… altı serâpâ boş olup âb-ı rakîk ile mâl-â-mâldır. Ve Ayasofya'nın tâ vasatında
bir bakır
kapaklı kuyu ağzı vardır, andan delveler ile su çekilüp cemâ‘at nûş edüp def‘-i …
Ve sahrîcin kırk çeşmenin serdâbiyle serdâbı memlû etdiler. Ve sahrîcin câ-be-câ yerlerin ta‘mîr ü termîm içün kayıklar peydâ etdiler. Hâlâ mezkûr kayıklar durup tâ Â’işe Sultân sarâyına ve Hasan Paşazâdeler ve Kudde Mehemmed Kethudâ ve Arslanhâne ve Sarây Meydânı ve Cebehâne-i Enderûn ve Sovuk Çeşmelere varınca merkûm sarâyların altı serâpâ boş olup âb-ı rakîk ile mâl-â-mâldır. Ve Ayasofya'nın tâ vasatında bir bakır kapaklı kuyu ağzı vardır, andan delveler ile su çekilüp cemâ‘at nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
Mukallid Çıkrıkcızâde Süleymân Çelebi: Kaşmer-i rind-i cihân idi. Bir dervîş,
bir bakkâldan
sehel bal isteyüp bakkâl vermeyüp dervîş bakkâlın balına bir efsûn edüp bakkâld …
Mukallid Çıkrıkcızâde Süleymân Çelebi: Kaşmer-i rind-i cihân idi. Bir dervîş, bir bakkâldan sehel bal isteyüp bakkâl vermeyüp dervîş bakkâlın balına bir efsûn edüp bakkâldan bir câriye bal alup câriye ve efendisi ve kadınısı baldan yeyüp edepde yellenüp âbdest boza boza kadıya varup kadı ve muhzırbaşı ve nâ’ib dahi baldan yeyüp anlar dahi cart cart def‘-ı rîh ederek muhzır ile bakkâlı ihzâr-ı şer‘ edüp bakkâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b ·
metinde göster ·
… çölistân-ı Bağdâd'dan istimâ‘ 341a olunur. Zîrâ üç ayak nerdübân ile çıkılır
bir bakırdan
işlenilmiş kös-i azîmdir kim Bağdâd kösü Rûm u Arab u Acem'de meşhûr[dur].
Evvelâ ba‘de'l-ışâ ve vakt-i Şâfi‘îde sekizer kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî faslı olur kim Mısır mehterleri faslından mükemmel fasıl ederler ve bir serhadde böyle mükellef mehterhâne yokdur. Cümle kırk neferdir. Kaçan kim İçkal‘ada fasıl etdiklerinde Şatt aşrı Kuşlar kal‘asında ve İmâm-ı A‘zam kal‘asında râygân istimâ‘ olunur. Ammâ bir mefret kös-i hâkânî vardır. Kaçan üstâd-ı kös-zen köse velvele ve debdebe etdikce bir mesâfe-i çölistân-ı Bağdâd'dan istimâ‘ 341a olunur. Zîrâ üç ayak nerdübân ile çıkılır bir bakırdan işlenilmiş kös-i azîmdir kim Bağdâd kösü Rûm u Arab u Acem'de meşhûr[dur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340b–341a ·
metinde göster ·
… avadır kim yerde tennûr içinde pişerler. Ol kadar büyükdür kim furuna sığmaz ve
bir baklavayı
üç yüz âdem yese doymaz. Tâ bu mertebe büyük ve lezîz ve kalındır, ammâ üstüne …
Ta‘rîf-i ni‘met-i me’kûlât: Cümleden baklava-yı Belgrad Rûm ve Arab u Acem'de meşhûrdur kim sûr-ı azîm ziyâfetlerinde kanlı araba tekerleği kadar bin kat güllâc ve hâs un yuf[k]asından tereyağı ve bâdem ile bir gûne baklavadır kim yerde tennûr içinde pişerler. Ol kadar büyükdür kim furuna sığmaz ve bir baklavayı üç yüz âdem yese doymaz. Tâ bu mertebe büyük ve lezîz ve kalındır, ammâ üstüne bir penez akçe bıraksan baklavaya batar. Tâ bu mertebe bir baklavası olur. Ve bâdemli ve darçın ve karanfilli ve za‘ferânlı lezîz zerdesi bir diyârda olmaz. Ve Mısır tavuğu add etdikleri kırmızı hortum burunlu tavuk kebâbı ve dolma tavuk kapaması ve sazan balığı ve mersin balığı furunu ve beyâz Latin ekmeği ve Zümon kaymağı ve yoğurdu ve (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
