… ar imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin burnunda
bir aydan
berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası zan ed …
"Hay gidi dîvâne elinde taş var imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin burnunda bir aydan berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası zan edüp feryâd ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… olmuş meğer bu kadar bin guzât-ı müslimîn Timur'un Van kayasına sürdüğü toprağı
bir aydan
berü dibinden alarak deryâya dökerek mezkûr türâbın altı boş olup kûh-ı Bî-sütû …
Ale's-sabâh ki oldu, Van kal‘asına nazar etdik, Süleymâniyye minâresi kaddi Van kal‘ası beyâz u mücellâ olmuş meğer bu kadar bin guzât-ı müslimîn Timur'un Van kayasına sürdüğü toprağı bir aydan berü dibinden alarak deryâya dökerek mezkûr türâbın altı boş olup kûh-ı Bî-sütûna dönmüşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262a ·
metinde göster ·
… kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve
bir aydan
berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâles …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar
bir aydan
berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… ---) (---)(---)P 148b bir aya dak bir guruşa if‘âl bâbına çekmeğe kavl edüp
bir aydan
ücretin verüp ol herîf-i zarîf âhar diyâra gider. Eğer iktizâ edüp kalırsa bir …
Ve serâpâ şâfi‘iyyü'l-mezheblerdir. Ba‘zılar (---)(---)(---)(---) ından Zeydî mezhebdir derler. Nikâh-ı mut‘a oldur kim bir âdem ehl-i sefer olsa (---)(---)(---)P 148b bir aya dak bir guruşa if‘âl bâbına çekmeğe kavl edüp bir aydan ücretin verüp ol herîf-i zarîf âhar diyâra gider. Eğer iktizâ edüp kalırsa bir guruşa ve beş guruşa ol avret ile bir kavil dahi edüp yâhûd bir gayri avreti alup murâd [u] merâmı üzre geçinirler. Buna nikâh-ı mut‘a derler. Y 359a Bu şehr-i Mekke'de zamân-ı kadîmde olurmuş. Ol ecilden ehl-i Mekke mezmûmlardır. Ammâ asrımızda hakîr bu ahvâle vâkıf olmadık. Anlara iftirâdır, pâk mezheb çelebilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358b–Y359a ·
metinde göster ·
berü niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân-ı Mısır'ın kâseleri ve ibrîkleri ve ba …
Beri tarafda küpler içre kalan yılan maslûkasını bir aydan berü niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân-ı Mısır'ın kâseleri ve ibrîkleri ve bakracların dollâblardan çıkarup herkesin ismi resmi ve marazı bakracları üzre bir makramada Y 123b kâğıdlar içre yazılup ol yılan çorbası suyundan kâse ve bakraclara doldurup ba‘zı marîzlerine göre maslûka üzre dahi edviyeler zam edüp herkese kâse ve bakr[ac]ların teslîm edüp niçe yüz yere böyle yılan çorbası gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a–Y123b ·
metinde göster ·
… Velî âsitânesidir. Ve bir Mısır beği iki yüz tevâbi‘iyle kul beklemek kânûndur,
bir aydan
sonra bir beğ dahi gelir.
Ve şerî‘at tarafından Mısır mollâsı hazretlerinin hükmünde üç yüz pâyesiyle nâ’ibi hâkimdir. Ve Mısır defterdârı cânibinden mâl-ı pâdişâhî tahsîline iki yüz âdem ile gümrük emîni hâkimdir, beher yevm üzerine birer Mısrî kîse iltizâmdır. Ve Mısır yeniçerisi ocağından bir oda yeniçeri ile bir çorbacı gümrük mukâbelesinde yeniçeri tekyesinde hükûmet eder, mükellef âsitânedir, cümle der-i dîvârı âlât-ı silâh ile ârâste vü pîrâste Hacı Bektaş-ı Velî âsitânesidir. Ve bir Mısır beği iki yüz tevâbi‘iyle kul beklemek kânûndur, bir aydan sonra bir beğ dahi gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y134a ·
metinde göster ·
Evvelâ birinci hâkim Eski Mısır'da yedi kimesnedir. İbtidâ Mısır beğlerinden bir güzîde kerr ü ferr ve dârât sâhibi bir beğ üç yüz pür-silâh cündîsiyle beğlere meşrûta bir sarây-ı âlî vardır, anda sâkin olup hükm-i hükûmât edüp bir ay kâmil mehterhânesin çalup summât-ı Muhammedîsin bezl edüp bir aydan gayrı muhâfazacı beğ gelir, kânûn budur. Kankı beğ muhâfazası zamânında âyende vü revendeden ve şehir içinden bir şey’ nehb ü gâret ve serîka olunsa beğe iltizâmdır, elbette isbât olundukdan sonra beğe hükm ederler, bi-eyyi vechin kâne beğ hırsızları Q 210b ya bulur, ya garâme verüp mâl sâhibin mütesellî eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140b ·
metinde göster ·
… âyim geldi kim sahrâ-yı İdrîs'in içi devâbât-ı Hudâ ile mâl-â-mâl oldu. Ba‘dehu
bir aydan
sonra cânib-i erba‘ada olan asker-i nusret-me’âsire neccâblar gönderilüp anlar …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ada kâmil bir ay meks edüp asker-i nusret-şümâr tâ vilâyet-i İsvân'a varınca ne kadar âteş-perest ve gâv-perest ve pîl-perest âfitâb-perest diyârları var ise şebhûn salup rûz-merre ol kadar mâl-ı ganâyim geldi kim sahrâ-yı İdrîs'in içi devâbât-ı Hudâ ile mâl-â-mâl oldu. Ba‘dehu bir aydan sonra cânib-i erba‘ada olan asker-i nusret-me’âsire neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşer altışar esîr ve her at ve gayrı hayvânâtlar üzre her vilâyetin üsârâlarından esmerü'l-levn ve ahmerü'l-vech mahbûb u mahbûbeler ve zişt-rû Afnuvî şütürleb Zengîler geldi kim hisâbın Cenâb-ı İzzet bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·
… âb edüp bize yedirdiler. Kâmil bir ayda ol birâderimizi iki kişi tenâvül etdik.
Bir aydan
sonra hikmet-i Hudâ, bu bahr-i Okyûnûs'da gezerken bir telattum-ı deryâ bizi bi …
"Hindistân gemileri ile üç karındaş Hind'den Habeş'e giderken Portakal küffârları gemilerimiz alup üçümüzü dahi esîr eylediler ve gemi anbârı içre bizi habs etdiler. Hikmet-i Hudâ Hâlik-i kevneyn, bir karındaşımız merhûm olup na‘şın kebâb edüp bize yedirdiler. Kâmil bir ayda ol birâderimizi iki kişi tenâvül etdik. Bir aydan sonra hikmet-i Hudâ, bu bahr-i Okyûnûs'da gezerken bir telattum-ı deryâ bizi bir kenâra atup keştîmiz pâre pâre olup biz bir cebel-i âlîye firâr edüp bir âb-ı revânda gusl edüp ikişer rek‘at salât-i şükr kılup zî-rûh kısmı tenâvül etmeğe tevbe etdik. Sebebi oldur" deyü ağladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411b ·
metinde göster ·