği peşine sildiler.
Bir aceb
kânûn-ı yiyişleri vardır.
Ba‘dehû hân ile bizlere leğen ibrik gelüp âyîn-i Osmânî üzre ellerimiz gasl eyledik. Gayriler ellerin ucu ıslanmış makramalara sildiler ve gayrı Kızılbaş nökerleri cümle ellerini sağ elin sol koltuğuna ve sol elin sağ eteği peşine sildiler. Bir aceb kânûn-ı yiyişleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290b ·
metinde göster ·
… Arslanlar firâr ederken durup avretlerden tarafa aslâ nazar etmeyüp firâr eder,
bir aceb
hikmetdir.
Bu mahallerin hâvurlarında ve büklüklerinde esedler sürü sürü gezüp câmûs-ı beyâbânı ve har-ı çâr-pây-ı deşti ve gazal-ı maralı ve gayrı gûne gûsfend ü câmûs ve bakar-ı beyâbânî şikâr edüp tenâvül ederler. Bu Bağdâd arslanı kadar mahbûb u şîrîn ve semîn ü müdrik esed bir diyârda yokdur. Ammâ mel‘ûnlar gâyet mehîb ü mahûfdur. Bir kerre kemîngâh-ı hâvurdan tulû‘ edüp ra‘d-âsâ bir na‘ra ursa âdemin zehresi çâk, elbette ol mahalde ol âdem hâk olması mukarrerdir. Garâbet anda kim âdem yine na‘rasına karşu varmağa cür’et eder ammâ altında eğer atın aygır ise isterse iki yaşdan cılıkdan küheylânı olsun na‘ra-i esedi istimâ‘ edince hemân ol ân dümmin hotas edüp firâr eder. Bin kerre mahmîz itsen feryâd edüp avdet eder. Ammâ eğer kısrak üzre bulunursan 358a bi-emri Hudâ kısrak arslanın na‘rasından değil birkaç mühlik zahm-ı pençesinden bile havf etmeyüp yine arslan üzre hamle eder. Ammâ dişi arslan yavrularına nafaka tahsîliyçün şikârbâz u cengâver olur. Eğer tokdur ve eğer açdır elbette şikâr arar. Ammâ erkek sübû‘ yigirmi dörd sâatde bir kerre şikâr alsa tok iken artık gayrı şikâra bakmaz ve asla ceng etmez. Ammâ Yezîdî gazanfer eğer aç ve eğer tok Yezîdî'dir elbette ceng eder ve gâyet bed-çehre vü hamlekâr u hîlekâr ve boz tüğlü ve gerdeni kalın ve arkası siyâh ve başı büyük ve tüğleri çim çim Marzıvân katırından iri Yezîdî arslan bî-emân olur. Ammâ hikmet-i hudâ bu Bağdâd arslanları şikâr içün köylere ve büleydelere gelince avretler bu arslanları ortaya alup döğe döğe deyelerler. Arslanlar firâr ederken durup avretlerden tarafa aslâ nazar etmeyüp firâr eder, bir aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357b–358a ·
metinde göster ·
"Hayr ola Evliyâm, Allâhu a‘lem ve Resûluhu, bu gazâda siz
bir aceb
ceng edersiz, ammâ bilmem haçandır, lâkin ne size ve ne bize inşâallâh zarar yo …
"Hayr ola Evliyâm, Allâhu a‘lem ve Resûluhu, bu gazâda siz bir aceb ceng edersiz, ammâ bilmem haçandır, lâkin ne size ve ne bize inşâallâh zarar yokdur, kalbün gen tut" deyü hayr ile ta‘bîr edüp ale's-sabâh haymeme geldim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99b ·
metinde göster ·
… ları bu menzilgâhda cem‘ olup mubâhase-i ilm edüp gûy gûy sohbet-i hâs ederler,
bir aceb
mesîregâh u teferrücgâh ve pâk ibâdetgâhdır, ammâ cânib-i vakfından dörd aded b …
Ve dîvârının cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ve murgzâristândır kim niçe bin andelîb-i beyâbânîlerin asvât-ı hazînleri âdeme cân bağışlar. Ve bu musallâya sayf u şitâda aslâ ve kat‘â şems-i âteş-tâbın te’sîri olmayup cemî‘i eşcârların zıll-ı himâyelerinde cümle mü’minân muvahhidân tâ‘at-ı Yezdân edüp şehrin cemî‘i a‘yân-ı kibârı ve erbâb-ı me‘ârif ve âşıkân-ı sâdıkânları bu menzilgâhda cem‘ olup mubâhase-i ilm edüp gûy gûy sohbet-i hâs ederler, bir aceb mesîregâh u teferrücgâh ve pâk ibâdetgâhdır, ammâ cânib-i vakfından dörd aded bevvâbları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
… beşer ve altışar ve üçer konak yerleri vardır. Hâlâ Âl-i Osmân'a mutî‘ re‘âyâlı
bir aceb
ma‘mûr u âbâdân sev[â]d-ı azîm vilâyetdir.