… ve kalındır, ammâ üstüne bir penez akçe bıraksan baklavaya batar. Tâ bu mertebe
bir baklavası
olur. Ve bâdemli ve darçın ve karanfilli ve za‘ferânlı lezîz zerdesi bir diyârd …
Ta‘rîf-i ni‘met-i me’kûlât: Cümleden baklava-yı Belgrad Rûm ve Arab u Acem'de meşhûrdur kim sûr-ı azîm ziyâfetlerinde kanlı araba tekerleği kadar bin kat güllâc ve hâs un yuf[k]asından tereyağı ve bâdem ile bir gûne baklavadır kim yerde tennûr içinde pişerler. Ol kadar büyükdür kim furuna sığmaz ve bir baklavayı üç yüz âdem yese doymaz. Tâ bu mertebe büyük ve lezîz ve kalındır, ammâ üstüne bir penez akçe bıraksan baklavaya batar. Tâ bu mertebe bir baklavası olur. Ve bâdemli ve darçın ve karanfilli ve za‘ferânlı lezîz zerdesi bir diyârda olmaz. Ve Mısır tavuğu add etdikleri kırmızı hortum burunlu tavuk kebâbı ve dolma tavuk kapaması ve sazan balığı ve mersin balığı furunu ve beyâz Latin ekmeği ve Zümon kaymağı ve yoğurdu ve (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
kadar taş yokdur. Nebâtât u giyâhâtlı bir vâdî-i hâmûndur kim her cânibe arabal …
Alaybeği köyüdür, ammâ bu sahrâlarda bir bakla kadar taş yokdur. Nebâtât u giyâhâtlı bir vâdî-i hâmûndur kim her cânibe arabalar işler ve ol kadar ot olur kim içinde atlı âdem gitse görünmez. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116b ·
metinde göster ·
… [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı arz-ı mu‘teberdir kim bu vâdîlerde aslâ ve kat‘â
bir bakla
mikdârı taş bulunmaz yerde binâ olunmuş bir kal‘a-i zîbâdır. Nehr-i Tımış kal‘a …
Bu kal‘anın zemîni bir çemenzâr ve mahsûldâr ve bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ve nebâtât [u] giyâhâtlı hâk-i pâk-i amber-pâka vâki‘ olup etrâfı gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı arz-ı mu‘teberdir kim bu vâdîlerde aslâ ve kat‘â bir bakla mikdârı taş bulunmaz yerde binâ olunmuş bir kal‘a-i zîbâdır. Nehr-i Tımış kal‘anın handakları içinden ve iç kal‘ası dibinden cereyân edüp kal‘a-i Pancova dibinde nehr-i Tuna'ya munsabb olup Erdel dağlarından tulû‘ etdiği bâlâda tahrîr olunmuş bir âb-ı hayâtdır. Ve dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
… dinesi gâyet çok olur. Anıniçün ganîmet şehirdir kim bir vukıyye beyâz nân pâre
bir bakır
peneze alınır. Koyun eti beş peneze, sığır eti üç peneze ve bir bukliçse yoğurd …
Mahsûlât-ı hubûbâtından dânedâr buğdayı ve yulafı ve darusu ve heldinesi gâyet çok olur. Anıniçün ganîmet şehirdir kim bir vukıyye beyâz nân pâre bir bakır peneze alınır. Koyun eti beş peneze, sığır eti üç peneze ve bir bukliçse yoğurd bir peneze ve yağ ve balın ganîmetin Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… vâsi‘ce meydânda bir somâkî kırmızı amûd-ı müntehâ üzre bir sofra-i azîm kadar
bir bakır