Bu vilâyetin tûlu geçen köylerde uğradığımız bizim Osmânlı hudûdunda İrşova'mız kal‘asından şark tarafında Fohşan şehrine varınca tûlı kâmil on beş konakdır, ammâ Fohşan nehrinin öte şark tarafı Boğdan vilâyeti hudûdudur, ammâ Eflak vilâyetinin arzı şimâl cânibinde Erdel vilâyeti ile müşâ olup arzı Tuna kenârlarına varınca beşer ve altışar ve üçer konak yerleri vardır. Hâlâ Âl-i Osmân'a mutî‘ re‘âyâlı bir aceb ma‘mûr u âbâdân sev[â]d-ı azîm vilâyetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
… yüz aded merdüm-hisârı ve cümle tuğ sâhibi sekiz aded kal‘anın ağaları vardır.
Bir aceb
kânûn kâ‘[id]e-i atîkdir.
Ve iki yüz âdem ile Kefe kapudanı beş firkate ile deryâda gezer. Ve yeniçeri ocağından dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı ve cümle tuğ sâhibi sekiz aded kal‘anın ağaları vardır. Bir aceb kânûn kâ‘[id]e-i atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
… e yüz iki yüz bölme hisâb edüp bey‘ [u] şirâlarında altun ve guruş akçe olmadan
bir aceb
bâzâr ederler. Gâyet ucuz ve ganîmet yerdir.
Ve bu Çerkez'de dahi akçe pul yokdur. Cümle metâ‘ların değiş dokuş ile geçinirler. Ve bir gûne mâbeynlerinde bölme nâmıyla bir hisâb vardır. Kırk akçe değer bir şey’e bir bölme derler. Ve bir guruşluk şey’e üç bölme der bu hisâb ederler. Bir ata ve bir sığıra ve gayri hayvânlara bir baş iki baş derler, ammâ bir esîr oğlana ve kızlara yüz baş ve yüz iki yüz bölme hisâb edüp bey‘ [u] şirâlarında altun ve guruş akçe olmadan bir aceb bâzâr ederler. Gâyet ucuz ve ganîmet yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
Ba‘zı yiğitler birbirlerine dolu nâmında boza verdikde ana mahabbeten çömçeyi eliyle yapışmayup hemân dişiyle kavrayup baş yukaru kaldırup iki vukıyye gelir bozayı eliyle yapışmadan çömçeyi dişiyle ısırup bilâ-cür‘a nûş eder, bir aceb turfe seyr [ü] temâşâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
derde giriftâr olduk kim ta‘bîri mümkin değil. Meğer Çerkes mel‘ûnları sekiz gü …
Ne buz dutmuş ve ne gemiler var. Bir aceb derde giriftâr olduk kim ta‘bîri mümkin değil. Meğer Çerkes mel‘ûnları sekiz günden berü bizi besleyüp zahâ’ir vermeden âcizler olup "Kuban dondu" deyüp yalan haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b ·
metinde göster ·
Ve hamusu bir aded dâru'l-ıt‘âm me’keli vardır kim cemî‘i bay u gedâya ve gebr ü tersâya ve pîr-i muğâna ni‘meti mebzûldur. Sâhibü'l-hayrâtı merhûm Husrev Efendi'dir, ammâ bir aceb evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232a ·
metinde göster ·
mihmânhâne-i Mesîhiyyedir kim yüz mikdârı papasları ve muğ-pîçe mahbûb gulâmlar …
Bir aceb mihmânhâne-i Mesîhiyyedir kim yüz mikdârı papasları ve muğ-pîçe mahbûb gulâmları var. Âyende ve revendelere hidmet edüp bay u gedâ-yı pîr-i muğânlara ni‘metleri mezbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275b ·
metinde göster ·
… er‘-i Resûl-i mübîni var kim Acem Mehemmed Efendi hâkimü'l-vakt iken binâ etmiş
bir aceb
âsitâne-i şer‘-i Resûl'dür.