sînî içre bakırdan altun yaldızlı bir tâvûs sûreti vardır. Kaçan ki vakt-i zuhu …
İbret-nümâ-yı âhar: Bir köşe başında sehel vâsi‘ce meydânda bir somâkî kırmızı amûd-ı müntehâ üzre bir sofra-i azîm kadar bir bakır sînî içre bakırdan altun yaldızlı bir tâvûs sûreti vardır. Kaçan ki vakt-i zuhur oldukda tâvûs bir kerre bir sayha urup kanat kakup mezkûr bakır sînînin kenârında on iki kerre deverân u seyrân etdikçe on iki kerre kanatların birbirlerine urdukça sâ‘at sadâsı âdem kulakların asam eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b ·
metinde göster ·
… hsûsdur. Yılda on bin sığır bu cezîreye Anatolu'dan geçüp bu cezîre içre on gün
bir bakar
durunca bi-emri Hudâ âb [u] hevâsından ol kadar semîn ve cesîm olur kim ta‘bîr …
Ve meyvesinden gayri lezîz ve semîn ve latîf koyunu ve keçisi gâyet mukavvî luhûmları vardır. Ammâ cümleden sığır eti mezmûm iken bu diyârın sığırı kadar lezîz ve hafîf ve serî‘ü'l-hazm bakar bir diyâra mahsûs değildir illâ Sakız'a mahsûsdur. Yılda on bin sığır bu cezîreye Anatolu'dan geçüp bu cezîre içre on gün bir bakar durunca bi-emri Hudâ âb [u] hevâsından ol kadar semîn ve cesîm olur kim ta‘bîr olunmaz. Cümle halkı lahm-ı bakar yerler, zîrâ hukemâ kavlince lahm-ı bakar tenâvül eden zeyrek ve tîz-fehm olur. Zîrâ bakar çobansız hânesin bilür müdrikdir ve tabî‘ati müshil olduğundan lahmın tenâvül edenin dahi tabî‘ati i‘tidâl üzre olup dîdelerinin kuvvet-i basarı ziyâde olduğundan münakkaş hayâl-pesend kârları vardır. Ve hakîkatü'l-hâl koyundan lezîz bakarı vardır. Ve beyâz ekmeği ve yağlı çöreği dahi meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y62a ·
metinde göster ·
… imâreti ve kiları ve mahzenleri var. Sabâh ve ahşam hânda hâzır olan müsâfirîne
bir bakır
sini çorba ve âdem başına bir nân ve her ocak başına birer şem‘a verüp ni‘meti …
Ve bu haremin cânib-i şimâlinde yigirmi kubbe imâreti ve kiları ve mahzenleri var. Sabâh ve ahşam hânda hâzır olan müsâfirîne bir bakır sini çorba ve âdem başına bir nân ve her ocak başına birer şem‘a verüp ni‘meti mebzûldür. Ve cümle at başına birer yem verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y238b ·
metinde göster ·
… r. Bu Mîne bâzârında kûh-ı Elburz kadar taş yığılmak gerek idi. Huccâc gitdikde
bir bakla
kadar taşın Y 324a vücûdu kalmayup gâyib olur. Cümlenin ma‘lûm[u] bir ibret-n …
Der beyân-ı mahall-i recemât: Ve bu recm atılan mahal Mîne bâzârı içinde tarîk-ı âmm üzre biraz alçak binâ mîllerdir. Ammâ üçüncü cemerât yeri bir kârgîr köhne binâ dîvârdır. Ammâ ey ahbâb-ı vefâ, bunda bir acîb ü garîb hikmet vardır. Niçe kerre yüz bin huccâc bu mahalle gelüp her huccâc üç gün üçer kerre yedişer taş atup cümle taşlar altmış iki taş olur. Bin seksen yıldan berü bu recemâtlara her sene recemât taşları atılır. Bu Mîne bâzârında kûh-ı Elburz kadar taş yığılmak gerek idi. Huccâc gitdikde bir bakla kadar taşın Y 324a vücûdu kalmayup gâyib olur. Cümlenin ma‘lûm[u] bir ibret-nümâ temâşâ-yı sırr-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y323b–Y324a ·
metinde göster ·