Ve cümle bir aded hammâmcığı var. Karşusunda mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni var kim Acem Mehemmed Efendi hâkimü'l-vakt iken binâ etmiş bir aceb âsitâne-i şer‘-i Resûl'dür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361b ·
metinde göster ·
Ve yedi kapusu var. Bu kal‘a içi serâpâ bâğ u bâğçe ve âb-ı hayât suları aşağı şehre cereyân eder. Kırk elli mikdârı bâğ evleri vardır. Gayri âbâdândan nâm [u] nişân yokdur. Cümle halkı aşağı şehre göçüp bu kal‘a bağlar olmuş, ammâ aşağı şehri ammerahu'llâh bir aceb ma‘mûr u müzeyyen sevâd-ı mu‘azzam bender şehr-i kadîm taht-ı azîmdir. Hafizahullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33b ·
metinde göster ·
… en-mâdâr etrâfı iki bin yedi yüz adımdır. Ve her taşı fîl cüssesi kadar vardır,
bir aceb
binâdır. Ammâ hâlâ leb-i deryâda kal‘a ma‘mûr olaldan berü bu kal‘a içinden hal …
Ve bu kal‘a bir bayırlı ve kayalı alçacık püşte üzre Kaydefâ krale nâm karının binâsıdır kim İskender-i Kübrâ havfinden binâ etmiş bir metîn ve muhkem ve şekl-i muhammes binâ-yı azîmdir. Ve dâ’iren-mâdâr etrâfı iki bin yedi yüz adımdır. Ve her taşı fîl cüssesi kadar vardır, bir aceb binâdır. Ammâ hâlâ leb-i deryâda kal‘a ma‘mûr olaldan berü bu kal‘a içinden halk aşağı şehre nakl edüp bu kal‘a içre bâğ u bâğçeler kalmışdır. Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzâr harâb olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a ·
metinde göster ·
Bu Mekke şehrinde bu Harem-i şerîfden gayri yerde salât-ı cum‘a edâ olunmaz. Cümle ibâdullâh bu Harem-i şerîfe leb-ber-leb olup Beyt-i şerîfi ortaya alup yüz yüze ibâdet câ’iz değil iken bu Harem-i şerîfe karşu karşuya secde ederler. Ammâ murâd [u] maksûd secdegâhları Beyt-i şerîfdir. Bir aceb temâşâgâh ibâdetgâh yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348a ·
metinde göster ·
… kdur. Ve bu kadar kahve bir devlet-mend hânesinde bezl olunmak ihtimâli yokdur,
bir aceb
berekât-ı Şâzilî'dir.
Bu dahi sâhil-i Nîl'de bir küçük tekyedir, ammâ şeyhi mazınne-i kerâme ve e‘izze-i izâme büyük kimesnedir. Etrâf-ı erba‘adan hayli nezerât gelüp kırk elli fukarâsıyla eyle geçinirler. Tarîkleri Yemenîdir ve tekyeleri bir küçük binâdır. Cümle âsârları dıraht-ı cümmeyz ve dıraht-ı nâbıka sâyesindedir. Aslâ güneş te’sîr etmez, gûyâ bir hıyâbân-ı Acem'dir. Âyende vü revendeye bir mutantan fincân kahve-i Yemenîsi mebzûldür. Ammâ bu kahve gûyâ cüllâb-ı züllâbdır, bir a‘yân-ı devlet hânedânında pişmek ihtimâli yokdur. Ve bu kadar kahve bir devlet-mend hânesinde bezl olunmak ihtimâli yokdur, bir aceb berekât-ı Şâzilî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115a ·
metinde göster ·